KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 10 Temmuz 2025
- Dosya no
- 2025/682
- Karar no
- 2025/1262
- İncelenen kararın mahkemesi
- İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Tarihi
- 05/02/2025
- Numarası
- 2024/787 Esas, 2025/93 Karar
- Dava
- Menfi Tespit
Karar Metni
1.113 kelime·6 dk okuma
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın hukuki yarar yokluğu nedeniyle usulden reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; davalı tarafından müvekkili firma aleyhine İstanbul ...
İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, ancak müvekkilinin herhangi bir borcu olmadığını, taraflar arasında herhangi bir ticari yada başkaca bir ilişki bulunmadığını, icra takibinin sırf müvekkil firmayı mağdur etmek adına başlatıldığını, ödeme emrinin tebliği üzerine asıl alacağa, borca, ödeme emrine, avukatlık ücretine, faiz oranına ve işlemiş faize , ferilerine ve yetkiye itirazlarını sunduklarını, takibin haksız ve kötü niyetli olduğundan bahisle müvekkil firmanın takibe dayanak faturalardan dolayı borçlu olmadığının tespitine,
takip konusu alacağın %40' ından az olmamak üzere müvekkilinin haksız takip ve işbu dava sebebiyle uğradığı zararların tazminine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, savunmasında özetle; davacının işbu menfi tespit davasını açmakta hukuki yararı bulunmadığını, davacının itirazı üzerine icra takibinin durduğunu, 08/12/2024 tarihinde İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/755 Esas sayılı dosyası ile itirazın iptali davası açıldığını, mahkemede açılan dava ile İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/755 Esas sayılı dosyasının dava konusunun aynı olduğunu, davacının tüm talep ve iddialarını asıl dava olan İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/755 esas sayılı dosyasında ileri sürebileceğini,
bu sebeple huzurdaki davanın açılmasında hukuki yarar bulunmadığından bahisle davanın dava şartı yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Uyuşmazlığın çözümünde öncelikle itirazın iptali davasının görüldüğü esnada aynı uyuşmazlığa ilişkin aynı taraflarca menfi tespit davasının açılmasında hukuki yararın olup olmadığının belirlenmesi gerekmektedir. Zira 6100 sayılı HMK 114.maddesinde hukuki yarar dava şartları arasında sayılmıştır.
HMK 115. maddesi hükmü gereği dava şartları yargılamanın her aşamasında mahkemece re'sen gözetilmedir.
Bu sayede, iç hukukumuzun bir parçası olan Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına İlişkin Sözleşme)'nin 6.maddesi ve 1982 Anayasası'nın 36. maddesinde düzenlenen “hak arama özgürlüğü” nün dürüstlük kuralına uygun kullanılması sağlanabilecek; bu durum, haksız davalar açmak suretiyle, dava hakkının kötüye kullanılmasına karşı bir güvence oluşturacaktır.
Dava açmaktaki hukuki yarar; hukuk düzenince kabul edilmiş meşru bir yarar olmalı, bu yarar dava açan hak sahibi ile ilgili olmalı ve dava açıldığı sırada ve devam eden süreçte halen mevcut bulunmalıdır. Ayrıca açılacak davanın, ortaya çıkacak tehlikeyi bertaraf edecek nitelikte olması gerekir. Bir kimsenin hakkına ulaşmak için mahkeme kararının o an için gerekli olması durumunda hukuki yararın olduğundan sözedilebilir.
Bir mahkeme kararına ihtiyaç yoksa hukuki yarardan söz edilemez. (Pekcanıtez, H./Atalay, O./ Özekes, M.: Medeni Usul Hukuku, Ankara 2011, s.297) ( Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 2018/60E- 2020/3257 K sayılı 30.06.2020 tarihli kararı) Davacının dava hakkına sahip olması, dava açabilmesi için tek başına yeterli olmadığı gibi ideal veya ekonomik yarar da yalnız başına yeterli değildir. Davacının, hakkına kavuşmak için mahkeme kararına muhtaç olması gerekir.
Somut olayda; taraflar arasında aynı konudaki uyuşmazlıkla ilgili olarak davalı tarafından, davacı aleyhine (iş bu davadan önce) İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/755 Esas sayılı dosyasında itirazın iptali davası açılmıştır.
Derdest bulunan bu davada davalı sıfatıyla bulunan davacının tüm savunmalarını ileri sürdüğü/sürebileceği aynı iddialarla bu kez aynı konuda davalı hakkında menfi tespit davası açmasında hukuki yararının bulunmadığı..." gerekçesiyle, davanın hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle.
Mahkemenin, müvekkilinin iddialarını ve delillerini incelemeden doğrudan dava şartı yokluğu nedeniyle ret kararı vermek suretiyle müvekkilinin savunma haklarını kısıtladığını, bu durumun hukuka aykırı olup, mahkeme tarafından maddi vakıaların da değerlendirilerek karar verilmesi gerektiğini, İcra ve İflas Kanununun 72.maddesi uyarınca, borçlu, kendisine yöneltilen haksız ve dayanaksız icra takibi karşısında menfi tespit davası açarak borçsuzluğunu tespit ettirme hakkına sahip olduğunu,
menfi tespit davası ile itirazın iptali davası arasında talep yönünden farklılık bulunduğundan ayrıca menfi tespit davası sonucunda müvekkilinin borçlu olmadığı hukuki olarak kesinliğe kavuşacağından ve talep sonucunda belirtildiği kötüniyet tazminatına hükmedilebileceğinden bu davayı ikame etmekte hukuki yararları bulunduğunu, müvekkili, hakkındaki icra takibine itiraz ettiğini ve takibin durduğunu, ancak takibin durmasının, müvekkilinin borç tehdidinden tamamen kurtulması anlamına gelmediğini, davalı tarafın takibe devam edebilme ihtimali ve itirazın iptali davasının sonucunun belirsizliği,
müvekkilinin menfi tespit davası açmasında meşru bir hukuki yarar olduğunu gösterdiğini, yine, itirazın iptali davası devam ettiği sürece müvekkil üzerinde “borçlu olma tehdidi” devam ettiğine, bu tehdit, müvekkilinin ticari itibarını zedeleyip ekonomik faaliyetlerini olumsuz etkilediğini, AİHS’nin 6. maddesi ve Anayasası’nın 36. Maddesi uyarınca, herkesin mahkemeye erişim hakkı ve adil yargılanma hakkı bulunduğunu, mahkemenin esasa girmeden davayı usulden reddetmesinin, müvekkilinin adil yargılanma hakkını açıkça ihlal ettiğini, müvekkilinin hakkını ispat edebilmesi için yargılamanın esasıyla ilgili delillerin incelenmesi gerekmekteyken,
bu hakkının elinden aldığını, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE Dava, İİK'nın 72/3 maddesi uyarınca takipten sonra açılmış menfi tespit davasıdır. İlk derce mahkemesince yazılı gerekçe ile davanın hukuki yarar dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiş, karara karşı davacılar vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Eldeki menfi tespit davasının 18.12.2024 tarihinde açıldığı anlaşılmaktadır.
Davacılar vekilince eldeki menfi tespit dava dilekçesinde, davalı tarafından davacı aleyhine İstanbul ... icra müdürlüğünün ... E sayılı dosyası ile başlatılan icra takibi nedeniyle davacının davalıya borçlu olmadığının tespiti istenmiştir.
Aynı icra takip dosyasına davacı yanca itiraz edilmesi üzerine, iş bu davanın davalısı tarafından, davacı aleyhine iş bu menfi tespit davasından önce, 08.12.2024 tarihinde İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/755 E sayılı dosyasında İİK'nın 67. maddesi uyarınca itirazın iptali davası açıldığı ihtilafsızdır.
Davacının aynı takip dosyası kapsamında davalı tarafından aleyhine açıldığı ihtilafsız olan itirazın iptali davasında, iş bu menfi tespit davasında ileri sürdüğü iddiaların savunma nedeni olarak ileri sürebilmesi mümkün olmakla, itirazın iptali davasından sonra açılmış olan eldeki menfi tespit davasında davacının hukuki yararının bulunmadığı açıktır. Bu nedenle mahkemece verilen karar isabetli olup, aksi yöndeki istinaf nedenleri yerinde değildir.
İlk derece mahkemesinin kararında ve gerekçesinde yasaya ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi, E. 2025/682, K. 2025/1262, 10 Temmuz 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama