KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15.HUKUK Dairesi
- Mercii
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 5 Aralık 2023
- Dosya no
- 2021/15
- Karar no
- 2023/1363
- İncelenen kararın mahkemesi
- İSTANBUL ANADOLU 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 19/12/2019
- Numarası
- 2017/926 Esas, 2019/1233 Karar
- Davanın konusu
- İtirazın İptali
Karar Metni
1.487 kelime·7 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili; davacı şirketin ahşap kapı ve pencere işleri ile iştigal ettiğini, davalı ... şirketinin FETÖ terör örgütü ile ilişkili olduğunun tespit edilmesi nedeniyle kayyım atandığını, davalı şirketin İstanbul'da bir çok projesindeki dairelerin iç kapıları, vestiyer ve pervazları ve süpürgeliklerin imalat ve montajları davacı şirket tarafından yapılarak teslim edildiğini,
davalı şirketin yapmakta olduğu "..." projesindeki dairelerin laminant kaplamalı iç kapılarının imalatı ve montajı ile ilgili olarak taraflar arasında 11.08.2015 tarihli Taşeron Sözleşmesi ile aynı projedeki A Blok Laminant kaplamalı daire giriş kapılarının imalat ve montajı ile ilgili olarak 02.11.2015 tarihli Taşeron Sözleşmesi,
... projesindeki dairelerin iç kapılarının imalat ve montajı ile ilgili olarak da 07.12.2015 tarihli taşeron sözleşmesi akdedildiğini, davacı şirketin her 3 projedeki edimini ifa ettiğini, davalının 15.06.2016 tarihli görüşmesinde borcundan mahsup edilmek üzere ... nolu 26.10.2016 keşide tarihli çek verdiğini, çekin vadesinde karşılığının çıkmadığını, bu çek bedelinin tahsili için 26.12.2016 tarihinde İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ...
E. sayılı dosyası ile açık hesap bakiye tutarı olan 213.235.72 TL'nın tahsili için İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ...
Esas sayılı dosyası ile 26.12.2016 tarihinde takibe geçildiğini, ancak davalının her iki takibe de itiraz ettiğini, davalı şirketin davacıya keşide ettiği 51.870,00 TL hizmet bedeli 9.336,00 TL olmak üzere toplam 61.206,00 TL tutarlı 30.11.2016 tarihli faturanın davalı şirkete gönderildiğini, ancak davalının hakediş onay süreçleri tamamlanmadığından bahisle faturaya itiraz edildiğini, halbuki davalı tarafından düzenlenen 27.12.2016 tarihli yüklenici hakediş raporu ile davacı şirketin hakkedişinin 52.650,00 TL olduğunun belirlendiğini, KDV ilave edildiğinde davacı şirketin daha düşük fatura keşide ettiğinin ortaya çıktığını belirterek,
itirazın iptaline ve %20 icra inkar tazminatının tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece; bilirkişi incelemesi ile; davalının usulüne uygun olarak tutulmuş ticari defter ve kayıtlarına göre davacı yana 153.585,16 TL bakiye borcunun bulunduğunun tespit edildiği, davalının usulüne uygun tutulmuş kayıtlarının kendisi aleyhine delil teşkil ettiği, bu yönü ile davacının alacağını ispatladığının kabulünün gerektiği, davacının bakiye 61.206,60 TL bedelli alacağına ilişkin olarak düzenlenen faturanın hak ediş sürecinin tamamlanmadığından bahisle davalı tarafça noter kanalı ile iade edildiği, ancak takip tarihinden bir gün sonra 27/12/2016 tarihinde, davalı tarafça hak ediş raporunun düzenlendiği,
davalının esasen alacağın muaccel olmadığı yönünde itirazda bulundukları, sözleşmelerin ilgili maddeleri ile ödemelerin hak ediş sürecinin tamamlanmasından sonra yapılacağı belirtilmiş ise de; dosya kapsamında mevcut bilgi ve delillerden anlaşıldığı üzere sözleşme konusu işlerin hak ediş raporunun düzenlenmesinden ve takip tarihinden önceki bir tarihte bitirildiğinin sabit olduğu gerekçesiyle, her ne kadar bilirkişiler tarafından davacı alacağı 214.156,12 TL olarak tespit edilmiş ise de, davacı tarafça icra takibi ile 213.235,72 TL'nin talep edilmesi sebebiyle taleple bağlılık ilkesi uyarınca işbu tutarı üzerinden davanın kabulüne,
İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı takip dosyasına yapılan itirazın iptaline, takibin devamına, likit bir alacak bulunmaması nedeniyle icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde; davanın itirazın iptali davası olduğu, genel yargılama usulüne göre genel hükümler kapsamında maddi gerçeğin araştırıldığı hususlarının öncelikli ve dikkatli olarak göz önüne alınması gerektiğini, dava kapsamında salt faturaların incelenmesi değil faturaya konu malın teslim edilip edilmediği,
hizmetin sunulup sunulmadığı hususlarının araştırılması gerektiğini, ispat yükünün davacı yanda olduğunu, fatura ibrazı yanında söz konusu faturalara konu mal ve hizmetin sunulduğunun da ispat edilmesi gerektiğini, her iki tarafın ticari defterleri birbiriyle çelişmekte ve taraf defterlerinin birbiriyle örtüşmediğini, ticari defterlerin delil vasfının kazanmasının şartlarından birisi de defteri sunan tarafın tüm kayıtlarının birbiriyle örtüşmesi olduğunu, davacının sevk irsaliyesi ile mal veya hizmeti davalının davacı şirkete sunduğunu ispatlayamadığını, bilirkişi raporlarıyla da sabit olduğunu,
30.11.2016 tarihli faturaya konu hak ediş raporunun onay tarihinin icra takibi sonrası olduğunu, davacı tarafından düzenlenen 61.206,60TL bedelli fatura alacağının icra takibi tarihi itibariyle muaccel olmaması nedeniyle icra takibine konu olamayacağını, mahkemenin bu hususu dikkate almadan kabul kararı vermiş olmasının hatalı olduğunu, dosya kapsamında alınan bilirkişi raporlarının eksik inceleme neticesinde düzenlendiğini, taraf defterlerinin birbiriyle çelişmesi ve birbiriyle örtüşmemesi nedeniyle ticari defterlerin delil vasfının kalmadığını, ticari defterlerin hükme esas alınarak hüküm kurulmasının hatalı olduğunu belirterek,
yerel mahkeme kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı yüklenici, davalı iş sahibidir.
Davalı şirkete ait inşaat projelerinde kapı, pencere, ağaç işleri, laminat parke işlerinin yapılması için taraflar arasında 11.08.2015, 02.11.2015 ve 07.12.2015 tarihli farklı projeler için sözleşme imzalanmıştır.
Davacı taraf, davalı şirkete 15 Temmuz 2016 darbe girişimi kapsamında FETÖ terör örgütüne iktisaplı olması sebebiyle kayyım atandığını, edimlerini tamamlamak suretiyle teslim etmelerine rağmen davalı şirkete kayyum atanması sebebiyle kesin hesapların yapılamadığını, bakiye iş bedelinin ödenmediğini, girişilen icra takibine itiraz üzerine durması sebebiyle, icra takibine yapılan itirazın iptali ile takibin devamına, %20 icra inkar tazminatının tahsiline karar verilmesini talep etmiş; davalı taraf ise süresi içerisinde cevap dilekçesi sunmamıştır.
Mahkemece, bilirkişi raporu itibariyle davalı ticari defterlerinde 153.585,16 TL borç bulunduğunun kayıtlı olduğu, davacı tarafça bakiye alacak için kesilen 61.206,60 TL bedelli fatura hakediş henüz tamamlanmadığından davalı ticari defterlerinde yer almadığını kabul ederek davacının 214.156,12 TL alacaklı olduğu, icra takibi ile 213.235,72 TL talep edildiğinden taleple bağlılık ilkesi gereğince 213.235,72 TL üzerinden davanın kabulüne karar verilmiştir.
Taraflar arasında 11.08.2015 tarihli , 02.11.2015 tarihli ve 07.12.2015 tarihli olmak üzere davalı tarafından yürütülmekte olan inşaatlarda ağaç işleri, laminat parke yapılması, kapı ve pencere yapılması vb. İşlere yönelik taşeron sözleşmesi imzalanmıştır. Taşeron sözleşmelerinde davacı edimini tamamlayıp teslim ettikten sonra, davalı iş sahibi tarafından onaylanması ile alacağın muaccel olacağı kararlaştırılmıştır.
Mahkemece alınan bilirkişi raporunda; davalı ticari defterlerinde 152.029,00 TL borçlu olduklarının kayıtlı olduğu ve yine bu miktar alacağın davacı ticari defterlerinde alacak olarak kayıtlı olduğu tespit edilmiş olup, davacının icra takibi itibariyle 152.029,00 TL alacaklı olduğu hususunda bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Bu nedenle bu miktar itibariyle davanın kabulüne karar verilmiş olması yerinde olmuştur.
Bununla birlikte, davacı taraf 62.127,00 TL için düzenlemiş olduğu fatura konusu alacağın davalı tarafından 27.12.2016 tarihli 6. Hakedişde düzenlenerek kabul edildiği görülmektedir. Davacı taraf itiraza konu icra takibini 26.12.2016 tarihinde başlatmış olup, icra takip tarihi itibariyle taraflar arasındaki sözleşme gereğince onaylanmış ve muaccel hale gelmiş bir alacak bulunmamaktadır.
Mahkemenin icra takip tarihinden 1 gün sonra 62.127,00 TL alacağın onaylandığı anlaşıldığından, mahkemece icra takip tarihinde davacının edimini yerine getirmiş olduğu gerekçesi ile 62.127,00 TL alacak yönünden de davanın kabulüne karar verilmiş olması hatalı olmuştur. Davacının icra takibi talep ettiği 62.127,00 TL fatura kapsamındaki alacak takip tarihi itibariyle taraflar arasındaki sözleşme gereğine onaylanmadığından muaccel değildir.
Mahkemece bu talep yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu şekilde davanın kabulüne karar verilmiş olması doğru olmamıştır. Mahkemece davacının icra inkâr tazminatı talebinin reddine karar verilmiş olup, istinaf eden tarafın sıfatına göre, davacının %20 icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmesi de usul ve yasaya uygun bulunmuştur.
Açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin istinaf talebinin kısmen kabulü ile, yerel mahkeme kararının HMK'nın 353/1-b-2. bendi gereğince kaldırılarak, davanın kısmen kabulü ile, 152.029,00 TL yönünden itirazın iptali ile takibin devamına, fazlaya ilişkin taleplerin reddine, %20 icra inkar tazminatı talebinin reddine dair yeniden esas hakkında karar verilmesi gerekmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi, E. 2021/15, K. 2023/1363, 5 Aralık 2023 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama