KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15.HUKUK Dairesi
- Mercii
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 16 Nisan 2025
- Dosya no
- 2021/1949
- Karar no
- 2025/382
- İncelenen kararın mahkemesi
- İSTANBUL ANADOLU 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 18/03/2021
- Numarası
- 2018/1515 Esas, 2021/192 Karar
- Davanın konusu
- Tazminat (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan
Karar Metni
2.059 kelime·10 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ
Dava; eser sözleşmesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkin olup, mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı taraf vekillerince istinaf talebinde bulunulmuştur.
Davacı vekili; taraflar arasında davalı şirketin AVM üzerindeki teras katta işyerine ait dış mekan yer kaplamalarının her türlü hava koşullarına (yağmur, kar, su, nem, rüzgar vs.) yoğun kullanım alanlarına dayanaklı özellik ve nitelikte yapılması hususunda anlaştıklarını, yapılacak kaplamanın suya ve insan yoğunluğuna bağlı olarak dış mekan koşullarına uygun olacağım da garanti ettiklerini, davalıya müvekkili şirketçe fatura karşılığı 13.04.2018 tarihinde 9.683,38TL ve 04.05.2018 tarihinde 21.316,63TL olmak üzere toplam 31.000,00TL ödeme yapıldığını, davalı tarafından yapılan anlaşmaya bağlı olarak dış mekan kaplamlarının yapılmış olduğunu,
kaplamaların zaman içinde kabarma şeklinde şişmeler meydana gelmiş olduğunu. bu husus davalıya noter ihtarı ile bildirildiğini, davalının gereken düzeltmelerin yapılmadığını, aradan uzun biz süre geçmesine rağmen müvekkili şirket mağduriyetinin giderilmemesi üzerine Anadolu 6.Sulh Hukuk Mahkemesinin 2018/114 D.İş sayılı dosyasında durum tespiti yaptırılarak rapor aiınmış olduğunu, öne sürerek;
müvekkili tarafından davalıya ödenen 31,000,00TL'nin ödeme gününden itibaren ticari faizi ile birlikte müvekkiline ödenmesini, davalının hatalı ve kusurlu yaptığı iş nedeniyle maliyet artışının ve yapım sürecindeki iş kaybının davalıdan tazmini için şimdilik 10.000,00TL maddi tazminatın ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsilini, hatalı yapılan zemin nedeniyle müşterilerin ve personel kayıp düşmesi, düşme tehlikesi atlatması nedeniyle, müvekkilin prestij kaybı nedeniyle 15.000,00TL manevi tazminatın faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, davalı şirket çalışanları davacı işyerinde keşif yapmış olduğunu, davacıya işletme üzerinin kapatılıp kapatılmayacağının sorulduğunu, malzemenin dış alana en uygunun ... dış budak ürününü olduğunu, davacının bulunduğu AVM de dava dışı işyerlerinde aynı ürünün kullanılmış olduğunu, müvekkili çalışanları işletme üzerinin kapatılmayacaksa ürünlerin birbirine klipsle bağlanması şeklinde yapılmasını önerdiğini, davacı şirket yetkilileri işletme üzerinin kapatılacağını ve klipsle bağlanmadan yapılmasını istendiğini, taraflar arasındaki akdinde buna göre kurulmuş olduğunu, söz konusu yere kaplama yapılırken yere ızgara döşenmiş,
parke altına kontrplak uygulanmış vc çift kompanentli tutkal kullanılmış olduğunu, davacı ile yapılan antlaşmada yapılacak işler tutarının 14.750.-Euro olduğunu, buna karşılık davacının şirketlerine 31.005,50TL ödeme yapılmış olduğunu, davacının kalan bakiye tutarı müvekkiline ödememiş olduğunu. Kalan alacakları Türk parasına çevrilerek davacı şirket aleyhinde Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ...
E sayılı dosyasında icra takibi yapıldığı, davacının itirazı ile takibin durmuş olduğunu, davacı şirketin yaptırmış olduğu tespit sonucu düzenlenen bilirkişi raporunu da kabul etmediklerini, süresi içinde de itiraz etmiş olduklarını, savunarak haksız ve mesnetsiz davanın reddini talep etmiştir. Mahkeme, davacının iade ve fili zararı.
Dava konusu imalatların dış mekana uygun işçilik ve malzeme ile yapılmadığı, teknik açıdan hatalı olduğu ve gizli ayıp niteliği taşıdığından davacı tarafından ödenen 31.000,00 TL nin iadesine, yapım sürecindeki iş kaybı talebiyle ilgili olarak, davacının eksik ve kusurlu imalat nedeniyle ne gibi iş kaybı olduğu, işyerinin hangi tarihler arasında müşteri kaybına uğradığı, uğranılan zarar ve miktarının ne olduğu konusunda ispat yükünün davacıda olduğu ve dosyaya bu konuyla alakalı delil sunulmadığı,
bu sebeple bu talebin reddine, “ hatalı zemin yapımı sonucu, düşen veya düşme tehlikesi atlatan personel ve müşterilerden kaynaklanan prestij kaybı nedeniyle, işletilecek faizi ile birlikte 15.000,00 TL manevi tazminatın talebi itibariyle, manevi tazminat koşullarının oluşmaması sebebiyle bu talebin reddine karar vermiştir.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde, gerekçeli kararda yapım sürecindeki iş kaybı talebiyle ilgili olarak müvekkil şirketin eksik ve kusurlu imalat nedeniyle ne gibi iş kaybı olduğu konusunda ispat yükünün müvekkil şirkette olduğu ancak dosyada bu hususa ilişkin delil mevcut olmadığı belirtilmişse de bu tespitin hatalı olduğunu, mahkemenin de katılımıyla gerçekleşen keşif incelemesi neticesinde hazırlanan keşif zaptı ile ayıplı hizmet nedeniyle müvekkil şirketin yaşamış olduğu iş gücü kaybı açıkça ortaya konmuş ve ispatlanmış olduğunu,
müvekkili şirketten zarar miktarının net şekilde belirtilmesinin ve bu zarara ilişkin somut deliller sunmasının beklenmesinin açıkça hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, mahkemenin kazanç kaybına ilişkin talebin haksız şekilde reddettiğini, yeniden yapım bedeline ilişkin talebin ise değerlendirme konusu dahi yapılmadığını ve bu talebe ilişkin gerekçeli kararında hiçbir açıklamaya yer verilmediğini, 01.12.2019 tarihli bilirkişi raporunda da şikayet edilen işlerin bir kısmının müvekkili şirket tarafından giderilerek kullanıldığının açıkça belirtildiğini,
davalının ayıplı hizmetinin giderilmesine ilişkin masrafların müvekkile bırakılmasının da hukuka aykırı olduğunu, gerekçeli kararda yeniden yapım bedellerinin ödenmesine ilişkin taleplerinin inceleme ve değerlendirme konusu yapılmadığını ve kabul ya da red yönünde herhangi bir hüküm de kurulmadığını, eksik hükme itiraz ettiklerini ve hükmün kaldırılarak söz konusu talepler yönünden de inceleme ve değerlendirme yapılarak yeniden hüküm kurulmasını talep ettiklerini, davalının eyleminin müvekkilinin ticari itibarına zarar verecek şekilde prestij kaybına sebebiyet vermediği,
manevi tazminat koşullarının oluşmadığı yönündeki tespitin kabulünün mümkün olmadığını, müvekkilinin dava konusu uyuşmazlık nedeniyle ilk günden itibaren manevi açıdan da ciddi anlamda zarar gördüğünü, manevi tazminatın koşulları gerçekleşmiş olup talebin reddine ilişkin kararı kabul etmediklerini belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde, istinaf incelemesi neticesinde kaldırılması talep edilen kararın hatalı ikinci bilirkişi raporuna göre karar verildiğini, iki bilirkişi heyet raporu arasındaki ihtilafın kaldırılması için nihai bir rapor alınması gerekirken, HMK 403. maddesi tahtında müvekkilin gıyabında yapılmış olup, müvekkilin yönelteceği sorular ve itirazlar dikkate alınmadan tüm saygımızla gayet özensiz bir şekilde kaleme alınan bilirkişi raporu ile bidayet mahkemesince yaptırılan ilk rapor arasındaki ihtilafın giderilmesine yönelik rapor alındığını, nihai rapor talebinin reddedildiğini,
karar metninde tanık ..n'ın ifadelerine yer verilmediği gibi kararın mevcut şekliyle irad edilmesi durumunda talep edilen davacının "kullanma yararının" hesap ve mahsup edilmesiyle ilgili de herhangi bir izahat yapılmadığını, tanıkların ispata yarar ve usulen istinat edilmesi caiz beyanlarının dikkate alınmadığını, davacı lehine vekâlet ücreti takdirinin de doğru olmadığını, kullanıma uygun olmadığı belirtilen alanın davacı tarafından 2 yıldan ziyade bir zaman kullanıldığını, mahsup talebinin mevcudiyetine rağmen mahkemece kullanma yararının hesap edilerek mahsup edilmesine yönelik talebin dikkate alınmadığını,
davacının dava dilekçesini imza eden vekilinin daha ilk celse cereyan etmeden azledildiğini, ilk celseden son celseye kadar dosyada davacı tarafı temsilen hiçbir vekil bulunmadığını, hiçbir usuli işlem vekil tarafından takip edilmediğini, zorunlu hiçbir usuli işlemi icra ve hiçbir celseye iştirak etmemiş olan vekil dolayısıyla vekâlet ücretine karar verilmesinin doğru olmadığını belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık TBK 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı iş sahibi, davalı ise yüklenicidir.
Davada davacı, davacıya ait AVM'de bulunan işyerinin dış mekan yer döşeme işinin yapılması konusunda davalı şirket ile anlaştıklarını, davalı edimini tamamladığını ancak yağmur ile birlikte kabarcıklar oluştuğunu, davalı değiştirmek yerine göstermelik tamirat yaptığını ancak yine kabarcık ve şişmeler olduğunu, bir kısım bölge kapattıklarını, 15.8.201 tarihinde ihtarname çektiklerini ayrıca İstanbul Anadolu 6 Sulh Hukuk Mahkemesinin 2018/114 değişik esas ile tespit yaptırdıklarını, davalıya iş sebebiyle 31.000,01 TL ödediklerini belirterek davalıya ödenen iş bedelinin tahsilini,
maliyet artışının ve yapım sürecinden dolayı iş kaybı sebebiyle şimdilik 10.000,00 TL ve hatalı zemin sebebiyle müşteriler ve personelin düşmesi sebebiyle oluşan manevi zararlar için 15.000,00 TL tahsilini talep etmiştir.
Davalı, taraflar arasında dış mekan yapılması konusunda anlaştıklarını, ... dış budak malzemesi kullanarak edimi tamamladıklarını, davacı işyeri çevresinde birçok işyeri aynı kaliteli malzemeyi kullandıklarını, davacı tarafa üstü kapatılmayacaksa klipsli deck ile yapılması gerektiği söylendiğini ancak davacı taraf kabul etmediklerini, davacı taraf edimin yapıldığı alanın üstü kapatılmadığını bu sebeple sorular çıktığını, iş bedeli olarak 14.750,00 Euro almaları gerekirken 31.005,50 TL aldıklarını,
bakiye alacakları için İstanbul Anadolu ...İcra müdürlüğünün ... icra takip dosyası ile takibe başlattıklarını belirterek davanın reddini talep etmiştir. Mahkeme, davalının yapmış olduu imalatların dış mekana uygun işçilik ve malzeme ile yapılmadığı, teknik açıdan hatalı olduğu ve gizli ayıp niteliğinde olduğunu kabul ederek davacı tarafından ödenen 31.000,01 TL bedelin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, eksik ve kusurlu imalat nedeniyle ne gibi iş kaybı olduğu,
hangi tarihlerde müşteri kaybına uğranıldığına ilişkin hususları ispat edilemediğinden taleplerin reddine, hatalı zemin sebebiyle düşen veya düşme tehlikesi geçen personel ve müşterilerden kaynaklı prestij kaybı sebebiyle açılan manevi tazminat talebinin, dava konusu olayda gerçekleşmediği gerekçesi ile davanın bu talep yönünden reddine karar vermiştir. Somut olayda, taraflar arasında davacıya ait iş yerinin dış mekan döşeme işi yapılması hususunda taraflar anlaşmışlardır.
Davalı yüklenici edimini tamamlamak suretiyle davacı iş sahibine teslim etmiştir. Davacının edimine konu işlerin ayıplı olduğu anlaşılmış olup, bilirkişi heyetinden alınan 26.10.2020 tarihli raporu itibariyle davacı taraf ayıplı imalat sebebiyle ödemiş olduğu 31.000,00 TL bedeli talep etmekte haklı olduğu anlaşılmıştır.
Mahkemece hükümde yazılı olduğu şekilde ödenen iş bedeli olan 31.000,00 TL'nin tahsili, manevi tazminat talebinin reddi ve iş kaybına ilişkin dava dosyasına ispat delili sunulmamış olması sebebiyle tazminat talebinin reddine karar verilmiş olması doğru olmuştur.
Açıklanan nedenlerle, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılan istinaf incelemesi sonucunda, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebeplerine göre, mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, taraf vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b-1. bendi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi, E. 2021/1949, K. 2025/382, 16 Nisan 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama