KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15.HUKUK Dairesi
- Mercii
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 9 Nisan 2025
- Dosya no
- 2021/1953
- Karar no
- 2025/333
- İncelenen kararın mahkemesi
- İSTANBUL 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 08/12/2020
- Numarası
- 2018/557 Esas, 2020/672 Karar
- Davanın konusu
- İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan
Karar Metni
1.619 kelime·8 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili, taraflar arasında, davacı tarafından temin edilecek ham madde ile davalı tarafın yedek parça imal edeceği ve söz konusu yedek parçaları davacıya teslim edeceği hususunda mutabakata varıldığını, bu kapsamda davacının temin ettiği ham maddeler için 20.02.2017 tarihli 18.266,40 TL, 27.02.2017 tarihli 2.644,50 TL, 28.03.2017 tarihli 39.081,95 TL bedelli toplamda 61.358,85 TL bedelli üç adet faturanın tanzim edilerek davalıya tebliğ edildiğini, davalının, adına kesilen 3 adet fatura borcunu ödemediğini ve malları da teslim etmediğini, bu çerçevede davalı aleyhine İstanbul ...
İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile icra takibine başlandığını, davalının itirazlarının yersiz olduğunu beyanla, İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ...Esas sayılı dosyasına vaki itirazının iptali, %20 oranında icra inkar tazminatı tahsili talep etmiştir.
Davalı vekili, taraflar arasındaki sözleşmenin hammadde tedariki ile kendisinin bu hammaddeler ile yedek parça üreterek yeniden davacıya teslimi üzerine olduğunu, davacının kendisine göndermiş olduğu 3 adet faturalı olan hammaddeleri işleyerek yedek parça halinde getirdikten sonra davacıya yedek parçaları davalı tarafınca fatura edilerek davacı tarafa teslim ettiğini, davacının teslim edilen yedek parçaların davacı tarafından bir kısmının teslim alındığını, bir kısmının teslim almaktan imtina edildiğini, bir kısmının ise iade edildiğini, aralarında olan bu anlaşmazlığın davacının düzgün kayıt tutmamasından kaynaklandığını,
davacı tarafın aslında alacaklı olmadığını, aksine müvekkilinin davacıdan alacaklı olduğunu, aynı zamanda kendisine teslim edilen mallarının ederinin 29.869,90 TL olduğunu ve söz konusu takip sebepleri olan faturaların bir kısmının iade ürünler olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Mahkeme, davalı kayıtlarında davacının davalıya düzenlediği ve takip konusu yapılan 3 adet faturanın kayıtlı olduğunun tespit edildiği, uyuşmazlık tutarının davalının davacıya düzenlediği 20.03.2017 tarih 28.093,44 TL bedelli faturadan kaynaklandığı, davalının sunduğu teklif formu incelendiğinde, teklif formunda davalının kaşe ve imzası bulunduğu, davalının düzenlediği 20.03.2017 tarihli fatura içeriğindeki ürünlerden bir kısmının davacının düzenlediği 28.03.2017 tarihli faturada aynı isim, kod ve birim fiyatı ile yer aldığı bu sebeple bu ürünlerin davacının sattığı hammaddelerin iadesine ilişkin olduğu anlaşıldığı,
bu fatura bedelinin, davacı tarafça düzenlenen faturaların bedelinden düşüldüğünde takip tarihi itibari ile davacının davalıdan 31.919,41 TL bakiye ile alacaklı olduğu, davalının teslim ettiği hammaddelerin haksız yere iade edildiğini beyan ettiği, hammaddelerin hiç iade alınmadığı iddiasında bulunulmadığı,
netice de hammaddelerin iadesi ile varlık davalıya geri dönmüş olup davalı iade alınan hammaddeye ilişkin irsaliyeli faturayı muhasebeleştirmiş olduğu anlaşılmakla 31.919,41 TL fatura alacağına yönelik davalı savunmalarının yerinde olmadığı kabul edildiğini, taraflar arasında ödeme tarihleri ve temerrüt ile ilgili bir sözleşme veya davacı tarafından davalıya gönderilmiş ve tebliğ edilmiş herhangi bir borç ihtarnamesi bulunmadığı, temerrüdün takip tarihi itibariyle oluştuğu, tarafların tacir olması gözetilerek takip tarihinden itibaren avans faizi talep edebileceği, bu nedenler ile; davanın kısmen kabulü ile, davalı borçlunun İstanbul ...
İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra takip dosyasına vaki itirazının 31.919,41 TL asıl alacak yönünden iptaline, takibin bu asıl alacak üzerinden ve bu asıl alacağa takip tarihinden itibaren yıllık değişen oranlarda avans faizi uygulanmak suretiyle devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, alacak likit olduğundan hükmolunan 31.919,41 TL alacağın %20 sine tekabül eden 6.383,88 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar vermiştir.
Davacı vekili istinafında; taraflar arasında yapılan mutabakata göre davacı tarafça hammadde temin edilecek, bu hammadde ile davalı taraf yedek parça üreterek davacıya teslim edeceği kararlaştırıldığını, hammaddeler için 3 ayrı fatura tanzim edildiği ancak davalı tarfından ürün teslim edilmediği gibi bedelleri ödenmediğini, davalı ticari defterlerinde 3 faturanın kayıtlı olduğu,
08.03.2020 tarihli bilirkişi raporunda, 20.03.2017 tarihli fatura içeriği ile 28.03.2017 tarihli fatura içeriğindeki bir kısım ürünlerle aynı olduğu dolayısıyla bu ürünlerin davacı tarafından satılan hammaddelerin iadesi olarak değerlendirilebileceği tespiti yapıldığı, 20.03.2017 tarihli faturanın davacı defterlerinde olmadığı,
sevk irsaliyesinde teslim alan imzasının okunamadığı bu sebeple teslimin gerçekleşip gerçekleşmediği veya imzanın davacı veya çalışanına ait olup olmadığının tespit edilemediğine yönelik tespiti itibariyle davacının 61.358,85 TL alacaklı olduğu bildirildiğini, ancak mahkeme benzer ürünler yönünden düzenlenen fatura gerekçesi ile talebi kısmen kabul ettiğini, 20.03.2017 tarihli faturada yer alan bir kısım ürünlerle benzer olduğu ve bu ürünlerin iadesine ilişkin olduğu gerekçesiyle davalı tarafça düzenlenen ilgili fatura bedelinin davacı tarafından düzenlenen fatura bedelinden düşülmesi gerektiği karar verilmesi hatalı olduğunu,
20.03.2017 tarihli sevk irsaleyisinde teslim alan imzası okunaklı olmadığı e bu imzanın davacı yada davacı çalışanı tarafından teslim edilemediğini, aynı ürünler yönünden fatura sebebiyle davacının teslim almış olduğuna yönelik kabulü hatalı olduğunu, davalı taraf ürünleri davacıya teslim ettiğine ilişkin delil sunmadığını, mahkemece davanın kabulü yerine kısmen kabulü kararı vermiş olması doğru olmadığını, mahkemece ödemeye ilişkin ihtarname veya sözleşme bulunmadığı tespiti yapıldığını ancak faturaların ödeme vadesi ilgili iddiada bulunmadığını,
TTK 1530/4 maddesi gereğince fatura tarihinden itibaren 30 gün sonunda temerrüde düştüğü açık olduğunu belirterek mahkeme kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık TBK 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı iş sahibi, davalı ise yüklenicidir.
Davada davacı vekili, taraflar arasında davacının temin edeceği ham madde davalı şirkete verilecek, davalı şirkette ürettiği yedek parçaları davacıya teslim etmesi konusunda mutabık kaldıklarını, davalıya 3 fatura ile ham madde teslimi yaptıklarını ancak davalı tarafından üretilen yedek parçaların teslim edilmediğini, girişilen icra takibine davalı itiraz etmesi ile icra takibin durması sebebiyle itirazın iptalini talep etmiştir.
Davalı, taraflar arasında 17.02.2017 tarihli fiyat teklifi üzerinden davacının temin edeceği ham madde üzerinden yedek parça üretimi konusunda anlaştıklarını, davalı tarafından gönderilen fiyat teklifi davacı tarafından kabul edildiğini, davacı tarafından 3 parça halinde ham madde sevki yapıldığını ve bunlar işlenerek yedek parça haline getirilip davacıya teslim edildiğini, davalının gönderdiği ürünlerin bir kısmını davacı teslim aldığını, bir kısmını ise teslim almadan iade ettiğini, davacı sadece kendi faturaları kapsamında alacak talebinde bulunduğunu, oysa davalı davacıdan alacaklı olduğunu,
davacının teslim ettiği mal bedeli KDV hariç 29.869,90 TL olup talep miktarı itibariyle gerçeği yansıtmadığını, 3 adet faturanın bir kısmı iade ürünleri olup, ham madde olmadığını, özeğllikle 28.3.2018 tarihli faturada iade ürün bulunduğunu, fatura bedeli 39.081,95 TL olup bunun sadece 12.248,80 TL kısmı ham madde ilişkin olduğunu, davacı iade ürünleri satış faturasında ham madde ürün gibi gösterip haksız borçlandırma yaptığını, davacı gönderdiği ham madde ürün bedelleri 15.480,00 + 2.141,10 + 12.248,80 olmak üzere toplam 29.869,90 TL olduğu KDV eklendiğinde 35.246,48 TL olduğunu,
davalı tarafından ham madde ürün haline getirilerek 28.093,44 TL bedelli ürün davacı tarafa 20.03.2018 tarih 49385 irsaliye no ile süresinde teslim ettiklerini, davalı taraf teslim edilen ürünlerden 1.404,00 TL bedelli ham madde davacıya iade edildiğini, 20.03.2018 tarih ve 28.093,44 TL bedelli faturaya konu ürünlerin bir kısmı davacı tarafından 28.03.2018 tarihli fatura ile iade edildiğini, teslim edilen aynı ürünlerin 6730 adedi iade edilmesinin kötüniyetli olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Mahkeme, davacının icra takip konusu yaptığı 3 adet faturanın davalı ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, uyuşmazlığın davalının davacıya düzenlediği 20.03.02017 tarih 28.093,44 TL bedelli fturadan kaynaklandığı, davalının düzenlediği 28.03.2017 tarihli faturada aynı isim kod ve birim fiyatı ile bir kısım ürünlerin düzenlendiğini ve davacının sattığı ham madde ilişkin olduğu,
bu fatura bedeli davacının düzenlediği fatura bedellerinden düşüldüğünde takip tarihi itibariyle davacının 31.919,41 TL bakiye alacaklı olduğu kabul ederek bu miktar itibariyle davanın kabulüne, alacak likid olması sebebiyle %20 icra inkar tazminatın davalıdan tahsiline karar vermiştir.
Somut olayda, davalı yüklenicinin sunmuş olduğu 17.02.2017 tarihli fiyat teklifi davacı tarafından kabul edilmesi ile, davacı ham madde ürünleri davalıya teslim edecek, davalı ham madde ürünleri davacıya teslim edileceği ve fiyat teklifi itibariyle iş bedelinin ödeneceği taraflarca anlaşmışlardır.
Davacı taraf ham madde ürünler için 20.02.2017 tarihli 18.266,40 TL bedelli, 27.02.2017 tarihli 2.644,50 TL bedelli ve 28.03.2017 tarih 39.081,95 TL bedelli ham madde ilişkin fatura tanzim edilerek davalı yükleniciye teslim etmiştir.
Dava dosyasında davalı savunmasında, kendisine teslim edilen ham maddeler üretim yapılarak, üretilen ürünler 20.03.2018 tarih ... nolu irsaliye ile süresinde davacıya teslim edildiği ve davacı tarafından düzenlenen 28.03.2018 tarihli fatura bedeli 39.081,95 TL bedelli fatura gönderildiği belirtilen ham maddelerin 12.248,80 TL bedelli kısmı itibariyle ham madde olduğu bakiye kısım ise daha önce iade edilen ürünler yeniden fatura edildiğini beyan etmiştir.
Davalı tarafın savunmasında yer alan bir kısım ürünlerin teslim edildiği yönelik ibraz edilen ırsaliyeler itibariyle ispat edilemediği, gerek davacı ve gerek ise davacı şirket yetkililerine imal edilen ürünlerin teslim edildiğine ilişkin delil sunulmamıştır.
Ancak 08.10.2020 tarihli bilirkişi raporunda belirtildiği gibi davacı tarafından düzenlenen 28.03.2020 tarihli faturada bir kısım ürünler yönünden iade faturası düzenlenmiş olması, bu ürünlerin kendilerine davalı tarafından yapılan teslim üzerine iade edildiği kabul edilmesi gerekmektedir.
Tüm dosya kapsamı itibariyle, taraflar arasında imzalanan sözleşme gereğince davacı taraf ham maddeyi davalıya teslim edecek, davalı taraf ise ham madde ile ürettiği ürünleri teslim edecektir. Ancak davacı taraf aynı ürünü ikinci kez 28.03.2020 tarihli fatura ile iade ettiği dolayısıyla aynı ham madde için ikinci kez fatura tanzim edildiği anlaşılmıştır.
Mahkemece, denetime elverişli bilirkişi raporu doğrultusunda davacının davalı yükleniciye teslim ettiği ham madde itibariyle 31.919,41 TL alacaklı olduğu yönündeki kabulü doğru olmuştur.
Açıklanan nedenlerle, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılan istinaf incelemesi sonucunda, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebeplerine göre, mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1. bendi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi, E. 2021/1953, K. 2025/333, 9 Nisan 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama