KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 28 Nisan 2025
- Dosya no
- 2021/1971
- Karar no
- 2025/560
- İncelenen kararın mahkemesi
- BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 28/09/2021
- Numarası
- 2020/840 Esas - 2021/730 Karar
- Dava
- İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan
- İstinaf karar tarihi
- 28/04/2025
Karar Metni
1.575 kelime·8 dk okuma·6 bölüm
Taraflar arasındaki İtirazın İptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı/borçlu şirket tarafından, müvekkiline 02/04/2019 tarihli 3.894,88-TL, 16/04/2019 tarihli 3.478,36-TL, 27/04/2019 tarihli 2.124,00-TL, 28/06/2019 tarihli 3.186,00-TL 10/05/2019 tarihli 4.779,00-TL olmak üzere toplam 17.462,24-TL’lik vade farkı adı altında fatura kesildiğini, taraflar arasında işbu vade farkı kesimine dair bir sözleşme veya anlaşma olmadığı halde davalı/borçlu tarafından işbu şekilde fatura kesildiğini,
herhangi bir sözleşme veya mal-alım satımına dayanmadan çeklerdeki vade farkından kaynaklı kesilen vade farkı faturalarının haksız ve mesnetsiz olduğunun müvekkili şirket tarafından davalı/borçlu şirkete bildirildiğini ve bu faturalara istinaden müvekkili şirket tarafından 27/07/2020 tarihli 17.549,86-TL’lik iade faturasının kesildiğini, ancak davalı/borçlu tarafından işbu fatura bedelinin ödenmediğini, müvekkiline ödenmesi gereken bedelin ödenmemesi üzerine davalı/borçlu hakkında Bakırköy ...İcra Müdürlüğünün ...
E.sayılı dosyası ile başlatılan icra takibine davalı/borçlunun haksız ve mesnetsiz itirazı ile takibin durdurulduğunu, açıklanan nedenlerle; itirazın iptali ile takibin devamına, davalı borçlu aleyhine %20’den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı yana yükletilmesine karar verilmesinin arz ve talep edildiği…” görülmüştür.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; “…Davacı tarafın, dava dilekçesinde kendisine vade farkı adı altında kesildiğini beyan ettiği faturaların düzenleme tarihinin dava tarihinden 1 yıl önce olduğunu, davacı şirketin TTK hükümlerine göre kendisine gönderilen faturalara 8 günlük yasal sürede itiraz etmediğini, aksine ticari defterlerine kaydını yaptığını ve bedellerini de ihtirazi kaydı olmadan ödediğini, davacı tarafın,
dava dilekçesinde de görüleceği üzere müvekkili tarafından davacı tarafa defalarca vade farkı faturası gönderildiğini ve davacının bu faturalara itiraz etmeden ve ihtirazi kayıt yapmadan bedellerini ödemekle zaten zımni olarak ta vade farkını ödemeyi kabul ettiğini, müvekkili ile davacı arasında vade farkı konusunda teamül oluştuğunu, açıklanan nedenlerle; davanın reddine, %20’den aşağı olmamak üzere davacının kötü niyet tazminatına mahkumiyetine, mahkeme masrafı ve vekalet ücretinin davacı yana tahmiline karar verilmesinin arz ve talep edildiği…” görülmüştür.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "..Alınan bilirkişi raporuyla taraflara ait ticari defter ve belgeleri üzerinde yapılan inceleme sonucunda taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında davacının cari hesap alacağının bulunduğu, davacının, davalı tarafından kendisine düzenlenen en son vade farkı faturası 28/06/2019 tarihli 3.186,00-TL'lik fatura olup davacı tarafından bu faturaların hiçbirine itiraz edilmediği, itiraz edilmeksizin kabul edilerek fatura tutarlarının cari hesap kaydına geçirilerek, davalı tarafa borçlandırılmasının yapıldığı,
en son vade farkı faturasının 28/06/2019 tarihli olduğu dikkate alındığında bu faturadan 13 ay sonra, ilk vade farkı faturasından ise 16 ay sonra davacı tarafından 5 adet vade farkı faturası toplamı 17.549,86-TL “fiyat farkı” faturasına dayandırılarak icra takibine ve iş bu davaya konu edildiği tespit edilmiştir.
Taraflar arasındaki ticari emtia alım-satım faturalarında vade farkı uyulmasına ilişkin kayıt olmadığı, taraflar arasında vade farkı uygulaması yapılacağını ilişkin sözleşme de olmamakla birlikte 02/04/2019-28/06/2019 tarihleri arasında 3 aylık süre içerisinde toplam 6 adet faturadan oluşan vade farkı uygulamasının süreklilik kazandığı ve davacı tarafından bu faturalara hiçbir surette süreleri içerisinde itiraz edilmediği gibi, ödemelerde de ihtirazi kaydın olmadığı,
bu nedenle taraflar arasında vade farkı uygulmasına ilişkin teamül oluştuğu, davacı şirket tarafından düzenlenen, icra takibine ve davaya konu edilen 17.549,86-TL’ lik 27/07/2020 tarihli “fiyat farkı” açıklamalı e-arşiv faturasının davalı tarafından tebliğ alınmadığı ve kayıtlara geçirilmediği, davacı tarafından, 23/03/2020 tarihinde EFT yolu ile yapılan 20.000,00-TL’lik ödeme sonrası davacı şirketin (20.000,00 – 18.297,24=1.702,76-tl) 1.702,76-TL alacaklı duruma geldiği tespit edilmiştir.
Yargıtay içtihatlarına göre tacir olan taraflar arasında vade farkı faturası düzenleme ve tahsiline ilişkin teamülün mevcut olduğunun kabulü için en az iki ya da daha fazla vade farkı faturasının itirazsız ödenmiş olması gerekmektedir. (Y.
19. HD. 2017/3413 Esas ve 2019/3193 Karar sayılı ilamı) Somut olayda da 5 adet vade farkı faturasının itirazsız ödendiği, taraflar arasında ticari teamül bulunduğunun değerlendirildiği, taraflar tacir olup basiretli tacir gibi davranma yükümlülüğünün bulunduğu ve hükme elverişli bilirkişi raporu da dikkate alınarak davanın kısmen kabulüne davalının Bakırköy ...İcra Müdürlüğü'nün ...
Esas sayılı dosyasına vaki itirazının 1.702,76-TL asıl alacak üzerinden iptaline, asıl alacağa takip tarihinden itibaren değişen oranlarda avans faizi uygulanarak ve takip talebindeki diğer koşullar ile devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, hükmedilen alacağın %20'i olan 340,55-TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine" karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle.
Müvekkili şirket ile davalı/borçlu şirket arasında ticari alım-satım ilişkisi söz konusu olduğunu, davalı/borçlu şirket tarafından müvekkiline dava dilekçelerinde ayrıntıları belirtilen vade farkı adı altında faturalar kesildiğini, taraflar arasında işbu vade farkı kesimine dair bir sözleşme veya anlaşma olmadığı halde davalı/borçlu tarafından bu şekilde fatura kesildiğini, davalı/borçlunun, müvekkilinden vade farkı faturasına ilişkin bir alacağı bulunmamakta olup, vade farkının uygulanabilmesi için taraflar arasında karşılıklı irade açıklamasının bulunması,
buna ilişkin sözleşme yapılması gerektiğini, taraflar arasında vade farkı uygulanacağına ilişkin herhangi bir sözleşme olmadığı gibi taraflar arasında buna ilişkin karşılıklı irade beyanının da bulunmadığını, herhangi bir sözleşme veya mal-alım satımına dayanmadan çeklerdeki vade farkından kaynaklı kesilen vade farkı faturalarının haksız ve mesnetsiz olduğunun müvekkili şirket tarafından davalı/borçlu şirkete bildirildiğini ve bu faturalara istinaden müvekkili şirket tarafından 27/07/2020 tarihli 17.549,86 TL iade faturası kesildiğini, ancak davalı/borçlu tarafından işbu fatura bedelinin ödenmediğini,
müvekkili şirket tarafından vade farkının ödendiğine ilişkin bir irade beyanının söz konusu olmadığını, taraflar arasında ticari ilişki söz konusu olup tarafların açık hesap ilişkisi ile çalıştıklarını, taraflar arasındaki hesap ilişkisi sonucunda belli dönemlerde ödemeler yapıldığını, ödemelerin davalı tarafından düzenlenen vade farkı faturası karşılığında yapılmadığını, işbu ödemelerin davalı tarafından düzenlenen vade farkı faturaların da mal faturası sanılarak hesap ilişkisi çerçevesinde yapılan ödemeler olduğunu,
kaldı ki müvekkili bu hususta hataya düştüğünü (yanıldığını) belirterek TBK'nın 30-31 ve 39. maddeleri bağlamında irade bozukluğunu giderdiğini ve 27.07.2020 tarihli 17.549,86 TL iade faturası kestiğini, davalının kestiği vade faturaları tarihlerine bakıldığında faturaların aynı ve yakın aylara ilişkin olduğu ve müvekkilinin bu hususta yanılgıya düşüp vade farkı faturalarını da mal faturası olarak düşünerek hesap ilişkisi çerçevesinde ödeme yaptığının açık olduğunu, zira yapılan ödemelerin vade farkı faturasına ilişkin yapıldığını ve vade farkına ilişkin müvekkilinin irade beyanının olduğunu davalının ispat etmek zorunda olduğunu,
dolayısıyla tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde müvekkilin vade farkına ilişkin ödemesi ve ödeme iradesi olmadığından taraflar arasında bu şekilde bir teamül oluştuğu hususunun kabulünün mümkün olmadığını, kararın istinaf incelemesi neticesinde kaldırılmasını ve yeniden yargılama yapılarak talepleri doğrultusunda davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE
Dava, vade farkı faturalarına karşılık olarak düzenlenen faturaya ilişkin alacağın tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karara karşı davacı vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, davanın ispatlanıp ispatlanmadığı noktasındadır.Davacı takip alacaklısı tarafından, davalı takip borçlusu hakkında Bakırköy ...İcra Müdürlüğünün ...
Esas sayılı takip dosyasında "27.07.2020 tarihli fatura" sebebine dayalı olarak 17.549,86 TL asıl alacağın tahsili istemiyle 21.08.2020 tarihinde ilamsız takip başlatılmış, itiraz üzerine icra takibi durmuştur.
Davacı tarafından 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu (İİK)'nun 67. Maddesi uyarınca icra takibine vaki itirazın iptaline karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır.Taraflar arasındaki uyuşmazlığın halli ve ticari ilişkinin tespiti için mahkemece tıcari defterlerin incelenmesine karar verilmiştir.
Davacının incelenen ticari defterlerine göre, 02.04.2019-28.06.2019 tarihleri arasında davalı tarafından düzenlenen 21.444,75 TL tutarındaki altı adet vade farkı faturasının kayıt altına alınarak ödemelerin yapıldığı, 17.462,24 TL tutarındaki beş adet faturanın 27.07.2020 tarihli e-arşiv faturası ile davalıya “fiyat farkı" faturası olarak düzenlendiği, 30.12.2020 tarihi itibariyle davacının davalıdan 19.252,61 TL alacaklı olduğu; davalının incelenen defterlerine göre, icra takibine dayanak faturanın davalı tarafından tebliğ alınmadığı ve davalı kayıtlarında yer almadığı,
davacı tarafından 23.03.2020 tarihinde EFT yolu ile yapılan 20.000 TL'lik ödeme sonrası davacının davalıdan 1.702,76 TL alacaklı olduğu tespit edilmiştir.
Vade farkı, mal ve hizmet bedelinin ödenmesi gereken günde ödenmemesi halinde alacağın gecikmesi nedeniyle ulaştığı miktar yani mal veya hizmetin yeni fiyatıdır.Vade farkı istenebilmesi için yanlar arasında bu yönde yazılı bir sözleşmenin ya da bu doğrultuda oluşmuş bir teamülün bulunması şarttır (Y.İ.B.K.'nun 27.6.2003 gün ve E:2001/1, K:2003/1 Sayılı ilamı).
Teamülün mevcut olduğunun kabulü için ise en az iki ya da daha fazla vade farkı faturasının davalı tarafça itirazsız olarak ödenmiş olması gerekmektedir.(HGK'nın 2004/19-470 E. 2004/462 K. Sayılı Kararı)Somut olayda taraflar arasında vade farkı uygulanmasına ilişkin sözleşme veya alım satım faturalarında bu kapsamda bir kayıt bulunmamaktadır.
Ancak 02.04.2019-28.06.2019 tarihleri arasında davalı tarafça vade farkına ilişkin altı adet fatura tanzim edildiği, süresi içerisinde itiraz edilmeyen bu faturaların davacı ticari defterlere kaydedildiği ve ihtirazi kayıt koyulmadan ödendiği gözetildiğinde taraflar arasında vade farkına ilişkin teamül bulunduğunun kabulü gerekir.
Vade farkı faturalarını, mal faturası olarak düşünerek hataen ödediğini ve vade farkına ilişkin ödeme iradesi olmadığını ileri süren davacı, tacir olarak basiretli davranmakla yükümlü olup, muhasebe kayıtlarında gerekli özeni ve dikkati göstermeyerek kendi defterlerine göre vade farkı uygulamasını kabul etmiş durumdadır.
İcra takibine dayanak yapılan faturanın davalının ticari defter kayıtlarında yer almamasına ve dosya kapsamındaki deliller ile dayanağının kanıtlanmamasına göre istinaf edenin sıfatı dikkate alındığında mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmesinde isabetsizlik yoktur.HMK'nın 355.
Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi, E. 2021/1971, K. 2025/560, 28 Nisan 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama