KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15.HUKUK Dairesi
- Mercii
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 21 Aralık 2023
- Dosya no
- 2021/259
- Karar no
- 2023/1482
- İncelenen kararın mahkemesi
- BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 04/11/2020
- Numarası
- 2018/316 Esas,2020/771 Karar
- Dava
- İtirazın iptali
Karar Metni
1.518 kelime·8 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili; müvekkili ile davalı arasındaki ticari anlaşma gereği müvekkili tarafından davalı firmaya ait ham kumaşlar boyanıp işlenerek tekrardan davalıya iade edildiği, takibe konu faturaların müvekkili şirketçe yapılan iş neticesinde düzenlenip ödenmediğini, faturaya konu boyama işleminin 2017 yılı eylül ayında verildiğini, gerek bu teslimatta, gerekse de aynı işe ilişkin teslimatlarda fire oranının yaklaşık olarak %29 oranında gerçekleştiğini, söz konusu durumun davalı şirket yetkililerince şirket yetkililerince de bilinmekte olup ve bu durumun kabul edilerek sipariş verildiğini,
irsaliye faturalarında örülen iplik ve kesilen kumaş reklamasyonu kesinlikle kabul değildir ibaresinin mevcut olduğunu, anlaşmaya ve imzalı irsaliyeye rağmen davalının borcunu ödemediğini, 31/12/2017 yılında davalı şirketçe 32.013,70 TL borçlu olunduğuna yönelik mutabakat gönderildiğini, herhangi bir itirazda bulunulmadığını belirterek fatura alacağının tahsili talebiyle Bakırköy ...
İcra Müdürlüğü’nün ... esas sayılı dosyasıyla icra takibi başlatıldığını, davalı-borçlunun dosya borcuna itirazı üzerine takibin durduğunu belirterek, itirazın iptaline, takibin devamına, %20 icra inkâr tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; davacı tarafından boyama hizmeti karşılığı düzenlenen faturalara bir itirazları olmadığını, ancak boyama işleminden sonra davacı tarafından müvekili firmaya yaklaşık 355 kg eksik mal teslim edildiğini, bu tarz boyama işlemlerinde fire oranının en fazla %20 olması gerekirken, müvekkiline %29,4 oranında fire ile mal teslim edildiğini, bu konuda bir ihtilaf olmayıp, davacının bunu ikrar ettiğini, 06/11/2017 tarihinde gönderilen e-mailde bu oranın kabul edilemeyeceği ve aradaki farkın fatura edileceğinin davacıya bildirildiğini,
taraflar arasındaki sözlü görüşmeler neticesinde müvekkili tarafından firenin %25'i kabul edilerek aradaki %5,4 oranındaki farkın davacıya fatura edildiği, davacı tarafından mutabakat yazısı olduğu ileri sürülen belgeyi kabul etmediklerini, müvekkili şirketi temsile yetkili ...l tarafından imzalanmış bir belge olmadığını, irsaliye üzerinde yazılı örülen iplik ve kesilmiş kumaş reklamasyonunun kabul edilmeyeceğine ilişkin yazının müvekkilini bağlamadığı gibi aradaki ihtilafın bu ibareden kaynaklı olmadığını belirterek, davanın reddine ve kötü niyet tazminatının davacıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece 04/11/2020 tarihli karar ile, davacı tarafça davalıya ham kumaş boyama hizmeti verilmiş olup, boyama hizmeti sonrası davalıya teslim edilen üründe %29,4 oranında fire bulunduğu hususunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmadığı, davalı tarafça, fire oranının en fazla %20 olması gerekirken, %25'i kabul edilerek aradaki fark olan %5,4'lük kısım için davacıya reklamasyon faturası gönderildiği belirtilmiş olup, gerçekten de yaptırılan bilirkişi incelemesinde kabul edilebilir fire oranının %25 olduğunun tespit edildiği, tespit edilen fire oranından dolayı ayıplı hizmet verilmiş olup, bu husus derhal davacıya ihtar edildiği,
her ne kadar davalı tarafça kabul edilmeyen 31/12/2017 tarihli mutabakat davacı tarafça ibraz edilmiş ise de, mutabakat, hizmet alımına ilişkin olup, ayıp iddiasını etkilemediğinden bu husustaki itirazların ayrıca değerlendirilmesine gerek görülmediği, davalı tarafça kabul edilen ve bilirkişi tarafından da kabul edilebilir oran olarak tespit edilen %25 gerçek fire oranından çıkartıldığında kalan %5,4'lük fire oranından davacının sorumlu olduğu, davacı reklamasyon faturasını kabul etmediğinden defterlerine işlemediği,
davanın ayıp oranında indirim isteme hakkı mevcut olup, ayıplı olduğu tespit edilen kısım yönünden düzenlenen reklamasyon faturasının somut olaya uygun olup, davalının davacıya bakiye bir borcu bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı vekili istinaf dilekçesiyle, davalı tarafın müvekkilinden teslim aldığı malları kabul ettiğini, müvekkili firmanın davalı firmanın ham kumaşlarına boyama işlemini yine davalı firmanın talimatı doğrultusunda yaptığını, yapılan bu işlemde fire çıkmasının sebebi müvekkili firma olmayıp davalı firmanın işlem için vermiş olduğu kumaşların özelliğinden kaynaklandığını, bilirkişi raporunda teslim edilen fire oranının %29 olduğunu, makul olanın ise %25 olduğunu beyan ettiğini, bu hususta kumaşları hiç incelemeden tespit yapmış olup hiçbir açıklayıcı ve dayanak olabilecek bir ibareye yer verilmediğini,
kumaşlarda %29 fire varsa bu durumun neden kaynaklandığını, kumaşın cinsine göre fire oranının değişiklik gösterip göstermeyeceğine hiç değinilmediğini, bilirkişi raporudan anlaşıldığı kadarıyla yalnızca taraf beyanlarını esas alınıp hiçbir bilimsel ve teknik veriye dayanılmadığını, yalnızca %25'lik bir kabul oranı bulunduğunu, ancak oluşan fire oranının %29 olduğunu belirttiğini ve sonuç itibari ile basit bir matematiksel hesap yapmanın ötesine gidilemediğini, yapılan bu itirazlarının mahkemece dikkate alınmadığını, bu eksik rapor esas alınarak hüküm verildiğini, verilen hükmün hatalı olduğunu,
bu hükmün kaldırılarak talepleri gibi karar verilmesi gerektiğini, kumaşlarda ayıp olsa dahi davalı tarafın malı kabul ettiğini, dolayısı ile ayıptan kaynaklı seçimlik hakların kullanılmasının mümkün olmadığını, kabul anlamına gelmemek kaydı ile;
bilirkişi raporunda %25 'i geçen fire oranının açık ayıp niteliğinde olduğunun belirtildiğini, somut olayda, taraflar arasında 06.09.2014 tarihli imzalanan kumaş boyamaya ilişkin sözleşmede fiyatlandırmanın yanında taraflar arasında faturalara itiraz (reklamasyon) süresi olarak 15 gün olarak belirtildiğini, dolayısıyla taraflarına 11.01.2018 tarihinde gönderilen reklamasyon faturasının süresi içerisinde kesilmediğini, buna rağmen bu faturaya karşı Çorlu ...
Noterliğinin 23.01.2018 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarname ile yapılan itirazın 15 günlük süre içerisinde yapıldığını, zira dosyaya sunulan faturalardan açıkça anlaşılacağı üzere gönderilen reklamasyon faturası 11.01.2018 tarihli olup son parti kumaşın tesliminin ise 30.11.2017 tarihinde yapıldığını, son parti kumaşın tesliminden itibaren neredeyse iki ay sonra düzenlendiğini, bu nedenle süresinde olmayan ve haksız olarak düzenlenen karşı tarafın reklamasyon faturasına göre hüküm kurulmuş olmasının açıkça usul ve yasaya aykırı olup kabulünün mümkün olmadığını,
ayrıca müvekkili firma davalı yana cari hesaba ilişkin alacağa istinaden 31.12.2017 tarihi itibariyle müvekkil firma ...San.ve Dış Tic.
A.ş. davalı yan ile cari hesap olarak 32.013,70 TL alacaklı olarak mutabık formu yollandığını, davalı yan da bu formu kabul ederek borcunu tasdiklediğini, bu nedenle daha sonra reklamasyon faturası kesilmesinin açıkça haksız ve kötü niyetli olduğunu, kabul anlamına gelmemek kaydıyla; teslim edilen kumaşlarda açık ayıp bulunsa dahi karşı tarafın bu hususta talep edebileceği hiç bir hak bulunmadığını, zira taraflar tacir olup TTK bu hususta 2-8 günlük süreleri öngörüldüğünü, bu nedenle davalı tarafın hiç bir itirazı yerinde olmayıp haksız itirazının iptal edilerek Bakırköy ...
İcra Müdürlüğünün ...
Esas sayılı dosyasında duran takibin devamına karar verilmesi gerekirken bu hususa hiç değinmeden hatalı ve eksik tanzim edilen bilirkişi raporu baz alınarak verilen kararın kaldırılması gerektiğini, kaldı ki BK Eser sözleşmesi hükümleri çerçevesinde hareket edilse dahi, burada iş sahibinin eseri teslim aldığı esnada eseri gözden geçirmesi ve eserde bir ayıp görmesi durumunda işlerin olağan akışına göre ayıbı makul bir sürede bildirim külfeti bulunduğunu, davalı taraf her iki kanun çerçevesinde hiçbir bildirim yapmadığından malı kabul etmiş olup bu nedenle davacı müvekkilinin ayıba karşı tekeffül borcundan bahsetmek mümkün olmadığını,
zira dosyaya sunulan faturalardan açıkça anlaşılacağı üzere taraflarına gönderilen reklamasyon faturası 11.01.2018 tarihli olup son parti kumaşın teslimi ise 30.11.2017 tarihinde son parti kumaşın tesliminden itibaren neredeyse iki ay sonra düzenlendiğini, bu süre işlerin olağan akışı içerisinde açık ayıp bulunduğu iddiasına göre çok uzun bir süre olduğunu belirterek, yerel mahkeme kararının kaldırılması için istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı yüklenici, davalı iş sahibidir. Davacı tarafından davalıya ait kumaşların boyama işinin yapılması hususunda eser sözleşmesi bulunmaktadır.
Davacı yüklenici, 4 adet faturadan kaynaklı alacağının tahsili için girişilen icra takibine itirazın iptaline karar verilmesini talep etmiş, mahkemece alınan ek rapor dayanak alınarak davanın reddine karar verilmiştir. Davalı taraf, 6 Kasım 2017 tarihli mail ile %29 fireyi kabul etmediklerini ve aradaki %9,4 farkın davacıya fatura edileceğini bildirmiştir.
Mahkemece alınan ek bilirkişi raporunda, dosya kapsamına göre davalı şirkete toplamda 7.844,50 Kg kumaş sevkiyatının yapıldığı, bu kumaş sevkiyatına ilişkin geri alınan kumaş toplamının ise 5.528, Kg olduğu, aradaki farkın ise (7.844,50 - 5.528 Kg) 2.316,50 Kg olduğu, eksik teslimata ilişkin olarak yapılan hesaplamada fire oranının ((2.216,50/7.844,50)x100) = % 29,53 olarak hesap edildiği;
dolayısıyla kabul edilebilir fire oranın ise % 25 olduğu göz önüne alınarak yapılan hesaplamada (%29,53 - %25,00) %4,53 gerçek fire oranının tespit edilmiş olduğu ve 7.844,00 Kg'ın da %4,53'ünün ise 355,33 Kg'a isabet ettiği göz önüne alındığında davalının davacıya düzenlemiş olduğu 11.01.2018 ... no.lu reklamasyon açıklamalı faturanın da 355 Kg (%4,53) üzerinden düzenlendiği tespit edildiğinden davacının davalıdan alacağının bulunmadığı belirtilmiştir.
TTK'nın 21/2 maddesinde "Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır." hükmü düzenlenmiştir. Somut olayda, davacı tarafın 8 günlük itiraz süresi geçtikten sonra reklamasyon faturasını iade ettiği, kanuni süre içerisinde itiraz edilmediğinden TTK'nın 21/2 maddesi gereğince reklamasyon faturası ile bildirilen ayıbı kabul ettiği sonucuna varılmaktadır.
Bu durumda, mahkemece, davacının davalıdan alacağı bulunmadığını belirten ek bilirkişi raporuna dayanılarak davanın reddine karar verilmesi yerinde olmuştur.
Açıklanan nedenlerle, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılan istinaf incelemesi sonucunda, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebeplerine göre, mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1. bendi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi, E. 2021/259, K. 2023/1482, 21 Aralık 2023 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama