KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15.HUKUK Dairesi
- Mercii
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 1 Temmuz 2025
- Dosya no
- 2021/2711
- Karar no
- 2025/745
- İncelenen kararın mahkemesi
- İSTANBUL ANADOLU 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 27/12/2019
- Numarası
- 2018/1345 Esas, 2019/1263 Karar
- Davanın konusu
- Alacak
Karar Metni
2.257 kelime·11 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ
Dava; taraflar arasında düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak talebine ilişkin olup; mahkemece davanın kabulüne dair verilen karara davalı vekilince istinaf talebinde bulunulmuştur. Davacı vekili , müvekkili ile davalı firma arasında ...
Projesi kapsamında asansör işlerinin yapılmasına ilişkin 15.10.2015 tarihli sözleşme imzalandığını, müvekkili firma tarafından sözleşmeye uygun olarak asansör işlerinin eksiksiz tamamlanarak iş sahibine teslim edilmesine rağmen davalının sözleşme gereği yükümlülüğü olan 780.000,00 USD + KDV'nin 702.000,00 USD + KDV'lik kısmını ödediğini, ancak 78.000,00 USD + KDV'lik kısmını ödemediğini, telefon ve e posta yoluyla davalıya ulaşılmaya çalışıldığını, ancak ulaşılamadığını, bu nedenle alacağın tahsilinin mümkün olmadığını, dava öncesinde İst.
Anadolu 15. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2018/110 Değişik İş dosyasında delil tespiti yapıldığını belirterek , 492.542,86 TL'nin dava tarihinden itibaren en yüksek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Dava dilekçesinin davalı şirkete 21/11/2018 tarihinde tebliğ olunduğu, davalının süresi içinde davaya cevap vermediği anlaşılmıştır.
Davalı vekili, cevap dilekçesi süresi geçtikten sonra sunduğu beyan dilekçesinde ; sözleşmeye göre 78.000 USD bedelli ödemenin imalata başladıktan sonra aylık hakedişlerle ödeneceğini, ödemelerin davacı tarafça fatura düzenlenmesine müteakip 45 günlük vadeli çeklerle yapılacağının belirtildiğini, ödemeler için öncelikle fatura düzenlenmesi gerektiğini, 31.05.2016 tarihli hakkediş raporunun incelendiğinde taraflar arasındaki sözleşme gereği tüm ödemelerin yapıldığının görüleceğini, sözleşme uyarınca işin kesin hakkediş düzenlenmesi,
kesin kabulü ve tasfiyesinin yapılmadığından davacı yanın henüz ödemeye hak kazanmadığını, dava konusu işin davacı tarafça hatalı ve eksik ifa edildiğinden davacının taleplerinin haksız olduğunu, hiçbir şekilde kabul anlamına gelmemek kaydıyla talebe konu edilen tutarın dava tarihindeki Dolar kuru dikkate alındığında gerçek tutarı yansıtmamakta olduğunu, fazlaya ilişkin taleplerin reddi gerektiğini, dava öncesinde yaptırılan tespitin müvekkilinin yokluğunda ve müvekkiline tebliğ yapılmaksızın gerçekleştirilmiş olduğundan müvekkili aleyhine delil teşkil etmeyeceğini belirterek , hukuki dayanaktan yoksun taleplerin reddini talep etmiştir.
Mahkemece , Yargılamada , mali müşavir bilirkişi ..., makine mühendisi bilirkişi ... ve nitelikli hesaplamalar uzmanı bilirkişi ...'ten oluşan bilirkişi heyeti aracılığıyla tarafların ticari defter, kayıt ve belgeleri üzerinde mali müşavir bilirkişi aracılığıyla, eser sözleşmesinin yapıldığı mahalde keşif yapmak ve rapor düzenlenmek suretiyle uyuşmazlığın çözümü yoluna gidildiği, TBK'nin 479 maddesi hükmüne göre, eser sözleşmelerinde aksi kararlaştırılmamışsa işin parası teslim zamanında ödeneceğinden işin yapılıp teslim edildiğini kanıtlamak yükleniciye, bedelin ödendiğini ispat etmek de iş sahibine ait olduğu,
Keşif mahallinde yapılan incelemede davacı yüklenicinin yapımını üstlendiği asansörlerin taraflar arasında akdedilen sözleşme şartlarına uygun olarak bitirilip teslim edildiği ve çalışır durumda oldukları tespit edildiği, Mali müşavir bilirkişi tarafından tacir olan tarafların 2015-2016-2017 ve 2018 yılı ticari defterlerinin açılış ve kapanış tasdiklerinin TTK ve VUK hükümlerine göre usulüne uygun tutulduğunun görüldüğü, Bilirkişi heyetince düzenlenen rapor, teknik yönden dosya kapsamına uygun, denetime elverişli ve yeterli görülmekle hükme esas alındığı,
Taraflar arasında imzalanan sözleşmenin 6.1 maddesinde yapılacak işin fiyatı ve ödeme şartları belirlenmiştir. Aynı sözleşmenin EK-1a sayfa 2 de ise toplam Götürü bedelin 780.000 $ + KDV olduğu, sayfa 3 de de avans ödemesi, Teminat ödemesi, hakkedişler v.b detaylar açıklanmıştır.
İmzalanan sözleşmede ödeme faturanın tanzim edilmesine değil, sözleşme kapsamında ve teknik şartnamede belirtildiği şekilde tamamlanmasına bağlandığı , bu sebeple bedelin ödendiğini ispat yükü davalı işverendedir.
Davalı şirket vekili beyan dilekçesinde “…31.05.2016 tarihli hakkediş raporunun incelendiğinde taraflar arasındaki sözleşme gereği tüm ödemelerin yapıldığının görüleceğini, sözleşme uyarınca işin kesin hakkediş düzenlenmesi, kesin kabulü ve tasfiyesinin yapılmadığı, davacının fatura tanzim etmediğinden henüz ödemeye hak kazanmadığını, dava konusu işin davacı tarafça hatalı ve eksik ifa edildiğinden davacının taleplerinin haksız olduğunu…” savunmuş ise de, teknik incelemede, işin tam ve eksiksiz tamamlandığı tespit edildiğinden, davalı iş sahibinin somut olarak eksik ifaya ilişkin delili de bulunmadığından,
davalının sözleşme konusu kalan ödeme edimi yerine getirmesi gerektiği hususları topluca değerlendirildiğinde, sonuç olarak davacının yapımını üstlendiği işin ödenmeyen bakiye bedeli 78.000 ABD Dolarını davalıdan isteyebileceği kanaatine varıldığı,
Her ne kadar davalı vekili, bilirkişi raporuna itiraz etmiş ve dosyanın yeni bilirkişi heyetine verilmesini, bu talep kabul olmazsa aynı bilirkişi heyetinden ek rapor alınmasını ve leasing şirketlerine müzekkere yazılarak yapılan ödemelere açıklık getirilmesini talep etmiş ise de, 27/11/2019 tarihli duruşmada "bilirkişi heyetince düzenlenen bilirkişi raporunun dosya kapsamına uygun, denetime elverişli ve yeterli olduğu anlaşılmakla, sonuca etkili olmadığından leasing şirketlerine müzekkere yazılarak ödemelere açıklık getirilmesi talebinin reddine, davalı vekilinin diğer itirazları hukuki mahiyette olduğu,
Mahkeme tarafından değerlendirilmesi gerektiğinden bu hususta ek rapor alınması taleplerinin reddine ve dosyanın yeni heyete verilmesini gerektirir bir veri bulunmadığından bu talebin de reddine oy birliğiyle karar verildiği, Davacı vekili, harcını yatırarak açtığı davada davalıdan 78.000 ABD Dolarının KDV'sini de istediği ,bu nedenle davacı, istemine konu 78.000 ABD Dolarının faturasını kesmeden KDV isteyip isteyemeyeceği hususunun tartışılması gerektiğinin anlaşıldığı,
Bu hususta, eser sözleşmelerinden doğan davaların temyiz incelemesini yapan yüksek Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 28.04.2014 tarih, 2013/2269 esas, 2014/2901 karar, yine aynı yüksek Daire'nin 20.04.2015 tarih, 2014/3645 esas, 2015/2041 karar, yine yüksek Daire'nin 14.02.2018 tarih, 2016/6496 esas, 2018/575 karar sayılı emsal ilâmlarında belirtildiği üzere sözleşmede KDV istenemeyeceğine ilişkin hüküm olmadığı taktirde KDV talep edilebilmesi için fatura düzenlenmesi zorunluluğu bulunmadığı , taraflar arasında düzenlenen sözleşmede de sözleşme bedeli 780.000USD+KDV olarak kararlaştırıldığından ve her iki taraf tacir olduğundan davacının,
davalıdan KDV isteyebileceği kanaatine varıldığı, Buna göre davacının alacağı 78.000 ABD Doları+KDV olmak üzere 92.040 ABD Doları olduğu , dava tarihinde T.C. Merkez Bankası efektif satış kuruna göre 1 ABD Doları'nın karşılığı 5,36 TL olduğu , buna göre davacının alacağı (92.040 ABD Doları x 5,36 =) 493.334,40 TL olarak hesaplandığı ,Davacı, dava değerini 492.542,86 TL olarak belirlediğinden,
taleple bağlı kalınarak davanın tam kabulüne karar vermek gerektiği ,davacı vekili dava dilekçesi ile ticari faiz istediği ,5335 sayılı Yasa ile değişik 3095 sayılı Yasa hükümlerinde, 01.05.2005 tarihinden itibaren yasal faizin (ticari olmayan işlerde uygulanan temerrüt faizi) reeskont oranına göre belirlenmesi düzenlemesinden vazgeçilip, reeskont oranı tabiri madde metninden çıkartılmış, bunun yerine artırılma-indirilme yetkisi Bakanlar Kurulu’na bırakılan ve belli bir oranı ifade etmekte olan (önce %12 iken 01.01.2006 tarihinden itibaren %9) faiz uygulamasına geçilmiş, diğer bir deyişle 01.01.2000 tarihinden önceki dönemde ticari işlerde,
01.01.2000-01.05.2005 tarihleri arasında ise ticari olmayan işlerde temerrüt faizine esas olarak uygulanan reeskont oranına yasa metninde yer verilmediği ,Buna göre, davacı faiz istemini 3095 sayılı Kanun'un 2. Maddesinde belirtilen şekilde ticari işlerde uygulanacak temerrüt faizi olan avans faiz oranı üzerinden talep etmemiş ve her ne kadar ticari davalara bakan bir kısım Yargıtay yüksek Daireleri (örn: Yargıtay 19. HD. 1.3.2018 tarih 2016/13877 esas, 2018/1090 karar) ticari faizin karşılığının yasal faiz olduğu yönünde uygulama yapıyorlarsa da, işbu davanın temyiz inceleme görev ve yetkisi yüksek Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'ne ait olup,
bu yüksek Daire'nin yerleşik uygulamasına göre işin ticari olması durumunda ticari faize hükmedilmesine karar verilmesi gerektiği (Yarg.
15. HD 07/11/2017 tarih, 2016/5016 esas, 2017/3848 karar, 11/12/2017 tarih, 2016/5881 esas, 2017/4367 karar, 12/11/2018 tarih, 2017/1704 esas, 2018/4379 karar) anlaşıldığından , davacının dava dilekçesindeki talebi de göz önüne alınarak alacağa değişen oranlarda hesaplanacak ticari faiz uygulanmasına karar vermek gerektiği gerekçesiyle , Davanın kabulü ile, taleple bağlı kalınarak 492.542,86 TL'nin davanın açıldığı 07/11/2018 tarihinden tahsil tarihine kadar işleyecek değişen oranlarda ticari faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Davalı vekili istinafında , tarafların ticari defterleri üzerinde yeterli inceleme yapılmadan eksik incelemeye dayalı yetersiz bilirkişi raporu esas alınarak karar verildiğini , heyet bilirkişi raporunun olağan kanun yolu denetimine elverişli olmaktan uzak olduğunu , raporun 3. Sayfasında davacı şirket ticari defter kayıtlarında 12.10.2017 tarihinde yapılan 78.000,00 USD borç kaydından sonra , müvekkili şirket lehine yapılan 78.000,00 USD alacak kaydı ile müvekkili şirketin borç bakiyesinin sıfırlandığını , hak ediş raporlarının hiç irdelenmediğini , raporun çelişki içerdiğini , davacının fatura tanzim etmediğini , ancak KDV talep ettiğini ,
mahkemenin sözleşmeyi ve hak ediş raporunu yeterli şekilde incelemediğini , davanın reddine karar verilmesi gerektiğini belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık Türk Borçlar Kanunun 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanan bakiye alacak davası olup , davacı yüklenici , davalı ise iş sahibidir. Davacı vekili dava dilekçesinde , davacı müvekkilinin ...
Projesindeki asansörlere dair 15.10.2015 tarihli sözleşme gereği yükümlülüklerini eksiksiz yerine getirdiğini , 780.000,00 USD+KDV tutarın davalı 702.000,00 USD +KDV sini ödediğini , 78.000,00 USD+KDV'yi ödemediğini , delil tespiti yaptırdıklarını , 492.542,86 TL.'nin dava tarihinden ticari faizi ile tahsilini talep etmiştir.
Davalı tarafın süresinde cevap vermeyerek davayı reddettiği anlaşılmıştır.Davalı vekili beyan dilekçesinde , 78.000,00 USD'nin aylık hak edişlerle ödeneceğini , fatura kesildikten sonra 45 günlük çekle ödeneceğinin kararlaştırıldığını , 31.05.2016 tarihli hak ediş raporundan anlaşılacağı üzere sözleşme gereği tüm ödemelerin yapıldığını , davacının eksik ifada bulunduğunu , kesin hak ediş , kesin kabul ve tasfiyenin yapılmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Taraflar arasında ... Projesi Asansör İşlerine dair 15.10.2015 tarihli sözleşme vardır.
Sözleşmeye göre şartnameye uygun olarak asansör işlerinin anahtar teslim yapılacağı , iş süresinin 130 gün olduğu , 03.08.2016 tarihinde en son teslimin yapılmış olacağı, sözleşme bedelinin 780.000,00 USD +KDV götürü bedel olduğu , sözleşme bedelinin kalan bakiyesi 78.000,00 USD'nin imalata başlandıktan sonra aylık hak edişler ile ödeneceği , her hak ediş tutarı fatura tarihinden itibaren 45 günlük vadeli çek ile ödeneceğinin düzenlendiği anlaşılmıştır.
29.082017 tarihli taraflarca imzalanmış geçici kabul tutanağı vardır. Geçici kabul tutanağında asansörün sözleşmeye uygun tamamlandığı , yönetmelik ve ilgili normlara uygunluğu açısından gerekli bütün kontrollerin iş veren ile birlikte yapıldığı , çalışabilir durumda ve kapalı vaziyette teslim edildiği belirtilmiştir.
Davacı yüklenicinin İstanbul Anadolu 15. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2018/110 Değişik İş dosyası ile tespit yaptırdığı , 17.09.2018 tarihli Tespit Raporunda asansörlerin TS EN Standartlarına uygun olduğu ,asansör kullanım izin belgesi düzenlediği , yeşil etiketlerin her asansör kapısında olduğu , yönetmeliğe uygun imalatların yapıldığı , toplam 13 asansörde imalatların sözleşme esasları doğrultusunda yapılmış olduğu , her hangi bir noksanlıkları bulunmadığı , asansörlerin TS EN Standartlarına uygun olduğu tespit edilmiştir.Dosya kapsamında alınan 24.06.2019 tarihli bilirkişi raporunda ,
13 adet asansörün sözleşme esasları doğrultusunda montajının ve imalatlarının tamamlandığı , asansör kullanım izin belgelerinin düzenlendiği , yeşil etiketinin tamam olduğu tespit edilmiştir. Dosya kapsamında alınan rapor ile davadan önce yapılan tespit dosyasındaki rapor , birbiri ile örtüşerek , sözleşme konusu işin eksiksiz biçimde tamamlanarak , teslim edildiğini göstermektedir. Taraflar arasında düzenlenmiş olan geçici teslim tutanağı da bu durumu doğrulamaktadır.
Davalı iş sahibi , eserin tesliminden sonra sözleşmede belirtilen götürü bedelin tamamını ödediğini ispatlamakla yükümlüdür.
27.09.2019 tarihli heyet bilirkişi raporunda , davacı yüklenicinin yapımını üstlendiği asansörleri teslim ettiği , davacının alacağına ilişkin olarak kalan bakiye bedelin 78.000,00 USD +KDV olduğu belirtilmiştir.Somut olayda , geçici kabul tutanağı ile dava konusu işin teslim edildiği , alınan tespit raporu ve dava safahatında alınan raporlarla , davacı tarafından işin sözleşmeye uygun olarak tamamlanıp teslim edildiği , davacının tahsil edemediği sözleşmeden kaynaklı alacağının 78.000,00 USD + KDV olduğu tespit edildiğinden , yerel mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi dosya kapsamına , usule ve yasaya uygun olduğundan ,
davalı vekilinin istinaf talebinin reddine karar verilmiştir.Açıklanan nedenlerle, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılan istinaf incelemesi sonucunda, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebeplerine göre, mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1. bendi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi, E. 2021/2711, K. 2025/745, 1 Temmuz 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama