KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15.HUKUK Dairesi
- Mercii
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 28 Haziran 2021
- Dosya no
- 2021/480
- Karar no
- 2021/1294
- İncelenen kararın mahkemesi
- İSTANBUL ANADOLU 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 13/02/2018
- Numarası
- 2014/832 Esas, 2018/114 Karar
- Davanın konusu
- İtirazın iptali
Karar Metni
1.017 kelime·5 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ
Dava, taraflar arasında düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkin olup, mahkemece davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı vekilince istinaf talebinde bulunulmuştur.
Davacı vekili, taraflar arasında davalının bir inşaat projesinin tüm tanıtım görselleri, oyunculu olarak projenin iç ve dış mekanlarının imaj fotoğraflı çekimleri, bu fotoğrafların bir görsel tasarım haline getirilmesi hususunda anlaşma sağlandığını, müvekkilinin edimini eksiksiz ifa ettiğini, ancak davalının bakiye 19.686,00 TL borcunu ödemediğini, alacağın tahsili için başlatılan icra takibinin davalının haksız itirazı ile durduğunu ileri sürerek, itirazın iptali ile takibin devamına, icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının anlaşma uyarınca yükümlülüklerini gereği gibi yerine getirmediğini ve bu hususun davalıya sözlü olarak defalarca bildirildiğini, davacı tarafça olumlu bir adım atılmaması üzerine müvekkilince 23/08/2011 tarihli ... nolu 19.686,00 TL bedelli fiyat farkı iade faturasının düzenlendiğini ve davacı tarafça itiraz edilmeksizin kabul edildiğini, müvekkilinin borcunun bulunmadığını savunarak, davanın reddini ve kötüniyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir.
Mahkemece, dava konusu faturanın her iki tarafın defterlerinde kayıtlı olduğu, davacının kendi ticari defterlerine göre 19.686,00 TL alacaklı olduğu, davalının ticari defterlerine göre borçlu olmadığı, tarafların ticari defter kayıtları arasındaki farkın davalı tarafça düzenlenen 19.686,00 TL bedelli fiyat farkı faturasının davacı defterlerinde kayıtlı olmamasından kaynaklandığı, davalının sözleşmeye konu edimin gereği gibi yerine getirilmediğini savunduğu ve buna ilişkin fiyat farkı faturasını düzenlediği, davacının alacak iddiasını somut delillerle kanıtlayamadığı,
yemin teklifinde bulunması üzerine davalı şirket yetkilisinin davacıya borçlarının olmadığı yönünde yemin ettiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde, davalının işin yapıldığını kabul ettiğini, ancak gereği gibi yapılmadığını ileri sürerek fiyat farkı faturası düzenlediğini, ancak dava konusu faturaya yasal sürede itiraz etmeyerek faturayı kabul ettiğini, ayrıca fiyat farkı faturasının usulüne uygun olmadığını, gerekçesinin belirtilmediğini, müvekkiline tebliğ edildiğinin ispatlanamadığını, davalının vergi kayıtlarının müvekkilini bağlamayacağını, müvekkilinin edimini gereği gibi yerine getirdiğini ve davalı tarafça kullanıldığını, hesap mutabakatının dikkate alınmadığını,
davalı tarafın yemin beyanında akdi ilişkiyi inkar ederek savunmaları ile çeliştiğini belirterek, yerel mahkeme kararının kaldırılmasını istemiştir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı yüklenici, davalı ise iş sahibidir.
Davacı üstlenmiş olduğu işi gereği gibi yerine getirdiğini ileri sürerek bakiye alacağının ödenmesini istemiş, davalı işin yapıldığını kabul etmekle birlikte gereği gibi yapılmadığını, buna ilişkin fiyat farkı faturası düzenlendiğini savunmuştur.
Dava konusu icra dosyası incelendiğinde, faturaya dayalı olarak 19.686,00 TL asıl alacak ve 8.595,94 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 28.271,94 TL üzerinden başlatılan icra takibinin, davalının yasal sürede borca itiraz ile durduğu görülmüştür. Tarafların ticari defter kayıtları incelendiğinde, aradaki farkın davalının fiyat farkı faturasının davacı defterlerinde kayıt olmamasından kaynaklandığı anlaşılmıştır.
Ayrıca davalı bu faturanın davacıya tebliğ edildiğini de ispatlayamamıştır. Öte yandan teknik bilirkişi incelemesi sonucu davacının edimini gereği gibi yerine getirdiği tespit edilmiş ve davalı tarafça bu hususta somut bir itiraz ileri sürülmemiştir.
Davalının "işin gereği gibi yapılmadığı" yönündeki açık olmayan savunması, işin eksik yapıldığı yönünde ise bilirkişi raporuna bu yönde açık bir itirazının olmadığı, ayıplı olduğu yönünde ise bu iddiasını da ispatlayamadığı dikkate alınarak, davacının asıl alacak talebinde haklı olduğu kabul edilmiştir. Öte yandan davalının icra takibi öncesinde temerrüde düşürüldüğüne dair ihtar vs. sunulmadığından davacı takip öncesi işlemiş faiz talebinde haklı görülmemiştir.
Alacak likit (bilinebilir, belirlenebilir) olmakla, icra inkar tazminatının şartları mevcuttur. Davacı işlemiş faiz talebi yönünden haksız ise de kötüniyetli olduğu ispat edilemediğinden davalının kötüniyet tazminatı talebi yerinde görülmemiştir. O halde mahkemece açıklanan bu hususlar dikkate alınarak davanın kısmen kabulüne karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf talebinin kısmen kabulü ile, yerel mahkeme kararının HMK'nın 353/1-b-2. bendi gereğince kaldırılarak, davanın kısmen kabulüne dair yeniden esas hakkında karar verilmesi gerekmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi, E. 2021/480, K. 2021/1294, 28 Haziran 2021 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama