KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15.HUKUK Dairesi
- Mercii
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 10 Aralık 2024
- Dosya no
- 2021/879
- Karar no
- 2024/1183
- İncelenen kararın mahkemesi
- İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 11/11/2020
- Numarası
- 2017/1027 Esas, 2020/728 Karar
- Davanın konusu
- İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan
Karar Metni
1.165 kelime·6 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili: davacının 2015 ve 2016 yıllarında döşeme işleri için davalı yandan hizmet aldığını, alınan hizmete ilişkin ödeme yapıldığını ancak sehven 15.345,00-TL fazla ödeme yaptığını belirterek bedel iadesi için başlatılan takibe itirazın iptali ile asgari %20 inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili. Davalı dosyaya cevap dilekçesi sunmamıştır.
Mahkemece; dava konusu itibariyle mahallinde keşif yapılmasına karar verildiği ancak davacı vekilince masraf yatırılması sebebiyle keşif yapılmadığı, davalı vekilinin süresinden sonra vermiş olduğu dilekçe ile bedelde mutabık olmadıklarını yinelediği, ispat külfeti devreye gireceği, borca itiraz dilekçesinde adı geçen eserlerin imal edildiği, ispat külfeti davalı yükleneci üzerinde olduğu, davalı şirket yetkili temsilcisine yapılan işlere ilişkin bilgi ve delilleri sunması için meşruhatlı isticvap çıkartıldığı, ancak belirlenen gün ve saatte duruşmaya iştirak etmedikleri, dolayısıyla fazla ödenen kısma ilişkin de imalat yapıldığı,
davalı temsilci tarafından ispat edilmediği kabul ederek davanın kabulüne karar vermiştir.Davacı vekili istinaf dilekçesinde;Davalı haksız itiraz ile müvekkil şirket tarafından başlatılan takibin durdurulmasına sebebiyet vermiş olduğunu, ilk derece yargılaması ile anlaşıldığı üzere borcun varlığı ve miktarı ile ilgili bilgi sahibi olduğunu, ayrıca kötüniyetle dosyayı sürüncemede bıraktığını, bu sebeplerle ve dosya kapsamından davalının kötüniyeti açıkça görüldüğü üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekirken, hükmün "tazminatın koşullarının oluşmadığına" ilişkin kısmı açıkça yasaya aykırı olup kaldırılması gerektiğini,
açıklanan nedenlerle, davalının istinaf sebeplerinin reddine, aleyhte hükümler bakımından istinaf başvurusunun kabulüne, İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/1027 E., 2020/728 K. ve 11.11.2020 tarihli kararının aleyhte kısımlar bakımından kaldırılması ile davalı aleyhinde icra inkar tazminatına hükmedilmesini, vekalet ücreti ve sair yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili istinaf dilekçesinde.
08.05.2019 tarihli bilirkişi raporu taraflar arasındaki hukuki ilişkinin sadece hizmet alan ve davayı ikame eden davacının fazla ödeme iddia ve kayıtlarına dayandığını, iddia ve kayıtları mutlak bir biçimde esas alındığını, taraflar arasında yazılı bir sözleşme bulunmadığını ancak bu husus dikkate almadığını, sunulan hizmet ve yapılan işin yerinde inceleme yapılması gerektiğini, bilirkişi raporunun taraflar arasındaki ihtilafa yönelik denetlenebilir ve objektif bir inceleme, bilgi ve veri sağlamadığını, davanın reddine karar vermek gerektiğini,
ayrıca davacının 31.03.2017 tarihli “...” başlığı ile davacıya bildirdiği “mutabakat” evrakı da davalı firma tarafından “B Katı proje çalışma ve 3D sunum bedeli, henüz faturalandırılmadığını, mutabık değiliz” kaydı ile kaşe ve imza ile karşılandığını, davacının iddia ve talebi kabul edilmediğini, aksine reddedildiğini, bu belge dava dosyası içinde bulunduğunu belirterek mahkeme kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Taraflar arasındaki uyuşmazlık TBK 470 vd. Maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır.Davacı iş sahibi, davalı ise yüklenicidir.Davacı,
davalı şirkete otelin spa bölümündeki muhtelif inşaat ve döşeme işleri yaptırıldığını, iş bedelin ödendiğini ancak sehven 15.345,00 TL bedelin fazla ödendiğini, girişilen icra takibine itiraz ile durduğunu belirterek itirazın iptali ile takibin devamını talep etmiştir. Davalı cevap dilekçesi sunmamıştır.
Mahkeme, fazla ödemenin tespiti için keşif kararı verildiğini ancak davacı tarafça masraf yatırılmaması sebebiyle keşif yapılamadığını, davalı vekilinin süresinden sonra verdiği dilekçe ile bedele mutabık olmadıklarını yinelediklerini, eserin imal edildiğine ilişkin ispat külfeti davalı yükleniciye ait olduğunu, davalı şirkete isticvap davetiyesi çıkartıldığını, ancak davete icap edilmediğini,
fazla ödenen kısma ilişkin de imalat yapıldığı hususu davalı temsilcisi tarafından ispatlanamamış olması sebebiyle davanın kabulüne karar vermiştir.Taraflar arasında sözlü eser sözleşmesi ilişkisi bulunmaktadır.Davalı yüklenici edimini tamamladığı ve davacı iş sahibine teslim ettiği, davacı iş sahibi tarafından iş bedelinin ödendiği hususunda uyuşmazlık bulunmamaktadır.Taraflar arasındaki uyuşmazlık iş bedelinin fazla ödenip ödenmediği hususunda toplanmaktadır.Mahkemece,
iş bedelinin belirlenmesi amacıyla mahallinde keşif ile bilirkişi incelemesi yapılmasına karar vermiş ancak davacı taraf keşif ücretlerini yatırmaması sebebiyle mahallinde keşif yapılamamıştır.
Bu durumda davacı taraf keşif delilinden vazgeçmiş sayılmıştır.Mahkemece, davalı yüklenicinin iş bedeli ve varsa fazla iş bedel alacaklarını ispat etmesi gerektiğini ancak davalı tarafından ispat edilmediğini, davacı tarafın ticari defterleri üzerinde yapılan bilirkişi incelemesi ile alınan bilirkişi raporu itibariyle davacının davalıya 15.345,00 TL fazla ödeme olduğunu belirlendiğini kabul ederek fazla ödeme miktarı itibariyle davanın kabulüne karar vermiştir.Türk Borçlar Kanunu’nun 470 inci maddesinde, “Eser sözleşmesi,
yüklenicinin bir eser meydana getirmeyi, iş sahibinin de bunun karşılığında bir bedel ödemeyi üstlendiği sözleşmedir” biçiminde tanımlanmıştır. Eser sözleşmesi iki tarafa karşılıklı borç yükleyen bir tür iş görme sözleşmesi olup, “eser” ve “bedel” olmak üzere iki temel unsuru bulunmaktadır.
Bu sözleşmelerde yüklenici, iş sahibine karşı yüklendiği özen borcu nedeniyle eseri yasa ve sözleşme hükümlerine, fen, teknik ve sanat kurallarına uygun olarak yaparak ve zamanında tamamlayarak iş sahibine teslim etmekle; iş sahibi de bu çalışma karşılığında ivaz ödemekle yükümlüdür.
Türk Hukuk Lûgatında da “eser sözleşmesi” kısaca “Yüklenicinin bir eser meydana getirmeyi, iş sahibinin de bunun karşılığında bir bedel ödemeyi üstlendiği sözleşmedir” şeklinde ifade edilmiştir (Türk Hukuk Lûgatı, Türk Hukuk Kurumu, Cilt I, Ankara 2021, s. 353).Kural olarak eser sözleşmesi kapsamında yapılan işlerin ispatı yükleniciye, bedelin ödendiğinin ispatı iş sahibine aittir.
Yine kural olarak taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça işin bedelinin işin teslimi anında ödenmesi gerekir. Ancak, davacı taraf fazla iş bedeli ödediğini iddia etmektedir. Fazla iş bedeli ödediğini ispat yükümlülüğü iddiayı ortaya atan davacı iş sahibine aittir.Taraflar arasında sözlü eser sözleşmesi ilişkisi bulunmaktadır. Davalı edimini tamamlayarak teslim etmiş ve davacıda iş bedelini ödemiştir.
Taraflar arasında yazılı bir eser sözleşmesi olmaması ve taraflar arasında iş bedeli konusunda bir anlaşma bulunmaması sebebiyle, davacı iş sahibi tarafından fazla ödeme yapıp yapmadığı hususu mahallinde yapılacak keşif ile belirlenebilecektir. Mahkemece mahallinde keşif kararı verilmiş ancak davacı taraf keşif masraflarını yatırmadığından keşif yapılamamıştır.
Davacı tarafından gönderilen iş bedelinin, fazla iş bedeli ödenip ödenmediği hususu ispat edilememiştir.Davacı iş sahibi tarafından usulüne uygun delillerle fazla ödemeyi ispat edememiş olması sebebiyle, mahkemenin davanın reddi yerine kabulüne karar verilmiş olması hatalı olmuştur.Açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile, yerel mahkeme kararının HMK'nın 353/1-b-2. bendi gereğince kaldırılarak davanın reddine dair yeniden esas hakkında karar verilmesi gerekmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi, E. 2021/879, K. 2024/1183, 10 Aralık 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama