KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15.HUKUK Dairesi
- Mercii
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 1 Temmuz 2025
- Dosya no
- 2025/801
- Karar no
- 2025/760
- İncelenen kararın mahkemesi
- BAKIRKÖY 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 29/09/2020
- Numarası
- 2018/813 Esas, 2020/504 Karar
- Davanın konusu
- Menfi Tespit (Ticari Satımdan Kaynaklanan
Karar Metni
1.253 kelime·6 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili: Davalının davacı şirkete yaklaşık 5-6 yıldır karton kutu yaptığını, davacı şirketi davalının İşlerinin bozuk olduğu duyumunu aldığını, bu nedenle mal teslim almadan ödeme yapmamaya başladığını, davalıya verilmek üzere tanzim edilmiş ve fakat taahhüdünü yerine getirmesi (malı teslim etmesi) için bekletilen ... Bankası A,Ş, ... şubesi muhataplı, İstanbul keşide yerli, 07.06.2018 tarihli, 140.000,00 miktarlı, ... lehdarh, ... seri no.Iu ....
Şti. keşideli ve yine, ... Bankası A.Ş.... şubesi muhataplı, İstanbul keşide yerli, 07.06,2018 tarihli, 143.200,00 miktarlı, ... lehdarlı, ... seri no.lu ...
Şti. keşideli iki adet çeki davalının babası ... işyerinden çalarak kaçtığını, olaya muttali olan işyeri çalışanı hırsızın arkasından koştuğunu fakat hırsız kendini bekleyen araca binerek kaçmayı başardığım, olayın Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığının 2018/29171 soruşturma sayılı dosyası ile tahkikatın devam ettiğini, çekleri çalan ... davalının kaşesini kullanarak altına da kendi imzasını atarak (sahtecilik yaparak) çekleri tahsile tevessül ettiğini, fakat muhatap banka savcılığın yazısı nedeniyle ödeme yapmadığını belirterek, mezkur çekler hakkında ödenmemesi ve icra takibine konu edilmemesi için ihtiyati tedbir karan verilmesine,
esastan ise davalı tarafa borçlu bulunmadığının tespitini talep etmiştir.
Davalı vekili: davalı yurtdışında olduğundan dolayı işlerin idaresi için babası ...’a vekalet verdiğini, iş bu vekaletin yetkileri arasında kendisi adına sözleşme tanzim etme, kambiyo senetleri miza etme yetkilerinin de mevcut olduğunu, bugüne kadar davacı şirket ile müvekkil şirket arasındaki tüm sözleşmeler ve davacı tarafından müvekkilime hak edişleri karşılığında verilen tüm senet ve çeklerin müvekkilin babası tarafından imza edilmiş olup, müvekkilin bilgisi dahilinde olduğunu, davacı tarafında bu hususu gayet açık ve net bildiğini, öyle ki bahse konu sözleşmenin ve fesih protokolünün de müvekkilin babası ... tarafından imzalandığını,
davacı şirketin müvekkile yapması gereken ödemeleri zamanında yapmadığını bu nedenle taraflar arasında husumet doğduğunu, davaya konu çeklerin müvekkil yapmış olduğu işler neticesindeki hakkedişler olduğunu, müvekkilin mallan ve faturaları davacı şirkete teslim ettiğini, işbu faturalara karşılık gelen alacağı çekle ödenecekken, müvekkilin babası ...'a eksik bedelli çek teslim edildiğini belirterek, kötü niyetli davacının açmış olduğu davanın reddine karar verilmesini talep etmişlerdir.Mahkemece; davacı şirketin davalı yana 471.305,30 TL borçlu olduğu,
bu borç nedeniyle davacı şirketin menfi tespit talebinin yerinde olmadığı bilirkişi raporu ile belirlendiğini, bilirkişi raporunda açıklandığı üzere davacının ticari defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, kendi lehine delil olma özelliğine sahip olduğu, davalının 2017 yılı ticari defterlerinin usulüne uygun tutulmadığı, kendi lehine delil olma özelliğine sahip olmadığı, davalının 2018 yılı ticari defterlerinin TTK hükümlerine göre usulüne uygun tutultuğu ve kendi lehine delil olma özelliğine sahip olduğu, davacı şirketin ticari defterlerinde davalının 170.923,16 TL borçlu olduğu,
davalı ticari defterlerinde ise davacı şirketin 542.832,57 TL borçlu olduğu, taraflar arasındaki 713.755,73 TL farkın davacı şirket tarafından davalı yana ait 571.787,06 TL tutarlı 5 adet faturayı kendi kayıtlarından çıkarıp B formlarında düzeltme yaptığı, ancak bu faturalar için iade faturası düzenlemesi gerektiği, davacı şirketin bunu yapmadığı, dolayısıyla davacı şirketin ticari kayıtlara göre davalıya 471.305,30 TL borçlu olduğu,
dosyada davacının malın teslim edilmediğine dair Vergi Dairesi Müdürlüğüne başvurarak faturaların kayıtlarından çıkarılmasına dair bir belge de bulunmadığından davacı davalıya borçlu olduğundan davanın reddine karar verilmiştir.Davacı vekili istinaf dilekçesinde.
06.08.2019 tarihli bilirkişi raporunun hatalı olduğunu, eksik ve yanlış değerlendirmeler sonucu düzenlenen rapor hükme esas alındığını, bilirkişi eksik inceleme ve hatalı değerlendirme yaptığını, raporun mali açıdan değerlendirme bölümünde “davacı şirket ticari defterlerine kayıt ettiği, vergi beyannameleri ile bildirdiği bu faturalar için iade faturası düzenlenip davalı yana tebliğ etmesi gerekirdi.” şeklindeki tespit eksik ve hatalı tespit olduğunu, eksiktir zira, dosyada Beylikdüzü Vergi Dairesi’nden gelen faturaların iptal edildiğine ilişkin cevabi yazı yokmuş gibi kanaat belirtildiğini,
çünkü somut durumu TTK açısından değerlendirildiğini ancak Vergi Usul Kanunu hükümleri göz ardı edildiğini, bilirkişi, vergi dairesinden gelen Şubat ve Mart aylarına ilişkin (dosyada mübrez) düzeltme formlarını incelemediğini, raporunda ve ek raporunda hiç değinmediğini, bilirkişi, dava konusu çeklerin nedeni ürünlerin teslim edilip edilmediğini incelemesi gerekirken sadece cari hesap fark incelemesi yapması eksik inceleme olduğunu, defalarca malları teslim alınmadığını belirttiğini,
her şeyden önce bilirkişinin mal teslimi yapılıp yapılmadığını incelemesi gerekirken iptal edilen faturalara karşı “iade fatura kesilmesi gerekirdi” demesi hem somut olaya hem de vergi hukukuna aykırı olduğunu, dava konusu 2 adet çek değeri olan 283.200,00-TL davalı taraf ticari kayıtlarında gözükmediğini, bilirkişi bu durumu da hiç değerlendirmediğini, davalı taraf çekleri çaldığı için ticari kayıtlarına bunları işlemediğini, mezkur dosyaya 19.02.2020 tarihli dilekçe ekinde 18.02.2020 tarihli YMM 1529/2020-ÖA-19 sayılı ...Bağımsız Denetim ve Y.M.M.A.Ş. ... tarafından hazırlanan bağımsız cari hesap incelemesine ilişkin raporu sunduğunu,
rapor iddialarını teyit eder nitelikte olduğunu, genellikle fatura, serbest meslek makbuzu gibi belgeler mal teslim edildikten sonra tanzim edildiğini, fakat ticari hayatta şirketler müşterilerine avans yaratabilmek için gelecekte teslimi yapılacak mallar için de hizmet/mal teslimi öncesi fatura düzenleyebildiğini, KDV Kanunu 10/b. maddesi bu imkana cevaz verdiğini, bilirkişinin alanında uzman olmadığını, yeni bir bilirkişi heyetinden rapor alınması gerektiğini, heyet talebini tekrarlamasına rağmen tek bir bilirkişiden rapor alındığını,
uzman olmayan bilirkişinin düzenlediği rapor hükme esas alındığını belirterek mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir.Taraflar arasındaki uyuşmazlık TBK 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır.
Davacı iş sahibi, davalı ise yüklenicidir.Davada davacı; davalı tarafından davacı şirkete 5-6 yıldır karton kutu imalatı yaptıklarını, iş sebebiyle davalıya verilmek üzere tanzim edilen ancak edim yapılması için bekletilen iki adet çek davalının babası ... iş yerinden çaldığını, çalınan çekler üzerine davalının kaşe vurulmak ve imzalanmak suretiyle sahtecilik yapıldığını belirterek dava konusu çekler sebebiyle borçlu olmadıklarının tespitine ve çeklerin iptalini talep etmiştir.Davalı, kendisinin yurt dışında olması sebebiyle babası ...'a vekalet verdiklerini,
taraflar arasında imzalanan tüm evrak ve çek ile senetler ... tarafından vekaleten imzalandığını, davacı tarafından ödemeler zamanında yapılmadığını, mallar ve faturalar teslim edilmesine rağmen ödeme yapılmadığını, borç ödememek için dava açılıp şikayetçi olunduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir.Mahkeme, taraflar ticari defterleri üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırıldığında,
davacı ticari defterlerine göre davacının davalıya 471.305,30 TL borçlu olduğu tespit edilmesi sebebiyle davacının davalıya borçlu olması sebebiyle davanın reddine karar vermiştir.Dava dosyasına celp edilen Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığının 2018/29171 soruşturma evrakı incelendiğinde, Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından, davacının dava konusu çeklerin çalınmasına ilişkin suç duyurusuna 08.12.2019 tarih 2019/30150 Karar numarası ile Koğuşturmaya yer olmadığına karar verilmiştir.Somut olayda, dava konusu çekler davacı tarafından davalının babası tarafından çalınarak işleme konulduğu iddia edilmiş,
bu iddiasına ilişkin dava dosyasına ispat vasıtası sunulmadığı gibi, Cumhuriyet Başsavcılığınca hırsızlık iddiası hakkında Kovuşturma yer olmadığına karar verilmiştir.Tarafların incelenen ticari kayıt ve belgeleri itibariyle davacının davalı tarafa aralarındaki eser sözleşmesi ilişkisi kapasında borçlu olduğu ve bu miktarın dava konusu çek bedellerinden daha fazla olduğu anlaşılmış olup, mahkeme tarafından yazılı olduğu şekilde davanın reddine karar verilmiş olması doğru olmuştur.Açıklanan nedenlerle,
6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılan istinaf incelemesi sonucunda, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebeplerine göre, mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1. bendi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi, E. 2025/801, K. 2025/760, 1 Temmuz 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama