KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 5 Ekim 2023
- Dosya no
- 2021/2119 Esas
- Karar no
- 2023/1403
- İncelenen kararın mahkemesi
- BAKIRKÖY 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
- Tarihi
- 07/10/2021
- Numarası
- 2020/204 2021/201
- Davanın konusu
- Markaya Tecavüz, Markanın Hükümsüzlüğü
Karar Metni
2.085 kelime·10 dk okuma·3 bölüm
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARINDA ÖZETLE:Davacı dava dilekçesinde özetle;Müvekkilinin ... tescil numaralı “...”, ... tescil numaralı “...” ve ... tescil numaralı “...” markalarının sahibi olduğunu, söz konusu ibarenin aynı zamanda müvekkilinin ticaret unvanı olduğunu, davalının “...” markasını 43. sınıfı kapsar şekilde ... tescil numarası ile kendi adına tescil ettirdiğini, müvekkilinin “...” markasını davalıdan önce kullanmaya başladığını ve bu markanın müvekkilinin kullanımı ile tanıtıldığını, davalının kullanmakta olduğu markanın müvekkiline ait TPMK nezdinde tescilli ... ve ... tescil numaralı markaların koruma kapsamına girdiğini,
müvekkilinin 30 ve 43. sınıflarda tescilli "..." markası ile davalı markası arasında iltibas bulunduğunu, davalının marka tescillerinin kötü niyetli olduğunu ve davalının "..." markasını kullanmasının müvekkilinin marka haklarına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğini iddia ederek,
davalı adına tescilli tescil numaralı "..." ibareli markanın 43. sınıf bakımından hükümsüzlüğünü ve sicilden terkinini, marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin tespitini, men'ini, durdurulmasını ve giderilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı cevap dilekçesinde özetle;Müvekkilinin ... başvuru numaralı "..." ibareli markasını 39 ve 43. sınıfta yer alan hizmetlerde tescil ettirmek için TPMK'ya başvuruda bulunduğunu, başvurunun kabul edildiğini, davacının yanıltıcı ve gerçeğe aykırı beyanda bulunduğunu, adına tescilli olmayan bir marka üzerinden hak iddia ettiğini, müvekkilinin "..." markası ile sektöre girdiğini,
müvekkili markası ile davacı markaları arasında benzerlik ve ilişkilendirme ihtimali dahil olmak üzere karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
".... taraf markalarında “...” ilinin kullanılmış olması bakımından öncelikle coğrafi yer adlarının tek başına marka olarak tescil edilmesi mümkün değildir. Yargıtay içtihatlarına göre, bir işaretin, coğrafi yer adı olsa bile, tescil edildiği ilgili emtia yönünden meşhur ve maruf bir yer değilse (o coğrafi yerle özdeşleşmemişse ve onun adı ile birlikte anılmamakta ise), ilgili ürün veya hizmetin adı ile ve birtakım ayırt edici ekler alarak marka olarak tescili mümkündür.
Zayıf-ayırt ediciliği düşük bir marka seçen kimse ise, yapılacak küçük bazı değişikliklerle iltibasın bertaraf edilebileceğini peşinen kabul etmiş sayılır. Urfa ili yemekleri ile meşhur bir ilimiz olup, yiyecek ve içecek sağlanması hizmetlerinde Urfa ilinin adının bir kimsenin tekeline bırakılması mümkün değildir.
Taraf markalarının almış olduğu ekler dikkate alındığında, davacının 2017 tarihli 43. sınıfta tescilli markasında aşçı figürünün ve ... ibaresinin ayırt ediciliği bulunmamaktadır. ... ibaresinin ayırt ediciliği ise düşüktür. Esasen markaya ayırt edicilik katan unsur "..." ibaresidir. Davalı markası ise, ... figürüne benzer bir şekil unsurundan ve ... ibaresinden oluşmakta olup, 43. sınıf yönünden ... ayırt edici unsurunu içeren davacı markası ile iltibasa sebep olmaz.
Davacının 2015 tarihli markasında yine ayırt ediciliği olmayan ... ibaresinin ek alarak kullanıldığı, ... 43. sınıfta ayırt edici bir işaret olmaması, ... ibaresinin ayırt ediciliğinin düşük olması karşısında, davacının şekil unsurunu ve "..." işaretini de içeren 2015 tarihli markası ile davalının ... figürünü ve "..." ibaresini içeren 30. sınıfta tescilli markası arasında markaların olağan alıcıları nezdinde karıştırılma ihtimali doğurmaz.
Buna göre, davalı markasının 43. sınıfta (kısmi) hükümsüzlüğünün ve sicilden terkini koşulları oluşmadığı gibi, davacının marka hakkına tecavüz ve haksız rekabete dayalı talepleri de yerinde değildir.
Davacının, ayırt ediciliği olmayan ... ve ayırt ediciliği düşük-zayıf bir ibare olan "..." ibarelerinin davalı tarafça tescil edildiği haliyle kullanılmasına katlanması gerektiği ve davalı markasının 43.sınıf yönünden hükümsüzlük şartlarının oluşmadığı gibi, davacının marka hakkına tecavüz ve haksız rekabete dayalı taleplerinin de yerinde olmadığı sonuç ve kanaatine varılarak davacının davasının reddine karar vermek gerekmiştir. Bu itibarla aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
İSTİNAF
Davacı istinaf dilekçesinde özetle;Dava konusu markaların esas unsurunu oluşturan "..." İbaresinin markaların ve kapsadıkları hizmetler bakımından aynı/benzer olup halk tarafından ilişkilendirme ve karıştırılma ihtimali bulunduğunu, Müvekkilinin "..." markasını 30. ve 43. sınıflar bakımından tescil ettirmek amacıyla Türk Patent ve Marka Kurumu'na başvuruda bulunduğunu ve "..." markası ... tescil numarası ile 26.05.2016 tarihinde "..." markası ... tescil numarası ile,
"..." markası ... tescil numarası ile Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde tescil edilmiş olduğunu, "..." markasının müvekkilimizce 26.05.2016 tarihinde tescil edilerek davalıdan yıllar önce kullanılmaya başlandığını ve markanın müvekkilinin kullanımı ile tanıtıldığını, Müvekkiline ait 30. ve 43. sınıflar bakımından tescilli "..." markası ile davalıya ait 39. Ve 43. Sınıflarda tescilli "..." markaları arasında markaların aynılığı/benzerliği ve kapsadıkları hizmetlerin aynılığı/benzerliği bakımından halk tarafından ilişkilendirilme ve karıştırılma ihtimali bulunduğunu, Her iki markanın da aynı alıcı çevresine hitap ettiğini,
aynı mal veya hizmetlerle aynı hizmetleri kapsayan ve bu nedenle halk tarafından tescilli marka ile ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali bulunan işaretin kullanılması nedeniyle müvekkilinin markadan doğan haklarına tecavüz ettiğini,Müvekkilinin ... ibaresine ilişkin hak sahipliğine dayanak markasal kullanımın 2015 yılına dayanmakta olduğunun kanıtlandığını, 16.11.2020 Bilirkişi Raporun'da da;
'''.... belgeler incelendiğinde, davacının Bursa'da ...- ... ticaret ünvanı ile 2015 yılı Mayıs ayından beri pide-cantık ( bir çeşit börek) imal ve satışı yaptığı, toplu tüketim işletmesi olarak faaliyet gösterdiği , 2015 Mayıs ayından itibaren düzenlediği faturalarda ticaret ünvanındaki ( ....) '' ...'' ibaresini daha büyük puntolarla ve vurgulayıcı biçimde kullandığı,
bunun ünvan kullanımından öte marka olarak kullanım niteliğinde olduğu'' açıklamasıyla teyit edildiğini, işletme adının öncelik hakkı sağladığını, Markanın parçalara ayrılarak incelenmesinin mümkün olmadığını, bütüncül değerlendirme yapılması gerektiğini, ... ibaresi müvekkilin markasının tescilli olduğu 30 ve 43. Sınıftaki mal ve hizmetler bakımından düşük ayırt ediciliğe sahip bir ibare olmadığını, kabul anlamına gelmemekle birlikte tek başına zayıf marka nitelendirmesinin de ayırt ediciliği kaldırmayacağını, ... kök ibaresinin,
tescile konu malları veya hizmetleri belirli bir işletmeden gelen mallar veya hizmetler olarak gösterebilme ve bu yolla diğer işletmelerin mallarından veya hizmetlerinden ayırt etmeyi sağlama yeterliliğine sahip bir marka olduğunu, 2015 yılından bu yana aralıksız devam eden ... ibaresine dair işletme adı olarak,
iş yeri tabelasında ve fatura ve sair iş evraklarında https://...com.tr/ ve sosyal medyada https://.../.../ gerçekleşen markasal nitelikte kullanımlarla somutlaştırıldığını, markanın aralıksız surette kullanılarak ayırt ediciliği sağlandığını, Mahkemenin davalının tescilde kötüniyetli olduğunu dikkate almadığını, Aynı sektörde bulunan tacirlerin başkasının markasını kendi adına tescil ettirmesi bir kötü niyet karinesi teşkil ettiğini, karşı tarafın bu ibareyi seçmesi ve kullanması tesadüf olamayacak ve haklı bir sebep gösterilemeyecek, hayatın olağan akşına aykırı bir durum teşkil ettiğini,
Tecavüz ve haksız rekabetin reddi taleplerinin yerinde olmadığını belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
İNCELEME Dava konusu ... tescil numaralı "...+şekil" ibareli markas 39, 43 sınıflarda 10.12.2019 başvuru tarihinden itibaren 30.03.2020 tarihinde davalı adına tescil edilmiştir.Davacının ... numaralı ...
ŞEKİL markası 30.sınıfta (kahve kakao, makarna, mantı erişte, pastacılık ve fırıncılık mamülleri, tatlılar ..) 14.10.2015 tarihinden itibaren 26.05.2016 da tescil edilmiştir.Davacının ... tescil numaralı "..." ibareli markanın, 30 ve 43. sınıflarda, ... tescil numaralı "..." ibareli markanın 43. Sınıfta marka başvurusu mevcut ise de müddet olduğu görülmektedir.Davalının cevap dilekçesinde davacının cevaba cevap dilekçesinde yer alan ... numaralı ...
ŞEKİL markası TPE kayıtları inceleniğinde.
27.06.2017 başvuru tarihi ile 07.11.2017 de 43 sınıfta yiyecek ve içecek hizmetlerinin sağlanması alt sınıfı ile sınırlı olarak davacı adına tescilli olduğu görülmüştür.Davacı önceye dayalı kullanım iddiasına ilişkin 2015 yılından başlayan faturalar , 12.01.2016 tarihli işyeri açma ve çalışma ruhsatı, 20.05.2015 tarihli işletme kayıt belgesi, Belediye Başkanlığınca verilmiş 2016 tarihli teşekkür belgesi, bir kısım adi yazılı sözleşme örnekleri sunmuştur.Bilirkişi marka vekili ... raporunda neticeten;
"...taraf markalarında “Urfa” ilinin kullanılmış olması bakımından öncelikle coğrafi yer adlarının tek başına marka olarak tescil edilmesi mümkün değildir. Yargıtay içtihatlarına göre, bir işaretin, coğrafi yer adı olsa bile, tescil edildiği ilgili emtia yönünden meşhur ve maruf bir yer değilse (o coğrafi yerle özdeşleşmemişse ve onun adı ile birlikte anılmamakta ise), ilgili ürün veya hizmetin adı ile ve birtakım ayırt edici ekler alarak marka olarak tescili mümkündür.
Zayıf-ayırt ediciliği düşük bir marka seçen kimse ise, yapılacak küçük bazı değişikliklerle iltibasın bertaraf edilebileceğini peşinen kabul etmiş sayılır. Urfa ili yemekleri ile meşhur bir ilimiz olup, yiyecek ve içecek sağlanması hizmetlerinde Urfa ilinin adının bir kimsenin tekeline bırakılması mümkün değildir.
Taraf markalarının almış olduğu ekler dikkate alındığında, davacının 2017 tarihli 43. sınıfta tescilli markasında aşçı figürünün ve ... ibaresinin ayırt ediciliği bulunmamaktadır. ... ibaresinin ayırt ediciliği ise düşüktür. Esasen markaya ayırt edicilik katan unsur "..." ibaresidir. Davalı markası ise, ... figürüne benzer bir şekil unsurundan ve ... ibaresinden oluşmakta olup, 43. sınıf yönünden ... ayırt edici unsurunu içeren davacı markası ile iltibasa sebep olmaz.
Davacının 2015 tarihli markasında yine ayırt ediciliği olmayan ... ibaresinin ek alarak kullanıldığı, ... 43. sınıfta ayırt edici bir işaret olmaması, ... ibaresinin ayırt ediciliğinin düşük olması karşısında, davacının şekil unsurunu ve "..." işaretini de içeren 2015 tarihli markası ile davalının ... figürünü ve "..." ibaresini içeren 30. sınıfta tescilli markası arasında markaların olağan alıcıları nezdinde karıştırılma ihtimali doğurmayacağı kanaatine ulaşılmıştır.
Buna göre, davalı markasının 43. sınıfta (kısmi) hükümsüzlüğünün ve sicilden terkini koşulları oluşmadığı gibi, davacının marka hakkına tecavüz ve haksız rekabete dayalı talepleri de yerinde değildir.
Davacının, ayırt ediciliği olmayan Urfa ve ayırt ediciliği düşük-zayıf bir ibare olan "..." ibarelerinin davalı tarafça tescil edildiği haliyle kullanılmasına katlanması gerektiği ve davalı markasının 43.sınıf yönünden hükümsüzlük şartlarının oluşmadığı gibi, davacının marka hakkına tecavüz ve haksız rekabete dayalı taleplerinin de yerinde olmadığı..." yönünde görüş belirtilmiştir.
GEREKÇE Davacı, dava konu ... numaralı ... markası ile müvekkili markaları arasında benzerlik olduğunu, müvekkilinin marka üzerinde önceye dayalı olarak da hak sahibi olduğunu, markanın bilinir hale getirildiğini, tescilin kötüniyetli olduğunu ileri sürerek markanın hükümsüzlüğüne markaya tecavüzün ve haksız rekabetin tespitine karar verilmesini talep etmiştir.İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.Karara karşı davacı vekili istinaf kanun yoluna başvurmuştur.İstinaf incelemesi,
istinaf sebepleri ve kamu düzenine ilişkin ilkeler dikkate alınarak yapılmıştır.Davacı, önceye dayalı hak iddiasında bulunmuş, bu yönde mahkemece herhangi bir değerlendirme yapılmamıştır.
Dairemizce davacı delilleri incelendiğinde 2015 yılından başlayan ve içeriğinde yiyecek, içecek mallar yer alan faturalar, 12.01.2016 tarihli işyeri açma ve çalışma ruhsatı, 20.05.2015 tarihli işletme kayıt belgesi, Belediye Başkanlığınca verilmiş 2016 tarihli teşekkür belgesi, bir kısım adi yazılı sözleşme örneklerinin sunulduğu, ilgili belgelerde ... ibaresinin yer aldığı, faturalarda ... ibaresinin büyük punto ile ve koyu olarak yazılı olduğu görülmekedir.
Bu durumda davacının ... ibaresinin 2015 yılından itibaren "yiyecek ve içecek hizmetlerinin sağlanması" alt sınıfında kullandığı ve öncelik hakkına sahip olduğu sabittir.Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda ... ibaresinin zayıf marka olduğu kabul edilerek davacının sadece ... numaralı markası ile karşılaştırma yapılmış ise de; davacının "yiyecek içecek hizmetlerinin sağlanması" alt sınıfında 2015'ten beri (faturalar, işletme kayıt belgeleri, işyeri ruhsatı vb) markasal kullanımı nedeni ile önceye dayalı hak sahibi olduğu, dava konusu 2019 124181 numaralı "... +şekil" ibareli markalar bütünsel olarak değerlendirildiğinde;
işitisel ve kavramsal olarak markalar arasında benzerlik olduğu, davacının ... markasının 43.sınıfta yer alan yiyecek içecek hizmetlerinin sağlanması alt sınıfı yönünden zayıf marka olduğundan söz edilemeyeceği dikkate alındığında dava konusu markanın 43.sınıfta yer alan "yiyecek ve içecek hizmetlerinin sağlanması" alt sınıfı yönünden hükümsüzlüğüne karar vermek gerekmiştir.
Dava konusu markanın 43.sınıftaki diğer alt sınıfları incelendiğinde; (geçici konaklama hizmetleri, geçici konaklama ile ilgili rezervasyon hizmetleri, düğün salonu kiralama hizmetleri, konferans ve çeşitli toplantılar için yer sağlama, gündüz bakım kreş hizmetleri, hayvanlar için geçici barınma sağlanması hizmetleri) bu alt sınıfların davacı markasının alt sınıfları ile aynı olmadığı,
davacının davalının markasının diğer alt sınıfları yönünden önceye dayalı kullanıma ilişkin bilgi, belge sunmadığı anlaşılmakla mahkemenin bu yöndeki kararı yerindedir.Davacı kötüniyet iddiasında bulunmuş ise de mevcut delil durumuna göre bu husus ispatlanamamış olmakla bu yöndeki istinafın reddi gerekmiştir.Davacı, markaya tecavüz ve haksız rekabet iddiasında bulunmuş ise de; markanın nasıl kullanıldığına ilişkin herhangi bir delil ibraz etmediğinden bu yöndeki iddiası ispatlanamadığından davanın reddi yerindedir.Açıklanan nedenle davacının istinafının kısmen kabulüne, ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasına,
HMK 353.1.b.2 maddesi gereğince yeniden hüküm kurulmasına karar vermek gerekmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi, E. 2021/2119, K. 2023/1403, 5 Ekim 2023 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama