İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /İstinaf (BAM) Kararları
  3. /İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi

İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ

TÜRK MİLLETİ ADINAİSTİNAF KARARI

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi E.2022/1033 K.2024/616

İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;

Esas2022/1033Karar2024/616Tarih3 Nisan 2024Okuma10 dk · 1.947 kelime

KÜNYE

T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi

Karar tarihi
3 Nisan 2024
Dosya no
2022/1033 Esas
Karar no
2024/616
İncelenen kararın mahkemesi
İSTANBUL 2.FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Tarihi
16/09/2021
Numarası
2016/12 Esas - 2021/250 Karar
Davanın konusu
Marka (Maddi Tazminat İstemli
Karar metni, UYAP Emsal Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.947 kelime·10 dk okuma·7 bölüm

İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; dava konusu ... markasının TPMK nezdinde 22.01.2002 tarihinde yapılan başvuru neticesinde ... tescil numarası ile tescil edildiğini, ayrıca ... başvuru numaralı ... marka başvurusunun da olduğunu, müvekkili şirketin 1992 yılında kurulduğunu, müvekkili şirketin ... ibareli markaları uzun yıllardır kullandığını, işbu dava davalısının Ankara 4. FSHHM'de müvekkili aleyhine kullanmama nedeni ile marka iptali davası açtığını, müvekkili şirketin tescilli markasının 10. sınıfta yer aldığını,

davalının da www...com internet sitesinde 10.sınıfta yer alan emtiadan işitme cihazlarını ... ibaresi ile satışa sunduğunu, müvekkili şirketin ... şekil markasını tescil ettirdiği tüm sınıflarda kullandığını, davalının ...

Şekil markasını taklit ettiğini, davalının kötü niyetli olarak ... tescil numaralı ... ve ... tescil numaralı ... markalarının 10. sınıf bakımından reddedildiğini, müvekkili şirketin ticaret unvanının dahi başlı başına ... ibareli kullanımını önlediğini, davalı tarafından taklit ürün üretilip satılması nedeni ile müvekkili şirketin maddi ve manevi yönden zarara uğradığından bahisle marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, durdurulması ve men'i ile 75.000 TL maddi ve 75.000 TL manevi tazminatın ödenmesini talep etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle: ... markalı ürünler dünyada ilk kez 1989 yılında Türkiye'de ıse davacının kuruluşundan evvel 1991 yılında satışa sunulduğunu, müvekkil şirketin kurucularının 1989 yılında müvekkil şirketi kurduklarını, kuruluştan sonra ... hem şirketin markası hem de ünvanın kılavuz unsuru olarak kullanılageldiğini ve 10. sınıf mallar üzerinde de kesintisiz kullanıldığını, kuruluşundan kısa süre sonra müvekkil ... markalı ürünlerini Türkiye'ye ilk kez 1991 yılında sattığını ki bu tarih davacı şirketin kuruluşundan ve ... no.lu markasının tescilinden önce satıldığını,

müvekkilinin ... markaları uluslar arası kuruluşlar ve TPE gibi pek çok ulusal enstitü nezdinde tescilli olduğunu, müvekkilinin ... markasının özellikle 10. sınıfta gerçek hak sahibi ve davacıya nazaran üstün hak sahibi olduğunu, davacının 10. sınıfta hiçbir zaman kullanımı olmadığını ve tescil/başvurusunun kağıt üstünde olduğunu, doktrin ve Yargıtay üstün hak sahibi olan tescilsiz marka sahibinin markasını kullanmasının, tescilli marka sahibinin marka hakkına tecavüz veya haksız rekabet olusturmayacağı yönünde görüş birliği içerisinde olduğunu, davacı tarafın 2002 tarihli tescilini alırken de müvekkil markasından haberdar olduğunu,

aynı sektörde faaliyet gösteren davacının müvekkilin faaliyetlerinden haberdar olduğunu ve müvekkilin ... markasını 10.sınıflardaki ürünler üzerinde kullanmasına uzun yıllar ses çıkarmadığını, uzun yıllar sessiz kalan kişinin hak kaybına uğradığı ve tecavüz iddiasında bulunamayacağını, dava tarihi itibariyle tüm talepleri zamanaşımına uğradığını, müvekkil dünya çapında tescillerle korunan ... markalarını Türkiye'de de tescil ettirmek istediğini, müvekkil başvurularının kısmen reddine sebebin işbu davada davacının dayandığı ... no.lu marka olduğunu,

müvekkilin Ankara 4. FSHHM nezdinde 07/07/2015 tarihinde davacı aleyhine kullanmama sebebiyle iptal davası açtığını, davacının ... markasını 10.sınıftaki mallar üzerinde kullanmadığının Ankara 4.FSHHM tarafından aldırılan 06.06.2016 tarihli bilirkişi raporu ile subüta erdiğini ile sübuta ermiş ayrıca davacı şirket yetkilisi yetkilisi/ sahibi ...

2015 yılı Haziran ayında katıldığı ...'ın sunduğu “...” adlı TV programında 10. sınıfta hiçbir kullanımları olmadığını ikrar ettiğini belirtmiş, davanın reddini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İstanbul 2.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 16/09/2021 tarih ve 2016/12 Esas - 2021/250 Karar sayılı kararıyla; "... alınan bilirkişi raporundaki değerlendirmelerde de belirtildiği üzere davalının davacıya ait olan ... numara ile ve ... numara ile tescilli ... markalarına taraf markaları arasında benzerlikten bahsetmek mümkün ve davacıya ait markalar ile davalıya ait markalar arasında ise ortalama bir tüketicinin markaları birbiriyle karıştırmasına neden olacak şekilde yüksek düzeyde bir benzerlik olduğu ve yine markalar yönünden (42 ve 44 sınıflarda içerdikleri emtialar farklı ise de) her iki tarafın da markaları sağlık sektörü ile

ilgili olduğundan tarafların kapsadıkları mal ve hizmet sınıfları benzer nitelikli sonucuna ulaşılmış ise de; dosyadaki mevcut bilgilerden anlaşıldığı üzere, davalının ... marka ürünlerini 1991 yılından itibaren Türkiye pazarında satmaya başladığı, davacı şirket ise 1992 yılında kurulduğu,

davalı tescillerinin davacıdan sonraki tarihli ise de tecavüze konu kullanımlar yönünden davalının davacı tescillerinden önce yurt dışı tescillerinin bulunduğu gibi yurt dışı ticari iş ve işlemleri de bulunan davacının davalı firmadan haberdar olduğu gibi basiretli tacir ilkesi gereği haberdar olmadığını iddia edemeyeceği dikkate alındığında, davacı tescilleri sırasında davacının davalı markasından haberdar olduğu ve tescil sırasında kötü niyetli olduğu kanaatine ulaşılmış olup, bir an için aksi düşünülse bile önceye dayalı hak sahibi olan kişi,

markanın tesciline itiraz etmemiş ve yapılan tescil aleyhine hükümsüzlük davası açmamış olsa bile, tescilli marka hakkı sahibi, bu işareti önceden beri, marka veya sair bir tanıtma işareti olarak kullanan kişiyi, bu tanıtma işaretini önceki kapsamı ile kullanmaktan men edemeyeceği izahtan vareste olmakla gerçek hak sahibi olan davalıya karşı markaya tecavüz ve haksız rekabete yönelik iddialarının dinlenilemeyeceği sonucuna ulaşılmış olup,

rapordaki tespitler de dikkate alınmak suretiyle -zamanaşımı ve hak düşürücü süreye yönelik dosya kapsamı ile uyuşmayan değerlendirmelere itibar olunmamıştır.- markaya tecavüz ve haksız rekabetin tespiti durdurulması önlenmesi ortadan kaldırılması ve buna bağlı olarak açmış olduğu maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddine" karar verilmiştir.

İSTİNAF İSTEMİ

Davacı vekili istinaf dilekçesinde.

"Davalı tarafın 10. sınıf bakımından dünyadaki hiçbir tescilinin müvekkilin 10. sınıfta tescilli ... numaralı tescilinden önce olmadığını; işbu davanın müvekkil tarafından 10. sınıfta tescil edildiği tüm emtia bakımından kullanılan ... tescil numaralı “...” ve ... başvuru numaralı "...” ibareli markalar dayanak kılınarak ikame edildiğini, İşbu davanın 10. sınıfta yer alan müvekkil markalarına davalının tecavüz eden fillerinin engellenmesi amacı ile ikame edildiğini, bu bağlamda davalının 16, 28, 41, 42 ve 44. sınıflarda tescilli markalarının işbu dava ile ilgisi bulunmadığını,

Davalının açıkça kötü niyetli olarak Mahkemeyi yanıltma kastı ile hareket ettiğini, zira, işbu dava konusu 10. sınıf bakımından davalı firma'nın dünyadaki ilk tescil başvurusunu 2009 yılında yapıldığını, davalının tüm dünyada müvekkilmarkasından 7 yılı aşkın süre sonra koruma gören markalarını dayanak göstermekten imtina etmediğini, Davalının iddialarının gerçeğe açıkça aykırı olduğunu Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi nezdinde davalı tarafından açılarak yine davalı aleyhine sonuçlanarak kesinleşen 2015/192 E. sayılı dava ile sabit olduğunu, Ancak,

davalı yan gerçek hak sahiplşği iddiasına değil kullanmama nedeni ile marka iptali gerekçesine dayanarak müvekkil aleyhine dava ikame ettiğini, Müvekkil firmanın 1992 yılından itibaren ticaret unvanının "..." esas unsurlu “...

İMALAT İTHALAT İHRACAT LİMİTED ŞİRKETİ” olduğunu, Müvekkil firmanın ... tescil numaralı markasını kullanıp kullanmamasının işbu dava konusu ile ilgisi bulunmamakla birlikte, müvekkilin markasını kullandığını, ... numaralı “...” ve ... başvuru numaralı “...” ibareli marka başvurusundan kaynaklanan haklar dayanak kılınarak ikame edilmiş olup; salt ... başvuru numaralı marka nedeni ile dahi davalının müvekkile ait "...” markasını kullanamayacağını, Nitekim bazı hükümsüzlük kararlarının (iptal kararlarının), hükümsüzlüğün kesinleştiği tarihten sonra geleceğe yönelik etkili olacağının Yargıtay uygulamalarında ve doktrinde kabul gördüğünü;

doktrinde her ne kadar 556 sayılı KHK madde 44/2'de hükümsüzlüğün geriye dönük etkisinden söz edilmekte ise de bu durumun tüm hükümsüzlük sebepleri bakımından geçerli olmadığını, kullanmama nedeniyle hükümsüzlük durumunda aslında bir “hükümsüzlük” değil, “iptal” halinin söz konusu olduğunu, Mahkemenin 'Müvekkil firmanın davalı faaliyetlerinden haberdar olması gerektiği' çıkarımı ile kötü niyetle hareket ettiğine ilişkin gerekçesinin tümüyle yersiz olduğunu, zira kötü niyet sadece bir varsayımdan yola çıkılarak ispatlanabilecek bir iddia olmadığını,

Müvekkilin kendisine karşı iptal davası ikame edildikten sonra davalı kullanımdan haberdar olduğunu ve markanın devri için de hiçbir bedel telaffuz etmemiş olup, davalı iddialarının gerçeğe aykırı olduğunu, Mahkemece müvekkilin 1992 yılından itibaren Türkiye'de faal bir şirket olduğu ve faaliyetlerinde hem ticaret unvanı ve hem markasının ... olduğu gerçeği müvekkil Firma'ya karşı açılmış olan marka hükümsüzlük davası tarihinin 2015 tarihi olduğunu hiçbir şekilde dikkate almadığını, Öncelikle uyuşmazlıkların mer'i hukuk nazara alınarak çözüleceği gerçeği karşısında, davalı iddialarının afaki olduğunu, bununla birlikte,

müvekkilin "...” markasını tescilli olduğu tüm emtia bakımından kullandığı gerçeği karşısında, işbu davanın tasarının yasalaşması halinde de ikame edilebileceğini." beyanla ilk derece mahkemesi kararının kaldırılması istenmiştir.

DELİLLER

*TPMK kayıtları uyarınca; ... İth. İhr. Ltd. Şti. adına ... numara ile tescilli ... ibareli markanın 5,10 ve 25 sınıflarda 25/03/2003 tarihinden itibaren tescilli olduğu, yenilemelerinin yapıldığı, ... no ile tescilli ... ibareli markanın 5, 10, 25, 35, 36, 42 ve 44 sınıflarda 30/12/2014 tarihinden itibaren tescil olunduğu, sicil kaydının 07/06/2017 tarihi olduğu anlaşılmıştır.

Davalıya ait ... numara ile tescilli... markasının 16, 28, 41, 42 ve 44 sınıflarda 20/01/2012 tarihinden itibaren tescil olunduğu, ... no ile tescilli ... ibareli maraknın 20/01/2012 tarihinden itibaren 16. sınıfta tescilli olduğu anlaşılmıştır. *Mahkemece aldırılan 21/10/2020 tarihli bilirkişi heyeti raporunda.

"556 sayılı KHK'nın 61. maddesinin KHK'nın 9/b maddesine yaptığı atıf dolayısıyla, ... uyarınca davacı adına tescilli ...7 numara ile tescilli ... markası ve ... numara ile tescilli ... şekil markalarına tecavüz eyleminin oluşmadığı, TTK 55'te düzenlenen haksız rekabet koşullarının oluşmadığı, davacının maddi ve manevi tazminat talep edemeyeceği" görüş ve kanaati bildirilmiştir. *Ankara 4. FSHHM'nin 2015/192 E. sayılı dosyasında.

İşbu davanın davalısı tarafından davacı aleyhine "Davacının ... tescil numaralı ... markasının 10. sınıf bakımından kullanmama nedeni ile iptaline" ilişkin dava açıldığı, alınan bilirkişi raporunda " Markanın tescil edildiği 10.sınıfta yer alan mallar üstünde ciddi kullanımının yeterli delil sunularak ispatlanamaması nedeniyle, işbu dava davacısı adına ... sayı ile tescilli markasının 556 sayılı KHK m. 14 uyarınca tescil edildiği mallar arasında bulunan 10. sınıftaki mallar açısından kısmen iptalinin gerektiği" yönünde görüş bildirildiği,

mahkemenin 19.04.2017 tarih, 2015/192 E. ve 2017/156 K. sayılı kararında, “10.01.2017 tarihli 29944 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 9. Maddesinde benzer düzenleme yapılmış ise de bu kanun Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararının Resmi Gazete'de yayımlandığı 06.01.2017 tarihinden dört gün sonra 10.01.2017 tarihinde yayımlanarak yürürlüğe girdiğinden kanunların geriye yürümezliği, davanın da açıldığı tarihteki şartlara göre karar verileceği genel kuralından hareketle 06.01.2017 tarihinden sonra hukuksal boşluk oluştuğundan davanın hukuki dayanağı kalmadığından reddine” karar verildiği,

söz konusu karar taraf vekillerince istinaf edilmediğinden 21.06.2017 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır.

GEREKÇE

Dava, marka hakkına tecavüz ve haksız rekabetin tespiti, önlenmesi ve durdurulması ile maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesi tarafından, "Davacının açmış olduğu markaya tecavüz ve haksız rekabetin tespiti, durdurulması, önlenmesi ve ortadan kaldırılması ve maddi ve manevi tazminata yönelik davalarının REDDİNE" karar verilmiştir. Hüküm davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.

İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.

TPMK kayıtları uyarınca; ... numara ile tescilli ... ibareli markanın 5, 10 ve 25 sınıflarda 25/03/2003 tarihinden itibaren davacı adına tescilli olduğu, ... no ile tescilli ... ibareli markanın ise 5, 10, 25, 35, 36, 42 ve 44 sınıflarda 30/12/2014 tarihinden itibaren davacı adına tescilli olduğu; ... numara ile tescilli ... markasının 16, 28, 41, 42 ve 44 sınıflarda 20/01/2012 tarihinden itibaren davalı adına tescil olunduğu, ... no ile tescilli ... ibareli markanın ise 20/01/2012 tarihinden itibaren 16. sınıfta davalı adına tescilli olduğu anlaşılmıştır.

Davacı, ... şekil markasını tescil ettirdiği tüm sınıflarda kullandığını, davalının ...

Şekil markasını taklit ettiğini, davalı tarafından taklit ürün üretilip satılması nedeni ile maddi ve manevi yönden zarara uğradığından bahisle marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, durdurulması ve men'i ile maddi ve manevi tazminat isteminde bulunmuş; davalı ise, markaya ilişkin önceye dayalı kullanım ve dünyadaki tescilleri nedeniyle marka üzerinde üstün hak sahipliğinin bulunduğunu, davacının 10.sınıfta kullanımının bulunmadığını, ayrıca uzun yıllar sessiz kalması nedeniyle talep hakkının bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

Mahkemece alınan bilirkişi raporu ve dosyaya delil olarak sunulan Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2015/192 Esas sayılı dosyası ve tüm deliller uyarınca; davalının ... marka ürünlerini 1991 yılından itibaren Türkiye'de satışa sunduğu, davacı şirketin ise 1992 yılında kurulduğu, davalının Türkiye'deki tescillerinin davacı tescillerinden sonra ise de davalının davacı tescillerinden önce yurt dışı tescillerinin bulunduğu ve aynı sektörde bulunmaları, yurt dışı ticari işlemleri nedeniyle davacının bu durumdan haberdar olduğu,

buna göre davalının marka üzerinde önceye dayalı (gerçek) hak sahibi olduğu ve hükümsüzlük davası açmamış olsa bile davalının kullanımdan men edilemeyeceği anlaşıldığından, mahkemece davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığından davacı vekilinin istinaf isteminin reddine karar verilmiştir.

SONUÇ / HÜKÜM

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacı vekilinin istinaf talebinin HMK'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Alınması gereken 427,60 TL harçtan, peşin alınan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 346,90 TL harcın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, 3-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nun 361.maddesi uyarınca tebliğden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.03/04/2024

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi, E. 2022/1033, K. 2024/616, 3 Nisan 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Gereği Düşünüldü
  4. Dava
  5. Cevap
  6. İlk Derece Mahkemesi Kararı
  7. İstinaf İstemi
  8. Deliller
  9. Gerekçe
  10. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
Esas No
2022/1033
Karar No
2024/616
Tarih
3 Nisan 2024

İlgili Kararlar

  • İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2022/1033 K.2024/283
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi E.2022/1035 K.2024/634
  • İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi E.2022/1036 K.2024/834
  • İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2022/1036 K.2024/288
  • İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2022/1038 K.2024/279
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi E.2022/1038 K.2024/625

Tüm Arşiv

İstinaf (BAM) KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.