KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 17 Ocak 2024
- Dosya no
- 2022/452 Esas
- Karar no
- 2024/72
- İncelenen kararın mahkemesi
- BAKIRKÖY 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
- Tarihi
- 01/12/2021
- Numarası
- 2021/337 Esas 2021/231 Karar
- Davanın konusu
- Marka (Marka Hakkına Tecavüzden Kaynaklanan)|Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan
Karar Metni
1.216 kelime·6 dk okuma·6 bölüm
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
ASIL DAVA.
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekklinin kendi adına tescil ettirdiği "..." marka grafik tablet ve kalem ürününün satışını yaptığını, davalı tarafın çeşitli e-ticaret sitelerinde "... "... " adında müvekkilinin markasını kullanarak satış yaptığını, Türkiye Noterler Birliğinin uygulaması aracılığı e-tespit yapıldığını, https://www...com/.../... ve https://www...com/.../... uzantılı sitelerde davalının satış yaptığını, davalı şirket ile müvekkili arasında söz konusu eserlerin çoğaltılmasına veya çoğaltılmış nüshaların satışa çıkarılmasına dair herhangi bir sözleşme bulunmadığını,
davalı tarafın "..." ibaresini ürünlerinde kullanmasının müvekkilinin markasına açık bir tecavüz oluşturduğunu, bu suretle de haksız rekabete yol açtığını ileri sürerek, markaya tecavüzün önlenmesi ile maddi ve manevi tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın kötü niyetli mesnetsiz ve hukuka aykırı olduğunu, dava dışı ana firma .... Ltd., alt şirket ..., Ltd. ve üreticisi .... Ltd. ait olan ... (...) markasının tescilli sahibi olduğunu, markanın Çin, Amerika, Avrupa, Hindistan, Avustralya, Filipinler ve Singapur'da tescil edildiğini, markanın bu kadar tanınmış olmasına rağmen Türkiye'de tescilsiz marka statüsünde olmasını fırsat gören davacının, kötü niyetli olarak markayı adına tescil ettirdiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
BİRLEŞEN DAVA. Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin dava dışı ....
Ltd.ile ...., Ltd'nin Türkiye Distribütörü olarak üreticisi dava dışı ... firması olan ... markasının tek resmi dağıtıcısı olduğunu, ayrıca müvekkilinin distribütör olarak www....com.tr internet adresinin isim hakkını da aldığını, markanın bu kadar tanınmış olmasına rağmen Türkiye'de tescilsiz marka statüsünde olmasını fırsat gören davalının kötüniyetli olarak TPMK nezdinde ... tescil numarası ile ... markasını adına tescil ettiğini, davalının markası ile tescilsiz olarak Türkiye'de satışı yapılan ... markası ile benzerlik gösterdiğini, davalı bu benzerliği kullanarak üretmediği, arge çalışması yapmadığı,
herhangi bir yatırımı bulunmadığı markayı ve markanın ürünlerini www...com sitesinde dükkan açarak satışını yaptığını, davalının markası ile müvekkilinin tek satıcısı olduğu marka arasındaki benzerlik kullanılarak hem marka hakkına tecavüz edildiğini, hem de müvekkili firmanın ürün ithal etmesi engellenerek satış yapmasının imkansız hale geldiğini ileri sürerek, davalı adına kayıtlı ... tescil numaralı markanın hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın müvekkili adına tescili yapılmış ... markasını müvekkilinden hiçbir surette izin almaksızın hukuka aykırı şekilde kullandığından müvekkiline ait tescilli markasına vaki tecavüzünün tespiti ve meni ile tazminat talepli dava ikame edildiğini, davalı tarafın kötüniyetle hareket ettiğini ve işbu davayı açtıklarını, marka tescillerinin ülkemizde kullanımı olmaması sebebiyle işbu davaya dayanak teşkil edilemeyeceğini, dolayısıyla dava dışı şirketlerin ve davalının Türkiye'de tescili haiz bir faaliyetinin ve tescil belgesinin olmaması taleplerinin haklı olduğunu ispatladığını savunarak açılan davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; asıl ve birleşen davaya konu ... tescil no'lu markanın başvuru tarihinin 26/03/2020 olduğu, "..." markasının Türkiye'de 2019 yılı içinde ticarete konu edildiği, dava dışı uluslararası tescil sahibi firmanın yurtdışı internet satış siteleri aracılığıyla tescilsiz ticaretinin yapıldığı, bu itibarla asıl dosya davalısı-birleşen dosya davacısının distribütörü olduğu firmanın, davalı tescilinden önceki tarihte "..." markasını Türkiye'de ticari olarak kullandığının anlaşıldığı,
tesadüfen bulunup tescil edilemeyecek kadar orjinal olan "..." markasının birleşen dosya davacısının distribütörü olduğu firma markasından tamamen bağımsız ve habersiz tescilinin inandırıcı ve mümkün görünmediği, tescil tarihinden önce Türkiye'de ticarette kullanılan markadan davalının da ticaret yaparak haberdar olduğu, asıl dosya davacısı-birleşen dosya davalısının bizzat "..." markalı Çin Menşeili ...
Ltd'den ürün satın aldığı ve bu firma ile ticaretinin bulunduğunun gümrük beyannameleri ile sabit olduğu, buna rağmen tescilini sağladığı gerekçesiyle, birleşen davanın kabulü ile ... tescil numaralı markanın hükümsüzlüğüne, karar kesinleştiğinde sicilden terkinine; birleşen dosya bakımından verilen hükümsüzlük kararının geçmişe etkili olması nedeniyle, asıl davanın reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF İSTEMİ
Asıl davada davacı-birleşen davada davalı vekili istinaf dilekçesinde; yargılama sırasındaki beyanlarını tekrar ederek,-Asıl Dava yönünden davalının müvekkili firmanın tescilinden önceki tarihte "..." markasını Türkiye'de ticari olarak kullandığının anlaşıldığını, davalı tarafın kullanımlarının müvekkiline ait markaya tecavüz teşkil etttiğini,
ilk derece mahkemesinin yargılamaya konu tescilin iyi niyetli kabul edilemeyeceği ve SMK 6/9. maddesi uyarınca hükümsüzlük koşullarının tüm sınıflar yönünde gerçekleştiği kanaatine ulaşmasının hukuka aykırı olduğunu,-6769 Sayılı Kanunun 6/4 maddesi bakımından yapılan değerlendirmede hükümsüzlük koşullarının oluşmadığı hususunun,
dosya kapsamında mevcut olan 15/04/2021 tarihli bilirkişi raporu ile sabit olduğunu,-Tesadüfen bulunup tescil edilemeyecek kadar orjinal olan "..." markasının davacının distribütörü olduğu firma markasından tamamen bağımsız ve habersiz tescilinin inandırıcı ve mümkün görünmediği ifade edilmişse de yanlış değerlendirme yapıldığını ileri sürerek, asıl ve birleşen davaya yönelik ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
GEREKÇE
Asıl dava, markaya tecavüzün tespiti, önlenmesi ve men'i; birleşen dava, markanın hükümsüzlüğü talebine ilişkindir.İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
İlk derece mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonucunda, yukarıda yazılı şekilde asıl davanın reddine, birleşen davanın kabulüne karar verilmiştir. Karar asıl davada davacı-birleşen davada davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında, mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, birleşen dava yönünden.
Yargıtay'ın yerleşik uygulamaları doğrultusunda bir markanın aynısını ya da benzerinin marka olarak tescil ettirilmesinin tek başına kötüniyetli başvuru olarak değerlendirilemeyeceği gibi, marka hukukunun ülkeselliği ilkesi nedeniyle birden fazla yabancı markanın benzeriyle ilgili marka başvurusunda bulunulması ve tescil ettirilmesi de tek başına kötüniyetli marka tescili anlamına gelmeyeceği, bir marka başvurusunun hangi hallerde kötüniyetle tescil ettirildiğinin her bir somut olayda ayrı ayrı değerlendirilmesi gerektiği,
Yargıtay'ın yerleşik uygulamaları doğrultusunda bir markanın aynısını ya da benzerinin marka olarak tescil ettirilmesinin tek başına kötüniyetli başvuru olarak değerlendirilemeyeceği, Yargıtay'ın uygulamalarında daha çok güvenin kötüye kullanılması, kullanmak yerine başkalarının ticaretine engel olmak, sözleşmeye aykırılık vb. suretiyle marka tescillerinin kötüniyetli marka tescili halleri olarak kabul edildiği, kötüniyetli tescilin varlığı için kötüniyetin tescil başvurusu anında varolması gerektiği, somut olayda "..." ibaresinin Türkçe bir karşılığının bulunmadığı,
tesadüfen bulunamayacak kadar orjinal olduğu,"..." markasının uluslararası alanda tescilli olduğu, birleşen davada davalının, tek ortağı ve yetkilisi olduğu ... Tic.Ltd.Şti aracılığıyla, "..." markasını uluslararası alanda tescil ettiren ve davacıya da distribütörlük veren Çin Menşeili ...
Ltd'den ürün satın aldığı, davalının bizzat ticaretini yaptığı uluslarası alanda tescilli markayı, Türkiye'de aynı ibarelerle ve aynı mal ve hizmet sınıfında kendi adına tescil ettirdiği, bu durumun tesadüf olarak kabul edilmeyeceği, söz konusu tescilin uluslarası tescilli markanın ticaretine engel olma amacı taşıdığı, açıklanan nedenlerle tescilin kötü niyetli olduğu, birleşen davada hükümsüzlük koşullarının gerçekleştiği, asıl dava yönünden;
birleşen davada davacının söz konusu markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesi nedeniyle asıl davanın da reddedilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla, asıl davada davacı-birleşen davada davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf isteminin reddine karar verilmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi, E. 2022/452, K. 2024/72, 17 Ocak 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama