KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 26 Eylül 2024
- Dosya no
- 2023/144 Esas
- Karar no
- 2024/1443
- İncelenen kararın mahkemesi
- İSTANBUL 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 21/04/2022
- Numarası
- 2016/1219 Esas, 2022/273 Karar
- Davanın konusu
- Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan
- Dava tarihi
- 19/12/2016
Karar Metni
1.065 kelime·5 dk okuma·6 bölüm
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin, daha önce satış temsilcisi olarak davalı şirketin sigortalı çalışanı olduğunu, bir süre davalı şirkette çalıştıktan sonra bu şirketten ayrıldığını, davalı şirket yetkililerinin soruşturma dosyası kapsamındaki ifadelerinde, satış paralarının şirkete dönmemesi üzerine senedin davacıdan teminat olarak alındığını beyan ettiklerini, davaya konu icra takibine dayanak senedin davalı şirket yetkililerince zorla ve irade baskısıyla davacıya imzalattırıldığını, buna ilişkin yapılan savcılık şikayetin takipsizlikle sonuçlandığını,
davalı şirket yetkililerinin zorla imzalattırdığı 450.000,00-TL'lik senetteki bedel kısmının başına davalı tarafından -1- ilavesi yapılarak 1.450,000,00-TL olarak icra takibine dayanak yapıldığını, İcra Hukuk Mahkemesinde açılan davada tahrifatın tespit edildiğini, gerçekleşen ticari risk karşısında hiç bir kusuru olmayan çalışanına bu bedellerin tazmin ettirilmek istenmesinin hukuken temeli olmadığını, ileri sürerek, davacının İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ...
E. sayılı takibine konu senet nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespitine, davalı aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının müvekkili firmadan aldığı malları komisyon karşılığında satış yaptığını, davacı tarafından satışı yapılan malların bedeli ödenmeyince, müvekkili tarafından yapılan araştırmada müvekkilinin bilgisi dışında birçok firmaya mal verdiği ve bu firmaların içinde batak firmaların da olduğunun tespit edildiğini, müvekkilinden aldığı malların bedelini tahsil edemeyen davacının borcunu kabul ettiğini ve karşılıklı mutabakat neticesinde dava konusu senedi düzenlendiğini, ancak senedin ödenmediğini, davacının müvekkilini zarara uğratmak kastı ile babasından kalan malvarlığını yakınlarına devrettiğini,
bunun üzerine açtıkları tasarrufun iptali davasını sürüncemede bırakmak kastı ile işbu davanın açıldığını savunarak, davanın reddine, davacı aleyhine %20 den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; davacının 13/09/2010 ile 2012 yılı Temmuz ayı sonu arasında davalı şirkette komisyon karşılığı pazarlamacı olarak çalıştığı, takibe konu senedin kendisinden zorla alındığı gerekçesiyle davacının yaptığı şikâyet üzerine yapılan soruşturma sonucu kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği, senedin zorla alındığına ilişkin dava dosyasına herhangi bir delil sunulmadığı, bilirkişi kök ve ek raporu dikkate alındığında, davacının satmış olduğu malların bedelinden 314.088,20-TL'lik kısmının halen tahsil edilememiş olduğu,
davacının ... isimli iş yerine sattığı mallar karşılığı alınan 30/07/2012 tarihli çekin karşılıksız çıktığı, davacının işten ayrılış tarihinin net olarak tespit edilememesi, davalı tarafça ... isimli iş yerine verilen çekin karşılıksız çıktığına ilişkin somut bir delilin dosyaya sunulmamış olması nedeniyle davalının bu savunmalarına itibar edilmediği, takibe konu çekin, davacının borçlarına karşılık verilmiş olduğu, bu borçların 314.088,20-TL'lik kısmının davalı şirketçe tahsil edilemediği,
bu nedenle davanın kısmen kabulüne karar verilmesi gerektiği, davalı tarafça icra takibinin haksız ve kötü niyetli olarak başlatıldığının ispatlanamadığı, yine dosya kapsamında ihtiyati tedbir kararı verilmediği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile; davacı tarafın, İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. Sayılı dosyası kapsamında takibe konu 30/04/2012 tanzim tarihli, 30/03/2013 vade tarihli, keşidecisi ..., lehdarı ... Sanayi ve Tic. Ltd.
Şti. olan 450.000,00-TL bedelli bono nedeniyle, 314.088,20-TL dışında borçlu olmadığının tespitine, davacı ve davalı tarafların, kötü niyet tazminatı taleplerinin ayrı ayrı reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF
Davacı vekili istinaf dilekçesinde; davacı ile davalı şirket arasında ticari hiç bir temel borç ilişkisi bulunmadığını, davacının davalı şirkette komisyonla çalışan olduğuna ilişkin dosyada ne bir ikrar ne de davalı tarafca sunulmuş komiston sözleşmesi olmadığını, müvekkilinin davalı firmada ücretle çalışan SGK'lı bir işçi olduğunu, davalı şirketle ticari alış verişi, komisyon sözleşmesi bulunmadığını, alım-satım işlemlerinde de karar ve imza yetkisi olmadığını, alacak verecek hesaplaması yapılan firmalar ve davalı firma ile müvekkilin herhangi bir ilişkisi olmayıp satış bedellerinin tahsil edilemeyenlerinden dolayı sorumluluğu da bulunmadığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
GEREKÇE
Dava, menfi tespit talebine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, yukarıda yazlı şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Karar davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir Davalı vekili cevap dilekçesinde, davaya konu takip dayanağı senedin, davacının davalı-müvekkilinden aldığı malların tahsil edilmeyen bedelleri karşılığında alındığını beyan etmiştir. Davalı şirket yetkilisinin soruşturma sırasında alınan ifadesindeki beyanları da bu doğrultudadır.
Davalının ticari defterlerinden de anlaşıldığı üzere, davaya konu tahsil edilmeyen mal bedellerine ilişkin satışlar, faturaları kesilerek bizzat davalı şirket tarafından yapılmış olup, davacı söz konusu ürünlerin davalı şirket çalışanı olarak pazarlama görevini üstlenmiştir.
Davacının davacı şirkette pazarlama elemanı olarak işçi statüsünde çalıştığı SGK kayıtları ve dosya kapsamı ile sabit olup, davacının davalı şirketin onay vermediği bir satışı yapma yetkisini bulunduğuna dair dosyada bir delil bulunmamaktadır. Taraflar arasında yazılı bir sözleşme bulunmadığı gibi, davacının pazarlamasını yaptığı ürün bedellerinin tahsil edilmeyen kısmından sorumlu olduğuna dair de bir anlaşma da bulunmamaktadır.
Davalı şirket davacının satış yaptığı firmalardan birine, davacının fiilen işten ayrılmasından sonra da satış yapmaya devam etmiştir.
Bu durumda davacının satış yaptığı firmalara kestiği faturalara karşılık yapılan ve yapılmayan ödemeler birlikte değerlendirilerek, yapılmayan tahsilatların davacının kusurundan kaynaklanıp kaynaklanmadığı, davacının pazarlama görevi sırasında davalının zararına hareket edip etmediği değerlendirilerek, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, davacının pazarlamasını üstlendiği satışların ödenmeyen kısımlarının tamamından sorumlu tutulmak suretiyle yukarıda yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle davacı vekilinin istinaf itirazlarının kısmen kabulü ile HMK’nın 353/1-a-6. maddesi gereğince yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine; kaldırma sebep ve şekline göre, davacı vekilinin sair istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, karar vermek gerekmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi, E. 2023/144, K. 2024/1443, 26 Eylül 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama