KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 9 Ekim 2024
- Dosya no
- 2023/150 Esas
- Karar no
- 2024/1555
- İncelenen kararın mahkemesi
- İSTANBUL ANADOLU 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHK.
- Tarihi
- 22/11/2022
- Numarası
- 2021/147 Esas, 2022/154 Karar
- Davanın konusu
- Marka (Marka Hakkına Tecavüzden Kaynaklanan
Karar Metni
971 kelime·5 dk okuma·6 bölüm
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin “....” ibaresini ticaret unvanı, marka ve internet alan adı olarak kullandığını, bu ibare üzerinde ortak hak sahibi olduklarını, .... A.Ş.’nin 20/08/1990 tarihinde, ...
A.Ş.’nin 23/10/1996 tarihinde ticaret siciline tescil edildiğini, “....” ibaresi üzerinde öncelik hakkının bulunduğunu, 43. sınıfta “geçici konaklama hizmetleri” için ... numaralı “...+Şekil” ... numaralı “...+Şekil”, 2017 .....numaralı “....+Şekil”, 2006 ... numaralı “....” ve ... numaralı “....” markalarının sahibi olduğunu, 02/09/2019 tarihinde ticaret siciline tescil edilen davalı şirkete, davacının ticaret unvanı ile iltibas yaratması nedeniyle kullanılmamasına dair gönderilen ihtarın sonuçsuz kaldığını, davalı şirketin bu ticaret unvanını kullanmasının davacı şirketlerin ticaret unvanları ile markalarına iltibas yarattığını,
marka haklarına tecavüz teşkil ettiğini, ticaret unvanının marka olarak da kullanıldığını, eylemin aynı zamanda haksız rekabet teşkil ettiğini ileri sürerek. İstanbul Ticaret Sicili Memurluğuna .... Sicil Numarası ile kayıtlı “.....
Şti.” unsurlarından oluşan ticaret unvanının, davacı müvekkili şirketlere ait ticaret unvanı, markaları ve internet alan adı ile benzer olduğunun ve iltibas yarattığının tespiti ile, davalı ticaret unvanından "...." ibaresinin terkinine,tecavüzün men ve ref'ine, mahkeme kararının ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı şirketin kurucu ortaklarından birisinin isminin ....' olduğunu, davalının, davacılara ait herhangi bir markayı kullanmadığını, davacının iddia edebildiği tek hususun müvekkil şirketin isminin devamında yer alan " .... ....
ŞTİ." ibaresinin ayırt edici olmadığı hususu olduğunu, ancak bu ibareler ayırt edici olmasaydı, ticaret sicil müdürlüğü tarafından tescil başvurusunun kabul edilmeyeceğini, davalı şirketin doğrudan davacıların isim ve marka hakkına tecavüz edecek bir müdahalede bulunmadığını, davalı şirketin isminin davacı şirketlerden ayırt edilebilecek derecede farklı olduğunu, dosyasına sunulan tüm emsal kararlarda ticaret ünvanının açık bir şekilde kullanıldığı ve haksız rekabet oluşturduğu durumda verilen kararlar olup, hiç birisinin salt ticaret ünvanında kullanılan bir ibare sebebi ile verilmiş olmadığını, Yargıtay 11 HD.'nin 2019/ 1692 Esas,
2020 / 3293 Karar sayılı ve 29/06/2020 tarihli kararında ticaret unvanı ancak tescilli bir markaya tescil kapsamındaki mal ve hizmetler yönünden ayırt ediciliği sağlayıcı bir işaret olarak kullanılması halinde, marka hakkına tecavüz oluşturacağı açıklaması karşısında, kanun koyucunun amacının ticaret unvanının tescilli marka ile karıştırılmaya yol açacak şekilde kullanılması halinin marka hakkına tecavüz olarak kabul edilmesi gerektiği yönünde olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; davalı şirketin "..." ibaresini markasal olarak kullandığına dair dosyaya bir delil sunulmadığı, davalı adresinde yapılan delil tespitinde ve davacı tarafın bildirdiği deliller toplandıktan sonra alınan bilirkişi raporu ile de buna ilişkin bir tespit yapılamadığı, iş yerine ait fotoğraflardan davalı adına tescilli olduğu tespit edilen "...." markasının kullanıldığının görüldüğü, bu nedenle davalının "...." markasını ticari faaliyetlerinde SMK'nun 7/1-b maddesi kapsamında kullandığının ispatlanamadığı, davalının markasal bir kullanımının ispatlanamadığı,
TTK'nun 52. maddesi uyarınca ticaret unvanının dürüstlüğe aykırı bir biçimde bir başkası tarafından kullanılması halinde, bu unvanının silinmesinin talep edilebileceği, tarafların ticaret unvanlarının esas unsurların "...." ibaresi olduğu, diğer kelimeler tanımlayıcı ve tali unsurlar olduğu, davacı şirketlerin faaliyet alanlarındaki ulaştıkları bilinirlik düzeyi nedeniyle, davalının ticaret unvanında yer alan "...." ibaresinin davalının ticaret unvanını farklılaştırmaya yetmeyeceği, davalı şirketin ticaret sicile tescil tarihi davalı şirketlerden çok sonra olduğu,
tarafların faaliyetlerinin ortak ve benzer, davacıların davalının ticaret unvanından "...." ibaresinin terkinini talep etmekte haklı oldukları gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile; davalı ... ...
Şirketi'nin ticaret unvanından "...." ibaresinin terkinine, karar kesinleştiğinde hüküm özetinin ilanına, masrafı davalıdan alınmak suretiyle hüküm özetinin Türkiye genelinde yayın yapan ve tirajı en yüksek olan 3 gazeteden birinde bir kez ilanına, davacıların fazlaya ilişkin taleplerinin reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF İSTEMİ
Davalı vekili istinaf dilekçesinde, cevap dilekçesinde ileri sürdüğü savunmalarını tekrar ederek; müvekkil şirketin kurucu ortaklarından birisinin isminin ... olduğunu, müvekkili şirket tarafından bu isim kullanılarak ....'e ait herhangi bir şirketin marka veya isim hakkına tecavüz edilmediğini ve davacıya ait herhangi bir markayı kullanmadığını, müvekkili şirket unvanındaki "....Şti." ibareleri ayırt edici olmasaydı Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün tescil başvurusunu kabul etmeyeceğini, müvekkilin şirket doğrudan davacıların isim ve marka hakkına tecavüz edecek bir müdahalede bulunmadığını, davacının da bu yönde bir delili olmadığını,
yasal mevzuat gereğince de müvekkili şirketin ismi davacı şirketlerden ayırt edilebilecek derece de farklı olduğunu, son ve güncel Yargıtay kararlarına bakıldığında, sadece isimde yer alan bir kelimenin tescil edilmiş olmasının marka hakkına tecavüz için yeterli olmadığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
GEREKÇE
Dava, davacıların marka hakkına tecavüzün tespiti, önlenmesi ve "...." ibaresinin davalının ticaret unvanından terkini talebine ilişkindir.İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, yukarıda yazlı şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Karar davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davacılar ... AŞ ve ... AŞ.ile davalı ... ...
ŞTİ'nin ticaret unvanlarının esas unsurlarının "..." ibaresi olduğu, diğer kelimeler tanımlayıcı ve tali unsurlar olduğu, davacı şirketlerin 1990 ve 1996 tarihlerinde, davalı şirketin ise 2019 tarihinde tescil edildiği, tarafların faaliyetlerinin ortak ve benzer olduğu, davalı şirketin ticaret unvanında yer alan "..." ibaresinin iltibas oluşturacak mahiyette olduğu, ilk derece mahkemesince davalı şirketin ticaret unvanındaki "..." ibaresinin terkinine karar verilmesinin yerinde olduğu anlaşılmakla, davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf isteminin reddine karar verilmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi, E. 2023/150, K. 2024/1555, 9 Ekim 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama