KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi İncelenen Kararın Mahkemesi İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 12 Haziran 2024
- Dosya no
- 2023/24 Esas
- Karar no
- 2024/1120
- Tarihi
- 27/09/2022
- Numarası
- 2022/102 Esas - 2022/652 Karar
- Davanın konusu
- Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan
Karar Metni
1.267 kelime·6 dk okuma·6 bölüm
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı tarafından müvekkili aleyhine icra takibi başlatıldığını, icra takibine konu üç adet çek (03.06.2008 keşide tarihli 8.500,00 TL bedelli, 30.06.2008 keşide tarihli 11.500,00 TL bedelli ve 03.08.2008 keşide tarihli 10.000,00 TL bedelli çek) üzerinde bulunan imzaların ve yazıların müvekkiline ait olmadığını, müvekkilinin takibe konu çekten dolayı herhangi bir hukuki ilişkisi bulunmadığı için çekler üzerinde herhangi bir şekilde cirosu bulunmadığını, dolayısıyla İstanbul ....
İcra Dairesi'nin ... esas sayılı ilamsız icra takibi dosyası ile takibe konan çeklerden dolayı borçlu olmadığının tespitine karar verilmesi gerektiğini, imza incelemesi yapıldığında, takibe konu senetler üzerindeki imzanın müvekkile ait olmadığının ortaya çıkacağını, davalı tarafından müvekkiline karşı kötü niyetli olarak icra takibi başlatıldığını, davalı/alacaklı hakkında İİK m.72/5 gereğince takip konusu alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere tazminata hükmedilmesini talep etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı hakkında başlatılan takipte icra takip dosyası itiraz edilmediğinden takip kesinleştiğini, takibin kambiyo senedine dair takip yoluyla değil ilamsız takip yoluyla açıldığını, takibe dayanak üç çekte de davacının cirosu olduğunu, davacının çocuklarının davacının işletmesi lehine davacı adına ve kendi namlarına yaptıkları ciro işlemine davacının gizli ve açık rızası söz konusu olabileceğini, bunun araştırılması ve imza incelemesi yapılacak ise alt soyuna ait imza örneklerinin de alınıp incelenmesi gerektiğini, davacı tarafın kötü niyet tazminatı talebi de usul ve yasaya aykırı olduğunu,
icra takibine itiraz etmeyerek takibin kesinleşmesine sebebiyet veren borçlu, icra takibi sebebiyle tazminat talebinde bulunamayacağını, borçlunun işletmesine dair kaşenin üzerindeki imzasının bulunduğu ve konu çekler nedeniyle borçlu olduğu açık olduğunu, bu nedenle davacının %20'den az olmamak koşuluyla icra inkar tazminatına mahkum edilmesi gerektiğini, ikame edilen işbu davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İstanbul 18.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 27/09/2022 tarih ve 2022/102 Esas - 2022/652 Karar sayılı kararıyla; "...işbu davada davacının takip dayanağı çeklerdeki imzaya itiraz etmiş olması sebebiyle ispat yükü yetkili hamil olduğunu iddia eden davalı alacaklıda olup mahkememizce verilen kesin süreye rağmen davalı tarafça çeklerin mahkememize ibraz edilmemiş olması sebebiyle davalının yetkili hamil olduğunu ve alacağın varlığını kanıtlayamadığı kanaatine varılmakla davacının menfi tespit isteminin kabulüne karar vermek gerekmiştir.
İİK 72/5. maddesi hükmüne göre, kötüniyet tazminatına hükmedilmesi için takibin haksız olması tek başına yetmemekte, ayrıca kötüniyetli olması da gerekmekte olup, ispat yükü; takibin kötüniyetli olduğunu iddia eden davacı (borçlu)’nun üzerindedir.
Somut olay değerlendirildiğinde davalı tarafın mahkememizce verilen kesin süre içerisinde takibe dayanak evrakları sunmaması sebebi ile alacağın varlığını kanıtlayamadığı kanaatine varıldığı, bilirkişi incelemesi yapılamadığı ve bu sebeple takibin haksız ve kötüniyetli olarak yapıldığının davacı tarafça ispatlanamadığı kanaatine varılmakla, davacının davalı aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilmesi talebinin reddine" karar verilmiştir.
İSTİNAF İSTEMİ
Davacı vekili istinaf dilekçesinde.
"Mahkemece müvekkilin davaya konu çeklerden dolayı davalıya borçlu olmadığının tespitine hükmedildiğini, ancak kötü niyet tazminatı talebimizin reddine karar verildiğini, tüm dosya kapsamı incelendiğinden davalı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gerektiğini,Müvekkil borcu olmadığı halde işbu icra takibi nedeniyle son derece mağdur edildiğini, alakası olmadığı bir icra takibi nedeniyle haciz tehdidi altında kaldığını,Davalı tarafa çek asıllarının sunulması için kesin süre verilmiş olmasına rağmen davalı tarafından süresi içerisinde çek asıllarının dosyaya sunulmadığını,
davalı çek asıllarını sunmayarak çekler üzerindeki imzaların müvekkil eli ürünü olmadığını kabul ettiğini, bu durumda davalının kötü niyetle hareket ettiği açık olup kötü niyet tazminatı talebimizin kabulüne karar verilmesi gerektiğini." beyanla ilk derece mahkemesi kararının kaldırılması istenmiştir.Davalı vekili istinaf dilekçesinde.
"Çek asıllarının süresi içerisinde sunulamaması yargılamanın talikine sebep olmadığından ve işbu durum kusurumuzdan kaynaklanmadığından bilirkişi incelemesi yapılmadan karar verilmiş olmasının hatalı olduğunu,HMK'nın "Sonradan delil gösterilmesi" başlıklı 145. maddesi "Taraflar, Kanunda belirtilen süreden sonra delil gösteremezler.
Ancak bir delilin sonradan ileri sürülmesi yargılamayı geciktirme amacı taşımıyorsa veya süresinde ileri sürülememesi ilgili tarafın kusurundan kaynaklanmıyorsa, mahkeme o delilin sonradan gösterilmesine izin verebilir." hükmünü içerdiğini,Çek asıllarının sunulması için tarafımıza iki haftalık kesin süre verilmiş ve ilgili celseye mazeret nedeniyle katılamadığımızdan işbu ara karar tarafımıza tebliğ edildiğini, çek asılları için müvekkil şirket ile iletişime geçilmiş ancak çeklerin eski tarihli olması,
müvekkil şirketin ticari ve muhasebe kayıtlarına ilişkin evraklarının fizik itibariyle hacminin fazla olması nedeniyle çekler ancak bir sonraki duruşmada mahkemeye fiziki olarak sunulabildiğini, yaşanan bu durumun kusurumuzdan kaynaklanmadığı ve yargılamada her iki celse arasına adli tatilin girdiği hususları göz önüne alındığında yargılamayı geciktirici bir etkisinin olmadığını, Bu bağlamda mahkemece çek asılları üzerinde bilirkişi incelemesi yapılması gerekirken hatalı değerlendirme yapılarak eksik araştırma neticesinde karar verilmiş olmasının usule aykırı olduğunu, Takibe dayanak üç adet çekte de davacının cirosu bulunduğunu,
icra takibi kesinleşmiş olup borçlu olmadığı iddiasının ispat külfeti davacıda olduğunu, imza itirazında bulunan davacının iddiasını kanıtlaması gerektiğini, İmza inkarı ile ilgili olarak yapılacak incelemede aradan geçen zaman dikkate alınması gerektiğini, incelemeye esas evrak asıllarının inceleme konusu evraklarla aynı ya da daha önceki tarihe ait olması gerektiğini, Davacı tarafından alt soyu lehine verilmiş, borçlanma ve kambiyo taahhüdünde bulunduğuna dair vekaletnamesinin bulunabileceğini, çeklerdeki imzalar da alt soyu tarafından buna dayanarak atılmış olabileceğini,
bunun araştırılması ve imza incelemesi yapılacak ise alt soyuna ait imza örneklerinin de alınıp incelenmesi gerektiğini,Mahkeme tarafından kısmen kabul kısmen red kararı verilmiş olmasına rağmen lehimize vekalet ücretine hükmedilmemiş olmasının da usule aykırı olduğunu." beyanla ilk derece mahkemesi kararının kaldırılması istenmiştir.
GEREKÇE
Dava, İİK'nun 72.maddesi uyarınca icra takibinden sonra açılan menfi tespit davasıdır. İlk derece mahkemesi tarafından, "DAVANIN KISMEN KABULÜ İLE; -İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasına konu edilmiş olan A) ... Bankasına ait, ... tarafından hamiline olarak keşide edilmiş olan 30.06.2008 keşide tarihli, 11.500,00 TL bedelli, ... nolu çekten dolayı, B) ...
Bankasına ait, ... tarafından hamiline olarak keşide edilmiş olan 03.08.2008 keşide tarihli, 10.000,00 TL bedelli ... nolu çekten dolayı, C) ...
Bankasına ait, ... tarafından hamiline olarak keşide edilmiş olan 03.06.2008 keşide tarihli, 8.500,00 TL bedelli, ... nolu çekten dolayı davacının davalıya BORÇLU OLMADIĞININ TESPİTİNE, -Davacının davalı aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilmesi talebinin REDDİNE" karar verilmiştir.Hüküm davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Davacı icra takibine konu edilen çekler üzerindeki yazı ve imzaların kendisine ait olmadığı gerekçesiyle menfi tespit isteminde bulunmuş; davalı ise, iddiaları kabul etmeyerek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Davacının davaya konu çeklerdeki imzasının kendisine ait olmadığından bahisle menfi tespit istemli davada çeklerdeki imzaların davacıya ait olduğunu ispat yükünün davalı alacaklıda olduğu sabittir.
Mahkemece çekler üzerinde imza incelemesi yapılması amacıyla çeklerin temin edilmeye çalışıldığı, bu konuda icra müdürlüğü ile yapılan yazışmada "Takibin ilamsız olması nedeniyle çek asıllarının daireye ibraz edilmediğinin" bildirilmesi ve çek asıllarını ibraz etmek üzere davalı tarafa verilen kesin süreye rağmen çeklerin kesin süre içinde mahkemeye sunulmamış olması karşısında, mahkemece ispat yükünün davalı tarafta olduğundan bahisle davacının menfi tespit isteminin kabulüne karar verilmesinde isabetsizlik yoktur.
Mahkemenin menfi tespit kararının, yukarıda açıklanan şekilde, çeklerdeki imzanın davacıya kesin olarak ait olmamasından değil, çek asıllarının bulunamamasından kaynaklandığı, buna göre davalının takip açmakta kötüniyetli olduğunun sabit olmaması karşısında mahkemece kötüniyet tazminatına karar verilmemiş olmasında usule aykırılık bulunmadığından; tüm bu açıklamalar ışığında ilk derece mahkemesi kararının isabetli olduğu anlaşıldığından taraf vekillerinin istinaf istemlerinin reddine karar verilmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi, E. 2023/24, K. 2024/1120, 12 Haziran 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama