KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 5 Şubat 2024
- Dosya no
- 2023/407 Esas
- Karar no
- 2024/162
- İncelenen kararın mahkemesi
- İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 31/10/2022
- Numarası
- 2021/82 Esas - 2022/626 Karar
- Davanın konusu
- Menfi Tespit (Kefalet Sözleşmesinden Kaynaklanan
- Dava tarihi
- 08/08/2014
Karar Metni
1.797 kelime·9 dk okuma·7 bölüm
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkiline davalı banka tarafından İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı icra dosyasıyla ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takip emri gönderildiğini, ancak müvekkilinin böyle bir borcu bulunmadığını, davalı bankaya hiç bir şekilde ipotek verilmediğini, davalı bankadan borcu temlik alan kişinin ... olduğunu, müvekkili ile temlik alan ...'ın kayınbabası ve kayın biraderi arasında devam eden Ankara 9. Sulh Ceza Mahkemesinin 2013/125 esas sayılı dosyasında ceza davaları bulunduğunu, temlik alan kişinin devlet memuru olup temlik alma karşılığı ödediği bedeli müvekkilin davalı olduğu kayınpederinin ödediğini düşündüklerini, yapılacak yargılama sonucu borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; açılan davanın haksız olduğunu, alacaklı ... A.Ş ile dava dışı ... San. Ve Tic. Ltd. Şirketi, ... San. Ve Tic. Ltd. Şirketi ve ... İnş. San. ve Tic.Ltd. Firmaları arasında akdedilen Genel Kredi Sözleşmesi gereğince, şirketlere kredi kullandırıldığını, bu kredilerin geri ödenmemesi üzerine hesaplarının kat edildiğini, alacağın tahsili için davalı banka taraından takip yapıldığını, dava dışı ve lehine ipotek verilen ... Ltd.
Şirketinin ve diğer takip borçlularının şirketlerin müşterek borçlu müteselsil kefil olduklarını, karşı tarafça haksız açılan davanın reddine karar verilmesini beyan etmiştir.Davalı ... Bankası A.Ş vekili cevap dilekçesinde özetle; dava dışı ve lehine ipotek verilen ... Ltd.
Şirketi ve diğer takip borçluları şirketlerin müşterek borçlu müteselsil kefil olduğunu, diğer davalı ... ile yapılan temlik sözleşmesinin usul ve yasaya uygun olarak yapıldığını, müvekkili bankanın davacılar ile diğer davalı temlik alan ... ile aralarındaki husumeti ve ilişkiyi bilmesi ve bilebilecek durumda olmadığını, bankanın tamamen kendi menfaatleri çerçevesinde haklı alacağını tahsil etmek emacıyla alacağını temlik ettiğini, bu nedenle hukuki mesnetten yoksun davanın reddedilmesini beyan etmiştir.
DAİREMİZ KARARI
İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 18/09/2017 tarih ve 2014/262 Esas - 2017/695 Karar sayılı kararının istinaf edilmesi üzerine Dairemizin 14/01/2021 tarih ve 2018/733 Esas - 2021/27 Karar sayılı ilamı ile; "Seçilen bilirkişi bankacı bilirkişi olmadığından raporun iddia ve savunmayı karşılar düzeyde olmadığı ve mahkemenin de bu hususta bilirkişi raporuna itibar ederek raporda açıklanmayan hususlarda değerlendirme yapmadığı anlaşılmakla, kararın eksik inceleme ile verildiği anlaşıldığından davacı yanın istinaf başvurusunun HMK 353/1-a-6 maddesi gereğince kabulüne ve ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına" karar verilmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 31/10/2022 tarih ve 2021/82 Esas - 2022/626 Karar sayılı kararıyla; "... istinaf ilamından sonra tespit edilen eksiklikler de gözetilerek bankacı bilirkişiden alınan hüküm kurmaya yeterli bulunan kök ve ek bilirkişi raporu dikkate alındığında; davacıların Ankara ili Çankaya İlçesi ...
Mahallesi ... no'lu parseldeki taşınmazı, davalı banka ile dava dışı grup şirketler arasında imzalanan ve şirketlerin birbirlerine müşterek müteselsil kefil sıfatıyla kefil oldukları, kredilere teminat olarak ipotek verdikleri ve dava dışı ... İnşaat San. ve Tic. Ltd.
Şirketinin güncel banka kayıtlarına göre 15.629,28 TL borcunun devam ettiği ve borçlu şirketler lehine 20/06/2016 tarihinde 250.000,00-TL, 05/05/2011 tarihinde 200.000,00-TL, 14/09/2011 tarihinde ise 450.000,00-TL olmak üzere toplam 900.000.00-TL miktarlı ipotek tesis ettikleri ... ve ...'nın dava dışı ...'e müşterek ve müteselsil kefil olduğunu, borçlu şirketlerin grup şirketler olduğu, bu borçluların kendi ve diğer şirketler için kurdukları çarpraz kefalet ilişkileri bulunduğu,
ipotek senedinde davacı ...'ün ve halefi davacı ...'nın (ipoteğin varlığını tapu sicilinden bilerek ve devralmakla aynı sonuç doğacaktır) ... ve ...'nın imzalayacağı her türlü sözleşmelerde, müteselsil kefil ve sair sıfatlarla teminat olarak imzaladığı veya imzalayacağı her türlü sözleşmelerde ipotek borçlarının sorumlu olduklarının belirlendiği (sözleşme md. 20.7.1.), ... yönünden verilen teminat mektuplarının takipten sonra bankaya iade edilerek risklerinin ortadan kalktığı, çeklerin yasal süresinin dolduğu, bu şirket yönünden ipoteğin asaleten ve kefaleten verilen tüm borçlandırmaların karşılığı olduğu, borcun tamamının sona ermediği,
temlik ilişkisinde geçersizliğe ilişkin bir tespitin ispatlanamadığı, davacıların borç durumu itibariyle davalıların kişilikleri yönünden farklılık yaşanmayacağı anlaşılmakla açılan davanın reddine" karar verilmiştir.
İSTİNAF İSTEMİ
Davacılar vekili istinaf dilekçesinde.
"Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporuna göre müvekkillerin sorumlu olduğu miktarın 15.629,28 tl olarak tespit edildiğini, buna rağmen mahkemece davanın tamamın reddine karar verilmesinin usule aykırı ve çelişkili olduğunu, Bilirkişi raporuna göre tespit edilen borcun 15.629,28 TL iken davalılar lehine 23.026,90-TL vekalet ücretine hükmedilmesinin kararın hukuka aykırı olduğunun ispatı olduğunu, Gerekçeli kararda dosyada mevcut bilirkişi raporunun özeti yapılmış ve eksik ve hatalı değerlendirmeler ile dolu bilirkişi raporunun sonuç kısmına göre davanın reddine karar verildiğini;
raporu hazırlayan bilirkişi ...'in bankacı bilirkişi olduğunu, ancak kendisinin sözleşme hukuku uzmanı ya da hukukçu bilirkişi gibi Genel Kredi Sözleşmesi Hükümlerini ve ipotek işlemi resmi senet belgesini ihtisas sahibi bir uzman gibi yorumlamasının hukuka aykırı olduğunu, Bankacı bilirkişi ve mahkemece 40.800,00 TL, 17.416,23TL, 64.867,00 TL ve 64.260,00TL bedelli teminat mektuplarının celse arasında davalı bankaya iade edilmiş olduğunun tespit edildiğini, buna rağmen mahkemece davanın tamamının reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, Müvekkilerin ...
Ltd Şti lehine herhangi bir ipotek vermedikleri ya da kefil olmadıklarının hem bilirkişi raporuyla hem de gerekçeli kararla tespit edildiğini; müvekkillerin sadece ... LTD. ŞTİ ve ... LTD. Şti'ne kefil oldukları ve ipotek verdiklerinin sabit olduğunu, ancak buna rağmen tam tersi şekilde müvekkillerin ...
Ltd Şti'nin borçlarından dolayı sorumlu olduğu yönde karar verildiğini, Ekte sunduğumuz Yargıtay kararı uyarınca, "Davacı kefilin kefil olarak imzalamadığı sözleşmelerden doğan borçtan sorumlu tutulması doğru değildir. Her ne kadar mahkemece genel kredi sözleşmesinin 41.1 madde hükmüne dayanılarak yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de anılan sözleşme hükmü davacıyı, imzası bulunmayan sözleşmeler nedeniyle sorumluluk altına sokacak biçimde yorumlanamayacağını".
Müvekkilin 2006 ve 2011 tarihlerinde yaptığı sözleşmedeki hükümlerin, çok daha sonra 2012 yılında yapılan ve müvekkilin kefil olmadığı, rehin vermediği, taraf olmadığı sözleşmeler için geçerli olamayacağını, Müvekkilin 2006 ve 2011 yılında ... ve ... LTD. ŞTİ lehine ipotek verdiğini, 2012 yılında ... ile ... LTD.
ŞTİ arasındaki sözleşmeye müvekkillerin taraf olmadığını, kefaletlerinin ve verdikleri ipoteklerinin bulunmadığını, müvekkilin imzasının bulunmadığı bir krediden ötürü müvekkilin sorumluluğuna gidilemeyeceğini, Tapu kayıtları çok basit ve yüzeysel dahi incelense dahi, ... LTD.
ŞTİ'nin borçlarına müvekkillerin kefil olmadığı veya gayrimenkulleri üzerine ipotek vermediğinin görüleceğini, bu husus tapu sicil müdürlüğüne yazı yazılarak sorulabileceği gibi bu hususta bilirkişi incelemesi de yapılabileceğini, Dosya kredi borçlusunun. LTD. ŞTİ olduğunu ve davalı bankanın da cevap dilekçesinde belirttiği üzere, müvekkillerin. LTD. ŞTİ'nin kullanacağı krediler için kefaletinin ve ipoteğinin bulunmadığını, Müvekkil ...'ın sadece. LTD.
ŞTİ’nin kullanacağı krediler için ipotek verdiğini, bu şirketin de kullandığı krediler nedeniyle davalı bankaya asla kredi borcu olmadığını (teminat mektuplarının tamamının iade edildiğini) Takibin ana borçlusu ... LTD. ŞTİ. davalı bankadan kullandığı krediyi ödemediğini,. LTD. ŞTİ'nin bu kredinin kefili olduğunu, davalı bankanın bu borç nedeniyle belirtilen her iki şirkete takip yapmakla yetinmesi gerekirken; başka bir kredi sözleşmesi nedeniyle sadece. LTD.
ŞTİ’nin kredi borçlarına ipotek veren müvekkile de takip yapılmasının hatalı olduğunu, Müvekkillerin davalı banka ve alacağı temlik alan ...’a borcu bulunmadığını, müvekkillerin borçlu ... LTD. ŞTİ. lehine ipotek tesis etmedikleri için müvekkiller aleyhine yapılan icra takibi usule aykırı olduğunu." beyanla ilk derece mahkemesi kararının kaldırılması istenmiştir.
GEREKÇE
Dava, menfi tespit istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesi tarafından. "Davanın REDDİNE" karar verilmiştir. Hüküm davacılar vekili tarafından istinaf edilmiştir. İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
İlk derece mahkemesinin 18/09/2017 tarih ve 2014/262 Esas - 2017/695 Karar sayılı kararının istinaf edilmesi üzerine Dairemizin 14/01/2021 tarih ve 2018/733 Esas - 2021/27 Karar sayılı ilamı ile.
"Seçilen bilirkişi bankacı bilirkişi olmadığından raporun iddia ve savunmayı karşılar düzeyde olmadığı ve mahkemenin de bu hususta bilirkişi raporuna itibar ederek raporda açıklanmayan hususlarda değerlendirme yapmadığı anlaşılmakla, kararın eksik inceleme ile verildiği anlaşıldığından davacı yanın istinaf başvurusunun HMK 353/1-a-6 maddesi gereğince kabulüne ve ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına" karar verilmiştir.
İstinaf kararı devam eden yargılamada mahkemece bankacı bilirkişiden aldırılan kök ve ek bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamıyla; davacıların Ankara ili Çankaya İlçesi ... Mahallesi ... no'lu parseldeki taşınmazı, davalı banka ile dava dışı grup şirketler arasında imzalanan ve şirketlerin birbirlerine müşterek müteselsil kefil sıfatıyla kefil oldukları, kredilere teminat olarak ipotek verdikleri ve dava dışı ... San. ve Tic. Ltd.
Şirketi'nin güncel kayıtlara göre 15.629,28 TL borcunun devam ettiği ve borçlu şirketler lehine 20/06/2016 tarihinde 250.000,00-TL, 05/05/2011 tarihinde 200.000,00-TL, 14/09/2011 tarihinde ise 450.000,00-TL olmak üzere toplam 900.000.00-TL miktarlı ipotek tesis ettikleri ... ve ...'nın dava dışı ...'e müşterek ve müteselsil kefil olduğu, borçlu şirketlerin grup şirketler olduğu, bu borçluların kendi ve diğer şirketler için kurdukları çarpraz kefalet ilişkileri bulunduğu,
ipotek senedinde davacı ...'ün ve halefi davacı ...'nın ... ve ...'nın imzalayacağı her türlü sözleşmelerde, müteselsil kefil ve sair sıfatlarla teminat olarak imzaladığı veya imzalayacağı her türlü sözleşmelerde ipotek borçlarının sorumlu olduklarının belirlendiği (sözleşme md. 20.7.1.), ... yönünden verilen teminat mektuplarının takipten sonra bankaya iade edilerek risklerinin ortadan kalktığı, bu şirket yönünden ipoteğin asaleten ve kefaleten verilen tüm borçlandırmaların karşılığı olduğu, borcun tamamının sona ermediği, temlik ilişkisinde geçersizliğe ilişkin bir tespitin ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemenin sair tespitleri yerinde olmakla birlikte; istinaf kararına uygun olarak yaptırılan bilirkişi incelemesi ile davacının sorumlu olduğu bakiye borç miktarının 15.629,28 TL olduğunun tespit edilmiş olması karşısında; mahkemece davacının sorumluluğunun bu miktarla sınırlı olacak şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile davanın tümüyle reddine karar verilmesi usule aykırı olduğundan, davacılar vekilinin istinaf isteminin kısmen kabulüyle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi, E. 2023/407, K. 2024/162, 5 Şubat 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama