KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 5 Şubat 2024
- Dosya no
- 2023/663 Esas
- Karar no
- 2024/170
- İncelenen kararın mahkemesi
- TEKİRDAĞ ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 18/03/2022
- Numarası
- 2021/242 Esas - 2022/277 Karar
- Davanın konusu
- Menfi Tespit (Ticari Satımdan Kaynaklanan
Karar Metni
1.809 kelime·9 dk okuma·7 bölüm
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin Edirne İli ... İlçesinde çiftçilik yaptığını ve ilkokul mezunu olduğunu, davalı ...’ın müvekkilinin ikamet ettiği ...
Mahallesinde onların tanıdıkları bir takım kişiler ile alım satım yaptığını ve lehtarı olduğu ... ile ...’ın borçlu olduğu 09/04/2012 tanzim ve 25/05/2012 vade tarihli 165.000,00 TL bedelli bonoyu tanzim ettiklerini, alacaklı ...’ın bu alım satıma tanık olan müvekkiline şahit sıfatıyla bononun arka yüzüne imza atmasını istediğini ve müvekkilinin de tanık sıfatıyla bononun arka yüzüne imza attığını, davalı ...’ın yaptığı alım satım bedelinin ödenmemesi üzerine borçlular aleyhine İstanbul ....
İcra Müdürlüğünün ...
Esas sayılı dosyası üzerinden icra takibi başlattığını, ancak bononun arka tarafına şahit sıfatıyla imza attığını düşünen müvekkilinde kötü niyetli davalı tarafından icra takibinde taraf gösterildiğini, müvekkilinin bu işlemlerden dolayı mağdur olduğunu, geçim sıkıntısı içine düştüğünü, üstüne bir de 01/01/2016 tarihinde yapılacak ihale nedeniyle taşınmazlarını yitirme riski altında olduğunu, dilekçelerinin ekinde sunacakları bononun evrak üzerinde yapılacak incelemesiyle, İstanbul ....
İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası talimatı ile Enez İcra Müdürlüğünün ... Talimat sayılı dosyasından yapılacak İhalenin Tedbiren Durdurulmasına ve davalarının kabulüne karar verilmesini, davalarının kabulü ile. İstanbul ....
İcra Müdürlüğünün ... dosyasından 165.000,00 TL'si ferilerine borçlu bulunmadığından tespitine ve kötü niyetli davalının aleyhine %20 den az olmamak kaydıyla kötü niyet tazminatına hükmedilmesine yapılan yargılama giderleri ile vekalet ücretinin de davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ettikleri görülmüştür.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının davasını yetkili mahkemede açmadığını, yetkili mahkemelerin İstanbul Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğunu, yine davacının davasını süresi içinde açmadığını, davacının davaya konu bono üzerindeki imzanın alacak borç ilişkisinde şahit olarak bulunması nedeniyle imzaladığı ve davacının cahil olması sebebiyle aldatıldığı iddialarını kabul etmediklerini, davacının bugüne kadar borcunu ödemediği gibi yasal dayanaktan yoksun çabalarla borçtan kurtulmaya çalıştığını, davacının şahitliği diye bir şeyin de söz konusu olmadığını, tüm bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesini ve yargılama gideri ve vekalet ücretinin de karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ettikleri görülmüştür.
DAİREMİZ KARARI
Malkara Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 05/10/2017 tarih ve 2016/59 Esas - 2017/268 Karar sayılı kararının istinaf edilmesi üzerine Dairemizin 16/07/2019 tarih ve 2018/2394 Esas - 2019/1550 Karar sayılı ilamı ile. "Dava, menfi tespit davasıdır. Mahkemece TBK'nun 39.maddesindeki bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde davanın açılmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi doğru değildir.
Somut olayda davacının iradesinin fesada uğratıldığına dair iddiasının kabule olanak yoktur. Zira bono bir kambiyo senedi olup bono düzenlemek veya bonoyu cirolamak ticari iş mahiyetindedir. Dolayısıyla da mahkemenin bu iddiaya itibar ederek davanın hak düşürücü süre içerisinde açılmadığı gerekçesiyle reddine dair kararı isabetli değildir. Davacı işbu davasında ayrıca bonodaki ciro silsilesinin de kopuk olduğunu iddia etmiştir.
Davalının dava konusu senet nedeniyle kambiyo hukukundan faydalanabilmesi için geçerli ve düzgün bir ciro silsilesine göre hak sahibi olduğunu kanıtlaması gerekir. Gerçekten de takip ve dava konusu bono incelendiğinde; bononun keşidecisinin dava dışı ..., lehtarın ise davalı olduğu, senet arkasındaki ilk cirantanın ise davacı olup davacıdan sonra tekrar davalının hamil olduğu görülmüştür. Dolayısıyla ciro silsilesinde bir kopukluk meydana gelmiştir. (Bakınız.
Yargıtay 19.HD'nin 2016/9795 Esas - 2017/5172 Karar sayılı ilamı.)Mahkemece dava şartı yokluğundan karar verildiğinden ve yukarıda da açıklandığı üzere bu şekildeki karar doğru olmadığından davacının diğer iddiası olan ciro kopukluğu yönünden davanın esası hakkında bir değerlendirme yapılıp karar verilmesi gerektiğinden davacı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf talebinin kısmen kabulü" kararı verilmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Tekirdağ Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 18/03/2022 tarih ve 2021/242 Esas - 2022/277 Karar sayılı kararıyla; "...
Tüm dosya kapsamı ve istinaf kaldırma ilamı birlikte değerlendirildiğinde, menfi tespit davalarında alacağın varlığını ispat yükünün davalı alacaklıda olduğu, davalının alacak hakkını bonoya dayandırdığı, davalının davacı aleyhine bonoya dayalı genel haciz yoluyla takip yaptığı, takip dayanağı bonoda keşidecinin dava dışı ..., lehtarın davalı, senet arkasındaki ilk cirantanın davacı, ikinci cirantanın davalı olduğu, bu haliyle senette ciro zincirinde kopukluk olduğu,
kambiyo senedine dayalı olarak hak iddia eden tarafın hakkını düzgün ciro silsilesine göre ispatlaması gerektiği, senet lehtarının aynı zamanda birinci ciranta olmaması nedeniyle senede dayalı olarak takip yapan davalının senede bağlı alacak hakkını ispatlayamadığı, davacının menfi tespit isteminde haklı olduğu kanaatine varılmış ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir" kararı verilmiştir.
İSTİNAF İSTEMİ
Davalı vekili istinaf dilekçesinde.
"Mahkemece verilen kararın görev kurallarına ilişkin hükümlerin zaman bakımından uygulanmasına aykırı olduğunu, esasında karşı görevsizlik kararı verilmesi gerekir iken, yargılamaya devamla davanın esası hakkında hüküm kurulmasının hatalı olduğunu, bu nedenlerle verilen kararın kaldırılarak ticaret mahkemesince Malkara Asliye Hukuk Mahkemesi aleyhine görevsizlik kararı verilmek üzere, dosyanın gönderilmesi gerektiğini, Göreve ilişkin HSK kararı, kararın yürürlüğünden önce açılan davalara etkili olmadığını;
tahkikatın sonuna gelinmiş ve ayrıca, sözlü yargılama ve hüküm aşamasına geçilmek üzere olan, öncesinde de istinaf edilmiş ve görev meselesi, istinafta bozma nedeni de yapılmamış olan davada, ileriye etkili görev düzenlemesine atfen, öncesinde Malkara Asliye Hukuk Mahkemesince verilen görevsizlik kararı niteliğindeki gönderme kararı usule ve yasaya aykırı olduğunu, Her ne kadar Malkara Asliye Hukuk Mahkemesince gönderme kararı verilmiş ise de, asliye hukuk mahkemeleri ile asliye ticaret mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisi olduğundan, mahkeme kabulüne göre bile,
verilebilecek karar, ancak "görevsizlik kararı" olabileceğini,Özetle huzurdaki dava, istinafa getirilen kararda atfen belirtilen HSK Genel Kurulu'nun 07/07/2021 Gün ve 608 Karar sayılı yetki sınırlarının belirlenmesine dair kararın yürürlüğe girdiği 01/09/2021 tarihinden yaklaşık olarak beş buçuk sene önce, o dönemde görevli olan mahkemede ikâme edilmiş olduğundan, gerek Malkara Asliye Hukuk Mahkemesi ve gerekse de Tekirdağ Asliye Ticaret Mahkemesince, sonraki görev kurallarının geriye etkili şekilde uygulanarak verilen kararlar ve yapılan uygulama, usule ve yasaya aykırı olduğunu,
Kararın esas bakımından da usule ve yasaya aykırı olduğunu;. esasında, ciro zincirinde bir kopukluk bulunmadığını, davacının bizzat senet metni arkasında yer alan ilk ciranta imzasının kendisine aidiyetine itiraz etmediğini ve bunu kabul ettiğini, yine kendi beyanına göre müvekkil davalıdan senedi devralarak imza attığını, imzayı inkâr etmediğini, Nitekim takipte ödeme emrine itiraz etmemiş ve takibin kesinleşmiş olması da, davacının, senetten doğan borcun, kendisinin de kabulünde olması nedeniyle olduğunu,
böylece müvekkil ile davacı haricinde cirantası bulunmayan senedin ziyletiğinin müvekkilden davalıya geçmiş olduğunu ve bu itibarla da ciro zincirinin şifahi olarak kurulduğunun esasında davacının da kabulünde olduğunu,Şeklen ciro zinciri kopuk görünse de, davacı senedi imzalamasını, müvekkile dayandırarak açıkladığını, ancak, hukukî nedeni ise değiştirmek sureti ile,
bunu tanık sıfatı ile imzaladığını ileri sürmüş olsa da, çiftçilik yaptığını kendisi beyan eden davacının, bu zamana kadar, hiç senet görmemiş ve tanzim etmemiş veya cirolamamış olmasının da zaten düşünülemeyeceğini, bu nedenlerle senedin arkasına atılan imzanın ciro niteliğinde olduğunu davacının da bildiğini,Diğer yandan, istinaf kaldırma ilamında da ticari iş olarak nitelendirilmekte bulunan ciro şerhinin, davacının, tanık sıfatı ile verdiği bir şerh olduğuna dair beyanlarının, bu itibarla da, genel hayat tecrübelerine göre gerçeğe uygun olmadığının anlaşıldığını,Her ne kadar,
senedin arka yüzünde müvekkilin ilk ciranta olarak cirosu bulunmamakta ise de, davacının senedi bu biçimde cirolamasında, senedi müvekkilden almak sureti ile yaptığı minvalindeki açıklamalarına göre de, esasında, müvekkil ile davacı arasındaki kambiyo ilişkisinde, ciro zincirinde herhangi bir kopukluk bulunmadığının sabit olduğunu, Çünkü senette mevcut bulunan davacı cirosunun, senedin zilyetliğinin, müvekkil tarafından davacıya devredildiğini açıkça ispat eden maddi bir olgu olduğunu, zaten davacının da senedi müvekkilden alarak imzaladığını dava dilekçesinde açıkladığını, bu itibarla,
davacının ciro zincirinde kopukluk bulunduğu iddiasının MK 2 maddesi anlamında, dürüstlük kurallarına ve hakkın kötüye kullanılması yasağına aykırı olduğunu,Ancak davacının senet metni arkasındaki ciranta imzasını tanık sıfatı ile attığını ise yargılamada ispat edemediğini, bu durumda hakkı birbirine bağlı ciro zincirinin varlığı ve mevcudiyeti, bizzat davacının kendisinin de kabulünde bulunduğundan, senet metni üzerindeki ciro silsilesinde, müvekkil davalının, ilk ciranta olarak yer almıyor olması, davacı açısından ciro zincirinin kopuk olduğu anlamına gelmediğini,Sonuç olarak,
müvekkil ile davacı arasında geçerli şekilde kurulan mevcut kambiyo ilişkisinin, kanıtlanamamış olan cehalet iddiası ile hükümden düşürülebilmesine de hukuken olanak bulunmadığını, nitekim, TTK 683 maddesinde cironun şekline yer alan hüküm ile,
beyaz cironun, yani, sadece imza atılarak yapılan cironun bile geçerli kabul edildiğine dair yasal hükmün varlığı karşısında, davacının, senet metni arkasına attığı imzasının, ciro değil, tanık imzası olduğuna dair iddia ve beyanlarının, aslında hiçbir şekilde gerçeğe uygunluğu ve haklılığının bulunmadığını,Kaldı ki, ticari örf ve adete ve genel hayat tecrübelerine göre de, bu gibi ticari senetlerin ön veya arka yüzüne ayrıca tanık imzası da alınmadığını, buna gerek de olmadığını, ön yüze atılan imza aval, arka yüze atılan imza ise kanunen ciro hükmünde olduğunu,Diğer yandan, tek başına ciro zincirinde şekli kopukluk bulunmasının da,
müvekkilin takibinde haksız ve kötüniyetli şekilde hareket ettiğini göstermeyeceğinden, mahkemece müvekkil aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilmesinin de haksız olduğunu." beyanla ilk derece mahkemesi kararının kaldırılması istenmiştir.
GEREKÇE
Dava, İİK'nun 72.maddesi uyarınca icra takibinden sonra açılan menfi tespit davasıdır. İlk derece mahkemesi tarafından, "Davanın KABULÜNE. Davacının İstanbul .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takibi ve takip dayanağı bono nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespitine, -Takip alacağı olan 167.180,03 TL'nin %20'si oranında kötü niyet tazminatının davalıdan tahsiline." karar verilmiştir.Hüküm davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Malkara Asliye Hukuk Mahkemesinin 05/10/2017 tarih ve 2016/59 Esas - 2017/268 Karar sayılı kararı ile davanın dava şartı noksanlığı nedeniyle reddine dair kararının istinafı üzerine Dairemizin 16/07/2019 tarih ve 2018/2394 Esas - 2019/1550 karar sayılı ilamı ile. "Mahkemece TBK'nun 39.maddesindeki bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde davanın açılmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi doğru değildir.
Somut olayda davacının iradesinin fesada uğratıldığına dair iddiasının kabule olanak yoktur. Dolayısıyla da mahkemenin bu iddiaya itibar ederek davanın hak düşürücü süre içerisinde açılmadığı gerekçesiyle reddine dair kararı isabetli değildir. Davacı işbu davasında ayrıca bonodaki ciro silsilesinin de kopuk olduğunu iddia etmiştir.
Gerçekten de takip ve dava konusu bono incelendiğinde; bononun keşidecisinin dava dışı ..., lehtarın ise davalı olduğu, senet arkasındaki ilk cirantanın ise davacı olup davacıdan sonra tekrar davalının hamil olduğu görülmüştür.
Dolayısıyla ciro silsilesinde bir kopukluk meydana gelmiştir. ... davacının diğer iddiası olan ciro kopukluğu yönünden davanın esası hakkında bir değerlendirme yapılıp karar verilmesi gerektiğinden davacı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf talebinin kısmen kabulüne" karar verilmiştir.
İstinaf kararı sonrası devam eden yargılamada; dosyanın Malkara Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2019/281 Esas sırasına kaydedildiği ve 06/09/2021 tarihli gönderme kararı ile Tekirdağ Asliye Ticaret Mahkemesi'ne gönderildiği, bu mahkeme tarafından toplanan deliller ve tüm dosya kapsamıyla; davalının davacı aleyhine bonoya dayalı genel haciz yoluyla takip yaptığı, takip dayanağı bonoda keşidecinin dava dışı ..., lehtarın davalı, senet arkasındaki ilk cirantanın davacı, ikinci cirantanın davalı olduğu, bu haliyle senette ciro zincirinde kopukluk olduğu,
kambiyo senedine dayalı olarak hak iddia eden tarafın hakkını düzgün ciro silsilesine göre ispatlaması gerektiği, senet lehtarının aynı zamanda birinci ciranta olmaması nedeniyle senede dayalı olarak takip yapan davalının senede bağlı alacak hakkını ispatlayamadığı anlaşıldığından davanın kabulüne karar verilmesinde isabetsizlik olmadığından davalı vekilinin istinaf isteminin reddine karar verilmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi, E. 2023/663, K. 2024/170, 5 Şubat 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama