KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 19 Aralık 2024
- Dosya no
- 2023/684 Esas
- Karar no
- 2024/1947
- İncelenen kararın mahkemesi
- BAKIRKÖY 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
- Tarihi
- 27/01/2023
- Numarası
- 2021/457 Esas, 2023/24 Karar
- Davanın konusu
- Marka (Maddi Tazminat İstemli
Karar Metni
2.416 kelime·12 dk okuma·5 bölüm
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin eski ortağı ve yetkilisi olan ...'nun şirkete ait olan marka başvurusunu hukuka aykırı olarak, bu konuda şirket tarafından alınmış bir karar veya kendisine verilmiş bir izni olmadan, şirketteki ortak ve müdürlüğü sona ermeden yetkisini kötüye kullanarak kendi adına devri aldığını, davalının, şirket hisselerini devredeceğini bilerek kötüniyetle hareket ettiğini ve yetkili müdür olarak hem şirketle işlem yapma yasağına aykırı davrandığını, özen ve bağlılık yükümlülüğünü ihlal ettiğini,
müvekkili şirketin marka adı altında üreteceği giyim koleksiyonu için yaptığı masrafların yanısıra markası bu şekilde haksız devredildiği için koleksiyonu bitiremediğini, piyasaya süremediğini ve elde edeceği kardan mahrum kaldığını, bu koleksiyon için yapılan yatırımın atıl olarak kaldığını ve yeni bir sermaye ile yeniden farklı üretimler yapmak zorunda kaldığını, bu nedenlerle TPMK nezdinde ... numaralı marka başvurusunun (dava sırasında tescili gerçekleştiği takdirde markanın) Bakırköy ....Noterliği'nin 10.11.2020 tarihli ... yevmiye numaralı marka başvurusu devir sözleşmesinin hükümsüzlüğünün tespitine ve bu devrin iptaline,
marka başvurusunun gerçek hak sahibi müvekkil şirkete iadesine, oluşan kar kaybının, yapılan yatırım bedelinin finansal maliyetinin tazminine karar verilmesini, şimdilik 30.000.-TL maddi zararın hukuka aykırı eylem tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalı tarafından ödenmesine, dava şartı arabuluculuk kapsamında hak edilen maktu arabuluculuk vekalet ücretinin hüküm altına alınmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davacı vekili Maddi Tazminat olarak talep ettiği miktar olan 30.000,00.-TL'yi 93.044,00-TL arttırarak 123.044,00-TL olarak ıslah etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özet ile; davalının ... isimli markayı tescil için ... numarası ile TPMK'ya başvurusunu kendisinin yaptığı, anılan markaya üçüncü şahıslar tarafından TPMK nezdinde itirazlar bulunduğu, "..." ve "..." isimli alan adlarını davalının kendi şahsı adına aldığı fakat şirket devrinden sonra her iki alan ismini de davacı şirkete devrettiği, kötü niyetli olsa idi devretmeyeceği, davalı şirket hisselerinin yarısına sahip iken ilgili markayı noter huzurunda 10.11.2020 tarihinde kendi şahsına devrettiği,...'in aynı dönemde yarı hissesine sahip ve münferiden imza yetkili müdür sıfatı olduğu,
bu sebeple marka devrinden haberi olduğu, ...'in şirketi devralırken markanın şirket adına kayıtlı olup olmadığını kontrol etmediğini, basiretli bir iş adamı olsa idi kontrol edeceği, davacı tarafından davaya konu marka için 96.597,00-TL harcama yapıldığı iddia edilen tutara dair faturaların dava dilekçesinde sunulmadığı, zaten böyle harcamaların yapılmadığı, davalının marka devir işlemini ...'in bilgisi dahilinde yaptığı, zaten hukuka aykırı bir işlem olsa idi noter tarafından devir işleminin gerçekleşmeyeceği, davacının talebinin zamanaşımına uğradığı, satın alınan hisselere karşılık verilen senetlerin dava ile bir alakası olmadığı,
5.000,00-TL'lik kısmın ödenmediği, davacının dava dışı ....
Şti ile fason çalışma yaptığı, dolayısıyla modelist ve tasarımcıya hiçbir bedel ödemediği, davacının 2020 yılı 450.000,00-TL tutarında beklediği ciro olduğu, karlılığın %30 olduğu meselesinin hayali bir hazırlık olduğu, zira ... markasının henüz hazır olmadığı, 96.597,00-TL yapıldığı iddia edilen harcamanın kesinleşmemiş bir marka için yapılmasının basiretli bir iş adamı prensibine uymadığı, davacının 2020 yılında %30 ciro yapılacağını bilemeyeceği zira pandemi dönemine girildiği,
davacının kesinleşmemiş bir marka için ticari hazırlık, satış, reklam, pazarlama yapmasının kanunla bağdaşlayacağı, maddi tazminat isteyemeyeceği ve karlılık peşine düşemeyeceği, senetlerin ödenmemesi yönündeki talebin reddinin gerektiği, davacı şirketin anılan senetler için talepte bulunma sıfatı bulunmadığını, bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARI
"...Davacı şirket, tek ve kurucu ortağı davalı ... tarafından 18/02/2020 tarihinde kurulmuş ve dava dışı söz konusu ortak 01/12/2020 tarihli pay devri anlaşma protokolü ile %50 payını dava dışı ...'e devretmiştir. Ticaret Sicil Gazetesi'nin 24/09/2020 tarihli yayımına göre her iki ortak şirketi münferiden temsile yetkili müdür olarak atanmıştır. Davalının söz konusu yetkisi, davacı şirketin 02/12/2020 tarihli Genel Kurul Kararı ile sona ermiştir.
Bu durumda davalının 18/02/2020 ve 02/12/2020 tarihleri arasında SMK 10.maddesi kapsamında davacı şirketle arasında bir vekalet ilişkisinin bulunduğu anlaşılmaktadır.
Davalının, davaya konu markanın tescili için davacı şirket adına, temsilcisi sıfatıyla 03/03/2020 tarihinde TPMK nezdinde başvuru yaptığı, başvuru tarihinden sonra davalının şirketi temsilen marka başvurusunun kendisine devrini 10/11/2020 tarihli sözleşme ile sağladığı ve devir bedelinin 500,00 TL gibi sembolik bir rakam olarak tespit edildiği, marka başvuru hakkı devir sözleşmesinde devreden şirket adına davalının imza attığı ve davacı yanın başka herhangi bir organ ya da temsilcisinin bu devirden haberdar olduğuna ilişkin delil sunulamadığı gibi, devir için haklı bir neden de bulunmadığı,
SMK md. 10 anlamında davacı taleplerinin kabulü için yasal tüm koşulların oluştuğu kanaatine ulaşılmıştır.Davalının, şirket müdürü sıfatıyla bizzat şahsına markayı devretmesi şeklinde gerçekleşen fiilinde kötüniyetli ve kusurlu olduğu,
bu kusurlu eylemi neticesi, marka üzerine yatırım yapan davacının zararının oluştuğu, söz konusu zarardan davalının haksız fiil kuralları çerçevesinde sorumlu olduğu kanaatine varılmış ve davacı lehine sebepsiz zenginleşmeye neden olmayacak şekilde davacının satın aldığı 59.174,73 TL'lik kumaşın niteliği gereği marka ve logo baskısı içermemesi nedeniyle başka siparişlerde kullanılabileceği gerekçesiyle zarar kaleminden çıkarılmış ve bakiye 21.448,35 TL mahrum kalınan muhtemel kazanç ve yazılı lastik, baskı işlemi,
kart ve poşet alış masrafı 20.136,92 TL ve "xao.com.tr" alan adı ile ilgili ödenen 7.179,45 TL yazılım bedeli olmak üzere toplam 48.764,72 TL maddi tazminata hükmetmek gerekmiştir.
Tüm bu nedenlerle,1-Davacının davasının KISMEN KABULÜ ile; -Davalı adına ... tescil numarası ile kayıtlı markanın SMK 10.maddesi hükmü çerçevesinde davacıya DEVRİNE,-48.764,72 TL maddi tazminatın, 10/11/2020 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine," Şeklinde karar vermiştir.
İSTİNAF İSTEMLERİ
Davacı vekili istinaf isteminde özetle.
Dosyada alınan iki raporun farklı olduğunu, marka için yapılan harcamalar kapsamında faturası sunulan ve 59.174,73-TL bedelle alınan kumaşlar kök raporda zarar kapsamında değerlendirilmiş iken ek raporda bu kalemin zarar olarak nitelendirilemediğini, kök raporda 95.728,35 -TL mahrum kalınan kar hesabı yapılmış iken ek raporda 21.448,35-TL mahrum kalınan kazanç olduğu belirlendiğini, Ek raporda mahrum kalınan kazancın düşük belirlenmesinin sebebinin - bilinmeyen nedenlerle ve dosyada buna ilişkin hiçbir ibare olmamasına rağmen- toptan satıcı olarak kabul edilip toptan satışa göre kar hesaplaması yapılması olduğunu,
çelişki mahkemece giderilmeden itirazların reddedilerek karar verildiğini, müvekkilinin toptan satış değil perakende satış yapan bir firma olduğunu, ilk bilirkişi raporda yerinde inceleme yapılmış ve mağazanın perakende satış mağazası olduğu bizzat görülmüş olduğunu, müvekkilin tahminen %15 kar ile satış yapması,
hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, müvekkilinin kar marjlarını gösterir örnek faturalar sunulduğunu ve müvekkilinin tayt ürünlerinde kar marjının %100'ün dahi üstünde olduğu delillendirildiğini, benzer yerli markaların satış fiyatları örnek olarak sunulduğunu, spor giyimde kar marjlarının ne kadar yüksek olduğunun açıklandığını,müvekkilinin iki yıldır boş geçirdiği bu süreçte, markasının bilinirliğini artırma faaliyetleri, yeni ürün üretimi, tasarım güncellemeleri ve buna benzer bir çok markaya ilişkin yatırımlarını yapamadığı mahrum kalınan kazanç hesaplamasında göz önünde bulundurulması gereken başka bir kalem olduğunu,
davalının kötüniyetli davranışları olmasa idi, bu marka 2 yıldır faal olacak ve iki yıldır bu marka yerli ve ünlü benzer markalardan biri haline geleceğini, zararın ve mahrum kalınan kazanç hesaplaması yapılırken bu hususun da göz önünde bulundurulması gerektiğini, ancak değerlendirilmediğini, kök rapordaki mahrum kalınan karın baz alınması gerektiğini, 11.10.2022 tarihli ek raporda marka için alınan kumaşların zarar kapsamında değerlendirilemeyeceği belirtilmişse de müvekkilin faaliyeti kumaş alım satımı olmadığını, kumaşların atıl halde halen depoda bekletildiğini, ek raporu kabul etmediklerini,
çelişkinin giderilmesi gerektiğini yahut ilk rapora göre karar verilmesi gerektiğini belirterek kararın kaldırılmasını, davalının istinaf isteminin ise reddini talep etmiştir.Davalı vekili istinaf isteminde özetle.
Dosyada mevcut bilirkişi raporları arasındaki çelişki olduğunu, 28.02.2022 tarihli Bilirkişi heyeti kök raporunda davacının zararını 191.219,45 TL olarak tespit edilmiş, oysa 11.10.2022 tarihli ek raporda ise davacı zararı 48.764,72 TL olarak hesaplandığını, çelişki giderilmeden yeni rapor alınmadan karar verilmesinin yerinde olmadığını,Bazı delillerin ve 13.05.2022 tarihli dilekçenin incelenmediğini, davacının yargılama aşamasında davaya konu marka ile neredeyse birebir taklit oluşturacak şekilde yeni marka tescili yaptığını ve taklit marka üzerinden satış yapmaya devam ettiğini,
dosyada mevcut 28.02.2022 tarihli Bilirkişi raporunun 7-8 ve 12-13 sayfalarından açıkça görüleceği üzere; bilirkişilerin dava dışı marka logosunu taşıyan ürünler üzerinde inceleme yaptığını, davaya konu markayı taşıyan ürünler üzerinde inceleme yapılmadığını, Bilirkişilerin raporda fotoğrafını gösterdiği yazılı lastik, logo baskı etiketi, sallama kart ve poşet ürünler ile elbise tasarımlarındaki marka ve logonun davaya konu marka olmadığını beyan ettiklerini, keşfen incelemenin de gıyapta yapıldığını,markanın davacıya devrine karar verilmesinin hatalı olduğunu, davacı şirketi kuran, davaya konu markayı tescil eden müvekkili olduğunu,
markayı kendi şahsına devir ettiği dönemde münferiden imza yetkili müdür sıfatı olduğunu, Devir işlemini de diğer ortak ve münferit imza yetkili müdür ...’in bilgisi dahilinde ve noter huzurunda yaptığını, devrin hukuka uygun olduğunu, devir ettiği tarihte veya bilahare şirketin tüm hisselerini diğer ortak ...'e devir ettiği tarihte karşı çıkılabilecekken itiraz etmediğini, Davacı şirket ve şimdi tek sahibi olan ...’in davaya konu markanın devir tarihi olan 10.11.2020 tarihinden aylar sonra dava konusu yapması,
hakkaniyetli olmadığını, Hukuk bürosunda avukat huzurunda yapılan hisse devir protokolünde, davacı şirket yetkilisi ... in, markanın davalı ...’na devir edildiğinden haberi olduğu için söz konusu protokole marka ile ilgili hiçbir ibare yazılmadığını ve bir talepte de bulunmadığını, Şirket hisselerinin tamamının devir edilmesi karşılığında o dönemde daha tescil süreci devam eden ve tescil kararı çıkmamış olan markanın davalı ...’nda kalacağının davacı tarafından bilinmekte olduğunu, Şirket Hisselerinin devrinden 2 ay sonra marka tescil sürecindeki itirazların iptali kararı çıktığını,
tescil kararının çıkması için tüm engeller ortadan kalkmasından sonra davacı şirket ve şimdi tek sahibi olan ...’in davaya konu markanın devir tarihi olan 10.11.2020 tarihinden aylar sonra dava konusu yapması, kötü niyetli olduğunu, dava ikame edilirken henüz, dava konusu marka henüz kesinleşmediğini, Dava, açıldığı tarihteki duruma göre değerlendirme yaılacağından henüz kesinleşmemiş, hukuken var olmamış bir markanın iadesi söz konusu olamayacağını, Müvekkilinin kötüniyetinin söz konusu olmadığını, mahkemenin maddi tazminata ilişkin kabulü yönünden ise;
muhtemel kazanç diye bir tespit ve kabul olamayacağını, davacının kazanç elde etmesi veya zarar etmesi muhtemele olduğunu, 21.448,35 TL kazanç kaybı hayali olduğunu, mahkemenin yazılı lastik, baskı işlemi, kart ve poşet alış masrafı için davacıya ödenmesine karar verdiği 20.136,92 TL tutar da hatalı olduğunu, 13.05.2022 tarihli dilekçe ve ekindeki belgelerden açıkça görüleceği üzere;
bilirkişilerin üzerinde inceleme yaptığı "lastik, baskı işlemi, kart ve poşet vs" davaya konu marka ile ilgili olmadığını, Davacının, yargılama aşamasında birebir taklit olarak tescil edip imalata soktuğu markası için olduğunu, bilirkişilerin üzerinde inceleme yaptığı malzemelerin dava açılmadan önce veya davanın başlarında mevcut olup olmadığının belirsiz olduğunu,mahkemenin, "..." alan adı için davacıya 7.179,45 TL yazılım bedeli ödenmesine karar vermişse de "..." alan adının, başından beri davacı adına olduğunu,
kullanımının davacının tasarrufunda olduğunu,Davacının davaya konu marka için yaptığını iddia ettiği hiçbir harcama boşuna gitmediğini, zira marka için yaptığını iddia ettiği hazırlık malzemeleri (yazılı lastik, baskı işlemi, kart, poşet, ticimax, alan adı vs) hepsi kendi yedinde olduğunu, davacının objektif olarak hiçbir kaybı olmadığını, marka devri için davacı lehine 15.000,00 TL kanuni vekalet ücreti, maddi tazminat için davacı lehine 15.000,00 TL kanuni vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu, kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
GEREKÇE
Dava, davalının ... başvuru numaralı markanın davacı adına devri ile maddi tazminat talebine yöneliktir. İlk derece mahkemesince markanın devri isteminin kabulüne, maddi tazminat isteminin kısmen kabulüne karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekili ve davalı vekili, yasal süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Somut uyuşmazlıkta; davaya konu ... numaralı markanın başvurusunun davacı şirket adına temsilci sıfatı ile davalı tarafından yapıldığı, davalının 18/02/2020 ve 02/12/2020 tarihleri arasında şirket yetkilisi olup başvuru tarihinin 03/03/2020 olduğu, SMK 10.maddesi kapsamında davacı şirketle arasında bir vekalet ilişkisinin bulunduğu,
başvuru tarihinden sonra davalının şirketi temsilen marka başvurusunun kendisine devrini 10/11/2020 tarihli sözleşme ile sağladığı ve devir bedelinin 500,00 TL gibi sembolik bir rakam olarak tespit edildiği, marka başvuru hakkı devir sözleşmesinde devreden şirket adına davalının imza attığı ve davacı yanın başka herhangi bir organ ya da temsilcisinin bu devirden haberdar olduğuna ilişkin delil/karar sunmadığı,
devir için haklı bir neden de bulunmadığı dikkate alındığında mahkemece davacının kötüniyet iddiasının ve SMK md. 10 maddesine dayalı markanın devri isteminin kabulüne karar verilmesi yerinde olup davalı vekilinin bu husustaki istinaf isteminin reddine karar verilmiştir.Davalı vekili, dava tarihinde markanın henüz tescil edilmediğini, davanın bu nedenle reddi gerektiğini ileri sürmüş ise de;
bu durum davanın reddini gerektirmediği gibi, TPMK kayıtlarına göre markanın yargılama sırasında 29.09.2021'de davalı adına tescil edildiği anlaşılmakla bu yöndeki istinaf isteminin reddi gerekmiştir.Maddi tazminata ilişkin taraf vekillerinin istinaf istemine gelince.
28.02.2002 Tarihli rapora yansıyan görseller incelendiğinde markasal kullanımların davacı şirketin .. numaralı "... (...) şekil " ibareli 23.02.2021 başvuru tarihli 25.sınıfı da kapsayan markasının şekil unsuru olduğu, dava konusu marka ile davacının adına tescilli olan markanın şekil unsurlarının farklı olduğu, mahkemece neticeten markanın davacıya devrine karar verildiği, ürünlerin davacı elinde olduğu, kumaşların üzerinde hiçbir marka yer almadığı,
davacıya ait internet alan adı ile yazılım bedeli yahut kazanç kaybının da davalıdan talep edilemeyeceği dikkate alındığında maddi tazminat isteminin reddine karar verilmesi gerekirken kısmen kabulü yerinde görülmemiş, davalı vekilinin maddi tazminata ilişkin istinaf istemin kabulü ile kararın bu yönden kaldırılması gerekmiştir.Davalı vekili iki ayrı vekalet ücretine hükmedilmesinin yerinde olmadığını ileri sürmüşse de kararın kaldırılmasına karar verilerek yeniden hüküm kurulduğundan bu yöndeki istinaf istemi incelenmemiştir.Açıklanan nedenle davacı vekilinin istinaf isteminin reddine, davalı vekilinin istinaf isteminin kısmen kabulüne,
HMK 353.1.b.2 maddesi gereğince kararın kaldırılarak yeniden hüküm kurulmasına karar vermek gerkemiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi, E. 2023/684, K. 2024/1947, 19 Aralık 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama