KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 29 Ocak 2025
- Dosya no
- 2023/836 Esas
- Karar no
- 2025/110 Karar
- İncelenen kararın mahkemesi
- İSTANBUL ANADOLU 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
- Tarihi
- 21/02/2023
- Numarası
- 2020/421 E. - 2023/38 K.
- Davanın konusu
- Marka (Tecavüzün Giderilmesi İstemli
Karar Metni
1.759 kelime·9 dk okuma·7 bölüm
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. ve 356. maddeleri gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;
GEREĞİDÜŞÜNÜLD Ü
DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde; "..." markası altında satılan veya hizmete sunulan tüm ürünlerin Türkiye'de pazarlanması hususunda tek yetkili kurumun davacı "..." olduğunu, davacının "..." isimli marka hakkında marka tescil başvurusunda bulunmuş olup, bu talebinin Marka ve Patent Kurumu tarafından 14.06.2016 tarih ve ... marka numarası ile 10 yıl süre ile tescil edildiğini, davalı şahıslardan ...'nin, 19.08.2019 tarih ve ... başvuru numarası ile "..." ismini tescil etmek için Marka ve Patent Kurumu'na başvuru yaptığını, aynı şekilde ...'nin,
09.09.2019 tarihinde ... sitesinin alan adını satın aldığını,... isimli web sitesinde davacı tarafın, patent hakkı ve... alan adını elinde bulunduran davacının markasına tecavüz oluşturduğunu, davalıların ilgili markayla gıda sektöründe faaliyet göstermekte olup, davacı ile aynı nicelik sınıflarına sahip olan sektörlerde patent hakkı aldığını, davalının, davacı ile aynı ürünler üzerinde satış yaparak faaliyetlerine devam ettiğini,
faaliyet alana aynı olan ve dikkatli bir tüketici tarafından bile ilk anda fark edilemeyecek kadar benzerlik gösteren "..." ve "..." isimlerinin davacı kurum tarafından 10 yıl süreyle koruma altına alınan markasına tecavüz anlamı taşıdığını, bununla beraber logoların dahi birbirine tamamen benzer olduğunu belirterek, davacının uğradığı maddi ve manevi zararın önüne geçilmesi maksadıyla öncelikle tedbiren davalının, davacıya ait markaya tecavüzünün önlenmesine, davacıya ait tescilli markanın ayırt edilemeyecek ölçüde benzeri olan markanın tabelalardan sökülmesine, reklam vasıtası, basılı evrak ve ürünlerin toplatılmasına,
fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla belirsiz alacak davası mahiyetindeki davalarıyla ilgili olarak şimdilik 50.000,00 TL manevi ve 100,00 TL maddi olmak üzere şimdilik 50.100,00 TL tazminatın ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP
Davalılar vekili cevap dilekçesinde; davalı ...'nin "..." markasının tescil edilmesi için 19.08.2019 tarihinde Türk Patent ve Marka Kurumu'na ... başvuru numarası ile başvuruda bulunduğunu, davacının, davalının markasının yayınına 11.02.2020 tarihinde itiraz etmiş olup, bu itirazların Markalar Dairesi Başkanlığınca haksız bulunduğunu ve reddedildiğini, ardından davacı yanın kurumca verilen itirazlarının reddi kararına karşı YİDK'ya yeniden itirazlarda bulunduğunu, davacı yanın itirazlarının YİDK tarafından incelenmekte olup, bu hususta henüz Kurum tarafından karar verilmediğini,
davalının "..." markalı ürünleri ile davacı yanın "..." markalı ürünlerinin ortalama dikkat ve zekaya sahip tüketici tarafından karıştırılma ihtimalinin olmadığını, şöyle ki davalının kullandığı logoda sadece "..." ibaresi bulunurken davacının logosunda ise "..." ibaresinin yer aldığını, "..." markasının logosundaki harfler yeşil renkli olup, logonun sol altında yeşil bir yaprak bulunduğunu, davacının "..." markasının logosundaki harflerin ise kahverengi olduğunu, logoların benzerlik göstermediğini, tarafların ambalaj tasarımlarının da birbirinden farklı olduğunu belirterek,
Mahkemece re'sen dikkate alınacak nedenlerle haksız ve hukuki mesnetten yoksun davanın reddine karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerine bırakılmasını mahkemenin aksi kanaatte olması durumunda, öncelikle YİDK'nın kararının bekletici sorun yapılmasını ve yine neticeten davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
MAHKEME KARARI
İstanbul Anadolu 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 21/02/2023 tarihli 2020/421E. - 2023/38K. sayılı kararıyla; "...İncelenen dosya kapsamı, bilirkişi raporu kayıt ve belgeler, sicil dosyaları, taraf iddia ve savunmaları birlikte değerlendirildiğinde, davacının ... numaralı ... isimli markanın tescilli sahibi olduğu, davalılar tarafından kullanılan ... isimli web sitesinin davacının ... isimli markasına tecavüz oluşturduğunu, davalılarca kullanılan .. ibaresinin marka hakkına tecavüz oluşturduğu iddiası ile tecavüzün tespiti, önlenmesi ve men'i ile maddi manevi tazminat talebinde bulunduğu,
davalılarca davanın reddinin talep edildiği, mahkememizce, tüm deliller toplandıktan sonra dosyanın konusunda uzman bilirkişi heyetine tevdi edildiği, bilirkişi heyetince yapılan incelemede, taraf marka kullanımlarının karıştırılma riskinin olmadığı yönünde görüş bildirildiği, itiraz üzerine aldırılan 18/01/2023 tarihli bilirkişi raporunda da kök rapordaki görüşlerin muhafaza edildiği, buna göre tüm dosya kapsamı birarada değerlendirildiğinde, davacı şirketin ... isimli internet sitesinin kullanıcısı olduğu, bu internet sitesinde ... ismi ile çeşitli gıda ürünleri satıldığı,
davalıların ise ... isimli internet sitesinde yine gıda ürünleri satışı yaptıkları, marka yönünden yapılan incelemede ise davacı şirketin ... ibareli bir çok markanın tescilli sahibi olduğu markaların gıda sektöründe kullanıldığı ve gıda sektörü ile ilgili olarak 29,30, ve 31. Sınıflar da tescilli olduğu, mahkememizce hükme esas alınan içerisinde marka ve yiyecek - içecek sektöründe bulunduğu heyetle yapılan değerlendirmede davalılar tarafından saade store adı altında ... teknolojisi kullanılarak meyve ürünlerinin satışının yapıldığı,
taraf markalarında ortak olan ve benzer olarak değerlendirilen davacıya ait ... ve davalılarca kullanılan ... ibareleri karşılaştırıldığında,... ibaresinin özellikle gıda sektöründe tasviri mahiyette olduğu sonucuna ulaşıldığı bu sebeple ... ibaresinin çeşitli eklerle birlikte kullanıldığını,
davacı markasının ... davalıların kullanımının ise ... şeklinde olduğu ayrıca davalıların bu ibare yanına farklı logo da kullanıldığı bu yöneyle markaların birbirinden ayrıştığı ve ortalama tüketici nezdinde karışıklığa sebebiyet vermeyeceği bu sebeple markalar arasında karışıklığa sebebiyet verebilecek ölçüde iltibas oluşmadığı" gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği görülmüştür.
İSTİNAF İSTEMİ
Davacı vekilinin süresinde ibraz ettiği istinaf dilekçesinde.
Mahkemece alınan bilirkişi raporuna itiraz ettiklerini, müvekkil adına tescilli "..." logosunda "..." ibaresinin dikdörtgen çerçeve içerisinde belirgin şekilde görünürken, "...." ibaresinin çok daha küçük fontta dikdörtgen çerçeveyi keser şekilde çerçevenin altında yer aldığını, davalının markasal kullanımı olan "..." logosunda da aynı şekilde "..." ibaresinin dikdörtgen çerçeve içerisinde kullanıldığını, "..." ibaresinin ise aynı şekilde çok daha küçük fontta dikdörtgen çerçeveyi keser şekilde çerçevenin altında yer aldığını,
bilirkişilerin bu benzerliği özellikle kaçırdıklarını,Bu logoların ortalama boyutta gıda ambalajları üzerinde kullanıldığı göz önünde bulundurulduğunda, ilk bakışta göze çarpacak hususun dikdörtgen çerçeve içerisinde yazılı "..." veya "..." ibareleri olduğunu, gıda ambalajlarında kullanılması için oldukça küçültülen logolardaki "..." ve "..." ibarelerinin farklı olmasının zaten logo üzerinde göze çarpmayacak kadar küçük fontta yazıldığından,
bu ibarelerin görsel ve grafik açısından ayırt edici bir özellik teşkil etmeyeceğini,Gene bu logoların ortalama boyutta gıda ambalajları üzerinde kullanıldığı göz önünde bulundurulduğunda, davalı markasal kullanımı olan "..." logosundaki yaprak ve kar tanesi sembollerinin ortalama tüketicide farklı marka algısı oluşturmasının da mümkün olmadığını, zira ortalama ve küçük boyuttaki gıda ambalajlarında kullanılacak olan logolardaki yaprak ve kar tanesi sembollerinin ilk bakışta göze çarpmasının mümkün olmadığını,
fark edilmesi için ayrı bir çaba ve dikkat gerektiğini,Bilirkişi heyet raporunda davacı müvekkili adına tescilli markalar ile davalı markasal kullanımı arasında fonetik eşdeğerlik olduğunun kabul edildiğini, fakat grafik ve görsel unsurlar açısından ortalama tüketicide karıştırma ihtimalinin bertaraf edildiği gerekçesiyle müvekkili adına tescilli markalar ile davalı markasal kullanımı arasında ortalama tüketici nezdinde karıştırılma riskinin olmadığı görüşüne varıldığını, grafik ve görsel unsurlar açısından da markalar arasında karıştırılma ihtimalinin bertaraf edildiğine dair görüşe itiraz ettiklerini,
fakat grafik ve görsel unsurlar açısından markalar arasında karıştırılma ihtimali olmayacağı kabul edildiğinde dahi müvekkili hakkında zarar doğacağının kabul edilmesi gerektiğini, zira kullanıcılar/tüketiciler arasında yapılan tavsiye ve önerilerde iki markanın karıştırılma ihtimalinin çok yüksek olduğunu, fonetik eşdeğerlilik bulunduğunu ve hedef tüketici kitlesinin aynı olduğunu,Markalar arasında benzerlik incelemesi yapılırken öncelikli olarak markaların esaslı unsurları itibariyle bırakmış oldukları genel izlenime ve markaya hâkim olan genel görünüşe bakmak gerekliyse de,
bu halde dahi markanın esaslı unsurunun göz ardı edilmesinin mümkün olmadığını, nitekim bütünlük ilkesine göre; markanın esas unsurunu tespit etmek için markanın bütünü itibariyle bıraktığı izlenim ile baskın ve ayrıcalığı vurgulayan görselin dikkate alındığını, söz konusu esas unsur sözcükten ibaretse, markalardaki ortak kök kelime tespit edilerek,
varsa, başvuru sahibinin köke ilave ettiği ekler ve bu eklerin başlı başına markaya ayırt edicilik özelliği kazandırıp kazandırmadığının incelenmesi gerektiğini,Bu durumda davaya konu marka başvurusunun müvekkil şirketin aynı sektöre ilişkin markalarının ulaşmış olduğu tanınırlıktan haksız bir şekilde yararlanarak,
müvekkil şirketi telafisi zor zararlara uğratmasının kaçınılmaz olacağını, nitekim davaya konu marka başvurusunun haksız tescili kesinleştiğinde, bu markanın müvekkili şirketin, aynı sektördeki markaları ile yan yana kullanılabileceğini, benzer satış kanalları ile tüketicilere sunulabileceğini, gerek tescil edilmek istenen emtialar arasındaki bağlantı, gerekse de markaların aynı kanallarda birlikte sunulmasının ise tüketici nezdinde, firmalar arasında ekonomik ve/veya hukuki bir bağ olduğunun düşünülmesine sebep olacağını,
dolayısı ile emtialar yönünden de müvekkili şirketin seri markaları ile ayniyet ihtiva eden davaya konu marka başvurusunun tescilinin reddedilmesi gerekirken, tescil talebini kabul eden YİDK Kararının iptalinin gerektiğinin açık olduğunu belirterek, arz ve izah olunan nedenlerle, Yerel Mahkemenin kararının talepleri doğrultusunda bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER
Dosyada mevcut TPMK kayıtları incelendiğinde; ... numaralı "... " markasının 05, 29, 30, 31, 32, 35 ve 43. sınıflarda davacı adına tescilli olduğu tespit edilmiştir.Ayrıca "...", "...", "...", "...", markalarının da davacı adına tescilli oldukları anlaşılmıştır.Davalı ... tarafından ... tescil başvuru numaralı "..." markasının 05, 07, 29, 30, 31, 32, 35, 41, 42 ve 43. sınıflarda tescili için başvuru yapılmasına rağmen, hükümden düştüğü ve sahibi adına geçerliliğini yitirdiği anlaşılmıştır.İlk derece mahkemesince Marka vekili ...,
gıda sektöründen ... ve bilgisayar uzmanı ...'ten oluşan bilirkişi heyetinden aldırılan 17/11/2021 tarihli bilirkişi raporunda sonuç olarak: İnternet üstünden yapılan inceleme sonucunda; davacının logo kullanımının "..." şeklinde olduğu, internet sitesinin koruyucusuz, katkısız, organik ve vegan ağırlıklı ürünlerin satışı üstüne olduğu, sadeorganik.com.tr alan adı kaydını yapan kişi ve yönetici bilgisinin ... A.
Ş. olduğu, alan adının 02.12.2014 tarihinde kayıt ettirildiği ve 01.12.2021 tarihine kadar kayıtlı olduğunun tespit edildiği, davalının logo kullanımının "..." şeklinde olduğu, internet sitesinin ...
Teknolojisi kullanılarak elde edilen meyve ürünlerinin satışı üstüne olduğu, ... alan adı kaydını yapan kişi ve yönetici bilgisinin ... olduğu, alan adının 09.09.2019 tarihinde kayıt ettirildiği ve 09.09.2021 tarihine kadar kayıtlı olduğunun tespit edildiği, davacı firma adına tescilli markalar ile davalı markasal kullanımının ortalama tüketici nezdinde karıştırılma riskinin olmadığı kanaatine ulaşıldığına dair görüş bildirmişlerdir.İlk derece mahkemesince aldırılan 18/01/2023 tarihli bilirkişi ek raporunda.
Davacı vekilinin 13/12/2021 ve 22/03/2022 tarihli itirazlarının isabetli olmadığı, kök rapordaki görüşlerinin muhafaza edildiğine dair ek raporunu sunmuşlardır.
GEREKÇ E
Dava, marka hakkına tecavüzün tespiti, önlenmesi, maddi ve manevi tazminat davasıdır.Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yargı yoluna başvurulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Her ne kadar davacı vekili tarafından davalının 29 ve 30. sınıflar kapsamında kullandığı "..." markasının müvekkili adına aynı sınıfları da kapsayan tescilli "...+Şekil" markası ile iltibasa neden olacak derecede benzer olduğu iddiasıyla istinaf talebinde bulunulmuşsa da,
markaların benzer olup olmadığına dair yapılacak incelemede, markaların bir bütün olarak dikkate alınması gerektiği, "..." ibaresinin gıda ürünleri için tanımlayıcı bir ibare olması nedeniyle zayıf marka niteliğinde olduğu, davalının "..." ibaresinin yanında "..." ibaresine ve şekil unsuruna da yer vermiş olması, davacının markasının ise " ..." kelimelerinden ve şekil unsurundan oluştuğu, ayrıca davalının kullandığı markanın şekil unsuru ile davacının markasının şekil unsurunun da farklı oldukları, markaların karıştırılma ya da ilişkilendirme ihtimali bulunmadığı,
bu nedenlerle davalının marka kullanımının davacının markadan kaynaklanan haklarına tecavüz teşkil etmediği kanaatine varılmakla, Mahkemece davanın reddine karar verilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığından, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜ M
Yukarıda açıklanan gerekçe ile:1-6100 sayılı HMK.'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf isteminin ESASTAN REDDİNE,
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi, E. 2023/836, K. 2025/110, 29 Ocak 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama