KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 11 Aralık 2025
- Dosya no
- 2024/753 Esas
- Karar no
- 2025/1611
- İncelenen kararın mahkemesi
- İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 21/03/2024
- Numarası
- 2023/170 Esas, 2024/179 Karar
- Davanın konusu
- Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan
Karar Metni
1.394 kelime·7 dk okuma·7 bölüm
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde. Davalı tarafından İstanbul 2. İcra Dairesi'nin...
Esas sayılı dosyası ile davacı aleyhine 750.000,00-TL tutarındaki bono ile kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile takip başlatıldığını, ancak söz konusu icra takibine dayanak bono üzerinde bulunan imzalar ve yazılar müvekkiline ait olmadığını ve alacaklıya böyle bir borcu bulunmadığını, her ne kadar davacı, aynı zamanda akrabası da olan davalıdan daha önceden borç almış ve davalı lehine muhtelif zamanlarda senetler düzenlemiş olsa da icra takibine konu senetteki imzanın davacıya ait olmadığını, icra takibine konu senet,
davalı tarafından davacının daha önce verdiği senetlerdeki imzası taklit edilerek/ettirilerek düzenlenmiş sahte senet olduğunu, senetteki imza ile müvekkilinin imzası benzerlik taşıdığını, ancak davalıya daha önceden 750.000,00 TL bedelli bono vermediğini, davalı verdiği borcu kat be kat fazlasıyla tahsil etmek, müvekkilini sömürmek amacıyla sahte senet tanzim ederek/ettirerek müvekkil hakkında kambiyo takibi başlatma yoluna gittiğini, davalı hakkında hem bu davanın konusu senetle hem de diğer senetlerle ilgili İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına resmi belgede sahtecilik suçundan suç duyurusunda bulunulduğunu,
Davalının bu tarihe kadar davacı aleyhine başlattığı takiplerde müvekkiline borç olarak verdiği parayı elden ödediği iddiasında bulunduğunu, 750.000,00 TL’nin elden ödenerek senet alınması hayatın olağan akışına ve yasalara aykırı olup davalı ..., dilekçenin 3. maddesinde dosya numaraları bildirilen icra dosyaları ile ayrıca toplam 7 adet 408.700,00 TL miktarda sahte senetlerle icra takibi başlattığını, davalı aleyhine başlattığı takiplere konu alacak miktarı dava konusu senetle birlikte toplamda 1.158.000,00 TL olup, davacının, davalı ...'dan 20.01.2022 tarihinde 2000 $, 04.02.2022 tarihinde 1100 $,
14.12.2021 tarihinde 4600 $ borç almış ve karşılığında senet vermiş, davalı ..., müvekkiline verdiği borçları bu banka kanalıyla gönderdiğini, davacı davalıya davalının talebi üzerine 4600 $ borcunu 5530 $ olarak, 1100 $ borcunu 1250 $ ödediğini, bu fazladan yapılan ödemelerle ilgili banka kayıtları davalı aleyhine açılan İstanbul Anadolu 16. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2022/188 Esas sayılı dosyasında mevcut olduğunu, müvekkilinin davalıya borcu olmadığının tespit edilmesine, davaya konu senedin icra takibinin iptaline, takip bedelinin % 20’sinden aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına mahkum edilmesine, karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde.
Davacı/borçlu tamamen kötü niyetli olarak, sırf haksız yere, borçlu olduğu borcundan kurtulmak için ve uzatabilirse ödeme süresini uzatıp paranın enflasyon karşısında değer kaybetmesini ve borcunun dolaylı olarak azalmasını sağlamak için eldeki davayı açtığını, davacının davalıya eldeki borcu da dahil olmak üzere birçok borcu bulunduğunu, zaten davacı borçlarının bir kısmını da eldeki davaya ait dava dilekçesinde ve başka çeşitli davalarda ikrar ettiğini, eldeki davaya konu 750.000-TL bedelli bonoya ilişkin olan borç da imzanın da davacı/borçlu olan ...'ya ait olduğunu,
davacının dava dilekçesinin 3. ve 9. Maddesinde değindiği icra dosyalarından çoğunda davacı borcuna karşılık inkarlarda bulunsa da daha sonra borcunu ödeme yoluna gitmiş ancak işbu borçlar için de süreci uzatmak için davalar açmışt olduğunu, şu ana kadar hazırlanan tüm bilirkişi raporları davacı borçlu aleyhine olduğunu, haksız, kötü niyetli ve mesnetsiz davanın öncelikle usulden, mümkün olmaması halinde esastan reddine,tamamen kötü niyetle hareket eden davacının her biri %20'den az olmamak üzere kötü niyet ve icra inkar tazminatına, para cezasına ve Kanun'dan kaynaklanan diğer tazminatlarla para cezalarına mahkum edilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARI
"...Mahkememiz dava konusu 23.11.2021 düzenleme tarihli, 23.11.2022 vade tarihli, 750.000,00-TL bedelli senede ilişkin İstanbul 39. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2023/26 Esas sayılı dosyası ile yapılan imza incelemesine ilişkin bilirkişi raporunda her ne kadar tek kişi tarafından düzenlenen bilirkişi raporu ile imzanın davacı ...'ın eli ürünü olmadığı netice kısmında belirtilmiş ise de; söz konusu rapor incelendiğinde raporun netice kısmı hariç tamamının imzaların "önemli derecede benzerlikler olduğu" tespiti ile dolu olup, benzemezliğe ilişkin tek bir tespitin olmadığı, buna göre rapordaki "sonuç" kısmının maddi hataya dayalı olduğu,
bu maddi hataya dayalı raporun icra hukuk mahkemesi kararına dayanak olsa dahi, bu raporun bu nedenlerle mahkememizce aldırılan heyet raporu ile çelişki oluşturmasının söz konusu olamayacağından raporlar arasındaki çelişkinin oluşması durumunun söz konusu olmadığı anlaşılmıştır.
Mahkememizce dava konusu edilen senet aslı ile birlikte, medar-ı tatbik evrak asılları imza incelemesi için bu alanda doktor ve profesör doktor da içeren üç kişilik Grafoloji uzmanlarından oluşan bilirkişi heyetine gönderilmiş ve ..., ...
Forensic Image ...1010, UV, IR, Lup vb optik altler yardımı ile grafolojik ve grafometrik yöntemlerle yapılan karşılaştırmalarla hazırlanan bilirkişi heyeti raporunda; inceleme konusu senette ön ve arka yüzde yer alan borçlu imzaları ile davacıya ait medarı tatbik imzaların göstermiş oldukları işleklik dereceleri, alışkanlıkları, tersim, istif, meyil, seyir, sürat, istikamet, tazyik gibi grafolojik ve grafometrik özellikleri bakımından mevcut imza örneklerine kıyasen benzer yapı ve görünümde imza olmaları nedeniyle davacı ...'nın eli ürünü olduğu yönünde görüş belirtmişlerdir.
Mahkememizce alınan iş bu ayrıntılı raporda açıkça benzerlikleri tespit etmiş olması hususları dikkate alındığında raporun hüküm kurmaya elverişli olduğu kanaatiyle hükme esas alınmıştır.
Davacı taraf, elden 750.000,00-TL ödenmesinin hayatın akışına aykırı olduğu, bu miktarda borç vermeye maddi imkanın olup olmadığı araştırılması gerektiği, diğer verdiği borçları banka aracılığıyla gönderdiği gerekçeleri de menfi tespit kapsamında ileri sürülmüş ise de; imzanın kendisine ait olmadığı iddiasına çelişir şekilde imzanın kendisine ait olduğunun tespit edilmesi, yazılı bu delile karşı davacı tarafın bu iddialarının -taraflar arasında borç alma- verme ilişkisinin de bulunduğu dikkate alındığında- somut olayımızda bu yazılı ispatı çürütecek nitelikte olmadığı sonucuna varılmıştır.
Tüm bu bilgiler ışığında mahkememizce alınan bilirkişi raporunun hiç bir şüpheye mahal bırakmayacak şekilde açık ve net olduğu değerlendirildiğinde açılan davanın reddine karar..." şeklinde karar verilmiştir.
İSTİNAF İSTEMİ
Davacı vekili istinaf isteminde özetle;Dava konu kambiyo senedi ile ilgili olarak, İstanbul 39. İcra Hukuk Mahkemesi 2023/26 E. Sayılı dosya kapsamında imzaya itiraz davasında bilirkişi raporunda dava konusu senetteki imzaların müvekkilinin el ürünü olmadığının tespit edildiğini, iş bu davada alınan bilirkişi raporunda ise imzaların müvekkilin el ürünü olduğu belirtildiğini, çelişki nedeni ile yeni bir rapor alınması gerektiğini, kararın da bu gerekçe ile oyçokluğu ile verildiğini, diğer imzaya itiraz davalarında gelen bilirkişi raporlarında imzaların müvekkiline ait olmadığının tespit edildiğini senetlerde,
müvekkilin imzalarının ustaca taklit edildiği anlaşılmakta olduğunu, bu sahte senetlerdeki imza ve yazıların dava konusu senetteki imza ve el yazısına çok benzediğini, iş bu dava da davalının da imza ve yazı örneklerinin alınarak karşılaştırmalı rapor alınması talebinin dikkate alınmamasının hatalı olduğunu, davalının müvekkiline şimdiye kadar verdiği borçların hepsini banka aracılığıyla göndermişken, dava konusu 750.000,00-TL miktarın hem elden ödenmiş olma ihtimalin olanaksız olduğunu, borcun müvekkile verildiğinin davalı tarafından ispatı gerektiğini,
böyle yüksek miktarlı bir borcun davalı tarafından verilebilecek maddi imkanın olup olmadığı araştırılması gerektiğini belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
GEREKÇE
Dava, İİK 72.maddesine dayalı olarak açılan borçsuzluğun tespiti istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekili, yasal süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.
İstanbul 39.İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2023/26 esas sayılı dosyasında alınan rapor incelendiğinde; imzaların mukayesesi ile ilgili kısımda "...grafolojik tanı kriterleri bakımından imzalar arasında şekil tersim özellikleri yönünden önemli benzerlikler olduğunun tespit edildiği belirtildiği", ancak sonuç kısmında ise "senetteki imzanın davacı eli ürünü olmadığı" yönünde tespitte bulunduğu anlaşılmaktadır.
İcra hukuk mahkemesinin kararı maddi anlamda kesin hüküm niteliğinde olmadığı gibi, ilk derece mahkemesinin kararında belirtildiği üzere icra hukuk mahkemesinde alınan bilirkişi raporu çelişkilidir.
Davacı, davalının imza ve yazı örneklerinin de incelenmesi gerektiğini ileri sürmüş ise de; iş bu davada, bonodaki keşideci imzasının davacı eli ürünü olup olmadığı incelenecek olup davalının imza ve yazı incelemesinin yapılmasının uyuşmazlığa etkisi olmayacaktır.Mahkemece alınan bilirkişi raporunda çok sayıda önceki tarihli belge aslının mukayese evrak olarak incelendiği, raporun üç kişilik bilirkişi heyeti tarafından hazırlandığı, yeterli ve denetime elverişli bir inceleme yapıldığı dikkate alındığında mahkemece yeni rapor alınmaksızın mevcut rapora göre davanın reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenle davacı vekilinin istinaf isteminin HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi, E. 2024/753, K. 2025/1611, 11 Aralık 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama