İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /İstinaf (BAM) Kararları
  3. /İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi

İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ

TÜRK MİLLETİ ADINAİSTİNAF KARARI

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi E.2025/435 K.2025/468

İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. ve 356. maddeleri gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;

Esas2025/435Karar2025/468Tarih27 Mart 2025Okuma11 dk · 2.171 kelime

KÜNYE

T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi

Karar tarihi
27 Mart 2025
Dosya no
2025/435 Esas
Karar no
2025/468 Karar
İncelenen kararın mahkemesi
İSTANBUL 1. FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Tarihi
20/01/2025
Numarası
2024/92 D.İŞ - 2024/93 K.
Davanın konusu
Tespit (D.İş
Karar metni, UYAP Emsal Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.171 kelime·11 dk okuma·7 bölüm

İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. ve 356. maddeleri gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;

GEREĞİDÜŞÜNÜLD Ü

DAVA

Davacılar vekili değişik iş başvuru dilekçesinde; müvekkili ... firmasının çikolata ve şekerleme sektöründe tanınan bir üretici olduğunu, "..." markasının tescilen ve ihdasen sahibi olduğunu, diğer müvekkili .... şirketinin ... şirketler grubunun iştiraklerinden olduğunu, "..." ürünlerine ilişkin markaların bu firma adına tescilli olduklarını, "..." markası altında satışa sunulan ürünlerin yüksek tanınırlılığa sahip olduğunu, marka tescilleri ile koruma altında olduğunu, ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... markaların sahibi olduğunu, markanın kırmızı beyaz renk kombinasyonu ile oluşturulduğunu,

kendi yarattığı özgün ambalaj tasarımı içinde satışa sunduğunu, bu kompozisyon için gerçek ve öncelikli hak sahibi olduklarını, müvekkilinin "..." markasının ..., ... tescil no'lu marka ile koruma altında olduğunu, söz konusu ambalaj tasarımlarının marka olarak da koruma altında olduklarını, "..." ve "..." markalarının müvekkilinin izni ve bilgisi olmadan kullanılmasının mümkün olmadığını, "...", "..." ve "..." markalı çikolata ürünlerinin aleyhine tedbir talep edilen şirket tarafından yurt içi ve yurt dışında satışa sunulduğunu, www...com.tr web sitesi ve sosyal medya hesaplarından tanıtımlarının yapıldığını, ...,

... ve ... gibi online perakende platformlarından tanıtım ve satışların gerçekleştiğini, ürün kataloglarında tanıtımının yapıldığını, taraflara ait ürün ambalajlarının ürün alım ve satımlarının gerçekleştirildiğini, "..." ve "..." markalı ürün ambalajları ile müvekkilinin "..." markalı ürün ambalajının kopyalandığını, "..." ibareli markası ile müvekkilinin "..." markasının kopyalandığını, aleyhine tespit istenen ürün ambalajlarının teknik zorunluluk bulunmamasına rağmen sunum, boyut ve genel görünüm olarak müvekkilinin ürünleri ile iltibas yaratacak derecede benzer Oluşturulduğunu, karşı tarfaça müvekkilinin markalarının,

faaliyetlerinin aleyhine girişimde bulunulduğunu, tanınmışlığından yarar elde etmeye çalışıldığını, markasal haklarının ihlal edildiğini, haksız rekabet yaratıldığını, aleyhinde tespit talep edilenin "...", "..." ve "..." ürünlerinin ambalajları için çoklu tasarım tescilleri ve "..." kelime markasını tescil ettirdiğini, haksız tesciller olduklarını, bu tescillerin önceki tarihli hak sahibinin haklarına karşı yaratılan tecavüzü ortadan kaldırmadığını, müvekkilinin "..." markası ile "..." marka kullanımlarının benzer olduklarını, ambalajladaki kullanımlarının benzer olduklarını, renk kombinasyonu,

ürün formu ve markasal ibarenin kopyalanmış olduğunu, "..." ve "..." ibareli ürün ambalajlarının müvekkilinin "..." markalı ürün ambalajları ile iltibas yarattığını, müvekkili gibi tekli ve üçlü ürün ambalajlarında sunulduğunu, hindistan cevizi ve kırmızı kurdele öğesinin kullanıldığını, aynı renk kombinasyonunun kullanıldığını, müvekkilinin tescilli markalarından doğan hakların ihlal edildiğini, benzerlikler nedeniyle "...", "..." ve "..." ibareli ürünlerin müvekkili ile idari veya ekonomik bir bağlantı bulunduğu yönünde yanlış bir algı oluşturduğunu,

ürünün herkes tarafından satın alınabilir olması nedeniyle tüketicinin göstereceği dikkat seviyesinin düşük olacağını, haksız rekabetin kaçınılmaz hale geleceğini, ambalaj kompozisyonunda tüm unsurlar aynı olmasa da ana unsur ve genel görünüm itibariyle benzerliğin karıştırılma ihtimali yarattığını, müvekkili tarafından yapılan çaba ve harcamaların sonunda kazanılan ün ve imajın zedelenebileceğini, markaların kelime olarak farklı olsa dahi,

markaların ve üzerinde kullanıldıkları ambalaj kompozisyonlarının ortalama tüketici nezdinde iltibas veya çağrışım yaratacak derecede benzer olmasının marka tecavüzü ve haksız rekabet yaratacağını belirterek, aleyhine tedbir talebinde bulunulana ait internet sitesi ve sosyal medya hesaplarında "...", "..." ve "..." ibareli ürün görsellerinin sergilendiğine ilişkin delil tespiti yapılmasına, ihtiyati tedbir kararı verilmesine, tedbir talebine konu "...", "..." ve "..." ibareli ürünlere ilişkin olarak tüm kullanımların engellenmesine, ürün ambalajlarının üretiminin, satış ve dağıtımının ithal ve ihracının, satışa sunulmasının önlenmesine,

ürün ambalajlarının internet üzerindeki tüm kullanımlarının önlenmesine, tedbir talebine konu edilen "...", "...", "..." ibareli ürünlerin sergilendiği sayfaların erişime engellenmesine, tedbir talebine konu ürün ve ambalaj görsellerinin her türlü ürünler, basılı yayınlar, ambalajlar, ilan, reklam, broşür, afiş, video ve sair her türlü tanıtım malzemesi, kağıt, fatura, ticari evrak ile alan adlarının kullanılmasının önlenmesine, bu şekilde bastırılmış olan materyalin bulundukları yerlerde toplanarak emin bir yerde muhafaza altına alınmasına karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili 30.10.2024 tarihli bilirkişi raporuna beyan ve itiraz dilekçesi ile, her ne kadar bilirkişi raporunda markalar arasında benzerlik değerlendirmesi yapılmış, müvekkili markaları ile talep edenin markalarının kıyaslandığı belirtilmiş olsa da, bilirkişi raporunun 37. ve devam sayfalarında benzerliklerin ve farklılıklara ilişkin hiçbir teknik gerekçelendirmeye yer verilmediğini, detaylı ve gerekçeli rapor için yeterli süresi olan bilirkişinin bu süreye rağmen dosyaya ibraz edilen raporun kabul edilebilir hiçbir tarafı bulunmadığını, somut olayda, bilirkişinin,

özel veya teknik bilgisini tatbik etmeksizin hiçbir gerekçe sunmadan adeta davanın takdiri değerlendirmesini haiz, hiçbir ayrıntıya yer verilmemiş ve gerekçesiz işbu bilirkişi raporunun müvekkili şirketin aleyhine olan hususların kabul edilemez nitelikte olduğunu, bilirkişilerce yapılan inceleme doğrultusunda talep eden tarafın "..." ibareli, müvekkili şirketin "..." ibareli markalarının ambalajları karşılaştırılarak yapılan değerlendirme sonucunda,

tespit isteyen tarafa ait çoklu ürün ambalaj üzerindeki grafik kompozisyon ile aleyhine tespit istenen tarafa ait çoklu ürün ambalajında kullanılan renk kombinasyonunun birbirleri ile benzer oldukları görülse de, gerek karakteristik nitelikteki kurdele öğesinin, gerek ürün kelime ibarelerinin ve kullanılan yazı fontunun birbirlerinden farklı olduklarının görüldüğünü, tasarımların grafik kompozisyon olarak farklı olarak algılandıkları sonucuna varıldığını, müvekkili şirket ve talep eden tarafa ait "..." ve "..." ibareli markaların ambalaj kullanımlarına ilişkin görsellere yer verildiğini,

görsellerde de görüleceği üzere müvekkili şirketin "..." esas unsurlu markalarında kelime unsuru ile şekil unsurlarının konumlandırılmasının talep edenin markalarındaki kullanımlarından tamamen farklılık arz ettiğini, müvekkili şirket tarafından "..." ibareli markalara şekil unsurunun da eklendiğini, ambalajlar üzerinde "..." ibaresi ile "..." ibaresinin yazı şekilleri karşılaştırıldığında da görüleceği üzere, talep eden markalarından farklı kılındığının açık olduğunu, bilirkişi raporu kapsamında müvekkili şirketin "..." ibareli markasına ilişkin markasal incelemeler doğrultusunda “...,

... ve ..." sayılı markalar ile aleyhine tespit istenen "..." ürünleri ile ilgili markalar karıştırıldığında grafik kompozisyonların birbirleri ile farklı olarak algılandıkları ve karıştırılma ihtimalinin olmadığı yönünde yerinde tespitlerde bulunulduğunu, talep edenin iddialarının aksine müvekkili şirketin basiretli bir tacir olarak "..." markalarını oluşturduğunu, tüketicilere sunduğunu, bilirkişi raporunun değerlendirmeleri doğrultusunda da talep edenin iddialarının asılsız olduğunu, bilirkişilerce yapılan inceleme doğrultusunda talep eden tarafın "..." ibareli,

müvekkil şirketin "..." ibareli markalarının ambalajları karşılaştırılarak yapılan değerlendirme sonucunda, tespit isteyen tarafa ait üründeki grafik kompozisyon ile aleyhine tespit istenen tarafa ait çoklu ürün ambalajında kullanılan öğelerin birbirlerinden farklı olduklarının görüldüğünü, tasarımın grafik kompozisyon olarak farklı algılandıkları sonucuna varıldığı, şeklinde yerinde bir inceleme yaptığını, bilirkişi raporunun ilerleyen sayfalarında "..." ve "..." ibareli markalara ilişkin markasal inceleme yapılarak "..." kelimesinin anlamı olmadığı, Google’ da aratıldığında "..." kelimesine yönlendirme olduğu,

davacı markaları ile ilk 4 harfin aynı olduğunu, davalı kullanımlarında yalnızca 2 harfin farklı olduğunu, bütüncül olarak incelendiğinde aynı mallara yönelik kullanım nedeniyle yeterli farklılık olmadığı, hitap edilen tüketici nezdinde karıştırılma ihtimali olduğu kanaati oluştuğu şeklinde yerinde olmayan bilirkişi raporu içerisinde çelişki yaratacak tespitlerde bulunulduğunu, bilirkişi raporunun ilgili kısımlarında markaların genel izlenimlerine vurgu yapılmışsa da işbu markalar arasında genel izlenim dikkate alınmaksızın karıştırılma ihtimalinin bulunduğuna ilişkin tespitlerin abesle iştigal olduğunu,

çelişkili ifadelerin yer almakta olup müvekkili şirkete ait "..." ibareli marka ile talep eden tarafa ait "..."esas unsurlu markalar görsel, işitsel ve kavramsal olarak farklılık arz etmekte olup, genel izlenim bakımından karışıklığa sebebiyet vermeyeceğini, bununla birlikte bilirkişi raporunun eksik ve hatalı tespitlerinin bulunduğunu, bilirkişi raporu ile yerinde olmayan bir şekilde yapılan değerlendirme sonucunda, tespit isteyen tarafa ait çoklu ambalaj üzerindeki grafik kompozisyon ile aleyhine tespit istenen arafa ait çoklu ürün ambalajında kullanılan görsel öğelerin ve ambalaj formunun birbirlerinden farklı oldukları görülse de,

kıyaslanan grafik kompozisyonlar da karakteristik nitelikteki kurdele öğesinin ve kırmızı beyaz renk kombinasyonunun benzer olduklarının görüldüğü, tasarımların grafik kompozisyon olarak iltibas yaratacak derecede benzerlik oluşturduğu sonucuna varıldığı şeklinde ambalajlar bakımından, yapılan teknik incelemelerde görüleceği üzere ..., ... ve ... sayılı markaları ile aleyhine tespit istenen "..." ibareli ürünler karşılaştırıldığında kullanılan grafik,

kompozisyonların birbirleri ile benzer olarak algılandıkları ve tespit isteyen markalarıyla karıştırılma riski doğuracağının tespit edildiği şeklinde gerekçesiz ve hukuka aykırı mesnetsiz tespitlerde bulunulduğunu, bilirkişi raporu kapsamında gerekçe marka ambalajları ile müvekkili marka ambalajlarının kırmızı ve beyaz renkleri kullanmasının ortalama tüketici bazında iltibas yaratmayacağının açık olduğunu, iki rengin bir araya geldiği her ürün bakımından karıştırma tehlikesinin söz konusu olmayabileceğini, aynı ürünün bilinen takım renkleri ile oluşturulan kombinasyonları

bakımından ilişkilendirilme ve karıştırma olduğunun söylenebileceğini, kırmızı rengin genelde iştahın açılmasını teşvik ettiğini, ..., ... ve ...’ın da bulunduğu birçok fast food zinciri ve markanın, logoları ve pazarlama materyalleri de dahil olmak üzere markalarına bol miktarda kırmızı ekleyerek başarıya ulaştığını, uyarıcı, dinamik, tutkulu, dikkat çekici ve iştah uyandırıcı (“Çok ye!” mesajı veren) renk olan kırmızının satış noktalarında, gıda sektöründe ve fast food restoranlarında fazlasıyla kullanıldığını,

müvekkili şirketin "..." markasında da kullandığı kırmızı ve beyaz renkleri kullanan aynı sektördeki üçüncü kişilere ait ambalaj görsellerine yer verildiğini, Ankara 4. FSHH Mahkemesinin 2007/394 E - 2010/38 K sayılı kararına konu olan "..." ve "..." markaları arasındaki benzerlik incelemesinde, karşılaştırma konusu markaların başlangıç kısımlarındaki hecelerin farklı olduğunu, her ne kadar son kısımları aynı okunacağı için işitsel olarak işaretler arasında kısmi bir benzerlik bulunsa da, başlangıç kısımlarındaki farklılığın, işaretlerin işitsel benzerliğini zayıflattığı tespitlerine yer verildiğini,

bilirkişi raporu ile her ne kadar markalar arasındaki kıyaslamalarda kurdele

kullanımının üzerinde durulsa da müvekkilinin markaları ile talep edenin markası arasında farklı şekil unsurlarının bulunmadığını, "..." ibareli markalarda kullanılan "..." şekillerinin açık bir şekilde eklenmişken, müvekkilinin "..." ibareli markalarında kurdelelerin bağlı şekilde marka ambalajına konumlandırıldığını, talep eden markasında "..." ibareleri aynı fontta ve aynı boyutta yazılmışken müvekkili şirket markasında "..." harfinin farklı şekilde konumlandırılarak tasarlandığını, ".." ibaresinin şifa anlamına gelmekteyken "..." ibaresinin krallık anlamına geldiğini,

bilirkişilerce herhangi bir gerekçe sunulmadan öznel görüşlere yer verilerek markalar arasında benzerlik olduğuna ilişkin iddiaların Mahkemece dikkate alınmaması gerektiğini, müvekkilinin "...", "..." ve "..." ibareli olduğunu, talep edenin dayanak gösterilen ... numaralı markları ise bir bütün olarak "..." ve "..." ibarelerinden oluştuğunu, markalar arasında benzerlik incelemesi yapılırken, öncelikle markalardaki baskın unsur tespit edilerek,

markaların genel ve bütünüyle bıraktığı etkinin dikkate alınmasını, TPMK'nın 2021 yılında yayınladığı marka inceleme kılavuzunun 85.sayfasında, işaret benzerliği incelemesinde, öncelikle karşılaştırılan işaretlerdeki baskın ve ayırt edici unsurların tespit edilmesinin gerekli olduğunu, markalar arası benzerlik değerlendirmesinde önce baskın ve ayırt edici unsurların tespit edilmesi gerektiğinin vurgulandığını, somut uyuşmazlıkta müvekkil markalarının tek bir kelime unsurundan oluştuğu göz önüne alındığında marka hukuku ilkeleri uyarınca,

markalar arasındaki benzerlik incelemesi değerlendirilmesinde ilk olarak talep eden markanın baskın unsurunun belirlenmesinin gerektiğini, TPMK' nın 2021 yılında yayınladığı Marka İnceleme Kılavuzu’nunda da belirtildiği gibi markaların benzerliğinin değerlendirilmesinde markalardaki baskın unsurlar belirlendikten sonra,

markada yer alan kelime veya şekil unsurlarının birbirlerinden bağımsız olarak tek tek ele alınması yoluyla değil, markanın tüm unsurlarının birlikte yarattığı bütünsel izlenime göre değerlendirme yapılması gerektiğini, Yargıtay' ın çok sayıda emsal niteliğindeki kararlarında markaların bütünü itibarıyla bıraktığı etki dikkate alınarak karar verilmesi gerekmekte olduğu,

aynı zamanda işaret benzerliği değerlendirmesinde, işaretlerde ortak olmayan unsurların ayırt edici gücü ve farklılığı ne kadar fazla olursa işaretler arasındaki ortak unsurdan kaynaklanan benzerliğin etkisinin o ölçüde azalacağını, müvekkil markaları ve talep eden taraf markaları arasındaki benzerliğin sadece ortak bir unsura dayandırılmış olmasının hukuken ve emsal uygulamalar gereği hakkaniyetli kabul edilemeyeceğini, doktrinde ve Yargıtay içtihatlarında, benzerlik değerlendirilmesinde belirleyici olan unsurun;

markanın münferit unsurlarından daha ziyade markanın bir bütün olarak bıraktığı genel izlenimin ve markada yer alan farklı unsurun ayırt edici gücü olduğunu çok sayıda kez vurguladığını, talep edenin dayanak gösterdiği markalar ile müvekkiline ait davaya konu markaların iltibas düzeyinde benzerlik gösterdiği iddiasının yerinde olmadığını, müvekkil markaları ve talep eden taraf markalarının bir bütün olarak birbirlerinden farklı olduklarını ve markalar arasında SMK madde 6/1 uyarınca karıştırılma ihtimali bulunmadığının kabulünün gerektiğini,

bilirkişi raporu ile müvekkili şirketin "..." ibareli markasının talep eden taraf markaları ile benzerliğinin bulunmadığının yerinde olarak tespit edildiğini, geri kalan müvekkili şirketin markaları olan "..." ve "..." ibareli markalar için itirazların kabulü ile itirazları doğrultusunda yeni bir bilirkişiden rapor alınmasına karar verilmesini, Mahkeme aksi kanaatte ise aynı bilirkişiden itirazları doğrultusunda yeniden ek rapor alınmasına, huzurdaki haksız davanın esastan reddine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

MAHKEME KARARI

İstanbul 1.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi 20.01.2025 tarihli 2024/92 D.İŞ - 2024/93 K.sayılı kararıyla; "...Alınan bilirkişi raporu, talep edene ait marka tescil belgeleri, karşı yanın kullanımına ilişkin ürün görselleri bir bütün olarak incelendiğinde yaklaşık ispat talep eden taraf lehine bulunduğundan 6100 sayılı HMK'nın 389-390 maddeleri ile 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 159.maddesi gereğince davacı yanın İHTİYATİ TEDBİR TALEBİNİN kabulüne" karar verilmiş, karar davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.

İSTİNAF TALEBİ

Aleyhine ihtiyati tedbir kararı verilen vekili sunduğu istinaf dilekçesinde; bilirkişi raporuna itirazlarının dikkate alınmadığını, aldıkları uzman görüşü ile markaların ve ambalajların benzer olmadığının tespit edildiğini, ihtiyati tedbir için yaklaşık ispat koşulunun mevcut olmadığını, verilen tebdir kararının müvekkilinin ağır şekilde zarara uğramasına neden olacağını belirterek, ihtiyati tedbir talebinin kabulüne dair 20/01/2025 tarihli kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep emiştir.

GEREKÇ E

Marka hakkına tecavüz edildiği iddiasıyla ihtiyati tedbir talep edilmiştir. Mahkemece, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda tedbir talebinin kabulüne karar verilmiş, davalı vekilinin 23.01.2025 tarihinde tedbire itiraz ettiği görülmüştür.

Mahkemece 11/02/2025 tarihli ara kararıyla itirazın duruşmalı olarak incelenmesine karar verildiği, 25/02/2025 tarihli ara kararı ile İstanbul 3.FSHHM'nin 2025/22 Esas sayılı dosyasında asıl davanın açıldığı gerekçesiyle itirazın bu mahkemede değerlendirilmesi için duruşma ara kararından döndüğü görülmüştür.Aleyhine tedbir talep edilen vekili daha sonra ihtiyati tedbir talebinin kabulüne dair verilen karara karşı istinaf yargı yoluna başvurmuşsa da, HMK 394 /1. maddesi uyarınca tarafların yokluklarında verilen ihtiyati tedbir talebinin kabulü kararına karşı itiraz yolu açık olup,

itirazın HMK'nun 394/4. maddesi uyarınca tedbir kararını veren mahkemece, asıl dava açılmışsa asıl davaya bakan mahkemece incelenmesi gerekir. Bu nedenle tarafların yokluklarında verilen ihtiyati tedbir kararının kabulü kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulamayacağından, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 394/1, 341/2 ve 352/1-b maddeleri gereğince usulden reddine karar vermek gerekmiştir.

HÜKÜ M

SONUÇ / HÜKÜM

Yukarıda açıklanan gerekçe ile:1-6100 sayılı HMK 394/1, 341/2 ve 352/1-b maddeleri gereğince davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf isteminin USULDEN REDDİNE,2-Alınması gereken harç, peşin alınmakla yeniden harç alınmasına yer olmadığına, 3-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına,4-İstinaf yargılama giderleri olarak; davalı tarafça yapılan masrafların üzerinde bırakılmasına,5-Artan gider avanslarının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince yatıran tarafa iadesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu 27/03/2025 tarihinde oy birliği ile kesin olarak karar verildi.

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi, E. 2025/435, K. 2025/468, 27 Mart 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Gereğidüşünüld Ü
  4. Dava
  5. Cevap
  6. Mahkeme Kararı
  7. İstinaf Talebi
  8. Gerekç E
  9. Hükü M
  10. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/435
Karar No
2025/468
Tarih
27 Mart 2025

İlgili Kararlar

  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi E.2025/436 K.2025/506
  • Denizli Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi E.2025/436 K.2025/394
  • Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi E.2025/436 K.2025/430
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi E.2025/437 K.2025/509
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi E.2025/437 K.2025/904
  • Konya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi E.2025/437 K.2025/424

Tüm Arşiv

İstinaf (BAM) KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.