KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 27 Şubat 2020
- Dosya no
- 2019/2227 Esas
- Karar no
- 2020/594
- İncelenen kararın mahkemesi
- İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Tarihi
- 12/06/2019
- Numarası
- 2019/350 Esas, 2019/556 Karar
- Davanın konusu
- Menfi Tespit (Alım Satım
Karar Metni
812 kelime·4 dk okuma·1 bölüm
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesi ile; taraflar arasında düzenlenen seçme ve yerleştirme hizmet sözleşmesi gereği, davalı tarafından müvekkili şirkete yönlendirilen personelin iş akdinin, sözleşmenin garanti hükümleri kapsamında, 59. günde sonlandırıldığını, davalı tarafından yeni personelde gönderilmediğini, buna rağmen davalının haksız fatura keşide ederek alacak talep ettiğini, müvekkiline hizmet verilmediğini ve ücrete hak kazanılmadığını, ancak davalının haksız takip başlattığını ve takibin usulsüz tebliğ ile kesinleştiğini,
menfi tespit davasında arabulucuya başvurma zorunluluğu olmadığını belirterek borçlu olmadıklarının tespitini ve kötüniyetli takip nedeniyle davacının icra tazminatına mahkum edilmesini talep ve dava etmiştir. İlk derece mahkemesi, TTK'nın 5/A maddesi uyarınca dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmasının dava şartı olduğu ve bu gereklilik yerine getirilmeden dava açıldığı gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiştir.
Davacı vekili yasal süresinde sunduğu istinaf dilekçesinde.
TTK'nın 5/A maddesine göre, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olmasının dava şartı olduğunu, menfi tespit davalarında ise, bir miktar alacağın tahsili talebi olmadığından arabulucuya başvurulmasına gerek olmadığını, ihtarname, davalının takip başlatması ve bunun üzerine eldeki davayı açmaları nedeniyle yargılama yapılmadan uyuşmazlığın çözümlenmesine imkan olmadığını, dava İİK'nın 72. maddesine dayalı olup İİK'da arabuluculuk şartı bulunmadığını,
takip yapan davalı için arabuluculuk şartı getirilmezken menfi tespit davası açan müvekkili hakkında arabuluculuğa başvurma şartı aranmasının eşitlik ilkesine aykırı olacağını, davadan önce arabuluculuğa başvurulması gerektiği kabul edilirse, arabuluculuk sürecinde davalının takibine devam edebileceğini ve müvekkilinin icra tehdidi altında kalacağını, ayrıca İİK'nın 72. maddesinde düzenlenen tedbirden yararlanma hakkını kullanamayacaklarını belirterek kararın kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir.Dava, hukuki niteliği itibariyle, İİK'nın 72.maddesi uyarınca, icra takibinden sonra açılan menfi tespit davasıdır.Mahkemece,
zorunlu arabuluculuğa başvuru dava şartının yerine getirilmediği gerekçesi ile davanın usulden reddine karar verilmiş, davacı taraf karara karşı istinaf yoluna başvurmuştur. 19.12.2018 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan ve 01.01.2019 tarihinde yürürlüğe giren 7155 sayılı Yasa'nın 20.maddesi ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’na 5/A maddesi eklenmiştir.
TTK'nın 5/A maddesi; "(1)Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır." hükmünü düzenlemektedir.
Görüldüğü üzere, 6102 sayılı TTK’ye eklenen 5/A maddesinde, Kanun’un 4.maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri olan ticari davalarda arabuluculuk, dava şartı olarak belirlenmiştir.Anılan maddenin gerekçesinde, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 4 üncü maddesinde belirtilen davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurma zorunluluğu getirilerek bu uyuşmazlıkların temelinden, çok daha kısa süre içinde,
daha az masrafla ve tarafların iradelerine uygun bir şekilde çözülmesinin amaçlandığı belirtilmiştir. Madde metninde "...konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında..." denilmek suretiyle, talep sonucu eda istemi niteliğinde olan, alacak ve tazminatın ödenmesine ilişkin ticari davalarda, davadan önce arabulucuya başvurulmuş olmasının dava şartı olarak belirlendiği anlaşılmaktadır.
Tespit davaları ise, bir hakkın veya hukuki ilişkinin var olup olmadığının tespitine ilişkin davalardır. Menfi tespit davaları ile davacı, borçlu olmadığının tespitini talep etmektedir.
Menfi tespit davalarında borçlu olunmadığının tespiti istendiğine ve alacak ya da tazminat ödenmesi istenemeyeceğine göre, bu tür davalardan önce arabulucuya başvurma şartı aranması, kanunun açık ifadesine aykırı olacaktır.Diğer taraftan alacaklının arabulucuğa başvurma zorunluluğu olmadan takip başlatması mümkün iken, borçlunun açtığı menfi tespit davasında arabulucuğa başvurulmasının dava şartı sayılması amaca uygun düşmeyeceği gibi, borçlunun menfi tespit davasından önce arabulucuya başvurma zorunluluğunun kabulü halinde,
borçlunun İİK'nın 72. maddesinde menfi tespit davasında öngörülen tedbirden yararlanması imkanı ile ilgili gecikme ve sakıncalar da sözkonusu olabilecektir.
Öyleyse mahkemece, menfi tespit davasında, zorunlu arabuluculuğa başvuru dava şartının yerine getirilmediği gerekçesi ile davanın usulden reddine karar verilmesi yerinde görülmediğinden, davacının istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1.a.4 bendi gereğince kararın kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, E. 2019/2227, K. 2020/594, 27 Şubat 2020 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama