KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 15 Şubat 2024
- Dosya no
- 2020/1940 Esas
- Karar no
- 2024/210
- İncelenen kararın mahkemesi
- İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 26/09/2019
- Numarası
- 2016/601 Esas, 2019/822 Karar
- Davanın konusu
- Alacak (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan
Karar Metni
2.876 kelime·14 dk okuma·4 bölüm
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; dava dışı ... A.Ş.'ye ait ... Tic. A.Ş.'in ... nolu 30/09/2014-2015 tarihli ... nolu 30/09/2014-2015 tarihli emniyeti suistimal sigorta poliçesi ve ... nolu 31/03/2015-2016 tarihli ... nolu 31/03/2015-2016 tarihli genişletilmiş emniyeti suistimal sigorta poliçesi ile müvekkili şirket nezdinde sigortalı olduğunu, sigortalı şirket ile davalı ... Hiz. A.Ş.
Arasında sigortalı şirketin Türkiye genelindeki mağazalarında biriken günlük nakit paraları toplayan ve topladığı paraların sayımını yaparak ertesi iş günü sigortalı şirketin banka hesabına yatırmak üzere 23/12/2013 tarihli hizmet sözleşmesi akdedildiğini, davalı ... şirket yetkilileri tarafından 01/09/2015 ve 02/09/2015 tarihlerinde sigortalı şirketin mağazalarından nakit teslimatları alındığını ancak sigortalı ...
A.Ş.'nin banka hesabına yatırılmadığını, bu sebeple müvekkili şirketin sigortalısına toplam 391.135,04-TL ödediğini, dava konusunu oluşturan hasardan dolayı davalı ... şirketinin ve bu şirketin sigortalandığı ...
Sigorta A.Ş.'nin sorumlu olduğunu belirterek 16/12/2015 tarihinde 37.500,00-TL, 16/12/2015 tarihinde 37.500,00-TL, 17/12/2015 tarihinde 158.067,52-TL ve 17/12/2015 tarihinde 158.067,52-TL olarak ödenen toplam 391.135,04-TL tazminatın ödeme tarihlerinden itibaren yasal faiz ile davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı ...
Sigorta A.Ş vekili cevap dilekçesinde özetle; şirketlerinin ... için düzenlediği ... nolu para güvence paket sigorta poliçesine konu taşınan para sigortası güvencesi ...'nin bordrosuna kayıtlı ve görevlendirdiği personeli tarafından nakit veya kıymetlerin taşınması sırasında meydana gelebilecek zararları hırsızlık sigortası genel şartları ve poliçede yazılı klozlar gereğince teminat altına aldığını, ...'in 04/09/2015 tarihinde şirketlerinin sigortalısı ...'nin hakim ortağı ... hakkında emniyeti suistimal nedeni ile suç duyurusunda bulunduğunu, ... yetkilileri hakkında açılmış bir çok soruşturma ve ceza davası bulunduğunu,
buradaki beyanlardan ... tarafından toplanan paraların şirket yönetim kurulu tarafından ...'nin iradesi ve çıkarı doğrultusunda kullanıldığını, ceza davasının bekletici mesele yapılması gerektiği, ...'nin yönetim kurulu başkanı sıfatına haiz ...'nin şirketin aynı zamanda %99,75 oranında hakim ortağı olduğunu, bu kişinin kasıtlı eylemleri neticesinde davacının sigortalısı dahil bir çok şirkete aynı eylemi kasıtlı olarak uyguladığını, şirketinin ifasını engellemek, şirketinin 3. şahıslara ve personeline olan borçlarını ödemek için yapılmış kasıtlı, planlı ve organize eylem olduğunu,
kasıtla meydana gelen bu zararın poliçe teminatı kapsamında bulunmadığını, şirketin hakim ortağının iradesi ile emniyeti suistimal gerçekleşmiş ise bu iradenin aynı zamanda sigorta ettirenin iradesini teşkil edeceği, sigorta ettirenin kastı ile meydana gelen zararların sigortacı tarafından tazminine engel olduğu,
bunun aksine yapılan sözleşmelerin geçersiz olacağı, İstanbul 19. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2015/322 esas sayılı davada yönetim kurulu başkanı ...'nin müdafisinin kredi borçlarını ödemek için emanet paraları şirket giderlerinde kullandığını beyan ettiğini, emniyeti suistimal suçunun sigortalı ...'ye izafe edilmesi gerektiğini, ...'nin hakim ortak ve yönetim kurulu başkanı olması sebebi ile tüzel kişilik perdesinin ortadan kalkacağı ve ...'nin iradesinin ...'nin iradesi ile özdeş kabul edilmesi gerektiğini, kanunun sigortalının emredici hükümlere, ahlaka, kamu yararına,
kişilik haklarına aykırı bir fiilden doğabilecek bir zararı teminat altına almak için sigorta yapılamayacağını düzenlendiğini, sigorta ettirenin kendi emniyeti suistimalinin sebep olacağı zararları sigorta ettirmesi hukukun temel ilke ve emredici hükümlerine aykırı olduğunu, yapılması halinde sigortanın geçersiz olacağını, TTK'da sigortalı ve tazminat ödenmesini sağlamak amacı ile bunların hukuken fiillerinden sorumlu oldukları kişiler rizikonun gerçekleşmesine kasten sebep oldukları takdirde sigortalının tazminat borcundan kurtulacağı ve prime hak kazanacağının düzenlendiğini,
sigortalının rizikoyu kasten veya hile ile gerçekleştirmesi hallerinin sigorta güvencesi dışında olduğunu, emniyeti suistimal suçunun kasten işlenebileceğini ve şirketlerinin sigortalı ...'nin kasten işleyeceği emniyeti suistimal suçu sigorta teminatı kapsamında bulunmadığını, sigortalının kasten sebebiyet verdiği zararların sigorta teminatı kapsamında bulunmayacağı, hırsızlık sigortası genel şartları kapsamında da zararın teminat kapsamı dışında kaldığını,
davacı ve diğer davalı arasındaki sözleşme şartlarına uygun olarak yapılan poliçe kapsamında sözleşme şartlarına uygun olarak müşteri para döküm belgesine kayıtlı bir şekilde kapalı ve mühürlü konteynerde ... tarafından taşınan kamera kaydına alınan paralar için güvence verildiği,
dava konusu taşımada ise paraların güzergah dışına çıktığı bir gün süreyle ...'nin zilyetliğinde bırakıldığı ve video kayıtlarının da bulunmadığının belirlendiğini, taşınan paralar yönünden usulsüz vedia ilişkisinin bulunduğunun anlaşıldığını, ...'ye paraları tüketme, kullanma ve başkasına temlik etme hakkına sahip olduğunu, bu tür bir borç için sigorta teminatı verilmediği, uyuşmazlığın taşınan para sigortası yönünden riziko teşkil etmeyeceği, sigorta ettirenin poliçe yapıldıktan sonra rizikoyu ağırlaştırmamak yükümlülüğü bulunduğu,
ağırlaşması halinde 10 gün içerisinde sigortacıya bildirim yükümlülüğü bulunacağı, sigortalının kastı ile meydana gelen riziko değişikliğini hasardan sonra öğrenen sigortacının tazminat ödeme yükümlülüğü bulunmadığını, ihbarın geç yapılması nedeni ile artan zarardan şirketlerinin sorumlu olmayacağını, huzurdaki davanın 01/09/2015-02/09/2015 tarihleri arasında meydana gelen zararlara ilişkin olduğunu, ... sigorta tarafından dava konusu poliçe 29/08/2015 saat 00:01 tarihi itibari ile prim borçlarının ödenmemesi sebebi ile fesih ettiğini,
...'ye prim borçlarının ödenmesi için çekilen ihtarın 18/08/2015 tarihinde tebliğ edilmesine rağmen prim borçlarının ödenmediğini, poliçenin ... Sigorta ve ... ile akdedildiği ve davacının sigortalısına ihtar yükümlülüğü bulunmadığı, davacının sigortalısı ...'e Üsküdar ...
Noterliği'nin 31/08/2015 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile poliçenin feshedildiğinin bildirildiğini, ihtarnamenin ...e 01/09/2015 tarihinde tebliğ edildiğini, buna rağmen 02/09/2015 tarihinde ...'nin para toplamasına engel olmayarak basiretli tacir gibi davranmadığını ve zararın artmasına sebebiyet verdiğini, davacının senetle ispat zorunluluğunu yerine getirmediğini, zararın iddiasının ispatsız kaldığını, davacı tarafından sunulan belgelerde ... çalışanlarının imzasının olduğunu ancak ... adına bir imza bulunmadığını, ...'ye teslimat yapıldığı ve paranın sayıldığını ispat edecek bir delil bulunmadığını,
sözleşmede nakit para sayımının kamera kaydına dayanacağı belirtilmiş olmasına rağmen kamera kayıtlarının bulunmadığı, ...'nin borcu kabulünün ... Sigorta şirketini bağlamayacağı, ...
Sigorta A.Ş.'nin sorumluluğunun doğacak olması halinde poliçede yer alan beher hasarda 75.000,00-USD muafiyet uygulanacağı, dava konusu olayda iki ayrı günde ayrı hasarların gerçekleşmesi sebebi ile 150.000,00-USD muafiyet tenzili uygulanması gerekeceği, faiz talebinin reddi gerektiği, hırsızlık sigortası genel şartları kapsamında sigortacının soruşturmanın tamamlanmasına kadar hasarı bekletebileceğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ...
A.Ş.'ye usulünce tebligat yapılmış, davaya karşı beyanda bulunulmamıştır.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; davalı ... A.Ş. ile dava dışı ... Tic. A.Ş. arasında 23/12/2013 tarihinde akdedilen ve 02/01/2014 tarihinde yürürlüğe giren "sözleşme" gereği davalı ... A.Ş.'nin ... Tic. A.Ş.'nin mağazalarından teslim alınan nakit parayı anılan sözleşme maddelerindeki teslim tesellüm kaidelerinin yerine getirilmesi sureti ile güvenli bir şekilde para naklinin yapılması işini üstlendiği, davalı ... A.Ş. ile davalı ... Sigorta A.Ş.
Arasında ... nolu ve 26/08/2013 tanzim tarihli, 01/08/2013-01/08/2016 vadeli "... Sigorta Poliçesi" akdedildiği, anılan poliçede teminat olarak taşınan para sefer başı âzamî tutar 10.000.000,00-USD ve taşınan para yıllık âzamî tutar 10.000.000,00-USD olarak verildiği, anılan poliçenin hırsızlık genel şartları kapsamında hazırlandığı ve 6102 sayılı TTK'ya tâbi olup, TTK md. 1473 (F) 1'de tanımlanan türde bir "sorumluluk sigorta sözleşmesi" olduğu anlaşılmıştır. Davacı ile ...
Tic.
A.Ş. arasında ... nolu ve 30/09/2014-2015 vade tarihli, ... nolu ve 30/09/2014-2015 vade tarihli emniyeti suistimal sigorta poliçesi ile ... nolu ve 31/03/2015-2016 vadeli ... nolu ve 31/03/2015-2016 vadeli genişletilmiş emniyeti suistimal poliçesi akdedilmiş olduğu, anılan poliçelerin müşterek sigorta olarak düzenlendiği, ... nolu ve 30/09/2014-2015 vade tarihli poliçe yönünden olay başı ana teminat tutarı olan 250.000,00-TL'nin %15 oranında 37.000,00-TL teminatı bulunduğu, ... nolu ve 30/09/2014-2015 vade tarihli poliçe yönünden olay başı ana teminat tutarı olan 250.000,00-TL'nin %15 oranında 37.000,00-TL teminatı bulunduğu,
... nolu ve 31/03/2015-2016 vade tarihli poliçe yönünden olay başı ana teminat tutarı olan 3.000.000,00-€'nun %4 oranında 120.000,00-TL teminatı bulunduğu, ... nolu ve 31/03/2015-2016 vade tarihli poliçe yönünden olay başı ana teminat tutarı olan 3.000.000,00-€'nun %4 oranında 120.000,00-TL teminatı bulunduğu anlaşılmıştır. 01/09/2015 ve 02/09/2015 tarihlerinde ...'in mağazalarında davalı ...
A.Ş. yetkililerince teslim alınan paranın takip eden günde ...'in hesabına yatırılmadığı, bu olay nedeni ile İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2015/109629 soruşturma numaralı 2015/51289-41016 Esas-İddianame nolu iddianamesi ile davalı ...
A.Ş.'nin hakim ortağı ve yönetim kurulu başkanı olan şüpheli ...'nin ve şirkette kasa müdürü olarak görev yapan şüpheli ...'nin atılı hizmet nedeni ile güveni kötüye kullanma suçundan TCK 155/2, 53 maddeleri uyarınca cezalandırılmaları talebi ile İstanbul 34. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2018/27 esas sırasında dava açıldığı, 2018/27-348 E.K. sayılı karar ile sanık ...'nin atılı suçtan mahkumiyetine, sanık ...'nin beraatine karar verildiği, anılan kararın istinaf aşamasından geçerek 26/06/2018 tarihinde kesinleştiği, buna göre davalı ...
A.Ş.'nin ... Tic. A.Ş.'ye ait olup banka hesaplarına nakil yapılması gereken parayı nakil yapmadığı, kendi şirket harcamalarında kullandığının tespit edildiği, davacının, dava dışı sigortalısına zararına karşılık toplam 391.135,04-TL ödeme yaptığı ve TTK md. 1472 uyarınca halefiyete hak kazandığı, davalı ... A.Ş., ... Tic. A.Ş.'nin İstanbul'daki mağazalarından 01/09/2015 ve 02/09/2015 tarihinde teslim alınan paraları aralarındaki akti ilişki gereği ... Tic.
A.Ş.'nin hesabına yatırmaması sebebi ile sözleşmeye aykırı davrandığı ve TBK md. 113/2 uyarınca sorumlu olduğu, davalı ... A.Ş.'nin yönetim kurulu başkanı olan ...'nin işlediği haksız fiilden TMK 50/2 ve TTK 371/5 maddesi uyarınca sorumlu olduğu, dava konusu zararın yukarıda özetlenen ve mahkemece benimsenen bilirkişi raporlarında yapılan teknik tespitler uyarınca davalı ... Hizmetleri A.Ş. ile davalı ...
Sigorta A.Ş. arasında akdedilen poliçe teminatı kapsamında kalmadığı, diğer yandan davalı ... A.Ş.'nin prim borçlarını ödememesi sebebi ile davalı ... Sigorta A.Ş.'nin sigorta sözleşmesini 29/08/2015 tarihinde feshettiği, bu nedenle de 1-2/09/2019 tarihinde gerçekleşen zarardan sorumlu tutulamayacağı gerekçesi ile davalı ... Sigorta A.Ş. aleyhine açılan davanın reddine, davalı ... A.Ş. aleyhine açılan davanın kabulüne karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ Karar yasal süresinde davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Davacı vekili istinaf nedenleri olarak.
01.09.2015 ve 02.09.2015 tarihlerinde davalı güvenlik şirketi elemanları tarafından toplanan paranın şok marketlerin banka hesabına yatırılması gerekirken yatırılmayarak hırsızlık fiilinin meydana geldiğini, hırsızlık fiilini kim gerçekleştirirse gerçekleştirsin yani şirket çalışanları ya da şirketin ortağı fark etmeksizin, her halukarda hırsızlık fiili, davalı ... şirketi ile secur verdi tüzel kişiliği arasında tanzim edilen sigorta poliçesinin tarafı olmayan 3. kişiler tarafından meydana getirildiğini, zira, sigorta poliçesinin tarafı davalı güvenlik şirketi olup, tüzel kişiliğin suç işlemesinin mümkün olmadığını,
bununla birlikte yerel mahkemenin gerekçeli kararında şirket ortağı aleyhine açılmış olan soruşturma dosyası ve ceza dosyalarından bahsedildiğini, istinafa konu davanın, hizmeti yerine getiremeyen ve hizmet esnasında hırsızlık vakası nedeniyle ihmali bulunan şirkete ve onun sigortacısına karşı ikame edildiğini, bu nedenle davalı güvenlik şirketi ortağı aleyhine açılan ceza davalarının niteliği ve orada belirtilen suç isnadının huzurdaki yargılama ile bir ilgisinin bulunmadığını yerel mahkemenin kararında belirtildiği üzere,
poliçe kapsamına dahil olmadığı gerekçesi ile zararın sigorta tazminatı dışında tutulmasının hukukun genel ilkelerine aykırılık teşkil ettiğini, sigortalı ... firması görevini icra sırasında meydana gelecek riskleri diğer davalı ...
Sigorta A.ş. ile arasındaki sözleşme ile sigorta ettirdiğini, bu kişilerin organize ettiği ve karıştığı bir hırsızlık ve sahtekarlığın ...yi sorumluluk altına soktuğunu, bu durumda ...'nin amaç ve iradesinin şirket elemanlarının karışacağı bir suistimal ve soygunun teminat dışı bırakmak olmaması gerektiğini. şirketin 99,9 ortağı bulunan kişinin bile 3.kişi olduğunu,, aksi taktirde gerçek kişi tüzel kişi ayrımının bir anlamının kalmayacağını, yerel mahkemenin gerekçeli kararında istinafa konu davaya ilişkin olayın emniyeti suistimal olarak yorumlandığını, bu sebeple teminat kapsamı dışında olduğu belirtilerek davalı ...
Sigorta A.Ş'nin meydana gelen zarardan kaynaklı olarak sorumluluğunun bulunmadığının hüküm altına alındığını, oysa ki. emniyeti suistimal fiilinin gerçek kişilere bağdaştırılacak bir fiil olup tüzel kişinin emniyeti suistimal edemeyeceğini, yerel mahkemenin kararında hırsızlık sigortası genel şartlarından yola çıkılarak kanaate varmak özel şartlardaki hükümleri hiçe saymak sonucunu doğuracağını, vakayı 3.kişiler ve emniyeti suistimal ile izah edilmesi ve bu sebeple teminat dışı bırakılması yönünde yerel mahkeme kararının oluşturulmasının temel hukuk prensiplerine aykırı olduğunu,
bununla beraber yerel mahkemenin gerekçeli kararında davalılar arasında akdedilmiş sigorta sözleşmesinin 29108/2015 tarihinde fesh edildiği bu sebeple gerçekleşen zarardan sorumlu tutulamayacağı hüküm altına alındığını, ancak, davalı ...
Sigorta Şirketinin zararın meydana geldiği ana kadar almış olduğu primler gün esasına göre riskin gerçekleştiği tarihi teminat altına almaya yeterli olduğunu, bu sebeple, poliçede tahsil edilen prim gün esasına göre tahsil edildiğini, davalı ... şirketi tarafından davalı şirkete gönderilen ihtarname ile poliçenin iptal edildiği iddia edilse de bilindiği üzere hırsızlık sigortası genel şartlarındaki iptal koşulları farklılık arz ettiğini, poliçenin genel şartlarında temerrüt sonuçlarının poliçede açık ve net şekilde açıklanması gerektiğinin hüküm altına alındığını ve burada TTK hükümlerine atıfta bulunulmadığını,
toplam prim ile ödenen prim oranında bir değerlendirme yapıldığında hırsızlık fiilinin gerçekleştiği günde tahsil edilen prim miktarının fiil gününü hatta çok sonrasını dahi karşıladığını, dolayısıyla, mevcut teminatta ve o günkü poliçe teminatına karşılık gelen prim ile tahsil edilen primin fazlasıyla dayalı ...
Sigorta tarafından tahsil edildiğini, bu nedenle, poliçenin iptal edildiği gerekçesi ile davalı ... şirketinin zarardan sorumluluğunun bulunmadığına dair yerel mahkeme kararının kabulü mümkün olmadığını belirterek ilk derece mahkeme kararının kaldırılması yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı tarafa tahmilini talep ve istinaf etmiştir.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE
Dava, davacı tarafından, dava dışı sigortalılarına poliçe kapsamında ödenen sigorta tazminatının zarardan sorumlu olduğu iddia olunan davalılardan rücuen tahsili istemine ilişkindir. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 191. maddesi gereğince, borçlunun iflas açıldıktan sonra masaya ait mallar üzerinde her türlü tasarrufu alacaklılara karşı hükümsüzdür.
Müflisin masa malları üzerindeki tasarruf yetkisi iflâs ile kısıtlandığından, aynı Kanun’un 226. maddesi uyarınca da masanın kanuni mümessilinin iflas idaresi olduğu hükmü kabul edilmiştir.
Belirtilen hükümler gereğince; iflasın açılmasıyla taraf sıfatı ve dava takip yetkisi artık müflise değil, iflas idaresine ait olup, adi tasfiyede İİK'nın 226-229. maddeleri gereği iflas masasını temsil yetkisi iflas idare memurlarına, şayet basit tasfiye (İİK'nın m. 218) usulü benimsenmişse, bu temsil yetkisi İflas Dairesine aittir.
Müflisin, iflâsın açılması ile hak ehliyetini kaybetmediği gibi, dava ehliyetini de kaybettiği söylenemese de, müflisin masa malları üzerindeki tasarruf yetkisi kısıtlandığından, masa ile ilgili davalar hakkındaki taraf sıfatı ve dava takip yetkisi artık müflise değil, iflâs idaresine ait olacaktır.
İflâs idaresinin bu dava takip yetkisini kullanıp kullanmayacağını tespit edebilmek için, ilk önce iflâs organlarının oluşması ve her dava hakkında esaslı bilgi sahibi olunması gerekir. Bu ise, zaman isteyen bir husustur. İşte bu nedenle, İİK'nın 194. maddesi gereğince müflisin davacı ve davalı bulunduğu hukuk davalarının, iflâsın açılması ile belli bir süre için durması öngörülmüştür. İİK'nın 194. maddesine göre.
"Acele haller müstesna olmak üzere iflasın açılması ile kural olarak müflisin davacı ve davalı olduğu hukuk davaları durur ancak alacaklıların ikinci toplantısından on gün sonra devam olunabilir. " İflâsın açılması ile duracak olan davalar, iflâstan önce açılmış olup da halen derdest bulunan ve iflâs masasına giren mal, alacak ve haklara ilişkin hukuk davalarıdır. Bunlar, müflisin açmış olduğu davalar ile müflise karşı açılmış olan davalardır.
Davaların durduğu bu süre içinde, iflâs idaresi, duran davalar hakkında araştırma yapar ve bu davaların geleceği hakkında karar verir. Burada, müflisin davacı veya davalı olmasına göre, usul işlemleri farklılık arz eder.
Müflisin davacı olduğu davalarda; iflâs idaresi bir davanın başarı şansı olduğu kanısına varırsa, masanın bu davayı takip etmesine karar verir; bu karar ikinci alacaklılar toplantısının uygun bulması ile kesinleşir ve ikinci alacaklılar toplantısından sonraki on günlük süre geçince, bundan böyle davaya, davacı olarak iflâs idaresi tarafından devam edilir.
İflâs idaresi ve ikinci alacaklılar toplantısı, davanın başarı şansı olmadığı kanısına varırlarsa, masanın davayı takip etmemesine karar verirler. Bu halde o davayı takip yetkisi, isteyen alacaklıya devredilir. (İİK md. 245). Hiçbir alacaklı davayı takip etmek istemezse, o zaman, müflisin dava takip yetkisi yeniden doğar ve müflis iflâsın kapanmasını beklemeden, davayı kendi adına devam ettirebilir.
Müflisin davalı olduğu davalarda ise; iflâs idaresi, alacakları tahkik ederken, (İİK md. 230 vd) müflise karşı dava açan alacaklının alacağının mevcut olup olmadığı hakkında bir karar vermez; sadece, bu alacağı davalı çekişmeli alacak olarak sıra cetveline geçirir. Bu alacağın, dolayısıyla davanın kabul edilip edilmeyeceği hakkındaki kararı, ikinci alacaklılar toplantısında karar verilir.
İkinci alacaklılar toplanması davaya devam edilmesine karar verirse, iflâs idaresi, ikinci alacaklılar toplantısından on gün sonra davayı takip eder veya tayin edeceği bir avukat vasıtasıyla davayı takip ettirir. Bir hukuk davasının kayıt-kabul davasına dönüşmesi için davalının iflas etmesi, iflas idaresinin de dava konusu alacağı iflas masasına kabul etmemesi gerekir.
Davalı tarafı dava sırasında iflas eden aleyhine iflastan önce açılan ve İİK'nın 194. madde hükmünde sayılan istisnalardan olmayan bir davaya bakan mahkemenin asıl dava konusu alacağın, ikinci alacaklılar toplanmasında, iflas masasına kaydedilip, alacağın masaca kesin olarak kabul edilip edilmediğinin araştırması ve şayet kesin suretle kayıt ve kabul edilmiş ise, konusu kalmayan davada hüküm tesisine yer olmadığına karar vermesi; masaya kayıt edilmesi istenip de alacak kısmen veya tamamen reddedilmiş ise ve kayıt-kabul davası ayrıca açılmamışsa, davaya alacağın iflas masasına kayıt ve kabulü davası olarak devam edilerek,
varılacak sonuç dairesinde bir karar vermesi gerekir. (Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 2020/2099 E 2020/2922 K). Somut olayda dosya kapsamında bulunan İstanbul ... İflas Dairesinin ... İflas sayılı müzekkere cevabında, davalı ... A.Ş'nin, İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2015/1232 Esas sayılı dosyasında 10/10/2019 günü saat 15:47 itibari ile iflasına karar verildiği, İflas tasfiyesinin Müdürlüklerinin ...
Esas dosyası üzerinden yürütüldüğünün bildirildiğinin anlaşılması üzerine Dairemizce İstanbul 3 Asliye Ticaret Mahkemesine müzekkere yazılarak dosyanın akibeti hakkında bilgi istenilmiştir. Mahkemenin 12/02/2024 tarihli cevabi yazısından. 2021/175 E-2023/600 K sayılı karar sayılı dosyası ile davalı ... Anonim Şirketi'nin iflasının 23/11/2023 günü saat 14:25 itibari ile açılmasına karar verildiği anlaşılmış ve kararın 06.02.2024 tarihinde kesinleştiği bildirilmiştir.
Bu durumda, İİK'nın 194. maddesi uyarınca işlem yapılıp yapılmayacağı ve davaya iflas masasına kayıt kabul olarak devam edilip edilmeyeceği hususları üzerinde durularak ve iflasın açılmasıyla taraf sıfatı ve dava takip yetkisi artık müflise değil, iflas idaresine ait olacağından taraf teşkilinin de buna göre değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekir.
Bu nedenle, öncelikle İİK'nın 194. maddesi uyarınca işlem yapılıp yapılmayacağı ve davaya iflas masasına kayıt kabul olarak devam edilip edilmeyeceği hususları üzerinde durularak ve diğer davalı yönünden de davanın niteliklerin farklı olması ve usul ekonomisi gözetildiğinde bu davalı yönünden davanın tefrikinin gerekip gerekmediği hususunun da değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerektiğinden davacı vekilinin istinaf başvurusunun esasa ilişkin hususlar incelenmeksizin yukarıda belirtilen nedenlerle kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının HMK 353/1a.6 maddesi gereğince kaldırılmasına dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜ M
Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere.
1-Davacı tarafın istinaf başvurusunun esasa ilişkin sebepler incelenmeksizin KABULÜNE, 2-İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/601Esas, 2019/822 Karar sayılı ve 26/09/2019 tarihli kararının HMK'nun 353/1a.6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, 3-Dosyanın, Dairemiz kararına uygun şekilde yargılama yapılmak ve yeniden bir karar verilmek üzere mahal Mahkemesine İADESİNE, 4-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 427,60 TL harçtan davacı tarafından peşin olarak yatırılan 44,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 383,20 TL harcın davacıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA,
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, E. 2020/1940, K. 2024/210, 15 Şubat 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama