KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 22 Şubat 2024
- Dosya no
- 2020/2135 Esas
- Karar no
- 2024/245
- İncelenen kararın mahkemesi
- İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Tarihi
- 07/10/2020
- Numarası
- 2019/336 Esas, 2020/617 Karar
- Dava
- ALACAK
Karar Metni
2.005 kelime·10 dk okuma·6 bölüm
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının ... Projesi kapsamında yapılacak işler konusunda taraflar arasında 02/06/2016 tarihli sözleşme imzalandığı, müvekkili şirketin, sözleşme kapsamında belirlenen dört ayrı iş için gerekli başvuruları yaptığını, dosyaları tanzim edip takiplerini gerçekleştirdiğini, bu hususun İstanbul Orman Bölge Müdürlüğünden Ömerli Rüzgar Enerji Santrali Projesiyle ilgili dosyanın celbiyle açıkça görüleceğini,
13/07/2018 tarih ve ... sayılı Şile Orman İşletme Müdürlüğü tarafından tanzim edilen yazı ile rüzgar ölçüm direği müracaatının uygun görülmeyerek dosyanın işlemden kaldırıldığının ve yine aynı tarih ve ... sayılı kurum yazısı ile Ömerli Rüzgar Enerji Santrali tribün alanı, ulaşım yolu ve şalt alanı ile ilgili müracaatların uygun görülmediği ve dosyanın işlem kaldırıldığının ifade edildiğini, bu sebeple santral için kesin izin başvurusu yapma imkanı kalmasa da sözleşmede sayılan edimlerden ilk üçünün müvekkili tarafından eksiksiz olarak yerine getirilebildiğini, yapılan her bir iş için davalıya fatura tanzim edilmiş ise de davalının,
başta ödediği 18.560,00 TL avans bedeli dışında bir ödeme yapmadığını, müvekkili şirketin, sözleşme konusu işi eksiksiz olarak gerçekleştirdiğini, alacağın tahsili amacıyla İstanbu ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile başlatılan icra takibinin davalının itirazı üzerine durduğunu belirterek icra takibine karşı yapılan itirazın iptali ile takibin devamına, %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili şirkete FETÖ terör soruşturması kapsamında kayyım ataması yapıldığından davacının, 670 sayılı kararnamenin 5. maddesinde belirtildiği şekilde ilgili idari makama başvurmadan davayı açmış olması sebebiyle dava şartı yokluğundan davanın reddi gerektiğini, müvekkili şirketin adresi itibariyle Küçükçekmece İcra Müdürlükleri ve Mahkemelerinin yetkili olduğunu, sözleşme gereği, davacının, almayı taahhüt ettiği izinlerden hiçbirini alamadığını, müvekkili şirketin zarara uğradığını, davacı tarafından, sözleşmede belirlenen işler için yapılan tüm başvuruların,
sözleşme ile kararlaştırılan tarihlerden sonra olduğunu, davacının, sözleşme ile belirlenen sürelerde edimini yerine getiremeyeceğini anlaması üzerine ilgili idari mercilere yaptığı baskılar sonucu her bir başvurudan olumsuz karar alındığını, davacının, sözleşmenin 10.2. maddesi uyarınca, müvekkili şirketin gecikmeden kaynaklı tüm zararlarını karşılamak ile yükümlü olmasına karşın işbu davayı ikame etmesinin tamamen kötü niyetli olduğunu, başvurulardan olumsuz cevap alınmasının, işin zamanında ve gereği gibi yapıldığı anlamına gelmediğini, davacının, sözleşmeden kaynaklanan yükümlülüğünü yerine getirmemesinin,
öngörülemeyen bir durum olmadığını, öyle olduğunun kabulünde dahi davacının, müvekkilinden herhangi bir talepte bulunma hakkının olmadığını, sunulan faturaya konu hizmetin, taraflar arasında kararlaştırıldığı şekli ile ifa edildiğinin, faturayı tanzim eden davacı tarafından hukuken geçerli deliller aracılığıyla tespit edilmesi gerektiğini belirterek davanın usulden ve esastan reddi ile %20'den aşağı olmamak üzere davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini savunmuştur.
İLK DERECE MAHKEME KARARI
İlk derece mahkemesince.
TMSF'den gelen yazı cevabında, davalı şirketin, kendi hak ve borçlarını takip etme yetkisine sahip olduğu bildirildiğinden davanın esasının incelenmesine geçildiği, taraflar arasında yapılan sözleşmenin, vekâlet almaksızın iş görme sözleşmesi niteliğinde olduğu, sözleşmede, davacının yükümlülüğü olarak belirlenen işlerin, iki ana başlık altında iki ayrı edim yükümlülüğü getirilerek düzenlendiği, bunlardan birincisinin, sözleşmenin 3.1 maddesinde yazılı olan RES projesi kapsamında dosyaların tanzimi ve takibi, ikincisinin ise, sözleşmenin 3.3 ve devamı maddelerinde düzenlenen orman ön izinlerinin ve kesin izinlerinin alınması işi olduğu,
davacının sözleşmenin 6. maddesine göre ücreti hak edebilmesinin, sözleşmenin 3.3 ve devamı maddelerinde düzenlenen orman ön izinlerinin ve kesin izinlerinin alınması ile mümkün olacağı, ancak dosyaya getirtilen RES projesi dosyasına göre, davacı, davalı ile yaptığı sözleşme kapsamında İstanbul Orman Bölge Müdürlüğüne RES projesini sunmuş ise de, Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğünün projeye onay vermediği ve bu nedenle RES faaliyetinin gerçekleştirilmesinin uygun görülmediğinin anlaşıldığı, dolayısıyla davacının, sözleşmeden kaynaklanan orman ön izinlerinin ve kesin izinlerinin alınması edimini yerine getiremediği,
RES projesinin yapılmasına Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü onay vermediğinden davacı ve davalı şirketin kusurundan kaynaklanan bir durum olmadığı, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 136. maddesi uyarınca, taraflar arasındaki sözleşmenin, karşılıklı borç yükleyen sözleşme niteliğinde olması ve ifa imkânsızlığından da borçlunun sorumluluğunun bulunmaması nedeniyle bu durumda davacının, henüz kendisine ifa edilmemiş olan edimi isteme hakkını kaybetse de genel hükümlere göre sözleşme gereği yaptığı zorunlu masrafları davacı taraftan isteme hakkına sahip olmasına rağmen davacı şirketin,
dava dilekçesinde böyle bir talebi bulunmadığı gerekçelerine istinaden davanın reddine karar verilmiş olup aynı zamanda davacı şirketin, davalı tarafla yaptığı sözleşmeye göre, ücrete hak kazanmasına neden olacak olan durumun, gerekli izinlerin alınması olduğunu bilebilecek durumda olmasına karşın davalı şirket aleyhine icra takibine başlamış olması iyiniyetli görülmediğinden bahisle davalı lehine kötüniyet tazminatına hükmedilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ
Karar yasal süresinde davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde; sözleşmenin 9.1 maddesinde, sözleşmenin eki ve ayrılmaz bir parçası olduğu ifade edilen teklif dökümanına göre, tarafların arasındaki işlerin, izin dosyalarının tanzimi ve takibinden ibaret olduğunu, rüzgar ölçüm direği orman kesin izin dosyası, RES orman ön izin dosyası ve sondaj izin dosyası tanzimi ve takibi için, sözleşmede kararlaştırılan süre içinde İstanbul Orman Bölge Müdürlüğü'ne başvuru yapıldığını, neticeten başvuruların, kurum tarafından uygun bulunmadığından olumsuz sonuçlandığını, müvekkilinin, üzerine aldığı işi süresinde ve eksiksiz olarak ifa ettiğini, izinlerin alınmamasının,
davalının yapacağı projeyle alakalı olarak, temin edilen kurum görüşlerinin olumsuz olması nedenine dayandığından müvekkiline bir kusur atfedilmesinin mümkün olmadığını, gerekçeli kararda, dosya tanzim ve takip işlerine ek olarak müvekkilinin, sözleşmenin 6 maddesine göre, izinleri almakla da yükümlü olduğu ifade ve iddia edilmiş ise de, müvekkilinin, izinlerin alınmasını sözleşmenin hiçbir yerinde taahhüt etmediği gibi izinlerin alınamaması halinde ücrete hak kazanmayacağının da sözleşmenin hiçbir yerinde hükme bağlanmadığını, yapılacak işin, bir ruhsat ve izin başvurusu takibi işi olduğunun, açık bir şekilde sözleşmeden görüldüğünü,
müvekkilinin, kurum görüşlerinin olumsuz olması nedeniyle verilmeyen izinlerden sorumlu tutulamayacağını, Mahkemece, bir taraftan başvuruların olumsuz neticelenmesinden müvekkilinin sorumlu olmadığı ifade edilirken, diğer taraftan müvekkilinin, sözleşme bedeline hak kazanamayacağı ifade edilerek kendi içerisinde çelişkili bir karar verildiğini, müvekkilinin, ifa imkansızlığı durumuna düştüğü ifade edilmiş ise de müvekkilinin, izinlerin alınması yönünde bir ifa borcu altında olmadığından TBK'nun 136. maddesinin uygulanma şartlarının oluşmadığını, gerek dava dilekçesinde ve gerekse daha sonra sunulan delil dilekçesindeki delilleri toplanmadan,
belirtilen kurumlardan evraklar celp edilmeden ve dosyada bilirkişi incelemesi yaptırılmadan Mahkemece, eksik inceleme ile hukuken hatalı bir karar verildiğini, müvekkilinin, iyi niyetli olarak ifa ettiği sözleşme hükümlerine göre hak ettiği bedeli talep ettiğini, huzurdaki davada kötüniyetli olan tarafın davalı olduğunu, bu bakımdan, istinaf incelemesi neticesinde hukuka aykırı kararın kaldırılmasının yanında icra takibine haksız ve kötüniyetli olarak itiraz etmesi nedeniyle davalı aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilmesi gerektiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir.
Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde, istinaf talebinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE
Dava, sözleşme hizmet bedelinden kaynaklı alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine karşı yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. Davacının, davalı hakkında İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ...
Esas sayılı dosyasında 24.605,30 TL asıl alacak ve 7.890,69 TL faiz olmak üzere toplam 32.495,99 TL'nin tahsili amacıyla ilamsız icra takibi başlattığı, davalının takibe ve borca karşı itirazda bulunduğu, davacının ise İİK 67. maddesi gereğince bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde işbu itirazın iptali davasını açtığı anlaşılmıştır.
Mahkemece, davacının ücrete hak kazanamadığından bahisle davanın reddine karar verilmiş olup uyuşmazlık, davacının, sözleşme hükümlerine göre ücrete hak kazanıp kazanmadığı ile kazanmış ise miktarı hususlarında toplanmaktadır. Taraflar arasında 02/06/2016 tarihli sözleşmenin imzalandığı ihtilaf konusu değildir.
Sözleşmenin, "işin adı" başlıklı 3. maddesi "1.Proje sahasına kurulması planlanan 4 adet rüzgar ölçüm direği için "Rüzgar Ölçüm Direği Orman Kesin İzin Dosyası" tanzimi ve takibi, 2.Ömerli RES projesine orman ön izninin alınması amacıyla "RES Orman Ön İzin Dosyası" dosya tanzimi ve takibi, 3.Proje sahasındaki jeolojik jeoteknik etüt amaçlı sondaj noktaları için "Sondaj İzin Dosyası" tanzimi ve takibi, 4.Ömerli RES projesi ön orman ön izni alındıktan ve imar onayından sonra orman kesin izninin alınması amacıyla "RES Orman Kesin İzin Dosyası" dosya tanzimi ve takibi" şeklinde düzenlenmiştir.
Sözleşmenin, "işin niteliği, türü ve miktarı" başlıklı 3.3 maddesinde, işin ana başlıklar halinde, sayılan iş kalemlerinden oluştuğu, ancak bunlarla sınırlı olmadığı, işin, sözleşme kapsamında tamamlanması için gereken tüm malzeme, evrak, başvuru, onay ve ölçüm işlerini de kapsadığı belirtilmiş olup söz konusu 3.3 madde "3.3.1 Rüzgar Ölçüm Direği İçin Gerekli İzinlerin Alınması, Proje sahasına kurulacak ölçüm direği ormanlık alanda ise rüzgar ölçüm direği için gerekli yerleşim alanlarını ve oluşmuş yada oluşturulacak ulaşım yollarını da kapsayacak şekilde Orman Genel Müdürlüğünden orman izninin alınması, 3.3.2.
Orman Ön İzninin Alınması, Proje sahasının ormanlık alanda kalan bölümleri için iş sahibinin oluşturduğu imar planına uygun olarak türbin yerleşim alanlarını, yeraltı enerji nakil hatlarını, şamt sahasını ve ulaşım yollarını kapsayacak şekilde Orman Genel Müdürlüğünden orman ön izninin alınması, 3.3.3.
Sondaj İzninin Alınması, Proje sahasında yapılacak sondaj çalışmalarının ormanlık alanda kalan bölümleri için sondaj noktaları ve ulaşım yollarını da kapsayacak şekilde Orman Genel Müdürlüğünden orman ön izninin alınması, 3.3.4.
Orman Kesin İzninin Alınması, Proje sahasının ormanlık alanda kalan bölümleri için orman ön izni ve imar planı onayından sonra iş sahibinin oluşturduğu imar planına uygun olarak türbin yerleşim alanlarını, yeraltı enerji nakil hatlarını, şalt sahasını ve ulaşım yollarını kapsayacak şekilde Orman Genel Müdürlüğünden orman kesin izninin alınması." şeklinde düzenlenmiştir.
Sözleşmenin türü ve bedelinin düzenlendiği 6. maddede, sözleşmenin, birim fiyat üzerinden olduğu, sözleşme ekinde yer alan birim fiyatlara ve iş kapsamlarına dayalı olarak, işin tamamı için yüklenici tarafından teklif edildiği belirtilmiş olup maddenin devamının "6.1.1 Madde 3.3.1'deki Rüzgar Ölçüm Direği için gerekli orman izninin alınması işinin bedeli 3.200,00 TL/Proje, ilave her ölçüm direği için 640 TL/Adet olup dosya bedeli 4 direk için 5.120,00 TL ve kurum görüşlerinin temini için toplam 3.000,00 TL olmak üzere toplam bedel 8.120,00 TL'dir.
6.1.2 Madde 3.3.2'deki Orman Ön İzninin Alınması işinin toplam bedeli 20.000,00 TL'dir. 6.1.3 Madde 3.3.3'deki Sondaj İzninin Alınması işinin toplam bedeli 9.000,00 TL'dir. 6.1.4 Madde 3.3.4'deki Orman Kesin İznini Alınması işinin toplam bedeli 30.000,00 TL'dir..." şeklinde kararlaştırıldığı görülmüştür.
Sözleşmenin 29.1 maddesinde işin kapsamı, sözleşmede belirtilen işlerin tamamlanması için gereken bilumum malzemelerin ve donanımın temini, işyerlerine nakledilmesi, gerekli projelerin hazırlanarak ilgili kurumlardan izin alınması, gerekli belge ve projelerin onaylarının alınması olarak belirlenmiştir.
Sözleşmenin "ödeme koşulları" başlıklı 29.8 maddesi ise "sözleşmenin imzalanması ile birlikte 6.1.1, 6.1.2 ve 6.1.3 maddelerinde yer alan toplam 38.120,00 TL bedelin %50'si avans ödemesi olarak gerçekleştirilir. Madde 3.3.1, 3.3.2 ve 3.3.3'de yer alan konuların tamamlanıp İstanbul Orman Bölge Müdürlüğünden onay alınmasından sonra kalan %50'lik kısım işveren tarafından yükleniciye ödenir.
Madde 3.3.4'de yer alan işin başlangıcı için yükleniciye iş emri verilmesi ile birlikte 6.1.4 maddesinde yer alan toplam 30.000,00 TL bedelin %50'si olan 15.000,00 TL iş avansı ödemesi iş sahibi tarafından yüklenici hesabına yapılır. İstanbul Orman Bölge Müdürlüğünden onay alınmasından sonra kalan %50'lik kısım işveren tarafından yükleniciye ödenir." şeklinde düzenlenmiştir.
Somut olayda, davacının, sözleşme kapsamında ilgili kuruma yaptığı başvuru neticesinde talebin uygun görülmeyerek dosyanın işlemden kaldırıldığı, dosya kapsamında yer alan Milli Parklar Genel Müdürlüğü ile Şile Orman İşletme Müdürlüğünün yazılarından anlaşılmakta olup bu husus hem iki tarafın hem de Mahkemenin kabulündedir.
Sözleşme hükümleri bir bütün olarak değerlendirildiğinde, mevcut delil durumu ve dosya kapsamına göre, davacının ücrete hak kazanabilmesinin, Mahkemenin kabulünün aksine, sözleşmenin 3.3 ve devamı maddelerinde düzenlenen orman ön izinlerinin ve kesin izinlerinin alınması şartına bağlandığı söylenemez. Bu anlamda Mahkemenin kabulü yerinde değildir.
O halde, tarafların bildirdiği deliller celbedildikten sonra alanında uzman bilirkişi yada bilirkişi heyetinden rapor alınarak dava ve cevap dilekçesinde ileri sürülen iddia ve savunmalar değerlendirilmek suretiyle davacının sözleşme kapsamında, dava ve icra takibine konu ettiği ücrete hak kazanıp kazanmadığı ve miktarı tespit edilerek sonuca gidilmesi gerekirken Mahkemece, eksik inceleme ve hatalı değerlendirme ile davanın reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.
Bu nedenle davacı taraf istinaf başvurusunda haklıdır. Açıklanan sebeplerle, ilk derece mahkemesince, yazılı olduğu şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru olmadığından davacının istinaf başvurusunun kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜ M
Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere.
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun esasa ilişkin sebepler incelenmeksizin KABULÜNE, 2-İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/336 Esas, 2020/617 Karar ve 07/10/2020 tarihli kararının HMK 353/1a-6 maddesi gereğince KALDIRILMASINA, 3-Dosyanın, Dairemiz kararına uygun şekilde yargılama yapılmak ve yeniden bir karar verilmek üzere mahal Mahkemesine İADESİNE, 4-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcından davacı tarafından peşin olarak yatırılan 54,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 373,20 TL harcın davacıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA,
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, E. 2020/2135, K. 2024/245, 22 Şubat 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama