KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 28 Mart 2024
- Dosya no
- 2020/2277 Esas
- Karar no
- 2024/419
- İncelenen kararın mahkemesi
- İSTANBUL 15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 08/09/2020
- Numarası
- 2017/491 Esas, 2020/414 Karar
- Dava
- ALACAK (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan
Karar Metni
2.945 kelime·15 dk okuma·5 bölüm
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde; ulaşım, yemek ve temizlik işleri için davalı iş sahibi tarafından yapılan ihaleyi müvekkilinin kazandığını, bunun üzerine 1 Şubat 2015 tarihinde başlayıp iki yıl süre yürürlükte kalacak Personel Taşımacılığı, Yemek ve Temizlik Hizmetlerine İlişkin Sözleşme imzalandığını, sözleşmede ulaşım işlerine ait fiyatların her altı ayda bir, temizlik işlerine ait fiyatların da yıllık olarak belirli oranda artırılacağına karar verilmesine rağmen davalı işverenin, fiyat artışlarını gündeme getirmediğini, müvekkilinin, bu alacaklarını sözleşmenin sona ermesine kısa bir süre kala dile getirdiğini,
fakat iki taraf arasında yapılan hesaplamada uyum olmadığını, uyumsuzluğun, bu hususa ilişkin sözleşmenin 2.1.2 ve 2.3.2 maddelerinin davalı tarafından farklı yorumlanmasından kaynaklandığını ve alacak miktarının tespit edilemediğini, bu maddeler uyarınca artırım yapılacağı yerde davalı tarafından, taban fiyatının altına inilerek indirime gidildiğini belirterek davanın kabulüne, taraflar arasındaki sözleşmenin 2.1.2 ve 2.3.2 maddelerinde yer alan artırımla ilgili hükümlerinin alacak miktarlarını da kapsayacak şekilde tespitine, bu hususun tespitinden sonra fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 5.000,00 TL'nin,
ödenmesi gerektiği tarihten itibaren mevduata uygulanan en yüksek banka faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davacı vekili 10/08/2020 tarihli ıslah dilekçesi ile,
taşıma bedeli fiyat farkı ücretinin 120.865,25 TL ve hizmet bedeli fiyat farkı ücretinin 3.137,10 TL olmak üzere toplamda 124.002,35 TL olduğunun tespit edildiğini belirterek dava değerini 119.002,35 TL daha arttırarak 124.002,35 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek mevduata uygulanan en yüksek banka faizi ile aksi kanaat halinde avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş olup ıslah harcının yatırıldığı görülmüştür.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın, belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını, tespit ve eda davasının bir arada açılmasının usule aykırı olduğunu, müvekkilinin, karşı tarafa ödenmesi gereken bir borcunun olmadığını, taraflar arasında artırıma dair, sözleşme hitamına kadar bir uygulama gerçekleştirilmediğini, bu hususun, bu hükmün uygulama ile değiştirildiğini ortaya koyduğunu, sözleşmenin artış yapılmadan sona ermiş olması ve davacının bu yönde herhangi bir faturasının bulunmamasının da bu keyfiyeti gösterdiğini, bu nedenle fiyat artırımı adı altında herhangi bir bedel talep edilmesinin mümkün olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
İLK DERECE MAHKEME KARARI
İlk derece mahkemesince; uzman görüşünde yer verilen hesaplama metodolojisi ile TÜİK sayfasında yer alan açıklamalar dikkate alınarak bilirkişilerce ek rapor hazırlandığı, sözleşmenin Şubat ayında başlaması karşısında baz ayın, bir önceki ay olan Ocak ve buna göre Ocak-Temmuz aylarının nazara alınması gerekirken, Şubat-Aralık döneminin baz alındığına yönelik davalı itirazının, baz alınan dönemin Şubat-Aralık değil Şubat-Ağustos dönemi olup artış katsayısı dikkate alınarak artış yapılacağı dikkate alındığında yerinde olduğu,
sözleşmenin yeni dönemi de Şubat ayından itibaren geçerli olacağından Şubat ayında yapılacak artışların, Ocak artış katsayısı ile müteakip dönem olan Ağustos ayında yapılacak artışların da Temmuz artış katsayısı ile değerlendirilmesinin uygun olduğu,
sözleşmenin Şubat ayında başlaması karşısında baz ayın, bir önceki ay olan Ocak ve buna göre Ocak-Temmuz aylarının katsayı artışında nazara alınması benimsenerek davacının, sözleşmenin 2.1.2 maddesine göre 114.500,07 TL taşıma bedeli fiyat farkı, sözleşmenin 2.3.2 maddesine göre de 3.137,10 TL hizmet bedeli fiyat farkı olmak üzere toplam 117.637,17 TL talep edebileceği, davalının, dava tarihinden önce temerrüde düşürülmemesi sebebiyle hesaplanan alacağa dava tarihinden itibaren faiz yürütülmesi gerektiği gerekçelerine istinaden davanın kısmen kabulüne, fazlaya ilişkin istemin reddine dair karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ
Karar, taraf vekillerince istinaf edilmiştir.Davacı vekili yasal süresinden sonra sunduğu istinaf dilekçesinde; sözleşme, 01/02/2015 tarihinden itibaren başlamak suretiyle 2 yıl süreli yapıldığından hesaplamaların da bu doğrultuda yapılarak yapılacak artırımın, sözleşmenin başlangıç tarihi olan Şubat ayı olması gerektiğini, bu nedenle 124.002,35 TL üzerinden davanın kabulünü talep ettiklerini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep ve istinaf ederek davalının istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili yasal süresinde sunduğu istinaf dilekçesinde.
18/06/2020 tarihli 2. ek raporun sektör bilirkişisi olmadan sadece mali müşavir bilirkişi tarafından düzenlendiğini, sözleşme Şubat ayında başladığından baz ayın, bir önceki ay olan Ocak ve buna göre Ocak - Temmuz ayları nazara alınması gerekirken Şubat - Aralık aylarının baz alındığını, ayrıca hesaplamalarda endeksteki düşüşler nazara alınarak fiyat indirimi yapılmadığını, sözleşmenin başlangıç tarihi olan 01/02/2015 tarihinde motorin fiyatının 3,72 TL / Lt, 05/08/2015 tarihinde 3,92 TL / Lt, 01/02/2016 tarihinde 3,51 TL / Lt, 01/08/2016 tarihinde 3.76 TL / Lt olduğunu,
bu dönemler itibariyle fiyat farkı endeks katsayılarının ise Şubat 2015'te 344,79, Ağustos 2015'te 350,79, Şubat 2016'da 250,18 ve Ağustos 2016'da 323, 02 olduğunu, vakıada Şubat 2017 endeksinin geçmişe dönük, bir önceki dönemin artış oranı olarak nazara alınmasının mümkün olmadığını, Ocak 2015 endeks oranının üzerinde gerçekleşmeyen hiçbir oranın fiyat farkı olarak kabulünün mümkün olmadığını, motorin fiyatlarında artış yok iken fiyatların azalıp eski haline dönmesi nedeniyle oluşan katsayı farklılıklarından hakkaniyete aykırı olarak bir sonuca ulaşacak şekilde hesaplama yapıldığını,
ayrıca taraflar arasında artırıma dair sözleşme hitamına kadar bir uygulama gerçekleştirilmediğini, sözleşmenin artış yapılmadan sona ermiş olmasının ve davacının bu yönde herhangi bir faturasının bulunmamasının da keyfiyeti ortaya koyduğunu, bu nedenle fiyat artırımı adı altında herhangi bir bedel talep edilmesinin mümkün olmadığını, ıslah edilen kısma ıslah tarihinden itibaren değil dava tarihinden itibaren faiz yürütülmesine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir.
Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde, davacının istinaf talebinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE
Dava, taraflar arasındaki sözleşmede düzenlenen artırıma yönelik maddeler kapsamında doğan alacak bedelinin tespiti ve tahsili istemine ilişkindir.Uyuşmazlık, Personel Taşımacılığı, Yemek ve Temizlik Hizmetlerine İlişkin Sözleşme kapsamında davacının, fiyat artışından kaynaklı davalıdan alacak talebinde bulunması bakımından haklı olup olmadığı ve talep edilebilecek alacağın miktarı hususlarında toplanmaktadır.Bilirkişi heyeti tarafından sunulan 01/10/2019 tarihli raporda; incelenen davacıya ait 2015 yılı işletme defterinin usulüne uygun tutulduğu,
niteliği gereği işletme defteri kayıtlarından borç/alacak bakiyelerinin tespit edilemeyeceğini, davacının 2016 yılında bilanço esasına göre defter tuttuğu, buna göre 2016 yılı açılış fişinde 2015 yılından herhangi bir bakiyenin devretmediği, 27/05/2017 dava tarihi itibariyle de davacının, davalıdan herhangi bir alacağının bulunmadığı, incelenen davalıya ait 2015 yılı ticari defterin usulüne uygun tutulduğu, 31/12/2015 sonu itibarıyla davalının, davacıya 71.718,46 TL borçlu olduğu, 13/01/2016 tarihinde davacı hesabına yapılan 71.718,46 TL'lik ödeme kaydı ile bakiyenin kapatıldığı,
taraflar arasında ticari ilişkinin devam ettiği, 27/05/2017 dava tarihi itibariyle de davalının, davacıya herhangi bir borcunun bulunmadığı, sözleşmede yer verildiği şekli ile birim fiyatların, ulaşım işlerine ait fiyatlar için her 6 ayda bir Türk İstatistik Kurumu tarafından yayınlanan 2003 baz yılı Yurt İçi Fiyat Endeksi içinde bulunan ...
Petrol Ürünlerinde belirtilen oranda artırılacağının belirlendiği, sözleşme 01/02/2015 tarihinde akdedildiğinden artış dönemlerinin Ağustos 2015, Şubat 2016, Ağustos 2016 dönemlerinin olacağı, bu dönemlerdeki endeks katsayıları 2003 yılını 100 kabul ederek hesaplandığından,
6 aylık dönemler arasında var ise sözleşme başlangıç dönemine göre artış oranının tespit edilmesi ve birim fiyatlara ona göre yansıtılması gerektiği, zira TUİK tablosundaki fiyat farkı endeks katsayıları, bir önceki döneme göre değil 2013 yılı 100 baz alınarak hesaplanmış olup, dava konusu sözleşme için de sözleşme tarihindeki katsayının baz alınmasının gerektiği, eğer 6 aylık dönemler arasındaki endeks katsayılarında sözleşme dönemine göre herhangi bir artış söz konusu değil ise, yeni bir artıştan bahsedilemeyeceği, en son değerlenmiş tutar üzerinden hizmet verilmeye devam edileceği,
buna göre sözleşmenin 2.1.2 maddesine göre 58.766,74 TL taşıma bedeli fiyat farkı, sözleşmenin 2.3.2 maddesine göre de 3.033,60 TL hizmet bedeli fiyat farkı olmak üzere toplam 61.800,34 TL talep edebileceği, sözleşmenin "feragat" başlıklı 13. maddesi dikkate alındığında, sözleşmeden kaynaklanan bedellerin her hesap döneminde talep edilmemesi nedeniyle bu haklardan feragat edildiği veya sözleşmenin bedel artışına ilişkin hükmünün zımni olarak değiştirildiği yönündeki davalının iddiasının yerinde olmadığı,
davalının, dava tarihinden önce temerrüde düşürüldüğüne ilişkin bir delile rastlanmadığından hesaplanan alacağa dava tarihinden itibaren faiz yürütülmesi gerektiği bildirilmiştir. Davacı vekili bilirkişi raporuna itiraz dilekçesi ekinde kendisi tarafından düzenlettirilen bir rapor sunmuştur.
Bu raporun içeriğinde, 01/10/2019 tarihli bilirkişi raporunda hatalı hesaplama yapıldığı, yeniden yapılan hesaplamaya göre davacının fiyat farkı alacağının, sözleşmenin 2.1.2 maddesinden doğan taşıma bedeli fiyat farkından 124.002,68 TL ve sözleşmenin 2.3.2 maddesinden doğan hizmet bedeli fiyat farkından 3.137,44 TL olmak üzere toplam 124.002,68 TL olduğu, davalı taraf temerrüde düşürülmediğinden, alacağa dava tarihinden itibaren faiz yürütüleceği bildirilmiştir.Bilirkişi heyeti tarafından sunulan 17/02/2020 tarihli 1. ek raporda;
davacının dava dosyasına sunduğu uzman görüşünde, TUİK resmi web sayfasında açıklanan Yurtiçi Üretici Fiyat Endeksi (Yİ-ÜFE) hesaplama kurallarına göre artış katsayısı hesaplaması yapıldığı, buna göre de fiyat farklarının yeniden hesaplandığının müşahede edildiği, uzman görüşünde yer verilen hesaplama metodolojisi ile TÜK sayfasında yer alan açıklamalar dikkate alınarak tekrar hesaplama yapıldığı,
buna göre davacının, sözleşmenin 2.1.2 maddesine göre 120.865,25 TL taşıma bedeli fiyat farkı ve sözleşmenin 2.3.2 maddesine göre de 3.137,10 TL hizmet bedeli fiyat farkı olmak üzere toplam 61.800,34 TL talep edebileceği bildirilmiştir.Mali müşavir bilirkişi tarafından sunulan (sektör bilirkişisinin katılmadığı) 18/06/2020 tarihli 2. ek raporda.
1. ek raporun sonuç kısmında tespit edilen 61.800,34 TL'nin sehven kök raporda ulaşılan sonuç olarak kaldığı, maddi hatanın düzeltilmesi sonucunda bu tutarın 124.002.35 TL olarak revize edilmesi gerektiği, davalının ek rapora karşı beyan dilekçesinde, sözleşmenin Şubat ayında başlaması karşısında baz ayın, bir önceki ay olan Ocak ve buna göre Ocak-Temmuz aylarının nazara alınması gerekirken, Şubat-Aralık döneminin baz alındığını ifade ettiği, oysa baz alınan dönem Şubat-Aralık değil Şubat-Ağustos dönemi olduğu,
bununla birlikte artış katsayısı dikkate alınarak artış yapılacağı gözetildiğinde, davalının bu yöndeki itirazının yerinde görüldüğü, nitekim sözleşmenin yeni dönemi de Şubat ayından itibaren geçerli olacağından, Şubat ayında yapılacak artışların, Ocak artış katsayısı ile müteakip dönem olan Ağustos ayında yapılacak artışların da Temmuz artış katsayısı ile değerlendirilmesinin yerinde olacağı, davalının ek rapora karşı beyan dilekçesinde, Ağustos 2015-Şubat 2016 döneminde endeks katsayısının düşmesine rağmen buna dayalı fiyat indiriminin yapılmadığını ifade ettiği,
kök raporda bu duruma ilişkin olarak heyetlerince "Eğer 6 aylık dönemler arasındaki endeks katsayılarında sözleşme dönemine göre herhangi bir artış söz konusu değil ise, yeni bir artıştan bahsedilemeyecek, en son değerlenmiş tutar üzerinden hizmet verilmeye devam edilecektir" şeklinde değerlendirme yapıldığı, sözleşmede böyle bir durumun gerçekleşmesi halinde indirim yapılacağına yönelik bir düzenleme bulunmadığından, taşıma hizmetine konu fiyatların, katsayı indiriminden önceki tutarlar üzerinde devam edeceği teamülünden hareket edildiği,
buna göre sözleşmenin Şubat ayında başlaması karşısında baz ayın, bir önceki ay olan Ocak ve buna göre Ocak-Temmuz aylarının katsayı artışında nazara alınması benimsenerek, davacının, sözleşmenin 2.1.2 maddesine göre 114.500,07 TL taşıma bedeli fiyat farkı, sözleşmenin 2.3.2 maddesine göre de 3.137,10 TL hizmet bedeli fiyat farkı olmak üzere toplam 117.637,17 TL talep edebileceği, davalının bu yaklaşımı kabul görmez ise, 1. ek raporda yer verildiği şekli ile davacının sözleşmenin 2.1.2 maddesine göre 120.865,25 TL taşıma bedeli fiyat farkı,
sözleşmenin 2.3.2 maddesine göre de 3.137,10 TL hizmet bedeli fiyat farkı olmak üzere toplam 124.,002,35 TL (maddi hatanın düzeltilmesi neticesinde) talep edebileceği, sözleşmede katsayıda düşüş olması halinde uygulanan fiyatlarda indirim yapılacağına yönelik bir düzenleme bulunmadığından, taşıma hizmetine konu fiyatların, katsayı indiriminden önceki tutarlar üzerinde devam edeceği teamülünün esas alınmasının makul olduğu,
Mahkemenin aksi kanaatte olması halinde ise, katsayıdaki düşüşe paralel olarak fiyatlara yansıyacak indirim farkı da dikkate alındığında kümülatif fark tutarının 35.786,00 TL + 78.714,07 TL - 51.972,92 = 62.527,15 TL olacağı, bu hususta takdirin mahkemeye ait olduğu, hizmet bedeli hesaplamasına ilişkin bir değişiklik söz konusu olmayıp ek raporda yer verilen 3.137,10 TL tutarında hizmet bedeli fiyat farkı tespitinin aynen muhafaza edildiği bildirilmiştir.Taraflar arasında 01/02/2015 tarihinden başlamak üzere 2 yıl süreli Personel Taşımacılığı, Yemek ve Temizlik Hizmetlerine İlişkin Sözleşme imzalandığı hususunda bir ihtilaf bulunmamaktadır.
Sözleşmenin Ek-6 İşin Kapsamı ve Birim Fiyatlarında düzenlenen 2.1.2 maddesinde, belirli güzergahlar arasındaki taşıma fiyatlarının, yolcu sayısına bağlı olmaksızın sefer üzerinden belirlendiği ve bu fiyatlara KDV dahil olmadığı, belirtilmeyen güzargahlara verilecek hizmetler için ise, iş sahibinin, yükleniciye 3 TL/km ödeyeceği, son olarak ise ulaşım işlerine ait fiyatların, her 6 ayda bir Türk İstatistik Kurumu tarafından yayınlanan 2003 baz yılı Yurt İçi Fiyat Endeksi içinde bulunan ...
Ürünlerinde belirtilen oranda arttırılacağı.
2.3.2 maddesinde ise, iş sahibinin, yüklenicinin temizlik işleri için görevlendireceği personele karşılık yükleniciye aylık 3.000,00 TL ödeme yapacağı, temizlik işlerine ait birim fiyatın, yıllık olarak önceki yılın (TEFE + TÜFE) / 2 oranında artırılacağı, uygulanacak enflasyon formülünün 1. yıl için TEFE (2016 Ocak/ 2015 Ocak) + TÜFE (2016 Ocak /2015 Ocak ) / 2 ve 2. yıl için TEFE (2017 Ocak/ 2016 Ocak) + TÜFE (2017 Ocak /2016 Ocak ) /2 şeklinde olduğu kararlaştırılmıştır.
İşte taraflar arasındaki uyuşmazlık da, söz konusu maddeler uyarınca yapılacağı kararlaştırılan artırım ile ilgili düzenlemeden kaynaklanma olup bu kapsamda, artırımdan kaynaklı talep edilebilecek fiyat farkının ne olduğu ve davacının talepte bulunup bulunmayacağının çözüme kavuşturulması gerekmektedir.
Somut olayda, davalının, hesaplamada Ocak-Temmuz ayları yerine Şubat-Aralık ayının baz alındığına yönelik istinaf başvurusunun aksine Mahkemece hükme esas alınan 18/06/2020 tarihli bilirkişi 2. ek raporunda, sözleşmenin Şubat ayında başlaması sebebiyle hesaplamanın, Ocak ve Temmuz artış katsayısı ile değerlendirilerek yapıldığı, bu bağlamda davacının da, Şubat ayının baz alınması gerektiğine yönelik itirazlarının aksine, bu şekilde yapılan hesaplamanın yerinde olduğu,
bunun dışında, artış olmadığı taktirde fiyat artış farkı uygulanması mümkün olmadığından bilirkişi tarafından, endeks katsayılarında artışın olmadığı 2015 Temmuz ve 2016 Ocak arasındaki 6 aylık dönemde herhangi bir fiyat artışının hesaplanmadığı, fiyat artışlarının, katsayı artışına uygun olarak takip eden 2 ayrı 6 aylık dönemlere göre birim fiyatlara yansıtılarak hesaplandığı,
endekste düşüşler söz konusu olduğunda fiyatta indirim yapılacağına yönelik sözleşmede bir hüküm bulunmadığından en son tutar üzerinden hizmetin verilmeye devam edileceği, endeks baz alınarak yapılan hesaplamalarda, bir önceki yılın verilerinin baz alınması gerektiği, tüm bu hususlar doğrultusunda yapılan hesaplamaların yerinde olduğu,
sözleşmenin "genel hükümler" başlıklı 3. bölümünün 13. maddesinde, taraflardan birinin bu sözleşmeden doğan herhangi bir hak, yetki ve imtayızını kullanmamasının veya kullanmakta gecikmesinin bu hak, yetki ve imtiyazdan fergat ettiği anlamına gelmeyeceği yada bir yetki veya imtiyazın tek başına veya kısmen kullanılmasının daha sonra kullanmasını engellemeyeceği düzenlenmiş olup davacının bu anlamda bir faturasının bulunmamasının veya sözleşmenin, artış yapılmadan sona ermesinin fiyat farkı artışını talep etme hakkından feragat edildiği anlamına gelmediği,
bu nedenle davacının, sözleşmede kararlaştırılan hükümler doğrultusunda fiyat farkı artışı talebinde bulunmasının mümkün olduğu anlaşılmakla hükme esas alınan bilirkişi raporu doğrultusunda hesaplanan bedele hükmedilmesinde bir isabetsizlik yoktur.
Bu açılardan hem davacı hem de davalının istinaf başvurularının yerinde olmadığı değerlendirilmiştir.Öte yandan davalı vekili, ıslah edilen kısma ıslah tarihinden itibaren değil dava tarihinden itibaren faiz yürütülmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek hükmü bu yönüyle de istinaf etmiştir.
Davanın kısmen kabulüne karar veren Mahkemece, dava değeri 5.000,00 TL olarak gösterilmesine ve bu miktarın daha sonra ıslah edilmesine rağmen, ıslah edilen kısma, ıslah tarihinden itibaren avans faizi işletilmesi gerekirken hüküm altına alınan alacağın tümüne dava tarihinden itibaren avans faizi işletilmesi doğru olmamıştır.
Davalı vekili, bu hususa yönelik istinaf başvurusunda haklıdır.Açıklanan sebeplerle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun ise kısmen kabulü ile yeniden yargılama yapılmasına gerek olmadığından, HMK'nun 353/1.b.2 bendi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden esas hakkında davanın kısmen kabulüne dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, E. 2020/2277, K. 2024/419, 28 Mart 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama