KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 21 Mart 2024
- Dosya no
- 2020/2300 Esas
- Karar no
- 2024/372
- İncelenen kararın mahkemesi
- İSTANBUL 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 14/07/2020
- Numarası
- 2018/416 Esas, 2020/286 Karar
- Dava
- İTİRAZIN İPTALİ (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan
Karar Metni
1.088 kelime·5 dk okuma·2 bölüm
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesi ile; taraflar arasında 01.03.2014 tarihli “Sağlık Hizmetleri Danışmanlığı, Kalite Denetimi ile Tıbbi Cihaz Temin ve Bakım Sözleşmesi” ve aynı tarihli ve sözleşmenin eki niteliğindeki “Protokol” akdedildiğini, müvekkili şirketin sözleşme ile üstlenmiş oldukları tüm yükümlülüklerini yerine getirmesine rağmen, davalının haklı bir neden olmadan 01.09.2015 tarihi itibarıyla sözleşmeyi fesh ettiğini, müvekkili şirket hak edişlerine karşılık olarak düzenlenen 17.12.2015 tarih ... yevmiye numaralı faturanın da ödenmediğini, bunun üzerine davalı hakkında İstanbul ...
İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasında takip başlattıklarını, davalının takibe haksız itiraz ettiğini ileri sürerek davalının takibe itirazının iptali ile takibin devamına, alacağın % 20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP Davalı vekili cevabında; müvekkili şirket tarafından sunulan sağlık hizmetine ilişkin olarak davacı firmadan organizasyon ve kalite danışmanlığı ile denetim hizmeti alınması ve gerekli olduğu takdirde eksik olan tıbbi cihazların temini ve tüm cihazların bakımı hizmeti alındığını,müvekkili şirketin her ay ödemelerini düzenli ve eksiksiz olarak ifa ettiğini ve herhangi bir borcu bulunmadığını, buna rağmen davacının üçüncü şahıslara, müvekkilinden alacağını alamadığını ve müvekkilinin iflas etmek üzere olduğunu beyan ederek müvekkili şirketin ticari itibarını zedelediğini,
sözlü ve yazılı ihtara rağmen davacının hukuka aykırı eylemlerini sonlandırmaması üzerine, sözleşmenin 6.2.A maddesi uyarınca, 01/09/2015 tarihinde geçerli olmak üzere sözleşmeyi feshettiklerini, takibe dayanak faturanın servis bedeline ilişkin olup, sözleşmede müvekkilinin servis bedeli ödemesi yükümlülüğüne yer verilmediğini, faturanın sözleşmenin feshinden üç ay sonra düzenlenmesinin davacının haksız kazanç elde etme amacı ile hareket ettiğini gösterdiğini, ayrıca sözleşmenin 4.3 maddesi uyarınca taraflar arasındaki sözleşme kapsamında verilecek hizmete ilişkin düzenlenecek faturaların tarafların mutabakatı halinde ödeneceğini,
fatura içeriğine dair taraflar arasında mutabakat bulunmadığını savunarak davanın reddine ve % 20 oranında kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
İLK DERECE MAHKEME KARARI Mahkemece, davacı defterlerinde 83.845,79 TL tutarında servis bedeli faturası kayıtlı olsa da, faturaya davalı defterlerinde rastlanmadığı, davacının faturaya konu alacağın nasıl hesaplandığını ortaya koyacak şekilde, davalı tarafından onaylanmış ve hizmetin verildiğini belgeleyen her aya ait kilometre günlüğü ve geri ödeme formlarına dair delil sunmadığı, davalı şirket yetkilisinin davet edilen yemini eda ederek borçlu olmadıklarını ve hizmetin alınmadığını beyan ettiği, bu haliyle fatura içeriği hizmetin verildiğinin ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ Karar yasal süresinde davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
Davacı vekili istinaf nedenleri olarak; davalının kesin süre içerisinde defterlerini sunmamasına ve yerinde inceleme talep etmemesine rağmen davalı defterleri incelenerek hüküm kurulduğunu, sundukları faturalardan anlaşılacağı üzere davalıya hasta servisi de yaptıklarını, davalının servis taşıma işine dair kesilen faturaların bir kısmını ödediğini, bu nedenle taraflar arasındaki sözleşmenin hasta servisini de kapsadığını, sözleşmeyi davalı şirket adına imzalayan Bursa temsilcisinin yemini eda etmesi gerektiğini, yemini eda eden şirket yetkilisinin "edindiği bilgiye göre" şelinde beyanda bulunduğundan,
usulüne uygun edilmiş bir yemin de olmadığını belirterek kararın kaldırılmasını ve davanın kabulünü talep ve istinaf etmiştir.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE Dava, fatura alacağının tahsili için yapılan takibe itirazın iptali istemine ilişkindir.Dosya kapsamından; taraflar arasında Sağlık Hizmetleri Danışmanlığı, Kalite Denetimi ile Tıbbi Cihaz Temin ve Bakım Sözleşmesi” düzenlendiği, davacı yüklenicinin 17.12.2015 tarihli ve 83.845,79 TL alacağın tahsili için davalı aleyhine İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ...
Esas sayılı dosyasında takip başlattığı, davalının takibe yasal süresinde itiraz ettiği, itiraz dilekçesinin davacıya tebliğ edilmediği, takibe itirazının iptali ile takibin devamına karar verilmesi için bu davanın açıldığı görülmektedir. Mahkemece, davacının fatura konusu hizmeti verdiğini ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Karar yasal süresinde davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
1-Davacı vekili, davalının kesin süre içerisinde defterlerini sunmayıp, yerinde inceleme de talep etmediğini, bu nedenle davalı defterlerinin hükme esas alınamayacağını beyan etmiştir. İlk derece mahkemesi tarafların ticari defterleri üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmasına karar vermiş, inceleme günü olarak 12/10/2018 tarihi belirlenmiştir.
Ayrıca tarafların yerinde inceleme talepleri var ise inceleme gününden 3 gün önce yazılı olarak bildirmeleri için kesin süre verilmiştir. Hernekadar davalı vekili 12/10/2018 tarihinde müvekkili şirketin ticari defterlerinin yerinde incelenmesini talep etmişse de, HMK'nın 145. maddesi hükmü gözetildiğinde, davalının yerinde inceleme talebinin yargılamayı geciktirme amacı taşımaması nedeniyle davalı defterlerinin hükme esas alınmasında isabetsizlik görülmemiştir.
2-Davacı, taraflar arasındaki sözleşmenin fatura konusu hasta servisi işini de taşıdığını, davalının bu kapsamda düzenledikleri bir kısım faturaları ödediğini, bu nedenle takip konusu fatura içeriği hizmeti verdiklerini savunmuştur.
İlk derece mahkemesinde alınan bilirkişi raporunda; tarafların ticari defterlerinin açılış ve kapanış tasdiklerinin süresinde yapıldığı, defterlerin birbirlerini teyit ettiği ve sahipleri lehine delil niteliği taşıdığı, takip dayanağı 17/12/2015 tarihli ve 83.845,79 tutarındaki faturanın davacı defterlerine kaydedildiği ve davacı defterlerine göre davacının 83.845,79 TL alacağı bulunduğu, söz konusu faturaya davalı defterlerinde rastlanmadığı,
davacının faturaya ilişkin dayanak belgeleri ve davalının hizmetin verildiğini onayladığı her ayın km günlüğü ve geri ödeme formlarını ibraz etmesi gerektiğini belirtmişlerdir.Bilirkişiler ek raporlarında; davacının faturaya ilişkin dayanak belgeleri ve davalının hizmetin verildiğini onayladığı her ayın km günlüğü ve geri ödeme formlarını ibraz etmediğini belirterek kök rapordaki görüşlerini tekrar etmişlerdir.
Bu durumda, tek başına davacının ticari defter kayıtlarının alacağının varlığını ispatlamayacağı, davalının daha önce bir kısım faturaları ödemesinin, takip dayanağı fatura içeriği hizmetin de verildiğini göstermeyeceği gözetildiğinde, davacının bu yöndeki istinaf nedenlerinin de reddi gerekmiştir. 3-Bunun yanında
davacı, hizmeti alıp almadıklarına yönelik yemin deliline dayanarak, sözleşmeyi davalı şirket adına imzalayan Bursa temsilcisinin yemini eda etmesi gerektiğini ileri sürmüştür. Yargıtay 9. HD'nin 2010/2050 Esas, 2020/5857 Karar sayılı kararında belirtildiği üzere tüzel kişilerin taraf olduğu davalarda tüzel kişiye teklif edilen yemin, tüzel kişinin yetkili organı tarafından eda edilir.
Bu temsilci, yemin konusu işlemin yapıldığı tarihteki değil, yemin teklif edildiği zamandaki temsilcidir. Söz konusu yemin davalının yetkili temsilcisi tarafından eda edilmiş, yeminli beyanından davacının fatura konusu hizmeti verdiğine dair bir ifadede de yer almamıştır. Bu nedenle mahkemece davacının alacağını ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar vermesi yerindedir.
Açıklanan nedenler ile ilk derece mahkemesi kararında hukuka aykırılık görülmediğinden davacı vekilinin istinaf talebinin HMK'nın 353/1.b.1 bendi gereğince esastan reddine karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜ M
Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;1-İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/416 Esas, 2020/286 Karar ve 14/07/2020 tarihli karar usul ve yasaya uygun bulunduğundan davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 353/1b-1 bendi gereğince esastan REDDİNE,
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, E. 2020/2300, K. 2024/372, 21 Mart 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama