KÜNYE
T.c İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 5 Aralık 2024
- Dosya no
- 2021/1097 Esas
- Karar no
- 2024/1480
- İncelenen kararın mahkemesi
- İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 23/02/2021
- Numarası
- 2018/826 Esas, 2021/58 Karar
- Dava
- İTİRAZIN İPTALİ (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan
Karar Metni
1.297 kelime·6 dk okuma·5 bölüm
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesi ile; müvekkili şirketin havalandırma sistemlerine ilişkin hizmet sunan bir şirket olup, davalı ile müvekkili arasındaki ticari ilişki gereği davalının müvekkili şirkete 7.200,00 TL borcu bulunduğunu, borcun ödenmemesi üzerine ... sayılı dosyasında takip başlattıklarını, davalının 7.200,00 TL asıl alacağı ödediğini, sonrasında haksız ve kötü niyetli olarak borca ve yetkiye itiraz ettiğini, vekalet ücreti, icra masrafları ve faiz gibi fer'i alacaklarının ödenmediğini ileri sürerek davalının takibe itirazının iptali ile takibin alacağın fer'ileri yönünden devamına, alacağın % 20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP
Davalı, davaya cevap vermemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece; davalı borçlunun itirazın iptali davası açılmadan önce takip konusu borcu ödediği, davalının takip başlatılmasına neden olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ
Karar, yasal süre içerisinde davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.Davacı vekili istinaf nedenleri olarak; davalının takip başlatılmasına neden olduğu kabul edildikten sonra davanın reddedilmesinin çelişkili olduğunu, davalı borçlunun asıl alacağı ödediğini, ancak borcun fer'ilerine ve vekalet ücretinden sorumlu olmadığına ilişkin haksız ve kötü niyetli olarak takibe itiraz ettiğini, vekalet ücreti, icra masrafları ve faiz gibi borcun fer'ileri yönünden takibin durduğunu, bu alacaklarının tahsili için davayı açtıklarını, takipten sonra yapılan ödemelerin infaz aşamasında dikkate alınması gerektiğini belirterek kararın kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE
Dava, icra takibine vaki itirazın iptali ve takibin devamı istemine ilişkindir.Mahkemece, davalının davadan önce borcu ödediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Karar yasal süresinde davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.1-Davalı borçlu, takipte icra dairesinin yetkisine itiraz etmişse de, davacı alacaklının para alacağının tahsilinde kendi yerleşim yeri icra dairesi olan İstanbul İcra Dairesinde takip başlatmasında hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
Bu nedenle mahkemece işin esasının incelenmesi yerindedir.2-Davacı icra takibinde 7.200,00 TL asıl alacağın tahsili talebinde bulunmuş, davalı, takip tarihinden sonra ve itirazın iptali davası açılmadan önce 7.200,00 TL'yi ödemiştir.
İcra takip tarihinden sonra, ancak dava tarihinden önce yapılan ödemenin, henüz alacaklı tarafından itirazın iptali davasının açılmadığı bir evrede, borçlunun, itiraza konu borcu kısmen veya tamamen ödemesi mümkündür ve bunu engelleyen herhangi bir yasa hükmü yoktur. Borçlu, itirazın iptali davası açılmamışken, itirazına konu borcun tamamını öderse, alacaklının itirazın iptali davası açmasına gerek kalmayacak ve böyle bir davayı açmakta hukukî yararı bulunmayacaktır.
Zira itirazın iptali davası açılmasında amaç, itiraz nedeniyle kanun gereğince kendiliğinden durmuş olan takibin devamını sağlamaktır. Takibin devamı yoluyla elde edilecek olan sonuç (alacağın tahsili), borçlunun tüm borcu ödemesiyle zaten gerçekleşmiş olacağına göre, gerçekleşmiş olan bu sonucu sağlamak üzere bir dava açılmasında hukukî yarar bulunmayacaktır.
Bunun gibi takibe konu borcun kısmen ödendiği durumlarda da ödenmeyen borç tutarına yönelik itirazın iptali davasında, itirazdan sonra ödenmiş olan miktar bakımından itirazın iptalinin istenilmesinde hukukî yarar mevcut olmayacaktır.
Sonuç itibariyle; icra takibinden sonra ve itirazın iptali davası açılmadan önce borçlu tarafından ödeme yapılması hâlinde, yapılan bu ödeme düşüldükten sonra kalan miktar üzerinden dava açılması gerekir.Dolayısıyla takipten sonra, ancak davanın açılmasından önce yapılan ödemeler yönünden dava açılmasında davacı tarafın hukukî yararı bulunmamaktadır.
Takipten sonra, ancak davadan önce yapılan kısmi ödeme miktarı bakımından dava açılmasında hukukî yarar bulunmadığından dava reddedilse veya kısmi ödeme miktarınca dava açılmasa bile, kısmi ödemenin yapıldığı icra takibi kendi yasal prosedürü içerisinde devam edecek, hatta asıl borç ortadan kalksa bile faiz ve fer’îleri yönünden takip sürebilecek, salt bu nedenle icra dosyasının kapanmasından söz edilemeyecektir.
Hukuk Genel Kurulunun 2011/640 K., 23.05.2018 tarihli ve 2017/19-910 E., 2018/1111 K., 22.11.2018 tarihli ve 2017/19-822 E., 2018/1754 K. sayılı kararlarında da benimsenmiştir."..İtirazın iptali davasında, icra takibinden sonra, ancak itirazın iptali davası açılmadan önce yapılan ve ihtilafsız olan ödemeler yönünden davacı alacaklının itirazın iptalini talep etmesinde hukukî yararı bulunmamaktadır.
Bu nedenle itirazın iptali davası açılmadan önce ödenen asıl alacak miktarı yönünden davacının dava açmasında hukukî yararı bulunmadığından, asıl alacak miktarı yönünden itirazın iptali isteminin reddi gerekir.Ne var ki, icra takibinde talep edilen asıl alacak miktarı dava tarihinden önce ödenmiş olmakla birlikte davalı tarafça asıl alacak miktarı haricen ödenmiş olup, davanın dayanağı takibe davalı borçlu tarafından itiraz edilerek icra takibinin durması sağlanmış olduğundan ve mahkemece itirazın iptali yönünde bir karar verilmediği sürece icra müdürlüğünce takip dosyasında alacaklı istemi yönünden herhangi bir işlem yapılamayacağından,
icra takibinde istenen alacağın fer’îleri ve icra giderleri yönünden davacının dava açmakta hukukî yararı bulunmaktadır.
Ancak bu talepler hakkında mahkemece hesap yapılmayarak bu taleplere ilişkin olarak itirazın iptali ile takibin devamına karar verilmesi ve bu taleplerin icra müdürlüğünce yapılacak dosya hesabında nazara alınmasına yönelik hüküm kurulması gerekirken, bilirkişi raporu alınarak ödenen miktarın BK’nın 84. maddesi uyarınca öncelikle asıl alacağın fer’îlerinden düşülmek suretiyle kalan kısım yönünden itirazın iptaline karar verilmesi yerinde değildir." (Yargıtay HGK'nın 2020/(19)11-445 Esas, 2022/1077 Karar sayılı kararı) Somut olayda,
davacı 7.200,00 TL asıl alacağın asıl alacağa takip tarihinden itibaren avans faizi yürütülerek tümünün masraf ve vekalet ücreti ile birlikte, kısmi ödeme halinde BK 100. madde uygulanarak borçludan tahsili talebinde bulunmuş olup, dava dilekçesinden takip tarihinden sonra ve itirazın iptali davası açılmadan önce davalının 7.200,00 TL'yi ödediği anlaşılmaktadır.
Takipten sonra, ancak davadan önce borçlu tarafından yapılan ödeme yönünden dava açılmasında davacının hukuki yararı bulunmamaktadır.
Nitekim davacıda dava dilekçesinde borcun ferileri yönünden takibin devamını sağlamak için bu davanın açıldığını belirterek talep sonucunda da bakiye bedel yönünden takibin devamını talep etmiştir.Yargıtay HGK kararı ve Yargıtay 19. HD'nin 12.02.2013 tarihli ve 2012/14401 E., 2013/2607 K. Sayılı kararında belirtildiği üzere, bu durumda mahkemece yapılacak iş; davacının asıl alacak tutarına yönelik bir davası olmadığından bu hususta karar verilmemesi,
icra takibinde alacağın fer'ileri olarak istenen talepler yerine getirilmediğinden ve o talepler bakımından itirazın iptaline karar verilmedikçe yerine getirilmesi de mümkün olmadığından icra harç ve masrafları ile icra vekalet ücretine yönelik itirazın iptali ile takibin bu yönler bakımından devamına karar verilmesinden ibaret olmalıdır.Ayrıca alacağın fer'ileri ve icra giderleri dışında bakiye alacak miktarı olmayıp, somut olayda davacı alacaklı lehine icra inkar tazminatına esas alınabilecek matrah bulunmadığından,
davacının icra inkar tazminatı talebinin de reddi gerekir.Diğer taraftan işleyecek faiz, icra harç ve vekalet ücreti, dava değerinde dikkate alınmayacağından, somut davada dava değeri olarak asıl alacak tutarı esas alınmıştır.Açıklanan nedenler ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1.b.2 bendi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve yeniden esas hakkında davanın kabulüne karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, E. 2021/1097, K. 2024/1480, 5 Aralık 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama