KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 16 Ocak 2025
- Dosya no
- 2021/1219 Esas
- Karar no
- 2025/108
- İncelenen kararın mahkemesi
- İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Tarihi
- 14/01/2021
- Numarası
- 2019/364 Esas, 2021/33 Karar
- Dava
- Tazminat (Rücuen Tazminat
Karar Metni
2.080 kelime·10 dk okuma·6 bölüm
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; dava dışı sigortalı ...'e müvekkili şirket tarafından ...
Poliçesi düzenlendiğini, adı geçen sigortalının 26/10/2017 tarihinde bel ve bacak ağrısı sebebiyle tedavi gördüğünü, söz konusu tedavi giderlerinin müvekkili şirket tarafından karşılandığını, yapılan araştırmada adı geçen sigortalının davalı şirket nezdinde aynı süre için teminat sağlayan geçerli bir sigorta poliçesi poliçesi bulunduğunun öğrenildiğini, müşterek sigortalı olduğu hususunun davalıya 21/03/2019 günü bildirildiğini,
davalı şirketinin poliçe limit ve teminat tutarının bilinmemesi nedeniyle % 50 sinin limit ve teminatların farklı olması halinde davalı şirkete isabet eden tutarların bildirilen hesaplara ödenmesinin talep edildiğini, ancak davalı şirketin ödeme yapmadığını belirterek şimdilik 5.000,00 TL tazminatın ödeme tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava dilekçesinde, kendi şirketleri nezdinde sigortalı olduğu beyan edilen ‘...'in ...
Poliçesi kapsamında müvekkili sigortacı şirket nezdinde de sigortalı bulunduğunu, söz konusu poliçe şartları uyarınca, mezkur sigortalının, poliçe teminatları kapsamında olduğu tespit edilecek mahiyetteki bir rahatsızlığı olması halinde, yatarak tedavi ve ameliyatları için, yurt içi kurumlardaki tedavileri bakımından istisnalar eklenerek %100 oranında teminat verildiğini, ameliyat ve tedavi gideri dışındaki tetkik, fiziki tedavi ve sarf malzemesi giderleri için ise farklı mahiyette teminatların tanımlandığını, hiç bir surette kabul anlamına gelmemek kaydıyla, bir an için sorumluluk halinin söz konusu olduğu varsayılsa dahi,
müvekkili sigortacı şirketin poliçe şartlarının, poliçe limitlerinin ve katılım paylarının nazara alınması gerektiğini, davacı yanca sigortalıya yapıldığı belirtilen ödemeye sebep ...
Poliçesi kapsamında, sigortalının poliçe teminatlarından yararlanma ve herhangi bir ödeme talebinin ulaşmadığını, herhangi bir sağlık kuruluşundan da bu tedaviye konu belirtilen gider bakımından herhangi bir provizyon istemi olmadığını, dava dilekçesi ekleri içerisinde ödeme yapıldığına ilişkin herhangi bir ödeme belgesinin olmadığını, sadece ödeme emrinin bulunduğunu, bu belge ödeme belgesi niteliğinde olmadığından,
ödemenin davacı şirket tarafından yapılmamış olması halinde davacı şirketin aktif husumetinin bulunup bulunmadığı hususunda beyan ve itiraz haklarının saklı olduğunu, sigortalı tarafından müvekkili şirkete herhangi bir başvuru olmuş olsa idi, sigortalının kurum kayıtlarının sigortalıdan talep edileceğini ve evrakların temini neticesinde değerlendirme yapılacağını, dolayısı ile dosyaya sunulan mevcut tedavi evrakları ile değerlendirme yapılmasının mümkün olmaıdğını, aksi halde hem davacı sigorta şirketinin hem de müvekkili sigorta şirketinin poliçe sorumluluklarının doğru değerlendirilmesinin söz konusu olamayacağını,
somut olayda yürürlükte olan poliçelerde aynı tedavi giderlerinin tamamını küver altına alan teminatlar bakımından çifte sigorta hükümlerinin uygulanması gerektiğini, somut olayda müşterek sigorta hükümlerinin uygulanamayacağını, çifte sigorta hükümleri uygulanacağından Sağlık Sigortası Genel Şartlarının 12. maddesinin müşterek sigortayı düzenlemesi nedeniyle olayda genel şartların uygulanamayacağını, somut olayda çifte sigorta olması nedeniyle davacıya karşı herhangi bir sorumluluğu olmayan müvekkili şirkete karşı açılan davanın reddine,
dava konusu olay bakımından müşterek sigorta hükümlerinin uygulanmayacağına ilişkin tüm beyanları saklı kalmak ve kabul anlamına gelmemek kaydı ile müşterek sigorta hükümleri dikkate alındığı durumda dahi sigortacılar arasında poliçelerinde müteselsil sorumluluk açıkça kabul edilmediğinden davacı şirketin müvekkili şirkete karşı rücu hakkının bulunmaması nedeni ile davanın reddine karar verilmesini, tarafların sigorta poliçesi teminatları kapsamında olmayan davacı taleplerinin reddine, kabul anlamına gelmemek üzere sorumluluğun olduğu durumda dahi müvekkili sigorta şirketinin poliçe şartlarının,
limitlerinin ve katılım paylarının dikkate alınmasını savunmuştur.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece. Hastalık ve sağlık sigortaları 6102 Sayılı Yasanın 1511 v.d. maddelerinde düzenlendiği, anılan yasanın sigorta değeri kenar başlıklı 1514. maddesindeki "Sigortalının sağlığı, hastalık sigortaları ile meblağ sigortası şeklinde düzenlenen sağlık sigortalarında bir veya birkaç sigortacı tarafından, çeşitli bedellerle sigorta ettirilebilir.
Ödenecek bedelin menfaatten fazla olduğu durumlarda, aşan kısım sigortalının lehine yapılmış sayılır." şeklindeki düzenleme ile hastalık sigortası ile meblağ sigortası şeklinde düzenlenen sağlık sigortalarında menfaatin bir veya birden fazla sigorta şirketi tarafından çeşitli bedellerle sigorta ettirilebileceği, madde kapsamına zarar sigortası şeklinde düzenlenen sağlık sigortalarının dahil edilmediği,
bu nedenle zarar sigortası şeklinde düzenlenen sağlık sigortalarının bu madde kapsamında birden fazla sigorta sözleşmesi ile teminat altına alınabileceğini söyleme imkanının bulunmadığını, buna göre eldeki davada her iki sigortanın da pasif zarar sigortası olması nedeniyle davacının ödediği bedeli TTK'nın 1514. maddesine ve bu maddeye istinaden düzenlenen ...
Genel Şartlarının 12. maddesine göre davalıdan talep edemeyeceği, eldeki davada sigorta sürelerinin kesişmesi ve aynı menfaatin iki sigorta şirketi tarafından sigortalanması nedeniyle çifte sigortanın bulunduğu, TTK'nın 1467. maddesinin a bendinde belirtilen sigortacıların onay vermesi, b bendinde belirtilen sigorta ettirenin haklarını ikinci sigortacıya devretmesi durumlarının gerçekleşmediği ve c bendinde belirtildiği gibi önceki sigortacının ödemediği zararın bulunmadığı, bu nedenle anılan madde hükmü uyarınca ...
Sigorta tarafından yapılan sigortanın çifte sigorta olması nedeniyle geçersiz olduğu, davacının ödediği bedelin bir kısmını veya tamamını davalıdan talep edemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ
Karar yasal süresinde davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.Davacı vekili istinaf nedenleri olarak; bilirkişinin sağlık sigortaları alanında uzmanlığının olmadığını, bilirkişinin hayat sigortasından yola çıkarak yanlış değerlendirmelerde bulunduğunu, olayda sağlık sigortasının bulunduğunu, sağlık sigortalarında genel hükümlerin ve zarar sigortalarına dair hükümlerin uygulanacağının TTK 1519. maddede düzenlendiğini, dava konusu tedavinin her iki sigortacı için kesişen sürelerde teminat altına alındığını, sigortalıya yapılan ödeme teminat kapsamında olduğundan ...
Sigortası Genel Şartlarının 12. maddesinin somut olayda uygulanması gerektiğini, emsal davalarda alınan bilirkişi raporlarında rücu şartlarının oluştuğuna dair raporlar verilmesine rağmen bu davada rapora itirazları değerlendirilmeksizin karar verilmesinin hatalı olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE
Dava, davacı sigortacının sigortalısı için ödediği tedavi giderinden 1/2'sinin davalı sigorta şirketinden tahsili için yapılan takibe itirazın iptali istemine ilişkindir. Dosya kapsamından, davacı sigortacının dava dışı sigortasının tedavi gideri olarak 37.164,84 TL TL ödemede bulunduğu ve sigortalının davalı sigortacı nezdinde de sağlık sigortalısı olduğu gerekçesiyle ödenen bedelin 1/2'sinin davalıdan tahsili için davalı aleyhine iş bu davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Mahkemece; müşterek sigorta hükümlerinin uygulanmasının mümkün olmadığı ve olayda çifte sigortanın bulunduğu ancak TTK 1467.
Maddesindeki a,b ve c bentlerindeki şartların oluşmaması nedeniyle çifte sigortanın geçersiz olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, davacı vekili hükmü istinaf etmiştir.Dava dışı sigortalının davacı sigortacı nezdinde 11/01/2017-2018 döneminde, davalı sigortacı nezdinde 28/02/2017-2018 döneminde ... poliçesi ile sigortalı olduğu, sigortalının 26/10/2017 tarihinde yapılan tedavi masrafının davacı sigortacı tarafından ödendiği uyuşmazlık konusu değildir.Uyuşmazlık;
sigortalının, davacı ve davalı tarafından düzenlenmiş sağlık sigortası bulunması karşısında, davacının ödediği tedavi giderinden davalı sigortacının sorumluluğu bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.Davacı vekili, olayda TTK'nın 1467. Maddesinin (a) bendi kapsamında davalının çifte sigortaya muvafakat ettiğini, bu nedenle ... Sigortası Genel Şartları'nın 12. maddesi ve TTK'nın 1466.
Maddesi kapsamında ödenen tedavi bedelinden davalının sigorta ettiği bedel oranında sorumlu olduğunu iddia etmiştir. TTK'nın 1519. maddesi gereği, zarar sigortalarına ilişkin hükümler sağlık sigortalarına uygulanabileceğinden, TTK'nın 1466. ve 1467. maddelerinin somut olayda tartışılması gerekmektedir. TTK'nın 1466/1. fıkrası.
"Bir menfaat birden çok sigortacı tarafından aynı zamanda, aynı süreler için ve aynı rizikolara karşı sigorta edilmişse, yapılan birden çok sigorta sözleşmesinin hepsi, ancak sigorta olunan menfaatin değerine kadar geçerli sayılır. Bu takdirde sigortacılardan her biri, sigorta bedellerinin toplamına göre, sigorta ettiği bedel oranında sorumlu olur" hükmünü içermektedir. Müşterek sigortanın önemli bir özelliği sigortacıların birlikte hareket etmesidir.
Zira TTK m. 1466/1'de geçen "aynı zamanda" ifadesi bu hususa işaret etmektedir. Bu bağlamda sigortacıların müşterek hareket etmek suretiyle rizikoyu birlikte taşıma niyetlerinin müşterek sigortanın varlığı için şart olduğu ifade edilmiştir. (M.
Barış Günay, Sigorta Hukuku, 2. Baskı, s. 171).Somut olayda, tarafların rizikoyu beraber taşıma niyetleri olmadan sağlık poliçeleri düzenledikleri ve her iki poliçenin vade ve limitleri gözetildiğinde müşterek sigorta şartlarının bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Nitekim emsal Yargıtay 11. HD'nin 2013/3373 Esas, 2013/5868 Karar sayılı kararı da benzer bir olaya ilişkin olup, olayda müşterek sigorta koşullarının bulunmadığına karar verilmiştir.Öte yandan TTK'nın 1467. maddesinde ise çifte sigorta düzenlenmiştir. Anılan maddenin ilk fıkrasının ilk cümlesine göre değerinin tamamı sigorta olunan bir menfaat, sonradan aynı veya farklı kişiler tarafından, aynı rizikolara karşı, aynı süreler için sigorta ettirilemez.
Çifte sigortanın geçersiz kabul edilmesinin nedeni sebepsiz zenginleşme yasağıdır.
TTK'nın "Çifte Sigorta" başlıklı 1467. maddesi; "(1) Değerinin tamamı sigorta olunan bir menfaat, sonradan aynı veya farklı kişiler tarafından, aynı rizikolara karşı, aynı süreler için sigorta ettirilemez; sigorta ettirilmişse, sigorta ancak aşağıdaki hâl ve şartlarda geçerli sayılır: a) Sonraki ve önceki sigortacılar onay verirlerse; bu takdirde, sigorta sözleşmeleri aynı zamanda yapılmış sayılarak riziko gerçekleştiğinde sigorta bedeli, 1466 ncı maddede gösterilen oranda sigortacılar tarafından ödenir.b)Sigorta ettiren, önceki sigortadan doğan haklarını ikinci sigortacıya devir veya o haklardan feragat etmişse;
bu takdirde, devir veya feragatin ikinci sigorta poliçesine yazılması şarttır; yazılmazsa ikinci sigorta sözleşmesi geçersiz sayılır. c)Sonraki sigortacının, ancak önceki sigortacının ödemediği tazminattan sorumluluğu şart kılınmış ise; bu hâlde önceden yapılmış olan sigortanın ikinci sigorta poliçesine yazılması gerekir;
yazılmazsa, ikinci sigorta sözleşmesi geçersiz sayılır."Eldeki davada, davalı sigortacı tarafından sigortalının aynı menfaati aynı rizikolara karşı sigorta ettirilmiş olup, sonradan yapılan sigorta çifte sigorta olması nedeniyle geçersizdir.Çifte sigortanın geçerli olabilmesi için maddede belirtilen diğer koşullarda somut olayda bulunmamaktadır.TTK'nın "Kısmi Sigorta" başlıklı 1468. maddesi; "(1) Sigorta olunan menfaatin değeri önceki sözleşmeyle tamamen teminat altına alınamamışsa bu menfaat, geri kalan değerine kadar bir veya birkaç defa daha sigorta ettirilebilir.
Bu takdirde, o menfaati sonradan sigorta eden sigortacılar, bakiyeden dolayı sözleşmenin yapılış tarihleri sırasıyla sorumlu olurlar.
Aynı günde yapılmış olan sözleşmeler, aynı anda yapılmış sayılır." hükmünü düzenlemiştir.Mahkemece alınan kök raporda; gerek davalı gerek davacının düzenlediği poliçelerin aynı menfaati sigorta örtüsü altına almakla beraber başlangıç tarihlerinin aynı olmaması sebebiyle TTK.m.1466 anlamında müşterek sigorta kabul edilmediği; gerek davalının gerek davacının sağlık sigortası kapsamında düzenlediği poliçelerin tüm teminatlar açısından çifte poliçe niteliği bulunmadığı ancak dava dışı sigortalı ...'in 26.10.2017 tarihinde yatarak tedavi ve ameliyatı yönünden teminat türlerinde çakışma meydana geldiği; davalının poliçesinin sonraki poliçe olduğu.
TTK.m.1467'deki koşullar sağlanmadığından sonraki poliçelerin geçersiz olduğundan, rücu talebinin yasal ve akdi dayanağı bulunmadığı.
Sayın Mahkeme'nin bilirkişi görüşünü uygun görmemesi halinde, davacının ödemesinin %50'sine isabet eden tutarın 18.582,42 TL'nin (davacının teminat tablosunu sunmadığı) teminat miktarı bilinememekle beraber, hasar ödeme talimatında limitsiz olduğu belirtmesi yer aldığı; davalının poliçesinin yıllık limitli olduğu; limit miktarının dosyaya yansımadığı, 18.582,42 TL'nin yıllık limit içinde kalması halinde bu tutarın işbu seçenekte rücuya konu teşkil edeceği;
davacının 21.03.2019 tarihli başvurusunun davalıya 22.03.2019 tarihinde tebliğ edilmesine ve yazıda 05.04.2019 tarihine kadar atıfet mehli verilmesine göre bu seçenek yönünden temerrüt tarihinin 05.04.2019 olduğu belirtilmiştir.Mahkemece alınan ek raporda.
Bilirkişi raporunda 1491. maddenin hayat sigortalarına ilişkin olduğunun zaten açıklandığı; anılan maddeye yer verilme sebebinin 1491. maddede çifte sigorta yapılmasının mümkün kılındığı; ancak bunun mebiağ sigortası olması sebebiyle olanaklı olduğu; somut olayda ise, meblağ sigortası bulunmayıp, zarar sigortası bulunduğu; bu nedenle 1491. maddenin vaki izninin pasif zarar sigortası olan sağlık sigortasında mümkün olmadığının açıklanması için yer verildiği; yoksa 1491. maddeye dayalı bir yorum yapılmadığı; somut olayda aynı anda düzenlenen bir sigorta bulunmadığından, müşterek sigortadan bahsedilemeyeceğinin genelgede açıkça vurgulandığı;
kök raporda da bu yönde değerlendirme yapıldığı, genelgeye uygun olduğu; somut olayda, ... Sigortası Genel Şartlarının 12. maddesinin uygulanabilmesi için müşterek sigorta olması gerektiği.
Hazine Müsteşarlığı'nın 2013/6 sayılı genelgesinde açıklandığı üzere, aynı anda yapılması gerektiği; verilmiş bir onay da bulunmadığı; müşterek sigortanın uygulanamadığı durumlar için Genelge'de açıkça çifte sigorta halinde, sigortalının dilediği sigortacıdan talep edebileceği; diğer sigortacının başka sigortaların varlığını ileri sürerek tazminat ödeme borcundan kaçınamayacağı; zararın herhangi bir sigortacı tarafından karşılanması halinde, diğer sigortacıların sigortalı ya da zarar görenlere karşı sorumluluğunun ortadan kalktığı;
davacının da, sigortalısına halef olarak hareket etmesine göre, Genelge'de herhangi bir sigortacı tarafından karşılanması halinde, diğer sigortacıların ve zarar görenlere karşı sorumluluğun kalktığı esasının benimsendiği; kök raporunda bu genelgeye uygun olduğu görülmekle itiraza iştirak edilmediği belirtilmiştir.Davacının düzenlediği poliçesinin grup sigortası kapsamında işveren tarafından yaptırıldığı, lehtarının ... olduğu; davalının düzenlediği poliçede ise sigortalının ... olduğu, davacının poliçesinde anlaşmalı hastanede limitsiz teminat verildiği;
davalının poliçesinde ise anlaşmalı hastanede yıllık limitli %100 ödemeli teminat verildiği; her ne kadar davalının ameliyat yönünden yıllık limitli olduğu görülmüş ise de, davacının önceki poliçesinin limitsiz olması sebebiyle kısmi sigorta olarak nitelenemeyeceği; anılan tedavi ve ameliyat teminatları yönünden çakışmanın bir başka anlatımla çifte teminatın söz konusu olduğu, davacının poliçesinin önceki tarihli olduğu.
TTK'nın geçerlilik koşullarını düzenleyen 1467. maddesindeki şartlar sağlanmadığından ikinci sigorta sözleşmesindeki bahse konu teminat türünde çakışma nedeniyle bu kısma dayalı davalı poliçesinin geçersiz olduğu anlaşılmıştır.Buna göre uyuşmazlıkta müşterek sigorta şartları bulunmayıp,
davalı sigortacı nezdinde yapılan sigortanın çifte sigorta olması nedeniyle geçersiz olduğu anlaşıldığından mahkemece davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiştir.Açıklanan nedenler ile ilk derece mahkemesi kararında hukuka aykırılık görülmediğinden davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 353/1b-1 bendi gereğince esastan reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜ M
Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere.
1-İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/364 Esas, 2021/33 Karar sayılı ve 14/01/2021 tarihli karar usul ve yasaya uygun bulunduğundan davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 353/1-b.1 bendi gereğince esastan REDDİNE,2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından davacı tarafça peşin olarak yatırılan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 556,10 TL harcın davacıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA,3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,Dosya üzerinde yapılan
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, E. 2021/1219, K. 2025/108, 16 Ocak 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama