İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /İstinaf (BAM) Kararları
  3. /İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi

İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ

TÜRK MİLLETİ ADINAİSTİNAF KARARI

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi E.2021/1639 K.2024/1165

6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi,

Esas2021/1639Karar2024/1165Tarih17 Ekim 2024Okuma30 dk · 5.992 kelime

KÜNYE

T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi

Karar tarihi
17 Ekim 2024
Dosya no
2021/1639
Karar no
2024/1165
İncelenen dosyanın mahkemesi
İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas no
2014/346
Karar no
2021/92
Karar tarihi
09/02/2021
Dava
Tazminat (4054 Sayılı Kanundan Kaynaklanan
Karar metni, UYAP Emsal Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

5.992 kelime·30 dk okuma·6 bölüm

6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

Davacı vekili dava dilekçesinde. Müvekkili müflis şirketin Antalya ilinde çimento öğütme ve hazır beton tesisleri ile 1994 yılında faaliyete başlamış bir şirket olduğunu (...

Çimento), davalı şirketin ise Isparta ilinde faaliyet gösteren, Antalya ili ve çevresindeki çimento ve hazır beton firmalarına da hammadde sağlayan ve yine müvekkili şirket ile aynı sektörde faaliyet gösteren bir firma olduğunu, müvekkili şirketin Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 24/10/2008 tarih 2008/530 Esas 2008/589 Karar sayılı kararı ile iflas edene kadar bölgesinde çimento hammaddesini ağırlıklı olarak davalı ve aynı şekilde hizmet veren başka bir firma olan dava dışı... firmasından tedarik ettiğini, müvekkilinin klinker alımının büyük miktarını davalı şirketten gerçekleştirdiğini,

ancak davalı şirketin Mayıs 2003 itibariyle klinker tedarikini kısarak Eylül 2003 itibariyle tamamen durdurduğunu, bunun üzerine hem davalı şirket ve...Çimento hem de Adana'da yerleşik firmalardan klinker ve PÇ 42,5 dökme çimento talebinde bulunduklarını ancak taleplerinin karşılanmadığını, akabinde ...çimento pazarında faaliyet gösteren çimento üretici firmaların Rekabet Kurumuna şikayet edildiğini, 13/01/2005 tarihli 05-05-/42-17 sayılı Kurul kararı ile ise, davalı şirket ve... hakkında,

bulundukları coğrafi alanda uyumlu eylem halinde mal vermeyi reddetmek suretiyle çimento ve hazır beton pazarında rakip konumunda olan müvekkili şirketi piyasa dışına çıkartmaya çalıştıkları gerekçesiyle 4054 sayılı Kanunun ihlalinden kaynaklı idari para cezası kesildiğini, bu kararda yer alan tespitlerin işbu dava bakımından da kesinleşmiş tespitler olduğunu, Kurul kararının iptali talebiyle davalı tarafından açılan davada Danıştay 13. Hukuk Dairesinin 2005/7482 Esas 2006/2748 sayılı kararı ile,

soruşturma heyetinin başında bulunan Kurul üyesinin de kararda imzası bulunması sebebiyle kurul kararının usul bakımından iptal edildiğini, akabinde Kurulun 20/09/2007 tarih ve 07-96/908-346 sayılı kararı ile eksiklikler giderilerek yine aynı kararın verildiğini, bu kararın da iptali için açılan davada Danıştay 13. Hukuk Dairesinin 2008/2537 Esas 2011/5616 sayılı kararı ile davanın reddedildiğini, müvekkilinin bu davaya konu zararının, Kurul tarafından tespit edilen ihlal nedeniyle ortaya çıktığını, davalının bu eylemleri sebebiyle zarar eden müvekkilinin bunun neticesinde iflas ettiğini,

bu durumun 2002 cirosu ile 2003-2008 ciroları karşılaştırıldığında net bir şekilde anlaşılacağını, davanın konusunun davalının 4054 sayılı Kanunun 4. maddesine aykırılık teşkil eden fiilleri olduğunu, haksız fiil sorumluluğunun tüm şartlarının gerçekleştiğini, Kurul kararları ile tespit edilen ve davalı tarafından yapıldığı sabit olan ihlal nedeniyle müvekkilinin uğradığı zararın üç katına kadar tazmin edilmesi talebiyle işbu belirsiz alcak davasının açıldığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere olay tarihinden itibaren işleyecek faizi ile 100.000,0 TL'nin tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının zarara ve faile ıttıla tarihinin Rekabet Kuruluna şikayet tarihi olan Mayıs 2003 olduğunu, Kurul kararı ıttıla tarihi olarak kabul edilecekse ilk kararın verildiği tarihin 13/02/2005 olduğunu, son olarak ise davacının 24/10/2008 tarihinde iflasına karar verildiği dikkate alındığında ıttılanın en geç bu tarih olarak kabul edilmesi gerektiği, buna göre davanın 818 sayılı BK uyarınca 1 yıllık zamanaşımı süresi içinde açılmadığını, klinker satışının 2003 yılından itibaren kısıtlandığı iddia edilmekle birlikte ...'nin davalının yönetimine el koyduğu 2005-2008 döneminin bunun dışında tutulduğunu,

bu durumda davalıya atfedilen eylemin 2003-2004 yılında olduğunu kabul etmek gerektiğini, ancak iddia edilen zarar ile fail arasında uygun illiyet bağının bulunmadığını, zira söz konusu eylemlerin nasıl olur da 4 sene sonra gerçekleşen iflas olayına yol açtığının izah edilemeyeceğini, müvekkili şirketin tek klinker ve çimento üreticisi yapan kuruluş olmadığını, davacının, başka firmalardan tedarik sağlayabileceği gibi yurtdışından da ithal edebileceğini, bu nedenle klinker satışının kısıtlandığından bahisle iflas edildiği iddialarının soyut ve dayanaktan yoksun olduğunu,

davacıya yapılan klinker satışının düşmesinin haklı nedenlerinin olduğunu, bu nedenlerden birinin davacının evvelce aldığı klinker bedellerini tam ve zamanında ödememesi olduğunu, iflastan önce davalı şirkete toplam 3.075.766,91 TL borcundan ötürü Milas İcra Müdürlüğünde başlatılan ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile icra takibinin devam ettiğini, üstelik bu bedele faizlerin dahil olmadığını belirterek davanın zamanaşımı ve esastan reddine karar verilmesini savunmuştur.

İLK DERECE MAHKEME KARARI

İlk derece mahkemesince; davaya dayanak yapılan "... A.Ş.'nin .. AŞ'ye 2003-2008 yılları arasında günlük 300 ton klinker satması gerektiği" yolundaki davacı iddiasının, dosyada bulunan Rekabet Kurulu ve yargı kararları ile örtüşmediği ve bu kararlardan böyle bir sonuç çıkarmanın mümkün olmadığı, kaldı ki, bir an için aksi düşünüldüğünde ...

AŞ'nin yazılı olarak klinker talep etmediği dönemlerde talep olmadan mal satışı yapılamayacağı ve yazılı talepte bulunduğu durumlarda da davacının, davalı nezdindeki teminatının yeterli olması, mal bedellerini vadesinde ödemesi gibi satış koşullarını yerine getirmediği cihetle günlük 300 ton mal verme mecburiyetinin bu yönden de kabule şayan bulunmadığı sonucuna ulaşıldığı, anılan durum karşısında davalının, davacıya yönelik eylemlerinin gerçekleştirildiği sektör, arz ve talep ikamesi göz önünde bulundurulduğunda, klinker pazarı ile ilgili ürün pazarı oluşturduğu,

davacının klinker ihtiyacının ağırlıklı bir bölümünü davalı firmadan karşılandığı, her ne kadar davalı ve dava dışı ..., ..., ...

Çimento şirketlerinin davacıya yönelik klinker arzının kısıtlanmasına dair 2003 yılına ilişkin eylemleri, davacıya karşı mal vermeyi reddetmek suretiyle çimento ve hazır beton pazarında piyasa dışına çıkarmaya çalıştıkları tespiti ile Rekabet Kurulu tarafından 13/01/2005 tarihinde haksız rekabet olarak değerlendirilmiş ise de, davacının faaliyet gösterdiği Antalya ticaret pazarında davalı dışında klinker üreticisi başka teşebbüslerin de bulunduğu, yine davacı ile aynı bölgedeki klinker alıcısı dava dışı ...

Çimentonun uzun bir süre ihtiyacını ithalat yolu ile karşılayabildiği, keza klinker ithalatının liman bölgesinde kurulu bir öğütme tesisi için hammadde ithalatının imkansız olması ve davacının yakındığı şekilde Dış Ticaret Müdürlüğünce yapılan standartlara uygunluk denetiminin firma hammadde tedarikini işletmenin üretimini durdurmak noktasına getirebilecek bir etken olarak kabul edilmesinin makul olmadığı, davalı ile davacının sözleşmesel ilişkisinin bulunduğu 2003, 2007 ve 2008 dönemlerine ilişkin davacı ve davalı defterleri üzerinde yapılan incelemede, davacının sözleşme kapsamında davalıdan tedarik etmesi gereken bedellerin ödendiği,

klinkerların davalı tarafça davacıya teslim edildiği ve davacının bahsedilen 2003, 2007 ve 2008 dönem sonlarında klinker stokunun dahi bulunduğu, davacının, davalı ile akdi ilişkisinin olmadığı 2004, 2005 ve 2006 yıllarında ise klinker ihtiyacını yazılı talepte bulunarak ve talebe yönelik edimlerini ifa etmesi üzerine karşılamış olduğu, neticeten davacının ihtiyaçlarının sözleşme akdedildiği dönemde sözleşme gereğince, akdi ilişkinin bulunmadığı süreçte ise davacının yazılı faks talepleri üzerine karşılandığı ve açıklanan yönüyle davalının, davacıya her gün 300 ton klinker satma zorunluluğunu içerir bir kayda dosya kapsamında ulaşılmadığı,

dosya içeriği ile uyumlu ve denetime elverişli 01/10/2020 tarihli bilirkişi raporu ile de sabit olduğu üzere davacının zararının oluştuğunu iddia ettiği 2003-2008 dönemlerine ilişkin klinker talebinin karşılanmamasına yönelik bir zararın mevcut olmadığı gibi aksine belirtilen dönem sonlarında davacının klinker stoğunun da bulunduğu, davacının diğer firmalardan da tedarik ettiği klinker stoğu dikkate alındığında artık temin edilemeyen ve bu sebeple üretilemeyen dökme veya torba çimentodan kaynaklanan kâr kaybının da bulunmadığı,

netice itibariyle, davacının dönem sonu itibariyle 16.930 ton (16.930/300=) 56 günlük klinker stoğunun bulunduğu da dikkate alındığında davacının talep ettiği klinkerin, kısmen veya tamamen davalı tarafından temin edilememesi ve bu nedenle davacının temin edemediği klinkeri satamaması veya üretimde kullanamaması nedeniyle zarara uğramasının söz konusu olmadığı, bu yönüyle de davacının bir zararının oluşmaması sebebiyle lehine tazminata hükmedilmesinin koşullarının bulunmadığı gerekçelerine istinaden davanın reddine dair karar verilmiştir.

İSTİNAF NEDENLERİ

Karar yasal süresinde davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Davacı vekili istinaf dilekçesinde.

Rekabet Kurulunca alınan kararlar ve bu kararlara yönelik yargı süreçleri dikkate alındığında davalı şirketin, müflis şirkete karşı uyguladığı fiillerin 4054 sayılı Kanunu ihlal ettiğinin kesinleştiğini, başka bir ifadeyle davalının eylemlerinin hukuka aykırı olduğu hususunun yargı kararları ile kesinleşen Rekabet Kurulu kararı ile sabit hale geldiğini, Mahkemenin kabulünün aksine taraflarınca açılan davanın haksız rekabete dayalı bir tazminat davası olmadığını, bu nedenle hukuki nitelendirmenin yanlış yapıldığını, huzurdaki davanın 4054 sayılı Kanuna aykırılığa dayalı bir tazminat davası olduğunu,

şikayet üzerine 26/06/2003 tarihinde başlayan soruşturma sonrasında Rekabet Kurulunun 13/01/2005 tarihli kararıyla davalının mal vermeme eyleminin 4054 sayılı Kanunu ihlal ettiğine karar verildiğini, ayrıca soruşturma devam ederken Kurulun 09/10/2003 tarihli sayılı geçici tedbir kararı ile günlük 300 ton klinkerin 29 USd fiyatla sağlanması gerektiğine hükmettiğini, ancak Mahkemenin, davalının mal tedarik zorunluluğunun bu geçici tedbir kararı nedeniyle ortaya çıktığı gibi bir kanaate sahip olduğunu, uysa bu karar olmasaydı dahi davalının mal verme zorunluluğunun var olmaya devam edeceğini, davalının talebi üzerine Danıştayın,

söz konusu geçici tedbir kararının yürütmesini durdurmasının mal tedarik zorunluluğunu ortadan kaldırmadığını, kaldı ki Danıştay kararının da hukuka aykırı bulunarak bozulması ile geçici tedbir kararının hukuka uygun bulunarak yargısal denetimden geçerek kesinleştiğini,

buna göre tedbir kararının nihai karara kadar -13/01/2005 tarihli Kurul kararının usuli eksiklik sebebiyle iptal edilmesi sebebiyle Kurul tarafından alınan 20/09/2007 tarihli kararın nihai karar olarak kabul edilmesinin hukuki gereklilik olduğu. yürürlükte olduğunu kabul etmek gerektiğinden Mahkemenin tedbir kararının verildiği tarih ile yürütmenin durdurulmasına karar verildiği tarih arasında (09/10/2003-09/03/2004) tedarik zorunluluğunun söz konusu olduğuna dair kararının açıkça hukuka aykırı olduğunu, Mahkeme gerekçesinin dayandığı 01/10/2020 tarihli raporundaki varsayımlar ve bu doğrultuda mahkemenin kanaatinin tamamıyla yanlış olduğunu,

gerekçeli kararda müflis şirketin, davalıdan yazılı talepte bulunması ve ayrıca mal bedeli için ya teminatın yeterli olması veya mal bedelinin vadesinde ödenmesi gibi koşulların yerine getirilmesi halinde davalının günlük 300 ton klinker tedarik etmek yükümlülüğünde olacağı, bunlar gerçekleşmediği için böyle bir mecburiyetin kabule şayan bulunmadığı ifade edilmiş ise de, yazılı talebin davalının dava boyunca öne sürdüğü ve son bilirkişi raporunda kabul edilen bir varsayım olduğunu ve Mahkemece bu unsurun yanına bir de mal bedelinin ödenmesi gibi başka bir unsur daha eklendiğini,

oysa taraflar arasında uzun yıllar devam eden ticari ilişkinin hiçbir döneminde yazılı talep usulünün uygulanmadığını, davalı ile klinker alışverişlerinde yazılı talep uygulamasının esas değil istisna olduğunu, öte yandan 14/08/2020 tarihli beyan dilekçeleri ekinde sunulan 12 adet çeşitli tarihli klinker taleplerini içeren yazıların da gerek bilirkişi gerekse Mahkeme tarafından hiç dikkate alınmadığını, davalının eylemlerine Rekabet Kurulunun soruşturması sırasında da devam ettiğini,

hatta geçici tedbir kararının 09/03/2004 tarihinde Danıştay tarafından yürütmesinin durdurulmasından sonra davalının Mart ayının son haftasından itibaren klinker satışını tamamen durdurduğunu, Kurulun usuli eksiklik sebebiyle iptal edilen ilk kararının 10/06/2005 tarihinde taraflara tebliğinden sonra müflis şirketin davalıya gönderdiği 13/06/2005 tarihli faks mesajında çok avantajlı bir teklifle klinker almaya talip olunduğu ifade edilmiş ise de cevap alınamadığını, aynı talebin bir ay sonra davalının yönetimi ...'ye geçince de 3 kez iletilmesine rağmen olumlu bir cevap alınmadığını,

bu nedenle müflis şirketin ticari ilişkiyi tekrar kurmaya dönük bu iyi niyetli girişimleri ortadayken 2005 yılında yazılı talepte bulunmadığının söylenemeyeceğini, ayrıca 2006 yılında farklı tarihlerde iki defa daha aylık 20.000 ton klinker ihtiyacını içeren taleplerin iletildiğini, ancak bütün yıl boyunca sadece 4.498 ton klinker tedarik edilebildiğini, tüm bu hususların bilirkişi ve Mahkeme tarafından görmezden gelinerek müflis şirketin yazılı talepte bulunmadığının öne sürülebildiğini, Mahkemenin sair gerekçelerinin de doğru olmayıp hukuka aykırı olduğunu,

zira gerekçeli kararda kabul edildiğinin aksine 2005 yılında ilk tesisini kuran ve tam kapasite çalışmaya 2008 yılında başlayan ...

Çimento firmasının 2008 yılından önce klinker ham maddesi bakımından alternatif temin kaynağı olmadığını, bunun dışında davalının mal vermeyi kesmesi sebebiyle pahalı olmasına rağmen Mısır ve İsrail'den klinker ithal edilmeye başlanmış ise de davalının klinker ithalatını engellemeye çalıştığını, hatta bu konunun Rekabet Kurulunun soruşturmasında da gündeme gelerek Kurul kararın yer aldığını, diğer taraftan Mahkemenin gerekçeli kararında, davacının ithalat veya sair kaynaklarından mal tedarikinin imkansız olmadığının ifade edildiğini, ancak bu tespitin de doğru olmadığını,

zira davalının mal vermeyi kesmesi üzerine müflis şirket ithalat ve başka kaynaklarından mal tedariki yoluna gitmiş ise de bu tedariklerin her zaman davalı fiyatlarının çok üzerinde olduğunu ve bu durumun da müflis şirketin uygun fiyata çimento üretememesine ve rakipleri ile rekabet edememesine ve nihayetinde de iflas etmesine neden olduğunu, bu nedenle alternatif tedarik kaynaklarının ticari olarak müvekkili açısından asla uygun olmadığını, somut olayda yapılması gerekenin bilirkişiye ek çalışma yaptırılarak,

Rekabet Kurulunun geçici tedbir kararının yürürlükte olduğu dönem için getirilen zorunluluk, bu tarih dışındaki dönem için referans alınarak günlük 300 ton tedarik zorunluluğu nedeniyle 2003-2008 dönemi içinde ne kadar klinker tedarik edilmesi gerektiği ve her bir dönem için davalının, müflis şirkete tedarik ettiği klinker miktarı ile tutarı, müflis şirketin aynı dönemde başka tedarik kaynaklarından temin ettiği klinker miktarı ve tutarının tespit edilmesi gerektiği -ki bu hususların bilirkişi ...'un raporunda ayrıntılı bir şekilde yer aldığı-,

sonra da başka kaynaklardan temin edilen klinker fiyatı ile davalıdan temin edilen klinker fiyatı arasında fark varsa bu farkın tespit edilmesi gerektiğini, oysa Mahkemenin bunun yerine eksik inceleme ve yanlış hukuki değerlendirme yaparak davanın reddine karar verdiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde, istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.

DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE

Dava, 4054 Sayılı Rekabetin Korunması Hakkındaki Kanundan kaynaklanan tazminat istemine ilişkin olup davacı eldeki davaya konu tazminat talebini 4054 sayılı Kanun kapsamında ihlalin varlığını tespit eden Rekabet Kurulu kararına dayandırmıştır.

Mahkemenin 05/02/2014 tarihli celsesinde, tarafların iddia ve savunmaları, sunulan deliller ve davalı şirketin 2003-2008 yılı defterlerinin Isparta'daki depoda bulunduğu beyan edildiğinden, Isparta Asliye Hukuk Mahkemesine talimat yazılarak davalı şirketin anılan yıllara ilişkin ticari defter ve kayıtlarının incelemek suretiyle yıllara göre davalının, davacı şirkete kilinker hammadesini satıp satmadığı,

yıllara göre miktarı, yurt içi ve yurt dışına sattığı miktarın ne olduğu ve bu satıştan elde ettiği gelirin ne miktarda bulunduğu konusunda bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiş olup bilirkişi tarafından sunulan 20/05/2014 tarihli raporda, usulüne uygun tutulduğu belirtilen davalıya ait incelenen ticari defterlere göre, davalı tarafından 2003-2008 yılları arasında yıl bazında yapılan tespitlere göre ...

AŞ'ye satılan klinker malzemesi ile davalı şirket tarafından yapılan ithalat ve ihracatların tonajı ve satış miktarı tespit edilmiştir.Mahkemenin 23/06/2014 tarihli celsesinde, tarafların iddia, savunmaları ve sunulan deliller tüm dosyanın kapsamı rekabet kurulu kararı, davacı şirketin defter ve kayıtları birlikte incelenerek 4054 sayılı yasanın 57. ve 58. maddeleri kapsamında davacının davalıdan istenebilir tazminat alacağının olup olmadığı,

varsa miktarının ne olduğu konusunda 3 kişilik bilirkişi heyetinden rapor alınmasına karar verilmiş olup 01/03/2016 tarihli 3'lü bilirkişi heyeti raporunda, davalının TTK'nun haksız rekabet ve ...'nin hükümlerine aykırı davranmak suretiyle davacının zararına neden olduğu, davacının uğramış olduğu zararın ibraz edilen ticari defter ve dayanaklarından tespit edilemediği,

bu bakımıdan davacının uğramış olduğu zararın TBK'nun 50. maddesi hükmü dikkate alınarak Mahkemece takdir edilebileceği belirtilmiştir.Mahkemenin 16/05/2016 tarihli celsesinde Isparta Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesine talimat yazılarak davalı şirketin ticari defter ve kayıtları üzerinde inceleme yapılarak yine daha önce yazılan talimat doğrultusunda alınan bilirkişi Dr. ... tarafından düzenlenen raporda dikkate alınarak davacı tarafın günlük 300 ton klinker ifası zorunluluğu bulunduğu iddiası ile davalı tarafın böyle bir zorunluluğu bulunmadığı iddialarının rekabet kurulu kararları da göz önünde bulundurularak davalının 2003 ve öncesi eksik

ifa nedeniyle elde ettiği kar ile 2003-2008 yılları arasında eksik ifa nedeniyle elde ettiği kar miktarının tespitinin istenmesine karar verilmiş olup 04/11/2016 tarihli 2'li bilirkişi heyeti raporunda, ... AŞ'nin 2003-2008 yılları arasındaki klinker ve çimento satışlarına ilişkin olarak bilirkişi Dr. ... tarafından düzenlenen raporda yeralan tespitlerin, ... AŞ defter ve kayıtları ile uyumlu olduğu, ... AŞ'nin davasına dayanak yaptığı "... AŞ'nin, ...

AŞ'ye 2003-2008 yılları arasında günlük 300 ton klinker satması gerektiğ" yolundaki iddiasının, dosyada bulunan Rekabet Kurulu ve yargı kararları ile örtüşmediği ve bu kararlardan böyle bir sonuç çıkarmanın mümkün olmadığı, kaldı ki bir an için aksi düşünüldüğünde de gerek dava dosyasında sunulan deliller arasında gerekse davalının defter belgeleri üzerinde yapılan incelemelerde, ...

AŞ'nin yazılı olarak klinker talep etmediği dönemlerde talep olmadan mal satışı yapılamayacağı ve yazılı talepte bulunduğu durumlarda da davalı nezdindeki teminatının yeterli olması, mal bedellerini vadesinde ödemesi gibi satış koşullarını yerine getirmediği cihetle, günlük 300 ton mal verme mecburiyetinin bu yönden de kabule şayan bulunmadığı, bu durumda ... AŞ açısından ortada eksik ifa edilen bir miktar bulunmadığından, ...

AŞ'nin eksik ifa nedeniyle elde ettiği kar miktarının tespitinin de söz konusu olamayacağı, zaten hesaplama yapılabilmesi için teknik ve hukuksal gerekli şartların da oluşmadığı bildirilmiştir.Mahkemenin 25/10/2017 tarihli celsesinde, dosyanın yeni seçilecek bilirkişi heyetine tevdii ile, taraf iddia ve savunmaları, ibraz edilen deliller, Dr. ... tarafından düzenlenen raporda, itirazlar da irdelenmek suretiyle öncelikle eksik ifanın bulunup bulunmadığı,

bulunması halinde davacı tarafın günlük 300 ton klinker ifası zorunluluğu bulunduğu iddiası ile davalı tarafın böyle bir zorunluluğu bulunmadığı iddialarının da rekabet kurulu kararları da göz önünde bulundurularak davalının 2003 ve öncesi eksik ifa iddiası nedeniyle elde ettiği kar ile 2003-2008 yılları arasında eksik ifa nedeniyle elde ettiği kar miktarının tespitinin istenmesine karar verilmiş olup 23/11/2018 tarihli 3'lü bilirkişi heyeti raporunda, davacı şirket tarafından iddia edilen günlük 300 ton,

yıllık ortalama 105.000 ton klinkerin eksik ifa edildiği iddiası nedeniyle raporda zikredilen hesaplamaların eksik ifa edilen miktar üzerinden elde edildiği, ana mamul olan çimentonun içeriğindeki % klinker oranı değiştikçe 2003-2008 yılları arasında oluşan nihai ürünün de değiştiği, kaldı ki bir an davacının zarara uğradığı düşünülse bile, zarara uğradığı hangi tür mamulün ne kadar satıldığı bilinemeyeceğinden bu zararın hesaplanmasının da mümkün olmayacağı, Rekabet Kurulu kararının, davalı şirketin 2000 ile 2003 yılları arası ile 2004 yılının ilk aylarındaki davranışlarını incelemek suretiyle tanzim edildiği,

Kurulun nihai kararı ile davacı şirketin iflas ettiği ana kadar geçen sürede davalı şirketin davranışlarında bir değişim olmadığı gibi tedarik edilen miktarlarda düşüş de yaşandığı ve hukuka aykırılığın fiili olarak devam ettiği, Rekabet Kurulunca günlük 300 ton klinkerin satışının 29 USD fiyatla sağlanması gerektiğine yönelik geçici tedbir kararının verildiği tarih ile kararın yürütmesinin durdurulmasına karar verildiği tarih arasında (09/10/2003-09/03/2004) tedarik zorunluluğunun söz konusu olduğu,

Rekabet Kurulunun 13/01/2015 tarih ve 05-05/42-17 sayılı ilk nihai kararı Danıştay kararı ile iptal olmuş ise de, bu karar ile 13/01/2005 tarihinde soruşturmanın sonuçlandığı, 07-76/908-346 sayılı Kurul kararının soruşturma açılmaksızın verildiğini, bu sebeple geçici tedbir kararının sonuçlarının 13/01/2005 tarihi itibarıyla sonlandığının kabul edilmesi gerektiği, bu durumda tedarik zorunluluğu sadece 09/10/2003-09/03/2004 tarihleri arasında mevcut olup bu tarihten 13/01/2005 tarihine kadar yürütmenin durdurulması kararının yürürlükte olması,

devamında ise soruşturmanın sonlandırılmış olması gerekçeleriyle tedarik zorunluluğu içeren idari bir tasarrufun bulunmadığı, davacı tarafından davalıya isnat edilen haksız fiilin varlığının Rekabet Kurulu kararında yer alan uyumlu eylemin varlığı yönündeki tespite istinaden saptandığı, hükmolunacak tazminatın, doktrinde öngörülen tazminat yöntemlerine göre, davacı şirketin ticari defterleri üzerinde inceleme yapılması ve bu incelemelerden hareketle yapılacak mali değerlendirmelerle tespit edilebileceği bildirilmiştir.

Mahkemenin 19/02/2019 tarihli celsesinde, taraf vekillerinin bilirkişi raporuna karşı beyan ve itirazları, yine davacı vekilinin celse arasında dosyaya ibraz ettiği idare hukukçusundan alınan özel mütalaa ve davalı vekilinin mütalaaya karşı beyanları nazara alınarak dosyanın rapor hazırlayana bilirkişi heyetine tevdi ile itirazları irdeleyen ek rapor tanziminin istenmesine karar verilmiş olup 12/10/2019 tarihli bilirkişi heyetinin ek raporunda, somut olayda geçici tedbir kararının 09/10/2003 tarihinde verildiği ve yürütmesinin 09/03/2004 tarihinde Danıştay kararı ile durdurulduğu,

daha sonraki bir tarihte geçici tedbir kararının iptal olunduğu, bu kararın da bozulduğu, en nihayetinde geçici tedbir kararının iptali davasının reddedildiği anlaşılmış ise de bu tarihlerin geçici tedbir kararının yürürlüğü üzerinde bir etkisinin olmadığı, zira geçici tedbir kararını tekrar yürürlüğe sokacak bir yargı kararı oluşturulmadan önce Rekabet Kurulunun soruşturmayı sonuçlandırarak kararını tanzim ettiği, bu nedenle günlük 300 ton klinker tedariki zorunluluğunun geçici tedbir kararının yürürlükte olduğu 09/10/2003-09/03/2004 tarihleri arasındaki dönemle sınırlı olduğu,

ayrıca Kurulun nihai kararı ile davacı şirketin iflas ettiği ana kadar geçen sürede davalı şirketin davranışlarında bir değişim olmadığı gibi tedarik edilen miktarlarda düşüş de yaşandığı ve hukuka aykırılığın fiili olarak devam ettiği yönündeki kanaatlerini muhafaza ettikleri, davacı, RKHK m. 58/2 uyarınca bir seçimlik hakkı kullandıkları ve bu hak uyarınca, davalının elde ettiği kârın üç katını tazminat olarak talep ettiklerini, bu nedenle davacının değil, davalının ticari defterleri üzerinde inceleme yapılması gerektiğini belirterek kök raporda ulaşılan sonuca itiraz etmiş ise de, bu itirazın değerlendirilmesi,

üç kat tazminat talebi ile zarar arasındaki farkın ortaya konulmasını gerektirdiği, buna göre, zarar haksız unsurlarından biri iken, üç kat tazminatın, zarar gören kişilerin talebi üzerine mahkeme tarafından, meydana gelen zararın üç katı oranında kararlaştırılabilen bir tazminat türü olduğunu, kök raparda zararın tespitinde kullanılabilecek metotların paylaşıldığı ve öncelikle davacı şirketin ticari defterleri üzerinde inceleme yapılması gerekeceği kanaatlerini muhafaza ettikleri, zira bu şekilde öncelikle bir kâr kaybının mevcut olup olmadığının ve zararın varlığının ortaya konulacağı, Mahkemenin 10/12/2019 tarihli celsesinde, Doç.

Dr. ...marifetiyle davacıya ait ticari defterler üzerinde inceleme yapılmasına, bilirkişiden davacının üretimini yaptığı ... tipi çimento için davalı tarafça günlük 300 ton klinker tedariki ifasının zorunluluğunun takdiri Mahkemeye ait olmak üzere 09/10/2003-09/03/2004 tarihleri ile sınırlı olmak üzere ve yine takdiri Mahkemeye ait olmak üzere davacı iddiası doğrultusunda 09/10/2003-08/2008 yılları arasını kapsamak üzere Rekabet Kanununun 58/2 maddesi uyarınca davacının seçimlik hakkının davalının elde ettiği karın 3 katı tazminat olarak talep ettiği nazara alınarak belirtilen dönemlere yönelik olarak davacı ticari defteleri üzerinde

inceleme yapılmak suretiyle mal vermeme yönündeki davranışın davacıda kar kaybı yaratıp yaratmadığı, kar kaybı yaratması halinde davacı zararının mevcut olup olmadığının tespitinin istenmesine karar verilmiş olup 01/10/2020 tarihli bilirkişi raporunda, davacı tarafından ibraz edilen defter ve belgelere ile davalı ve davacıdan temin edilen yazılı bilgilere göre, davacının stoklarında 2003 yılı sonu itibariyle 16.930 ton, 2004 yılı sonu itibariyle 19.184 ton, 2005 yılı sonu itibariyle 20.902 ton, 2007 yılı sonu itibariyle 7.695,07 ton ve 26/08/2008 itibariyle 17.207 ton klinkerın bulunduğu,

davacının uğramış olabileceği kar kaybı veya zararın hesaplanabilmesi için davalının temin etmek zorunda olduğu klinker miktarının tespitinin zorunlu olduğu, davalının temin etmek zorunda olduğu klinker miktarının, davacı tarafından klinker talep edilip edilmediği, talep edilen klinkerin bedelinin ödenip ödenmediği, teminata bağlanıp bağlanmadığı,

yükleme için talep edilen klinkeri taşımaya uygun tonajda araç gönderip göndermediği gibi hususlar dikkate alınmadan, bir başka ifadeyle davacı tarafından sipariş edilmese, bedeli ödenmese, teminata bağlanmasa veya nakliye için araç gönderilmese de davalının davacıya her gün 300 ton klinker temin/teslim etmesi gerektiği, davacının da ödeme gücü, aldığı klinkeri üretimde kullanma imkanı bulunsun bulunmasın her gün 300 ton klinker almak zorunda olduğu varsayımı ile yapılacak hesaplamanın hayatın doğal akışına uygun olmayacağı, bu nedenle davacının uğramış olabileceği zarar veya kar kaybının hesaplanabilmesi için klinker talebinde bulunulması,

talep edilen klinkerin bedelinin ödenmesi ve nakliye için gerekli araçların temini gibi edimler davacı tarafından yerine getirildiği halde davalının temin etmediği klinker miktarının tespit edilmesi gerektiği, davacı tarafından tüm edimler yerine getirildiği halde, davalıdan temin edilemeyen klinkerin, davalı yerine alternatif kaynaklardan temin edilmesi nedeniyle uğranılan zararın hesaplanması gerektiği, davacı tarafından talep edildiği ve tüm edimler yerine getirildiği halde, davalıdan temin edilemeyen klinkerin stoklarda bulunmadığı ve diğer firmalardan da temin edilemediği tespit edildiği takdirde,

üretilemeyen dökme ve torba çimento dolayısıyla uğranılan kar kaybının hesaplanması gerektiği, buna göre davalıdan temin edilmesi gerektiği varsayılan miktarda klinker temin edilememesi dolayısıyla davacının uğramış olabileceği kar kaybı veya zarar tutarının dönemler itibariyle ortaya konulduğu,

incelenen dönemlerde, tarafların dosyaya ibraz ettiği belgelerle davacının ticari kayıtları dikkate alınarak oluşturulan tabloda, davacı tarafından yazılı olarak talep edilen ve bedeli ödenen klinkerin tamamının davalı tarafından karşılandığının görüldüğü ve yine her inceleme dönemi için hesaplama yapılırken, davalının teknik ekonomik şartlar nedeniyle klinker veremeyeceği, klinker fırınlarının arıza, bakım, revizyon vb. nedenlerle çalışmadığı duruş günleri ile yükleme tekniğinden kaynaklanan eksiklikler,

davacının resmi tatil ve benzeri sebeplerle duruş yaptığı ve dolayısıyla alım satım yapmasının mümkün olmadığı günler için hesaplanan klinker miktarlarının düşülmediği, bu doğrultuda yapılan inceleme neticesinde davacının 09/10/2003-31/12/2003 döneminde zarara uğrayıp uğramadığı; davacının dönem sonu itibariyle 16.930 ton yani 56 günlük (16.930/300) klinker stokunun bulunduğu dikkate alındığında, davacının talep ettiği klinkerin, kısmen veya tamamen davalı tarafından temin edilememesi ve bu nedenle davacının temin edemediği klinkeri satamaması veya üretimde kullanamaması nedeniyle zarara uğramasının söz konusu olmadığı,

davacının 01/01/2004-09/03/2004 döneminde zarara uğrayıp uğramadığı; davacının talep ettiği klinkerin davalı tarafından kısmen veya tamamen temin edilememesi ve bu nedenle davacının temin edemediği klinkeri satamaması veya üretimde kullanamaması nedeniyle kar kaybına veya zarara uğraması gibi bir durumun söz konusu olmadığı, davacının 10/03/2004-31/12/2004 döneminde zarara uğrayıp uğramadığı;

dönem sonunda 19.184 ton yani 64 günlük (19.184/300) klinker stokunun bulunduğu dikkate alındığında, davacının talep ettiği klinkerin, davalı tarafından kısmen veya tamamen temin edilememesi ve bu nedenle davacının temin edemediği klinkeri satamaması veya üretimde kullanamaması nedeniyle kar kaybı veya zarara uğraması gibi bir durumun söz konusu olmadığı, davacının 01/01/2005-31/12/2005 döneminde zarara uğrayıp uğramadığı;

dönem sonunda 20.902 ton yani 70 günlük (20.902/3005) klinker stokunun bulunduğu dikkate alındığında, davacının talep ettiği klinkerin, davalı tarafından kısmen veya tamamen temin edilememesi ve bu nedenle davacının temin edemediği klinkeri satamaması veya üretimde kullanamaması nedeniyle zarara uğraması gibi bir durumun söz konusu olmadığı, davacının 01/01/2006-31/12/2006 döneminde zarara uğrayıp uğramadığı;

davacının talep ettiği klinkerin, davalı tarafından kısmen veya tamamen temin edilememesi ve bu nedenle davacının temin edemediği klinkeri satamaması veya üretimde kullanamaması nedeniyle kar kaybı veya zarara uğraması gibi bir durumun söz konusu olmadığı, davacının 01/01/2007-31/12/2007 döneminde zarara uğrayıp uğramadığı;

davacının dönem sonunda 7.695,07 ton yani 26 günlük (7.695,07/300) klinker stokunun bulunduğu dikkate alındığında, davacının talep ettiği klinkerin, davalı tarafından kısmen veya tamamen temin edilememesi ve bu nedenle davacının temin edemediği klinkeri satamaması veya üretimde kullanamaması nedeniyle kar kaybı veya zarara uğraması gibi bir durumun söz konusu olmadığı, davacının 01/01/2008-26/08/2008 döneminde zarara uğrayıp uğramadığı;

dönem sonunda 17.207 ton yani 57 günlük (17.207/300) klinker stokunun bulunduğu dikkate alındığında, davacının talep ettiği klinkerin, kısmen veya tamamen davalı tarafından temin edilememesi ve bu nedenle davacının temin edemediği klinkeri satamaması veya üretimde kullanamaması nedeniyle zarara uğraması gibi bir durumun söz konusu olmadığı,

sonuç olarak işbu rapor tanzim edilirken davalının klinker temin etmesi gerektiği varsayılan gün sayısı, günlük 300 ton klinker temin edilmesi gerektiği varsayımıyla davalı tarafından klinker temin edilmesi gerektiği varsayılan gün sayısı ile günlük 300 ton klinkerin çarpılması suretiyle davalı tarafından temin edilmesi gerektiği varsayılan toplam klinker miktarı, davalı tarafından temin edilmesi gerektiği varsayılan toplam klinker miktarının, davalı tarafından temin edilip edilmediği,

davacının 31.12.2003, 31.12.2004, 31.12.2005, 31.12.2006, 31.12.2007 ve 26.08.2008 tarihi itibariyle stoklarında bulunan klinker miktarının tespit edilerek hesaplama yapıldığı, buna göre 2003, 1.1.2004-9.03.2004, 10.03.2004-31.12.2004, 2005, 2006, 2007 ve 2008 dönemlerinde, davacı tarafından talep edilen, bedeli ödenen ve/veya teminata bağlanan klinkerin tamamının davalı tarafından karşılandığı, davacının talep ettiği klinkerin, kısmen veya tamamen davalı tarafından temin edilememesi ve bu nedenle davacının temin edemediği klinkeri satamaması veya üretimde kullanamaması nedeniyle zarara uğraması gibi bir durumun söz konusu olmadığı,

davalı tarafından karşılanması gereken klinker miktarı, davalı tarafından karşılandığı gibi, diğer firmalardan da klinker tedarik edildiği, davacının dönemler itibariyle tespit edilen klinker stoğu da dikkate alındığında, artık temin edilemeyen klinker nedeniyle üretilemeyen dökme ve/veya torba çimentodan kaynaklanan kar kaybından söz edilemeyeceği bildirilmiştir.Davacı şirket tarafından 07/05/2003 tarihinde Rekabet Kurulu'na yapılan şikayet başvurusunda, Akdeniz Bölgesinde çimento pazarında ...

A.Ş. ile birlikte faaliyette bulunan ... A.Ş. San. ve .. A.Ş., .... A.Ş. ve ....

A.Ş.'nin çimento ve hazır beton piyasalarını kendi kontrollerinde tutmak amacıyla, çimento üretim süresindeki ara mamül olan klinker ürünü için piyasa unsurlarını ve arz miktarını kontrol ettikleri, arz miktarını piyasa dışında belirledikleri, rakip teşebbüs konusundaki öğütme tesislerinin piyasa faaliyetlerinin zorlaştırılmasına, kısıtlanmasına veya piyasada faaliyet gösteren teşebbüslerin boykot ya da diğer davranışlarla piyasa dışına çıkartılmasına çalıştıkları iddialarında bulunulmuştur.

Bunun üzerine Rekabet Kurulu'nun 26/06/2003 tarih ve 03-45/522-11 sayılı kararı ile anılan teşebbüsler hakkında 4054 sayılı Kanunun 4. maddesinde yasaklanmış olan davranışların gerçekleştirilip gerçekleştirilmediğinin tespiti amacıyla soruşturma açılmasına karar verilmiştir.Soruşturma devam ederken davacı şirketin 30/09/2003 tarihinde kurum kayıtlarına giren başvurusu ile geçici tedbir kararı verilmesini talep etmesi üzerine Rekabet Kurulu'nun 09/10/2003 tarih ve 03-66/795-M sayılı kararı ile, ....

AŞ'nin, ... ve...AŞ'ye uyguladığı ve ekonomik gerekçelerden yoksun olduğu anlaşılan klinker arzı kısıtlamasının ciddi ve telafi olunamayacak zararlar doğuracağı kanaatine varılarak yürütülmekte olan 26/06/2003 tarihli soruşturma sonuçlanıncaya kadar, 4054 sayılı Kanunun 9. maddesinin 4. fıkrası uyarınca, ...

AŞ'nin, ... ve ...AŞ'ye ihlalden önceki duruma uygun ve durumu koruyucu nitelikte olmak üzere, günlük 300 ton klinker satışının 29 USD fiyatla sağlanması yönünde geçici tedbir kararı verilmiştir..... AŞ tarafından, Rekabet Kurulunca tesis edilen geçici tedbir kararının iptali ve yürütmesinin durdurulması istemli Danıştayda dava açılmıştır.

Danıştay 10. Dairesinin 09/03/2004 tarih ve 2003/5592 Esas sayılı kararı ile, söz konusu geçici tedbir kararının yürütmesinin durdurulmasına karar verilmiş olup Kurulun itirazı üzerine Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 01/07/2004 tarih ve 2004/268 Esas sayılı kararı ile yürütmesinin durdurulması isteminin kabulüne ilişkin kararın kaldırılmasına yönelik itiraz da reddedilmiştir.

Akabinde Danıştay 13. Dairesinin 26/12/2006 tarih ve 2005/132 Esas 2006/4944 Karar sayılı kararı ile ise, geçici tedbir kararının hukuka aykırı olduğundan bahisle iptaline karar verilmiştir.

Bu kararın temyiz edilmesi üzerine Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 29/03/2012 tarih ve 2007/375 Esas 2012/232 Karar sayılı kararı ile dava konusu geçici tedbir kararında hukuka aykırılık bulunmadığından bahisle Daire kararının bozulmasına karar verildiği, sonrasında aynı Dairenin 18/06/2015 tarih ve 2012/3959 Esas 2015/2233 Karar sayılı kararı ile bozma kararında belirtilen gerekçelerle davanın reddine karar verildiği, bu kararın ise temyiz edilmesi üzerine onandığı ve karar düzeltme taleplerinin de reddedilerek kesinleştiği anlaşılmıştır.

Rekabet kurulu tarafından yürütülen soruşturma sonucunda 13/01/2005 tarih ve 05-05/42-17 sayılı karar ile, .... A.Ş., ... A.Ş. .... A.Ş., .A.Ş. ve .... A.Ş.'nin bulunduğu coğrafi alanda uyumlu eylem halinde mal vermeyi reddetmek suretiyle çimento ve hazır beton pazarında rakip konumunda olan ...AŞ'nin piyasa dışına çıkartılmaya çalışıldığına; .... A.Ş. ve ....

A.Ş.'nin idari para cezası ile cezalandırılmasına, eyleme katılmayan diğer teşebbüsler hakkında ceza verilmesine yer olmadığına oyçokluğuyla. 4054 sayılı Kanunun 9. maddesi uyarınca, rekabetin tesisi ve ihlalden önceki durumun korunmasını teminen, ihlale son verilmesi gereğinin ilgili teşebbüslere bildirilmesine oybirliği ile karar verilmiştir. ....

A.Ş. tarafından bu kararın kendisiyle ilgili olan kısmının iptali için açılan davada Danıştay 13. Dairesinin 27/06/2006 tarih ve 2005/7482 Esas 2006/2748 Karar sayılı kararı ile, soruşturmayı yürüten Kurul üyesinin, nihai karar toplantısına katılarak oy kullandığı gerekçesiyle dava konusu Rekabet Kurulu kararında hukuka uyarlık bulunmadığı belirtilerek kararın ....

AŞ'ye ilişkin kısmının iptaline karar verilmiştir.Rekabet Kurulunun 13/01/2005 tarih ve 05-05/42-17 sayılı kararının Danıştay kararı ile iptal edilmesi üzerine yeniden yapılan değerlendirme neticesinde Kurulun 20/09/2007 tarih ve 07-76/908-346 sayılı kararı ile, .... AŞ ve .... AŞ'nin uyumlu eylem halinde mal vermeyi reddetmek suretiyle çimento ve hazır beton pazarında rakip konumunda olan ... AŞ'yi piyasa dışına çıkartmaya çalıştığına;.... A.Ş. ve ...

A.Ş.'nin idari para cezası ile cezalandırılmasına oyçokluğuyla karar verilmiştir. .. ...

AŞ tarafından kararın kendisine ilişkini kısmının iptali için açılan davada Danıştay 13. Dairesinin 06/12/2011 tarih ve 2008/2537 Esas 2011/5616 Karar sayılı kararı ile, dava konusu Rekabet Kurulu kararında hukuka aykırılık bulunmadığından bahisle davanın reddine karar verilmiş olup temyiz edilen söz konusu kararın Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 03/11/2014 tarih ve 2012/1325 Esas 2014/3407 Karar sayılı kararı ile onanmasına karar verilmiştir.

Son olarak Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 18/12/2017 tarih ve 2015/1169 Esas 2017/4362 Karar sayılı kararı ile karar düzeltme talebinin reddine karar verilmiştir."...Dava, 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkındaki Yasası’nın 58 nci maddesine dayalı tazminat istemine ilişkindir.

Davacının davasına dayanak yaptığı 4054 sayılı Yasa’nın 4 nci maddesindeki eylemlerin varlığı halinde aynı Yasanın 8 nci maddesinde ihlalin nasıl engelleneceği açıklanmış, yetkili birimin Rekabet Kurulu olduğu belirtilmiştir. Ayrıca, 4054 sayılı Yasa’nın 55 nci maddesinde Kurulun soruşturma usulü ve kararlarına karşı Danıştay’a başvurulabileceği hüküm altına alınmıştır.

Bu Yasanın 57 ve 58 nci maddelerinde ise rekabeti önleyici eylemlerin tespitinden sonraki tazminat talepleri düzenlenmiş, açılacak davalarda Adli Yargıdaki mahkemelerin görevli olduğu belirtilmiştir. Tazminata hükmedilebilmesi için, mahkemenin de doğru olarak belirlediği gibi uyuşmazlığa konu uygulamanın veya anlaşmanın 4054 sayılı Yasa’ya aykırılığının tespit edilmesi zorunludur. Bu durumun da Rekabet Kurulu kararı ile tespit edilmesi gereklidir.

Somut olayda davacı taraf tazminata konu eylemle ilgili olarak davadan önce Rekabet Kurulu’na başvurmuş, yargılama sırasında da anılan Kurul tarafından davalılar eylemlerinde 4054 sayılı Yasa’ya aykırılık bulunmadığına dair karar verilmiştir. Ancak, davacı taraf Kurul kararına karşı Danıştay’a başvurmuştur.

Bu durum karşısında, davacının tazminata konu eylemlerin 4054 sayılı Yasa’ya aykırılığının tespiti bakımından davadan önce Rekabet Kurulu’na başvurduğu dikkate alınıp, başvuru sonucunun kesinleşmesinin beklenilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir..." (Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2010/400 Esas 2010/1105 Karar sayılı ilamı).Yargıtay uygulamasına göre,

rekabetin ihlal edildiğinden bahisle 4054 sayılı Kanunun 57. ve 58. maddelerine dayalı tazminat istemine ilişkin davalarda tazminata hükmedilebilmesi için öncelikle 4054 sayılı Kanun kapsamında bir ihlalin varlığının mevcut olması gerekir. Böyle bir ihlalin tespiti ise ancak Rekabet Kurulunun kesinleşmiş kararı ile saptanacaktır.

Somut olayda, davacının rekabetin ihlal edildiğinin tespiti talebi bulunmayıp işbu davaya konu tazminat istemi 4054 sayılı Kanun kapsamında ihlalin varlığını tespit eden Rekabet Kurulu kararına dayanmaktadır. Buna göre davacı tarafın şikayete konu eyleminin 4054 sayılı Kanunun 4. maddesini ihlal ettiği yukarıda belirtildiği şekilde yargısal süreçlerden geçerek kesinleşen Rekabet Kurulu kararı ile tespit edilmiştir.

Somut olayda, davacı taraf işbu dava ile, Kurul kararı ile tespit edilen davalı tarafından yapıldığı sabit olah ihlal sebebiyle uğradığı zararın 3 katına kadar tazmin edilmesini talep etmiştir.

Davacı taraf zarara uğradığı zaman periyodunun, davalı tarafından arz kısıtlamasının başladığı 06/05/2003 tarihi ile faaliyetlerini durdurduğu -iflasın ertelenmesi talebi ile Mahkemeye başvurulan tarih- 26/08/2008 tarihleri arasında olduğunu iddia etmiş olup bu zararının ise, davalının günlük 300 ton klinker tedarik etme yükümlülüğüne uymamasından kaynaklandığını ileri sürmüştür.

Davacı, davalının bu miktarda tedarik yükümlülüğünün 13/01/2005 tarihli Rekabet Kurulu kararı ile belirlendiğini, hatta bu miktarın asgari ihtiyacı belirleyen referans bir değer olduğunu belirtmiş ise de, bahsi geçen Kurul kararından böyle bir sonuç çıkarmak mümkün değildir.

Böyle bir yükümlülük sadece Kurulun, davacıya günlük 300 ton klinker satışının 29 USD fiyatla sağlanması yönünde verdiği geçici tedbir kararının yürürlükte kaldığı 09/10/2003-09/03/2004 tarihleri arasında geçerli olup bu durum ise Danıştayın söz konusu geçici tedbir kararının yürütmesinin durdurulmasına ve İdari Dava Daireleri Kurulunun da buna yönelik itirazın reddine karar vermesi ile son bulmuştur.

Her ne kadar 2006 yılında Danıştay ilgili dairesinin geçici tedbir kararının iptaline yönelik kararı temyiz edilmesi üzerine bozulmuş ve neticede bozmaya uyularak geçici tedbir kararının iptaline yönelik davanın reddi kararı temyiz ve karar düzeltme süreçlerinden geçerek kesinleşmekle artık geçici tedbir kararının hukuka aykırı olmadığı sonucu doğmuş ise de,

geçici tedbir kararının yürütmesinin durdurulduğu 09/03/2004 tarihi ile Kurulun 13/01/2005 tarihli ilk kararına kadar olan dönem içerisinde davalı tarafından uyulması zorunlu bir tedbir kararı yürürlükte olmadığından bu dönem bakımından davalının klinker tedarik etmek gibi bir yükümlülüğünden bahsedilemez.

Soruşturmanın tamamlanmasının akabinde Kurul tarafından 13/01/2015 tarihinde karar verilmekle artık bu tarihten sonra geçici tedbir kararının iptaline yönelik davanın reddedilmesi böyle bir yükümlülüğün doğmasına yol açmaz.

Sonuçta günlük 300 ton klinker tedariki Kurulun geçici tedbir kararı ile takdir ettiği bir miktardan ibaret olup iddia edildiği üzere talebe konu tüm dönem bakımından böyle bir tedarik zorunluluğu yoktur.Kurul kararı uyarınca davalının, davacıya günlük 300 ton klinker tedarik yükümlülüğü bulunmadığı -geçici tedbir kararının yürürlükte bulunduğu dönem hariç- bir üst paragrafta açıklanmış olup bunun dışında böyle bir yükümülüğü öngören taraflar arasında yapılmış bir yazılı bir sözleşmede bulunmamaktadır.

Zira davacı taraf da davalı ile arasında talebe konu 2003-2008 dönemi bakımından -davalı yönetiminin ...'de olduğu 2008 yılı hariç- yazılı bir klinker satış sözleşmesi yapılmadığını kabul etmekte birlikte klinker veya çimento alımına dair işlemlerin en başından beri yazılı talepler veya sözleşmelere göre yapılmadığını, fiyat ve miktar konusunda şifahi mutabakatlar üzerine günlük sevkiyatların her iki şirketin sevkiyat departmanları arasında her sabah yapılan telefon trafiği ile gerçekleştiğini beyan etmiştir.

Her ne kadar dosya kapsamına taraflar arasında 2003 yılında yapılmış bir sözleşme sunulmuş ise de sözleşmede klinker satış miktarı konusunda bir belirleme olmadığı gibi davacı tarafından bu sözleşme, asli unsurları bulunmadığından hukuken geçerli olarak da kabul edilmemektedir.Öyleyse yukarıda yapılan açıklamalardan anlaşılacağı üzere davalının günlük 300 ton klinker tedarik etme yükümlülüğü geçici tedbir kararının yürürlükte kaldığı 09/10/2003-09/03/2004 tarihleri arasında geçerli olup bu dönem dışında soruşturmanın başladığı ve Kurulun karar verdiği 13/01/2005 tarihine kadar böyle bir yükümlülük bulunmamaktadır.

Talebe konu 13/01/2005 ile 26/08/2008 tarihleri arasında 4054 sayılı Kanun kapsamında bir ihlalin varlığını dolayısıyla hukuka aykırılığı tespit eden bir Kurul kararı mevcut olmadığından bu dönem bakımından böyle bir tedarik yükümlülüğünün bulunup bulunmadığının tespitine gerek bulunmamaktadır.

Her ne kadar 13/01/2005 tarihli Kurul kararı Danıştay tarafından soruşturmayı yürüten Kurul üyesinin nihai karar toplantısına katılarak oy kullandığı gerekçesiyle usule ilişkin bir sebeple bozulmuş ise de 20/09/2007 tarihli Kurul kararı soruşturma açılmaksızın bozma kararında belirtilen usuli eksiklik giderilmek suretiyle içerik ve sonuç itibariyle bir değişikliğe uğramadan önceki karar ile aynı doğrultuda verildiğinden 13/01/2005 tarihinden sonrasına ilişkin bir hukuka aykırılık tespiti içermeyen 20/09/2007 tarihli Kurul kararına kadar bir tedarik zorunluluğunun bulunup bulunmadığının tespitine gerek yoktur.Somut olayda,

Kurulun 09/10/2003 tarihli geçici tedbir kararı ile bu kararın Danıştay tarafından yürütmesinin durdurulduğu 09/03/2004 tarihine kadar davalının günlük 300 ton klinker tedarik etme yükümlülüğünü yerine getirmediğine yönelik davacının açık bir itirazı bulunmadığı gibi hatta geçici tedbir kararının 09/03/2004 tarihinde Danıştay tarafından yürütmeyi durdurma kararı verilerek kaldırılması üzerine davalının Mart ayının son haftasından itibaren klinker satışını tamamen durdurduğunun davacının beyanlarından anlaşıldığı,

bu tarih aralığı dışında soruşturmaya başlanmasından Kurulun 13/01/2005 tarihli kararına kadar günlük 300 ton klinker tedarik yükümlüğü öngören yazılı bir sözleşme veya Kurul kararı bulunmadığından davacı tarafından talep edilen, bedeli ödenen veya teminata bağlanan klinkerlerin tamamının davalı tarafından karşılandığı, hatta 2003 ve 2004 yılı sonlarında davacının stoklarında belli miktarlarda klinker bulunduğu bilirkişi raporu ile tespit edilmiştir.

Bu durumda dosya kapsamı ve mevcut delil durumu itibariyle Kurul kararında tespit edilen ihlalden kaynaklı olarak davacı zarara uğradığını ispatlayamamıştır. Her ne kadar Mahkemece 13/01/2005 tarihi öncesi ile birlikte bu tarih ile 26/08/2008 tarihleri arasında da fazladan bir değerlendirme yapılmış ise de netice itibariyle varılan sonuç değişmediğinden bu hususa bir sonuç bağlanmasına da gerek duyulmamıştır.

Açıklanan sebeplerle Mahkemece tesis edilen karar isabetli olup davacı vekilinin istinaf başvurusu yerinde görülmemiştir.Açıklanan sebeplerle, ilk derece mahkemesince tesis edilen kararda usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.

HÜKÜ M

Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;1-İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/346 Esas, 2021/92 Karar ve 09/02/2021 tarihli kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 bendi gereğince davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan REDDİNE,2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 427,60 TL harçtan davacı tarafından peşin olarak yatırılan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 368,30 TL harcın davacıdan tahsili ile HAZİNEYE GELİR KAYDINA,

SONUÇ / HÜKÜM

3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA,Dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 bendi ile aynı Kanunun 361/1 maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta süre içerisinde Temyiz Kanun Yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 17/10/2024

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, E. 2021/1639, K. 2024/1165, 17 Ekim 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Gereği Düşünüldü
  4. Cevap
  5. İlk Derece Mahkeme Kararı
  6. İstinaf Nedenleri
  7. Delillerin Tartışılması Ve Gerekçe
  8. Hükü M
  9. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi
Esas No
2021/1639
Karar No
2024/1165
Tarih
17 Ekim 2024

İlgili Kararlar

  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesi E.2021/1650 K.2024/1508
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi E.2021/1660 K.2024/1595
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi E.2021/1681 K.2024/1542
  • İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi E.2021/1684 K.2024/1537
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi E.2021/1690 K.2024/1543
  • Diyarbakır Asliye Ticaret Mahkemesi E.2021/1692 K.2024/1003

Tüm Arşiv

İstinaf (BAM) KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.