KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 12 Eylül 2024
- Dosya no
- 2021/623 Esas
- Karar no
- 2024/910
- İncelenen kararın mahkemesi
- İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 11/01/2021
- Numarası
- 2020/297 Esas, 2021/5 Karar
- Dava
- İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan
Karar Metni
1.886 kelime·9 dk okuma·1 bölüm
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesi ile; davalıya ait araçlar ile 30/04/2017 - 26/10/2019 tarihleri arasında müvekkili şirketin işletme hakkı sahibi olduğu Yavuz Sultan Selim Köprüsü ve Kuzey Çevre Yolundan ihlalli geçiş yapıldığını, geçiş ücreti, para cezası, KDV ve işlemiş faiz olmak üzere toplam 41.940,77 TL'nin tahsili için İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ...
Esas sayılı dosyasında icra takibi başlattıklarını, davalının icra dairesinin yetkisine ve borca itiraz ettiğini, para alacaklısı müvekkilinin yerleşim yeri icra dairesinin takipte yetkili icra dairesi olduğunu, HGS/OGS hesabını müsait tutmak ve geçiş ücretini karşılayacak bakiye bulundurmanın davalının sorumluluğunda olduğunu, davalının otoyolu kullandığı anlarda hesabında geçiş ücretini karşılayacak bakiye bulundurmadığını, ihlalli geçişi takiben 15 gün içinde ödeme yapılması halinde ceza tahakkuk ettirilmediğini, otoyoldan geçiş yapmadığı yönünde bir savunması olmayan davalının geçiş ücretini ödediğini ispat etmesi gerektiğini,
ticari işlerde avans faizi talep edilebileceğini, hükmolunan faiz alacakları katma değer vergisine tabi olduğundan, takipte istenen KDV'nin yasaya uygun olduğunu ileri sürerek davalının takibe itirazının iptaline, takibin devamına ve %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP Davalı şirket vekili cevabında; davada yetkili ve görevli mahkemenin Bakırköy Tüketici Mahkemesi olduğunu, müvekkilinin HGS hesabında geçiş tarihi ve izleyen 15 günlük süre içinde yeterli bakiye bulunduğunu, müvekkiline herhangi bir bildirim yapılmadığından geçiş ücretine dört katı oranında ceza bedeli istenemeyeceğini, müvekkili şirket tüketici konumunda olduğundan ticari faiz talep edilemeyeceğini, müvekkilinin temerrüde düşürülmediğini, alacağın likit olmadığını, davacının takip başlatmakta haksız ve kötü niyetli olduğunu savunarak davanın reddine ve %20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; davalıya ait araçlarla davacının işlettiği köprü ve otoyollardan ihlalli geçişler yapıldığı, ancak bir kısım geçişler için davalının hesabında yeterli bakiye bulunmasına rağmen geçiş ücretinin tahsil edilemediği, geçiş tarihinde ve geçiş tarihini izleyen 15 günlük süre içinde yeterli bakiye bulunması halinde ceza tutarı talep edilemeyeceği, buna göre yapılan hesaplamaya göre daha önce tahsil edilen 1.185,65 TL'nin mahsubundan sonra davacının 28.614,15 TL alacağı bulunduğu, davalının takipten önce temerrüde düşürülmediği,
alacağın likit olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile takibin 28.614,15 TL asıl alacak yönünden devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, asıl alacağın % 20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ Karar yasal süresinde davacı ve davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
Davacı vekili istinaf nedenleri olarak; takip öncesi tahsil edilen tutarın takibe konu edilmediğini, ücretli otoyolu kullanan davalının hesabını müsait tutmadığını, müvekkili şirketin araç sahiplerine ihlalli geçiş yapıldığına dair bir bildirimde bulunma yükümlülüğü bulunmadığını, ihlali geçiş tarihi itibariyle borcun muaccel olduğunu, temerrüt için ihtara gerek bulunmadığını belirterek kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.Davalı vekili istinaf nedenleri olarak;
kararın HMK'nın 297. maddesine aykırı olduğunu, müvekkilinin hesabında geçiş ücretini karşılayacak tutar bulunduğunu, geçiş ihlallerine ilişkin bir bildirimde bulunulmadan ceza tutarına hükmedilmesinin doğru olmadığını, davacının ancak geçiş ücretini isteyebileceğini, müvekkilinin temerrüde düşürülmediğini, taraflar arasında ticari ilişki değil, tüketici ilişkisi bulunduğundan avans faizine hükmedilemeyeceğini, alacak likit olmadığından icra inkar tazminatına hükmedilemeyeceğini,
kötü niyet tazminatı talebinin görmezden gelindiğini belirterek kararın kaldırılmasını ve davanın reddine ve kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE HUKUKİ NİTELENDİRME Dava; ihlalli geçiş bedelinin tahsili için yapılan takibe itirazın iptaline ilişkindir. Dosya kapsamından davacı şirketin 30.900,55 TL geçiş ücreti ve ceza tutarı, 9.356,12 TL işlemiş faiz ve 1.684,10 TL KDV alacağı olmak üzere toplam 41.940, TL'nin tahsili için için davalı aleyhinde İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ...
Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlattığı, davalının takibe süresinde itirazı üzerine itirazın iptali ve takibin devamı için işbu davanın açıldığı anlaşılmaktadır. Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile takipten önceki ödemenin mahsubundan sonra davacının geçiş ücreti ve ceza tutarı olarak 28.614,15 TL alacağı bulunduğu gerekçesiyle bu miktar yönünden davanın kabulüne, 28.614,15 TL'nin % 20'si oranında icra tazminatına hükmedilmesine karar verilmiştir.
Karar yasal süresinde taraf vekillerince istinaf edilmiştir. İstinaf konusu edilen uyuşmazlık; davacının geçiş ücreti ve ceza tutarı alacağı bulunup bulunmadığı, taraflar arasındaki ilişkinin tüketici ilişkisi olup olmadığı, davalının takipten önce temerrüte düşüp düşmediği ve işlemiş faiz talep edilip edilemeyeceği, alacağın likit olup olmadığı hususlarında toplanmaktadır.
1-Davanın dayanağını oluşturan 6001 sayılı Karayolları Genel Müdürlüğünün Hizmetleri Hakkında Kanun’un 30/5. maddesinde “...(5) 4046, 3465 ve 3996 sayılı kanunlar çerçevesinde işletme hakkı verilen veya devredilen otoyollar veya erişme kontrolünün uygulandığı karayollarından geçiş ücretlerini ödemeden geçiş yapan araç sahiplerinden, işletici şirket tarafından geçiş ücreti ödemeden giriş çıkış yaptığı mesafeye ait geçiş ücreti ile birlikte,
bu ücretin on katı tutarında ceza genel hükümlere göre tahsil edilir. ...” hükmü düzenlenmişken 25/05/2018 tarih ve 30431 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 16/5/2018 tarih ve 7144 sayılı Kanunun 18. maddesi ile birinci ve beşinci fıkralarında yer alan “on” ibareleri “dört” şeklinde değiştirilmiştir. Aynı Kanunun 19. maddesi ile 6001 sayılı Kanuna geçici 3. madde ilave edilmiştir.
6001 sayılı Kanuna eklenen Geçici 3. madde de ise “Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce otoyollar ile erişme kontrolünün uygulandığı karayolları için belirlenen geçiş ücretlerini ödemeden yapılmış olan geçişlerde araç sahiplerine bu Kanunun 30. maddesinin beşinci fıkrası uyarınca tahakkuk ettirilen ancak bu maddenin yürürlük tarihi itibarıyla tahsilatı yapılmamış olan para cezaları hakkında bu Kanunun 30. maddesinde yer alan oranlar uygulanır.” düzenlemesi yapılmıştır.
Kanunun 30. maddesinin, 27.03.2015 tarihli ve 6639 sayılı Kanunun 33. maddesi ile değişiklik yapılan (7) numaralı fıkrasında, geçiş ücreti ödenmeden geçiş yapılması hâlinde ödemesiz geçiş tarihini izleyen on beş gün içinde geçiş ücretini usulüne uygun olarak ödeyenlere bu maddenin (1) numaralı ve (5) numaralı fıkralarında belirtilen cezaların uygulanmayacağı öngörülmektedir.
Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesince 6001 sayılı Kanunun 30/7 maddesinin Anayasa aykırılığı iddiası ile açılan davada, Anayasa Mahkemesi 18.01.2018 tarih, 2017/166 E. 2018/8 Karar sayılı kararında ".... İşletme hakkı verilen veya devredilen otoyollar veya erişme kontrolünün uygulandığı karayollarından geçiş ücreti ödenmeden geçiş yapılması hâlinde yaptırım uygulanmasına sebebiyet veren eylem ücret ödemeden geçiş yapılması anında tamamlanmış olacaktır.
Bu durumda, kuralda belirtilen ödemesiz geçiş tarihinden itibaren on beş gün içinde geçiş ücretinin ödenmesi hâlinde cezanın uygulanmayacağına ilişkin düzenleme oluşan neticeyi ortadan kaldırılmakta olup ihlalli geçiş eylemini gerçekleştirenler lehine getirilmiş bir düzenlemedir.... kuralda, cezasızlık hâlinin kapsamı, eylemin sonucu olarak öngörülen yaptırımın hangi hâlde uygulanmayacağı, ödemenin hangi süre içinde yapılması gerektiği açık, anlaşılır, uygulanabilir ve nesnel olarak belirlenmiştir.
Geçiş ücretinin ödenmesi şekil ve yöntemlerinin tümünün önceden öngörülmesi ve kanun koyucu tarafından tek tek belirlenerek kanun metninde ifade edilmesi oldukça güçtür.
Geçiş ücretinin tahsili yöntemlerinin zaman içinde değişip gelişebileceği ve otoyollar veya erişme kontrolünün uygulandığı karayollarından geçiş ücretlerinin tahsili yöntemlerinin benzerlik arz ettiği hususları dikkate alındığında kuralda belirlilik ilkesine aykırılık bulunmamaktadır..." yönünde karar vermiştir.
Bu durumda davalının ihlali sebebiyle davacının, davalıya ayrıca bir bildirim yapmasına gerek bulunmadığı anlaşılmaktadır.Eldeki davada alınan 27/11/2020 tarihli bilirkişi raporunda; davalıya ait araçların ihlalli geçiş ücretinin 6.420,10 TL, dört katı ceza tutarının 25.680,40 TL olduğu, takipten önce yapılan 1.185,65 TL' ödemenin mahsubundan sonra davacının toplam 30.914,49 TL geçiş ücreti ve ceza tutarı alacağı bulunduğu, ancak davalının hesabında yeterli bakiye bulunmasına rağmen bir kısım geçiş ücretlerinin tahsil edilemediği,
davalının bu geçişlere ilişkin sadece geçiş ücretinden sorumlu tutulması gerektiği, buna göre ihlalli geçiş ücretinin 6.420,10 TL, dört katı ceza tutarının 29.799,70 TL olduğu, takipten önce yapılan 1.185,65 TL'nin mahsubundan sonra davacının toplam 28.614,05 TL geçiş ücreti ve ceza tutarı alacağı bulunduğu, davacının işlemiş faiz ve KDV alacağı bulunmadığı belirtilmiştir.Buna göre davalıya ait araçların davacının işlettiği köprü ve otoyoldan geçiş yaptığı, geçiş tarihinde ve geçişi izleşen 15 günlük süre içinde geçiş ücretinin ödenmediği, geçiş bedelinin 6.420,10 TL, TL olduğu,
davacının mahkemece reddedilen ceza tutarı yönünden açık bir istinaf nedeni bulunmadığı gözetildiğinde, hükmedilen ceza tutarında da isabetsizlik bulunmadığı anlaşıldığından, davalının geçiş ücreti ve ceza tutarına yönelik istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir.2-Diğer taraftan mahkemece işlemiş faiz talebi yönünden karar verilmemiş, davacı vekili işlemiş faiz yönünden de hükmü istinaf etmiştir.
6001 sayılı Yasa hükümleri dikkate alındığında davalının takipten önce temerrüde düşürülmesine gerek bulunmadığı değerlendirildiğinden, mahkemece işlemiş faize de hükmedilmesi gerekir. ayrıca taraflar tacir olup, davalı şirket davacının işlettiği köprü ve otoyolu kullanmıştır. Bu nedenle davacının ticari iş niteliğindeki hizmet nedeniyle ticari faiz talep etmesinde de hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
Buna göre mahkemece hükmedilen geçiş ücreti ve ceza tutarına göre 8.663,84 TL işlemiş faize de hükmedilmesi gerektiğinden davacı vekilinin bu yöndeki istinaf nedeni yerinde görülmüştür.3-Ayrıca geçiş ücreti ve ceza tutarı belirlenebilir ve likit olduğundan mahkemece asıl alacak yönünden icra inkar tazminatına hükmedilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır.
Reddedilen miktar yönünden davacının kötü niyetli takip başlattığına dair bilgi ve belge bulunmadığından davalının bu kapsamdaki istinaf nedenleri de yerinde değildir.
Açıklanan nedenler ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 bendi gereğince esastan reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun yukarıda 2 nolu maddede belirtilen nedenler ile kabulü ile HMK'nın 353/1.b.2 bendi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve yeniden esas hakkında davanın kısmen kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, E. 2021/623, K. 2024/910, 12 Eylül 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama