İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /İstinaf (BAM) Kararları
  3. /İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi

İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ

TÜRK MİLLETİ ADINAİSTİNAF KARARI

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi E.2021/880 K.2024/1434

6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.

Esas2021/880Karar2024/1434Tarih28 Kasım 2024Okuma14 dk · 2.765 kelime

KÜNYE

T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi

Karar tarihi
28 Kasım 2024
Dosya no
2021/880 Esas
Karar no
2024/1434
İncelenen kararın mahkemesi
İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Tarihi
26/01/2021
Numarası
2018/1043 Esas, 2021/27 Karar
Davanın konusu
İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan
Karar metni, UYAP Emsal Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.765 kelime·14 dk okuma·6 bölüm

6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalının icra dosyasındaki yetki itirazının hukuki dayanağının bulunmadığını, Kuşadası İcra Dairelerinin yetkili olduğunu, davalı aleyhine başlatılan icra takibine konu borcun dayanağı olan cari ekstreye bağlı faturaların 2011 yılı itibariyle tanzim edildiğinden alacağın zamanaşımana uğramadığını, müvekkilinin yabancı hastalar ve turistler için de hizmet veren bir sağlık kuruluşu olduğunu, davalının ise yabancılara sigorta, sağlık vb konularda asistanlık ve danışmanlık hizmeti veren bir aracı hizmet kuruluşu olduğunu,

taraflar arasında imzalanan sözleşme kapsamında müvekkilinin tedavi ettiği yabancı hastalar adına düzenlediği faturaları davalıya gönderdiğini, davalının garanti ettiği hizmet/tedavi bedelini müvekkili şirkete ödemediğini, cari hesap listesinden görüleceği üzere tedavi edilip faturalandırılan yabancılarla ilgili davalının bakiye 80.624,55-TL borcunun bulunduğunu, borcun ödenmesi için davalıya e mail gönderildiği ve ihtarname keşide edildiğini, buna rağmen ödeme yapılmaması üzerine davalı aleyhine ... sayılı icra takibi başlatıldığını, davalının borca itiraz ettiğini belirterek davalının itirazının iptaline,

takibin devamına ve davalı aleyhine % 20 icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili ile davacı arasında herhangi bir yazılı sözleşme olmadığı gibi yetki sözleşmesi de bulunmadığını, İstanbul Mahkemelerinin yetkili olduğunu, müvekkilinin davacıya herhangi bir borcunun bulunmadığını, davacıya fazla ödeme yapıldığından müvekkilinin davacıdan alacağının bulunduğunu, davaya konu taleplerin zamanaşımına uğradığını, müvekkili şirketin bir sigorta asistans firması olduğunu, müvekkili şirketin davacı ile herhangi bir sözleşme imzalamadığını, tarafların şifahi anlaşması üzerine bir dönem davacı ile ticari bir ilişkisinin olduğunu,

sözleşmeye ve sözleşme altındaki imzaya açıkca ve ayrıca itiraz ettiklerini, müvekkili ile davacı arasında yurt dışından Türkiye'ye gelen, temsilciliğini müvekkili şirketin yurt dışındaki asistans firmalarının yaptığı sigortalı yabancı kişilerin davacının sağlık merkezlerinde tedavi görmeleri ve yurtdışından müvekkili şirkete garanti gönderilmesi halinde; davacıya ödeme garantisi gönderilmesi ve garanti edilen tutar kadar tedavi gören kişi adına fatura düzenleyip de müvekkili şirkete iletilmesi ve bu faturaların garanti veren ülke ofisine müvekkili şirket tarafından yansıtılması,

akabinde ilgili ülke ofisinin müvekkili şirkete garanti ettikleri tutarı ödemeleri ve nihai olarak ödemesi gelen dosyanın bahsi geçen sağlık kurumuna aktarılması şeklinde bir ticari ilişki olduğunu, şifahi anlaşma gereğince müvekkiline usulüne uygun tebliğ edilen tüm faturaların ödendiğini,hatta müvekkili şirketin davacıya fazla ödeme yaptığını, davaya konu belgelerin davacı tarafından tek taraflı düzenlenebilir nitelikteki fatura ve cari hesap ekstresi olduğunu, 2011 yılına dayanan böyle bir borç var ise, bu tarihe kadar cari hesap mutabakatının yapılmamasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu,

ispat yükünün davacıda olduğunu belirterek davanın reddine ve alacağın % 20 sinden aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece; taraflar arasında tarihsiz sözleşme akdedildiği, söz konusu sözleşmenin konusunun davalı tarafından gönderilen hastaların tüm tetkik tedavileri ile ilgili sağlık hizmetlerinin davacı tarafından karşılanacağı şeklinde olduğu, söz konusu sözleşmelerin altının her iki tarafın kaşesi üzerine atılmış imzalarının bulunduğu, davacı tarafından verilen hizmetlere yönelik toplam 80.624,55 TL tutarında fatura düzenlediği bu faturaların tahsili için davalıya Kuşadası ...

Noterliği'nin 07/10/2016 tarih ve ... yevmiye nolu ihtarname yolladığı, bu ihtarnameye rağmen davalı tarafından ödeme yapılmadığı, davacı tarafından fatura bedellerinin tahsili amacıyla davalı aleyhine... sayılı icra takip dosyasıyla takip başlatıldığı, tarafların ticari defterlerinin incelenerek rapor hazırlanmak üzere dosyanın bilirkişiye gönderildiği, bilirkişi tarafından sunulan raporda da anlaşılacağı üzere, davacının ticari defter ve kayıtlarının ispata sarih olmadığı ve kendi kayıtlarında davalıya ait olmayan işlemler neticesinde davalı yanın fiktif olarak borçlandırıldığı,

davacı tarafın ileri sürdüğü 231 adet faturanın 170 tanesinin davalı şirket resmi kayıtlarında yer aldığı, 61 adedinin ise yer almadığı, bu 61 faturadan 60 tanesinin davacının kendi kayıtlarında dahi yer almadığı, davacı tarafın sunmuş olduğu faturaların tarihleri dikkate alınarak sondan başa doğru sıralandığında kendi kayıtlarındaki davalı yana ait muhasebe hareketleri ile uyumlu olmadığı, faturaların sistematik düzen içinde olmadığı, hatta faturalar içinde 2013 yılına ait bir çok faturanın yer aldığı,

fakat davacı yan kayıtlarındaki faturalar üzerinde açıklama içermediğinden davacının alacağının bu faturalardan kaynaklandığı ispat edilemediği, davalı yan kayıtlarında yer alan 170 adet faturanın bedellerini dava dosyasına sunduğu dekontlarla ödendiğinin ispat edildiği, dolayısıyla davacı yanın alacağının ispat edemediği,

ayrıca davacının talepleri zaman aşımına uğramadığından davalının zaman aşımı itirazının reddi gerektiği, davacının alacağının ispat edilemediği gerekçesi ile davanın reddine ve her ne kadar davalı tarafça kötü niyet tazminatı talep edilmiş ise de davacının dava açmakta kötü niyetli olduğunun ispat edilememesi ve takibin durdurulmamış olması nedeniyle davalının, şartları oluşmayan kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF NEDENLERİ

Karar yasal süresinde davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.Davacı vekili istinaf nedenleri olarak; davanın itirazın iptali davası olduğunu, yargılama aşamasında müvekkili şirketin alacağını ispata yarar ticari defterlerin incelendiğini, tüm fatura ve garanti bildirimlerinin CD ve USB bellek içinde Mahkemeye sunulduğunu, bilirkişi ... tarafından düzenlenen bilirkişi raporlarında.

20.05.2020 tarihli bilirkişi 1. Ek raporunda, davacının davalıdan takipteki gibi 80.624,55-TL alacaklı olduğunun beyan edildiği, aynı bilirkişi tarafından sunulan 22.12.2020 tarihli bilirkişi ek raporunda davacının alacağının alacağını ispat edemediğinin beyan edildiğini, 1. ve 2. Ek rapor arasında dosyaya herhangi bir farklı delil eklenmemesine ve davalının takip konusu alacağa ilişkin ödeme belgesi ibraz etmemesine ve iddialarını ispatlayamamasına rağmen aynı delilleri ile birbirine tamamen ters ve çelişki yaratan bir rapor düzenlendiğini,

Mahkemeden çelişkinin giderilmesi için talepte bulunulmasına rağmen dosyanın bu hali ile hukuka aykırı karara bağlandığını, Mahkeme tarafından çelişki giderilerek karar tesis edilmiş olsaydı, müvekkili şirketin davalı şirketten olan alacağının sübut bulacağını, davalı tarafından dosyaya sunulan ödeme makbuzlarının, takibe konu edilen cari alacağa ilişkin olduğunun ispatlanamadığını,

hal böyle iken davanın reddine karar verilmesi nedeniyle istinaf başvurusunda bulunulduğunu belirterek kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde davacının istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.

DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE

HMK'nın 355. ve 357. maddeleri gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususlarını da gözetilerek yapılan inceleme neticesinde. Dava, taraflar arasındaki açık hesap ilişkisinden kaynaklı bakiye alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine karşı itirazın iptali istemine ilişkindir.Davacı tarafından davalı hakkında ....

Sayılı dosyası ile cari ekstre ve ekstreye bağlı faturalar gereğince bakiye 80.624,55-TL alacağın tahsili amacıyla ilamsız icra takibi başlattığı, davalı borçlunun takibe karşı yasal süre içerisinde itiraz ettiği, davacının ise İİK 67.maddesi gereğince bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde iş bu davayı açtığı anlaşılmıştır.Uyuşmazlık; davacının takip konusu alacağın varlığı ve miktarına ilişkindir.Davacı vekili 20.05.2020 tarihli bilirkişi 1. Ek raporunda, davacının davalıdan takipteki gibi 80.624,55-TL alacaklı olduğunun beyan edildiği,

aynı bilirkişi tarafından sunulan 22.12.2020 tarihli bilirkişi ek raporunda davacının alacağının alacağını ispat edemediğinin beyan edildiğini, 1. ve 2. Ek rapor arasında dosyaya herhangi bir farklı delil eklenmemesine, davalının takip konusu alacağa ilişkin ödeme belgesi ibraz etmemesine ve iddialarını ispatlayamamasına rağmen aynı delilleri ile birbirine tamamen ters ve çelişki yaratan bir rapor düzenlendiğini ve çelişki giderilmeden karar verildiğini istinaf nedeni olarak ileri sürmüştür.

20/05/2020 tarihli bilirkişi raporunda; davacının takip alacağına dayanak olarak “cari ekstre ve ekstreye bağlı faturalar” ı göstermiş olduğu, ancak alacağın hangi faturalardan kaynaklandığını belirtmediği, davacının bu aşamada sunmuş olduğu fatura listesinin 2011-2014 arasındaki tüm faturaları kapsadığı anlaşılmakla hangilerinin takibe konu edildiğinin tespitinin mümkün olmadığı,

davacı yanın takip alacağına dayanak ettiği faturaları somutlaştırmamış olması karşısında, cari hesap işleyiş mantığı ile davacı talebinin en sondan geriye doğru düzenlenmiş olduğu ve TABLO I de yer alan faturalardan kaynaklanmış olduğunun kabulü gerekeceği, aksi iddianın davacı tarafından somut olarak fatura bazında belirtmesi gerektiği, Hal bu iken, davacı yanın TABLO II de yer alan faturalar ile bu faturaların düzenlenmesine dayanak teşkil eden garanti bildirimlerini, birbirlerine ekli halde sunması gerekeceği, (CD içerisinde yer alan excell listesi ile winzip içerisindeki belgeleri birebir eşleştirmek mümkün olmamıştır),

davalının dava dosyasına sunduğu, kendileri tarafından yapılan incelemeler neticesinde ulaştıkları sonuçları gösterir CD içerisinde, kayıtlarında yer almadığını belirttikleri faturaların TABLO III deki gibi olduğu, bu durumda davacı yanın bu tabloda yer alan faturalar ile bu faturaların düzenlenmesine dayanak teşkil eden garanti bildirimlerini birbirlerine ekli halde sunması gerekeceği, (CD içerisinde yer alan excell listesi ile winzip içerisindeki belgeleri birebir eşleştirmek mümkün olmamıştır)sunması gerekeceği, tüm bu tespitler dışında,

mahkeme görevlendirme kararında yer verildiği şekli ile davaya sunulu belgelerden sadece davacının dava konusu ettiği faturalar dikkate alınarak, dava konusu hizmetin verilip verilmediği, verilmiş ise bedelin ödenip ödenmediği, ödenmedi ise takip tarihi itibarıyla miktarının tespiti yönünden yapılan incelemelerde, davacı yanın dava dosyasına sunmuş olduğu CD içerisinde yer alan fatura listesi ve her bir faturanın ekinde yer alan garanti bildirim belgesine göre (belgeler e-posta yazışması niteliğindedir) davacı yanın davalı yana 2011-2015 yılları arasında toplam 590.624,55 TL tutarında fatura keşide ettiği,

buna karşılık davalı yanın dava dosyasına sunmuş olduğu CD içerisinde yer alan, banka dekontları ile tevsik edilmiş ödeme listesine göre davacı yana 2011-2015 yılları arasında toplamda 510.000,00 TL ödeme gerçekleştirdiği, bu durumda davacı yanın davalı yandan, takipteki gibi 590.624,55 – 510.000,00 = 80.624,55 TL alacaklı olacağı belirtilmiştir.Davacı vekili bilirkişi ek raporuna karşı beyanların ve belgelerin sunulması konulu 26.06.2020 tarihli dilekçesinde;

bilirkişi tarafından ibrazı istenen fatura ve garanti bildirimlerinin, davalı şirket adına tanzim edilen faturalar olmadığını, ibrazı talep edilen faturaların, davanın esasına etkili olmayan, müvekkilinin davalıdan olan alacak tutarını değiştirmeyen ve ... firması adına tanzim edilen faturalar olduğunu, bu nedenle dosyaya sunulmasının müvekkili şirketin alacak tutarını etkileyecek nitelikte olmadığı gibi bilirkişi alacak hesabını da etkilememesine binaen sunulmadığını, müvekkili şirketin alacağının.

12.11.2019 tarihli ara karar gereğince dosyaya sunulan CD ve USB Bellek içerisinde yer alan fatura ve garanti bildirimleri dahilinde olduğunu ve bilirkişi ek raporunda belirtildiği şekilde cari hesap işleyiş mantığı ile müvekkili şirketin en sondan geriye doğru davalı şirket adına düzenlemiş olduğu dilekçede belirtilen fatura ve garanti bildirimlerinden kaynaklandığını, söz konusu tüm fatura ve garanti bildirimlerinin, bilirkişi incelemesinden geçtiğini ve dosya kapsamı arasında da yer aldığını,

müvekkili şirketin en sondan geriye doğru davalı şirket adına düzenlemiş olduğu 231 adet fatura ve garanti bildirimleri birbirine iliştirilmiş şekilde dilekçe ekinde sunduklarını ve dilekçe içeriğinde listelediklerini belirtmiştir.

Ancak dilekçe ekinde, herhangi bir belgenin sunulmadığı anlaşılmıştır.Bunun üzerine Mahkemece dosyaya sunulan davacı ve davalı tarafın beyanları ve faturaları, ödeme belgeleri, ticari defter ve kayıtları dikkate alınarak ek rapor alınması bakımından dosya bilirkişile tevdiine karar verilmiştir.

22.12.2020 tarihli bilirkişi ek raporunda özetle; davacının ek rapora karşı beyan dilekçesinde "bilirkişi tarafından ibrazı istenen fatura ve garanti bildirimleri; davalı şirket adına tanzim edilen faturalar değildir.

İbrazı talep edilen faturalar; davanın esasına etkili olmayan, müvekkilin davalı yandan olan alacak tutarını değiştirmeyen ve Bulgaristan Coris firması adına tanzim edilen faturalardır." şeklinde beyanda bulunduğu, ek raporda bahse konu edilen faturaların, talimat yolu ile aldırılan bilirkişi raporunda yer verilen davacı şirket ticari defter kayıtlarında yer aldığı, bu durumda davacının ticari defter kayıtlarının ihticaca salih olmadığı, doğruyu yansıtmadığı, kendi kayıtlarında davalıya ait olmayan işlemler neticesinde davalı yanı fiktif olarak borçlandırdığı, bu hususun davacı yanın kendi beyanı olduğunun Mahkemenin takdirinde olduğu,

diğer yandan davacı yine ek rapora karşı beyan dilekçesinin ekinde 231 adet fatura ibraz ederek alacağın bu faturalardan kaynaklandığını, cari hesap işleyiş mantığı ile davacı şirketin en sondan geriye doğru davalı şirket adına düzenlemiş olduğu fatura ve garanti bildirimlerinin de dilekçe ekinde sunulduğunu beyan ettiği, ancak davacının, hem cari hesap işleyiş mantığı ile davacı şirketin en sondan geriye doğru davalı şirket adına düzenlemiş olduğu faturaları dayanak gösterdiği,

hem de aynı mantıkla ek raporda, kendi ticari defter kayıtlarına göre sondan başa doğru yer alan işlemlerin davacıya keşide edilen faturalar olmadıklarını beyan ettiği, davacının sunduğu faturaların davalı yanca incelendiği ve kendi ticari defter kayıtları ile karşılaştırıldığının anlaşıldığı,

bu çerçevede davacının takibe konu alacağın dayanağı olduğunu ileri sürdüğü 231 adet faturanın 170 tanesinin davalı şirket resmi kayıtları içerisinde yer aldığını, 61 adedinin ise kayıtlarında yer almadığını, bu 61 faturadan 60 tanesinin de davacının kendi kayıtlarında dahi yer almadığını beyan ettiği, davalının, özellikle davacının kendi kayıtlarında dahi bulunmadığını ileri sürdüğü 60 adet faturaya ilişkin sunduğu liste ile davacı ticari defter kayıtları incelenmek sureti ile hazırlanmış bilirkişi raporu içerisinde yer alan,

davacının davalı ile aralarındaki ticari ilişkiye ait muavin hesap ekstresinin örnekleme yolu ile karşılaştırılmasında, gerçekten faturaların davacının kendi kayıtlarında da yer almadığının müşahede edildiği, tüm bunların dışında davacının sunduğu faturaların tarihleri dikkate alınarak sondan başa doğru sıralandığında, kendi kayıtlarındaki davalıya ait muhasebe hareketleri ile uyumlu olmadığı, yani sunulan faturaların en sondan geriye doğru bir sistematik içerisinde olmadıkları, hatta faturalar içerisinde 2013 yılına ait birçok faturanın mevcut olduğu,

bu durumda davacının, alacağının salt bu faturalardan kaynaklandığını ileri sürebilmesi için, tahsilat düzeninde, her bir tahsilat için hangi faturaya ilişkin olarak yapıldığına dair bir açıklamaya yer vermesi böylelikle de hangi fatura tutarının ödenmemiş olduğunu ortaya koyması gerektiği, ancak davacının kayıtları, bu şekilde bir açıklama içermediğinden, alacağının bu faturalardan kaynaklandığını ispat edemediği, diğer yandan davalı da, davacının sunduğu 231 adet faturadan kendi kayıtlarında yer aldığını beyan ettiği 170 adet faturanın bedellerini, daha önce dava dosyasına sunduğu dekontlarla ödediğini ispat ettiğini ileri sürdüğü,

davalının kendi kayıtlarına göre davacıdan alacaklı olduğu dikkate alındığında, davacı tarafından keşide edilip, davalı kayıtlarında yer alan tüm faturaların ödenmiş oldukları, davacının alacağını ispat edemediği, ticari defter kayıtlarının da kendi beyanları çerçevesinde ihtacaca salih olmadığının anlaşıldığı, mahkemenin aksi kanaatte olması, davacının da bu değerlendirmelere itiraz etmesi halinde, takdiri mahkemeye ait olmak üzere, ileri sürdüğü iddiaların değerlendirilebilmesi için yine davacının ticari defterleri üzerinde talimat yolu ile inceleme yaptırılarak,

kendi ticari defter kayıtları ile ilgili çelişkilerin irdelenmesi gerektiği belirtilmiştir.Mahkemece davacının davasının ispat edemediği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. Somut davada olduğu gibi, yasa koyucu tarafından, tacirler arası hizmet alım sözleşmesi konusunda herhangi bir şekil şartı getirilmemiştir. Diğer yandan salt fatura düzenlenmesi fatura konusu alacağın varlığını kanıtlamaya yeterli değildir.

Bu nedenle, alacak iddiasında bulunan davacının fatura konusu hizmeti davalıya verdiğini ve fatura alacağına hak kazandığını usülüne uygun delillerle ispatlaması gerekir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 222. maddesinin üst başlığı “ Ticari defterlerin ibrazı ve delil olması “ dır.

222/2. fıkrada, ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olmasının şart olduğu,

3. fıkrada ise ikinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerinde ki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerektiğine yer verilmiştir.

Somut davada, her iki tarafın ticari defter ve kayıtlarının açılış ve kapanış tasdiklerinin yapıldığı davacının defterlerine göre davacının davalıdan 80.624,55-TL alacaklı olduğu, davalının defterlerine göre takip tarihi itibariyle davalının davacıdan 21.565,16-TL alacaklı olduğu bilirkişi raporu ile tespit edilmiştir.

Dosya kapsamına sunulan ve hükme esas alınan son bilirkişi raporunda, tarafların defterlerinin birbiri ile uyumlu olmadığı, davacının ticari defter kayıtlarının ihticaca salih olmadığı, doğruyu yansıtmadığı, kendi kayıtlarında davalıya ait olmayan işlemler neticesinde davalı yanı fiktif olarak borçlandırdığı tespit edilmiştir.Davacı icra takibine konu cari ekstreye dayanak faturalardan dolayı davalıdan alacaklı olduğunu iddia etmiştir.

Davalı ise davacıya borcunun bulunmadığını, kendisine gönderilen ve garanti edilen tüm faturaların ödendiğini, hatta fazla ödeme yapıldığını, dava konusu faturaların tek taraflı düzenlenebilir nitelikte olduğunu savunmuştur.Taraflar arasında, davacı tarafından tedavi edilen hastaların davalı tarafından ödeme garantisi gönderilmesi ve garanti edilen tutar kadar tedavi gören kişi adına fatura düzenleyip davalıya iletilmesinden sonra ödeneceği konusunda bir uyuşmazlık bulunmamaktadır.

Davacı, ek rapora karşı beyan dilekçesinde 231 adet fatura alacağından bahsederek alacağın bu faturalardan kaynaklandığını, cari hesap işleyiş mantığı ile davacı şirketin en sondan geriye doğru davalı şirket adına düzenlemiş olduğunu beyan etmiştir.Bu durumda, davacı bildirdiği bu faturalara davalı tarafından garanti verildiğini ve faturaların davalıya gönderildiğini ispat etmesi gerekir.

Ancak davacı tarafından, alacağının bu faturalardan kaynaklandığı, bu faturaların davalı tarafından garanti edildiği ve davalıya gönderildiği ispat edilememiştir.

Yine, son bilirkişi raporuna göre, davacının, alacağının salt bu faturalardan kaynaklandığını ileri sürebilmesi için, tahsilat düzeninde, her bir tahsilat için hangi faturaya ilişkin olarak yapıldığına dair bir açıklamaya yer vermesi böylelikle de hangi fatura tutarının ödenmemiş olduğunu ortaya koyması gerektiği, ancak davacının kayıtlarının, bu şekilde bir açıklama içermediği, bu nedenle davacının, alacağının bu faturalardan kaynaklandığını ispat edemediği anlaşılmıştır.

Davacının alacağını, yazılı veya kesin delillerle ispatlaması gerektir.Oysa dosya kapsamı ve mevcut delil durumu itibariyle davacının bu anlamda ispat yükümlülüğünü yerine getirdiği söylenemez.

Sonuç olarak davacı, alacağının beyan ettiği 231 adet faturadan kaynaklandığını ispat edemediği, son bilirkişi raporunun, davacı tarafından ek rapora itiraz üzerine sunulan beyan ve açıklamalar değerlendirilmek suretiyle düzenlendiğinden, önceki rapor ile çelişkisinden söz edilemeyeceği anlaşıldığından Mahkemece verilen kararda bir isabetsizlik görülmemiştir.

Açıklanan nedenlerle davanın takip konusu alacaklarını ispat edemediği sonucuna varılarak Mahkeme kararında bir isabetsizlik görülmediğinden davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜ M

Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere.

1-İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/1043 Esas, 2021/27 Karar sayılı ve 26/01/2021 tarihli karar usul ve yasaya uygun bulunduğundan davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 353/1-b.1 bendi gereğince istinaf başvurusunun esastan REDDİNE, 2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcından davacı tarafça peşin olarak yatırılan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 368,30 TL harcın davacıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA,

SONUÇ / HÜKÜM

3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA,Dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 bendi ile aynı Kanunun 362/1-a maddeleri gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 28/11/2024

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, E. 2021/880, K. 2024/1434, 28 Kasım 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Gereği Düşünüldü
  4. Cevap
  5. İlk Derece Mahkemesi Kararı
  6. İstinaf Nedenleri
  7. Delillerin Tartışılması Ve Gerekçe
  8. Hükü M
  9. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi
Esas No
2021/880
Karar No
2024/1434
Tarih
28 Kasım 2024

İlgili Kararlar

  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi E.2021/882 K.2024/1748
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesi E.2021/884 K.2024/1654
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi E.2021/885 K.2024/1333
  • İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2021/888 K.2024/948
  • Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2021/891 K.2024/1022
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi E.2021/891 K.2024/1859

Tüm Arşiv

İstinaf (BAM) KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.