KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 2 Mayıs 2024
- Dosya no
- 2021/95 Esas
- Karar no
- 2024/536
- İncelenen kararın mahkemesi
- İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 06/10/2020
- Numarası
- 2019/331 Esas, 2020/604 Karar
- Davanın konusu
- Alacak (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan
Karar Metni
1.744 kelime·9 dk okuma·3 bölüm
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı şirket tarafından düzenlenen ... fuarına katılım için başvuru formu ve sözleşmenin 25.10.2017 tarihinde davalı tarafından imzalandığını, davalının imzalamış olduğu sözleşme uyarınca sözleşme bedelini 3 taksit halinde 25.11.2017, 25.12.2017 ve 25.01.2018 keşide tarihli çeklerle ödeyeceğini taahhüt etiğini, müvekkili şirkete herhangi bir ödeme yapılmadığını, davalının borçlu olduğu tutarın ödememesi nedeniyle 15.12.2017 tarihinde ihtarname gönderildiğini, herhangi bir ödeme yapılmaması sebebi ile sözleşmenin 24.,
25. Ve 26.maddelerine dayanılarak müvekkili şirket tarafından sözleşmenin haklı nedenle feshedildiğini ve katılım bedelinin cezai şart olarak talep edildiğini, cezai şarta ilişkin düzenlenen 15.12.2017 tarihli 51.595,43TL tutarındaki faturanın söz konusu ihtarnamenin ekinde de gönderildiğini ve davalının bu bedeli ödemediğini belirterek davalının bakiye alacağının ve işlemiş faizin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin daha önceki yıllarda katıldığı fuarlar nedeniyle davacı firma ile çalışmış olabileceğini, ancak davalı firmanın iddia ettiği gibi 2018 yılındaki fuar ile ilgili aralarında imzalanmış bir sözleşme olmadığını, davacı firma ile sadece fuar konusunda ön görüşme yapıldığını ancak fuara katılım konusunda her hangi bir taahhütte bulunulmadığını, dava konusu Fuarın düzenlenme tarihinin 07-10 Şubat 2018 olmasına karşılık davacı tarafça 15.12.2017 tarihinde fatura düzenlenmek suretiyle henüz gerçekleşmeyen bir edimin karşılığının talepte bulunulduğunu,
müvekkili firma ile imzalanmayan sözleşmenin cezai şartının ne olduğu ve hangi şartlar içerisinde gerçekleştiğine dair bir bilginin dava dilekçesinde belirtilmediğini, bu faturaya karşı müvekkili firma tarafından 20.12.2017 tarihinde iade faturası ile iade işlemi yapıldığını, davacı tarafın iade faturasını kabul etmediğini bildiren Beşiktaş ...noterliğinin 22.12.2017 tarihli bir ihtarname göndermesi üzerine taraflarınca Kayseri ...
Noterliğinin 02.01.2018 tarih ve ... yevmiye numarası ile aralarında sözleşme olmadığını belirten ve davacı tarafça kesilen e faturanın da noter kanalıyla kendilerine iade edildiğini belirterek davanın reddine karar verilmesi talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece.
Her ne kadar davacı taraf ıslak imzalı sözleşme aslını ibraz edememiş ve davalı taraf da sözleşmenin imzalanmadığını, imzanın fotokopi yoluyla aktarılmış olabileceğini iddia etmiş ise de; davalının da varlığını kabul ettiği mail yazışmalarından taraflar arasındaki sözleşmenin kurulduğu kanaatine ulaşıldığı, davalı tarafın 02/11/2017 tarihli maildeki beyanının, fesih olarak kabul edilse dahi, taraflar arasındaki sözleşmenin 24. Maddesindeki düzenleme gereğince davalının feshinin süresinde olmadığını, davalının sözleşmeden kaynaklanan ödeme yükümlülüğünü yerine getirmediğini, davacının, sözleşmeyi feshetmekte haklı olduğu,
sözleşmenin 23 ve 24 maddeleri gereğince cezai şart olarak, katılım bedeli ve KDV tutarını talep etme hakkı doğduğu gerekçesi ile davacının davasının kabulüne karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ Karar yasal süresinde davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
Davalı vekili istinaf nedenleri olarak; davacı tarafın verilen kesin sürede sözleşme aslını sunmadığını, muvafakatları olmadığını belirtmelerine rağmen bu beyanlarının tutanağı geçmediğini, fuar öncesi yapılan ön görüşme maillerine dayanarak davanın kabulüne karar verildiğini, müvekkilinin davacı şirketçe daha önceki yıllarda düzenlenen fuarlara katıldığını, müvekkili şirketin 2018 yılında düzenlenen fuara ise teklif edilen yer ve alan m2 konusunda anlaşma sağlanamadığı için katılmadığını, bu konuda davacı firma yetkilisi ile telefon ve mail görüşmelerini müvekkili şirketin sorumlusunun yaptığını,
yapılan görüşmeler sırasında müvekkili şirkete sözleşme taslağı gönderildiği ancak bu taslaktaki bir kısım maddelerin müvekkili şirketçe kabul edilmediğini, bu arada bazı e-mail yazışmaları ile yer ve alan m2 konuları hakkında görüşmeler yapıldığını, ancak tarafların arasında uzlaşma sağlanamadığı için dava dayanağı olarak ileri sürülen sözleşmenin imzalanmadığını, davacı ile müvekkili şirket arasında sözleşme yapılmamasına karşın bu seferde alacağı varmış gibi müvekkili firmaya e fatura kesip faturaya dayanarak alacak oluşturmaya çalışıldığını, kesilen faturanın noter kanalıyla iade edildiğini,
davacının Mahkemeye fotokopi olarak sunulan müvekkili şirket yetkilisinin imzalamadığı sözleşmenin 4. Sayfası altında " tek suret olarak düzenlenen bu sözleşmenin aslı organizatör tarafından muhafaza edilecektir" notunu da göz ardı ederek sözleşmenin müvekkili firmada olduğunu da iddia ettiklerini, Yerel mahkemece de dava dosyasına sözleşme aslının sunulmadığı belirtilmesine karşılık aslı sunulmayan sözleşmenin cezai şartında belirtilen cezanın ödenmesine karar verildiğini, dava dilekçesinde belirtilen delil aslını sunmayan davacı tarafın taleplerinin kabulünün HMK. aykırı olduğunu,
yerel mahkemenin kararının da esas yönünden kanuna aykırı olduğunu, davacının dilekçesi ekinde sunduğu kendilerince oluşturulan sözleşme fotokopisinin 6098 sayılı Borçlar Kanununun 15.16. maddeleri ve Türk Ticaret Kanunu ilgili maddelerinde sözleşmelerde bulunması zorunlu esasları da kapsamadığını, İlk sayfanın imzalanıp 2-3 sf. yazdığı belirtilen genel şartların ve 4-5 sf. yazılı olduğu söylenen teknik şartların okuyup kabul ettiği şeklindeki yazı ile imzası bulunmayan şartların kabul edildiğini ileri sürmenin ticari kurallara aykırı bir iddia olduğunu,
hem müvekkilinin ıslak imzasının olmadığı hem de ortada tüm sayfaları imzalı müvekkili şirket ile davacı arasında her hangi bir anlaşma yapılmadığı içinde davacı tarafa her hangi bir ödeme yapılmasının söz konusu olmadığını, Mahkemece aslını görmediği sözleşmemin varlığını kabul ederek taraflar arasında imzalanan sözleşmenin 23. maddesine göre cezai şart bedelini ödemekle yükümlü tutmasının hukuka aykırı olduğunu, yine olmayan sözleşmenin 24. maddesine göre imza tarihi belli olmayan sözleşmenin feshi mailindeki 02.11.2017 tarihinin süresinde olmadığı kabulü şeklindeki kararının da hukuka aykırı olduğunu,
Yerel Mahkemenin sözleşmenin varlığına dair aslını görmeden ve imza incelemesi dahi yapmadan eksik inceleme ile karar verildiğini belirterek kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE
Dava, fuar katılım sözleşmesinin feshinden kaynaklanan cezai şarta ilişkin düzenlenen faturanın tahsili istemine ilişkindir.Mahkemece, davalının da varlığını kabul ettiği mail yazışmalarından; taraflar arasındaki sözleşmenin kurulduğu kanaatine ulaşıldığı, davacının, sözleşmeyi feshetmekte haklı olduğu, sözleşmenin 23 ve 24 maddeleri gereğince cezai şart olarak, katılım bedeli ve KDV tutarını talep etme hakkı doğduğu gerekçesi ile davacının davasının kabulüne karar verilmiştir.
Davalı vekili, karara karşı istinaf yoluna başvurmuştur. Davacı taraf, fuar katılımı ile fuarda yer tahsisini içeren mail yazışmalarını sunmuş olup, ayrıca ...©hf-turkev.com hesabından gönderilen 23/10/2017 tarihli mailde sözleşmenin mail ekinde olduğu ifade edilmiştir.Borçlar Kanunun hazır olmayanlar arasında kurulan sözleşmenin hüküm anı başlıklı 14. maddesi. "Yazılı şekilde yapılması öngörülen sözleşmelerde borç altına girenlerin imzalarının bulunması zorunludur.
Kanunda aksi öngörülmedikçe, imzalı bir mektup, asılları borç altına girenlerce imzalanmış telgraf, teyit edilmiş olmaları kaydıyla faks veya buna benzer iletişim araçları ya da güvenli elektronik imza ile gönderilip saklanabilen metinler de yazılı şekil yerine geçer." hükmünü, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 199. maddesi ise "Uyuşmazlık konusu vakıaları ispata elverişli yazılı veya basılı metin, senet, çizim, plan, kroki, fotoğraf, film,görüntü veya ses kaydı gibi veriler ile elektronik ortamdaki veriler ve bunlara benzer bilgi taşıyıcıları bu Kanuna göre belgedir." hükmünü düzenlemektedir.
Elektronik posta iletişiminin işleyişinde, taraflar arasında doğrudan doğruya bir iletişim bulunmadığından, elektronik posta ile yapılan irade beyanı, hazır olmayanlar arasında yapılmış bir irade beyanıdır. Elektronik posta vasıtasıyla iletişimde yazılı metnin muhatabın elektronik posta adresine gönderilip muhatabın elektronik posta kutusuna kaydedilmekle öneri (irade beyanı) muhatabın hakimiyet alanına girmiş sayılır.
Öneriyi kabul beyanı elektronik posta veya onun hızına eş değer bir iletişim yolu ile telefon, faks veya teleks yolu ile de yapılabilir. Öte yandan bu iletişim yolları ile kurulan kira sözleşmesinde kabul ve sözleşmenin kurulduğu anın kullanılan iletişim yollarının özelliğine göre Borçlar Kanun'unun konuyu düzenleyen ilgili maddeleri çerçevesinde değerlendirilmesi gerekir.
(Yargıtay 6. HD'nin 2015/9617 Esas, 2016/5442 Karar sayılı kararı)Somut olayda davacı taraf, düzenlediği ISK Sodex 2018 Fuarına katılım için Fuar Katılım Sözleşmesi ile Salon Krokisi'ni 23.10.2017 tarihli mail ile davalı şirkete gönderdiğini, davalı şirketin ise, sözleşmeyi 25.10.2017 tarihinde imzalayarak "Whatsapp" kanalıyla müvekkili şirkete gönderdiğini, müvekkili şirketin de gönderilen işbu sözleşmeye gerekli kaşe ve imzaları tamamlayıp ardından 07.11.2017 tarihinde ...
Kargo Şirketinin ... Seri Numaralı gönderisiyle sözleşmenin kaşeli ve imzalı halini davalı Şirkete gönderdiğini, bu nedenle her iki tarafın da imza ve kaşesinin bulunduğu sözleşme aslının davalı uhdesinde olduğunu ileri sürmektedir. Davalı, davacı firma yetkilisi ile telefon ve mail görüşmelerini müvekkili şirketin sorumlusunun yaptığını kabul ve beyan etmektedir.
Ancak davalı, yapılan görüşmeler sırasında müvekkili şirkete sözleşme taslağı gönderildiği ancak bu taslaktaki bir kısım maddelerin müvekkili şirketçe kabul edilmediğini, bu arada bazı e-mail yazışmaları ile yer ve alan m2 konuları hakkında görüşmeler yapıldığını, ancak tarafların arasında uzlaşma sağlanamadığı için dava dayanağı olarak ileri sürülen sözleşmenin imzalanmadığını ileri sürmektedir.
Davacı iş bu davada sözleşme kapsamında hizmet bedelini talep ettiğinden TMK 6.HMK, 190.maddesi gereğince ispat yükü üzerindedir. Davacı, taraflar arasındaki sözleşme ilişkisini ispat etmesi gerekir. Davalı tarafından bir örneği sunulan sözleşmedeki imza inkar edilmektedir.
Aslı davacı tarafından sunulamayan Fuar Katılım Sözleşmesi başlıklı sözleşme örneğinin son sayfasında, sözleşmenin tek suret olarak düzenlendiği, bu sözleşmenin ilk sayfasının karşılıklı olarak imzalanarak teati edildiği ve aslının Organizatör tarafından muhafaza edileceğinin yazılı olduğu görülmüştür. Davacı tarafından sunulan bu sözleşme örneğine göre sözlemenin tek nüsha olarak düzenlendiği ve aslının davacıda olacağı yazılıdır.
Ancak davacı sözleşme aslını sunamamış, bu nedenle imza incelemesi yapılamamıştır.
Bunun dışında davalı şirket yetkilisinin 02/11/2017 tarihli mail yazışmasında, "...öncelikle ödemeniz bir kısmı nakit ve bir kısmı çek olarak hazır beklemektedir fakat ... bey firma temsilcimiz ... bey ile görüşmelerinde daha büyük bir yer için haber bekleyin demişti, eğer bize daha büyük bir yer tahsis edilirse ödemenizin bir kısmı nakit ve bir kısmı çek olarak sözleşmeyle birlikte ödenecek değilse fuara katılım yapılmayacak, çünkü bize verilen bu mevcut yer ...
A.Ş. olarak firmamız hedefleri ve firmamızın büyüklüğü için küçük ve yetersizdir..." demek suretiyle sözleşmeyi kabul etmediği de açıkça anlaşılmaktadır. Bu durumda davacı, taraflar arasında iddia edilen sözleşmenin kurulduğunu ispat edemediğinden davanın reddine karar verilmesi gerekirken davanın kabulüne karar verilmesi yerinde olmamıştır.
Bu nedenle davalının istinaf nedeni yerinde görülmüştür.Açıklanan nedenler ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun yukarıda belirtilen nedenler ile kabulü ile HMK'nın 353/1.b.2 bendi gereğince ilk mahkemesi kararının kaldırılmasına ve yeniden esas hakkında davanın reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, E. 2021/95, K. 2024/536, 2 Mayıs 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama