İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /İstinaf (BAM) Kararları
  3. /İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi

İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ

TÜRK MİLLETİ ADINAİSTİNAF KARARI

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi E.2023/1631 K.2024/130

6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.

Esas2023/1631Karar2024/130Tarih25 Ocak 2024Okuma11 dk · 2.238 kelime

KÜNYE

T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi

Karar tarihi
25 Ocak 2024
Dosya no
2023/1631 Esas
Karar no
2024/130
İncelenen kararın mahkemesi
İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Ara karar tarihi
14/09/2023
Numarası
2019/769 Esas
Davanın konusu
İhtiyati Tedbir Kararının Kaldırılması İstemi
Karar metni, UYAP Emsal Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.238 kelime·11 dk okuma·3 bölüm

6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

İhtiyati tedbirin kaldırılmasını talep eden davalı ... vekili Av. ...'tan göndermiş olduğu 13/09/2023 havale tarihli dilekçesi ile; müvekkilinin, davaya konu taşınmazı taşınmaza ait tapu kaydında da görüleceği üzere 11/10/2012 tarihinde edindiğini, tescilin gerçekleşmesinin ardından ilgili taşınmazın satışının gerçekleşmesini istemeyen davacılar tarafından ilk olarak müvekkili hakkında suç duyurusunda bulunduklarını, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 2013/44815 sayılı dosyasında soruşturmaya yer olmadığına karar verilmesi nedeniyle davacılar suç duyurusunda bulunarak elde etmeyi amaçladıkları kazanımlara ulaşamadıklarını, müvekkilinin, ...

Yapı Kooperatifi'yle alakalı her bilgiye vakıf olmadığı ve olamayacağından ilgili taşınmazın satışı gerçekleşirken taşınmaz sahibi kooperatifin yönetim kurulu üyelerinin satışı gerçekleştirmeye yetkili olduğunu düşündüğünü, müvekkilinin, kooperatif ile ilgili bilgilere yalnızca kendisi ve satış işlemi ile ilgili olarak görüşen kooperatif yetkilileri ve Türk Ticaret Sicili Gazetesi'ndeki ilanlar ile ulaşabildiğini, 26 Eylül 2012 tarihinde yayınlanan 8161 sayılı ilanda " Kooperatif adına kayıtlı 133/2 ve 131/6 parselin ve kooperatif adına kayıtlı diğer tüm parsellerin m2'si 500 TL'den aşağı olmamak üzere,

pazarlık usulü ile satılması hususunda yönetim kuruluna yetki verilmesi 13 (on üç) red oyuna karşılık, 28 (yirmi sekiz) kabul oyu ile oy çokluğu ile kabul edildi." ifadesi yer aldığını, bu ifadeden de anlaşılacağı üzere Yönetim kurulunun dava konusu taşınmazın satışı konusunda yetkili olduğu Türk Ticaret Sicil Gazetesinde ilan edildiğini, müvekkilinin TTSG'de yapılan bu ilana güvenerek satış işlemini gerçekleştirdiğini, taşınmazın tescilin yapılarak mülkiyetin el değiştirmesinin ardından müvekkilinin,

25 Aralık 2012 tarihli 8222 sayılı TTSG ilanında şirketin Bakırköy 1 Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2012/486 sayılı dosyasından 26.11.2012 tarihinde kooperatifin 05.09.2012 tarihli olağan genel kurul toplantısında alınan kararların tamamının icrasının tedbiren durdurulmasına karar verildiği bilgisine ulaştığını, müvekkilinin, 8222 sayılı ilana kadar kooperatif içerisinde 05.09.2012 tarihli genel kurul kararı hakkında muhalefet olmasından bahisle iç sıkıntıların bulunduğuna dair bir bilgisi olmadığını, taşınmaz hakkında verilen ihtiyati tedbir kararı 10 yıl önce verildiğini,

bu süreçte müvekkilinin taşınmaz üzerinde yapmayı planladığı değişikler yapılamadığını, 10 yıldır ihtiyati tedbirin icra ediliyor olmasının müvekkilinin mülkiyet haklarına halel getirdiğini, gerekli inşaatların yapılamaması müvekkilinin milyonlarca TL zarar etmesine sebebiyet verdiğini, Anayasa'nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerektiğini belirterek, müvekkilinin mülkiyet hakkına halel getirdiğinden ve iyiniyetli üçüncü kişi vasfı kesin olarak belirlenebildiğinden bahisle 10 yıldır icra edilen ihtiyati tedbirin kaldırılmasına,

taleplerinin kabul edilmemesi haline ise müvekkilinin uğradığı zararları tazmin etme teminatı olmak kaydıyla dava konusu parselin güncel değerinin % 100 ü teminatla tedbir ve/veya ihtiyati haciz kararı var ise tesisini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; somut olayda, 30.11.2012 tarihli tedbir kararının kaldırılmasını gerektiren yeni bir durum meydana gelmediği anlaşılmakla tedbir kararının kaldırılması talebinin reddine, Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2012/486 Esas sayılı dosyasında verilen kararın kesinleşmemiş olduğu dikkate alınarak teminatın arttırılması talebinin reddine dair karar verilmiştir.

İSTİNAF NEDENLERİ Karar yasal süresinde davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Davalı vekili istinaf nedenleri olarak; müvekkilinin, davaya konu İstanbul ili, Eyüp ilçesi, Kemerburgaz, ... Pafta, ... Ada, ... parsel sayılı taşınmazı ...

Yapı Kooperatifi'nden satın aldığını, 11.10.2012 tarihinde tapu kütüğüne tescil gerçekleştiğini, ilgili taşınmazın satış öncesinde Kooperatif'e ait olup 05.09.2012 tarihli Kooperatifin Olağan Genel Kurul Toplantısında alınan kararlar ile Yönetim kurulunun davaya konu taşınmaza ilişkin satış işlemlerine yetkili kılındığını, Genel Kurul kararının akabinde taşınmazı müvekkilinin satın alındığını, yapılan satış işlemi sonrasında ise müvekkilinin kendisine karşı davacılarca ihaleye fesat karıştırma suçunun işlendiği iddiası ile suç duyurusunda bulunulmuşsa da kovuşturmaya yer olmadığı kararı verildiğini,

suç duyurusu ile istedikleri kazanımları elde edemeyen davacıların, daha sonra ilk derece mahkemesinde görülen tapu tescilinin iptali ve düzeltilmesi için dava açtığını ve hak kayıplarına uğramamak için ihtiyati tedbir talebinde bulunduğunu, mahkeme ise bu taleplerini kabul ederek ilgili taşınmaz üzerine şerh düşmek suretiyle ihtiyati tedbir koyulması kararı alındığını,

davalıların davayı açmaktaki temel dayanak noktasının kabul anlamına gelmemekle beraber 05.09.2012 tarihli Olağan Genel Kurul Kararının karar alınmadan önce genel kurula usulsüz şekilde 21 üye alınmasından bahisle genel kurul kararının geçersiz ve bu sebeple dava konusu taşınmaza ilişkin yapılan tescilin yolsuz olduğunu, bu sebeple davacıların ilgili genel kurul kararının iptal edilmesi için dava açıldığını, Genel kurul kararının iptaline ilişkin dava Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesinde görülmekte olup 2012 yılından beri devam ettiğini,

İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesinde görülen 2012/498 esas sayılı tapu tescilinin iptali davasında mahkeme Genel kurul kararının iptali hakkındaki davanın sonuçlanmasının bekletici mesele yapılmasına karar verildiğini, bu sebeple asıl davada hiçbir ilerleme olmadığını, ...

Yapı Kooperatifi'yle ilgili her bilgiye vakıf olmadığı ve olamayacağından ilgili taşınmazın satışı gerçekleşirken taşınmaz sahibi kooperatifin yönetim kurulu üyelerinin satışı gerçekleştirmeye yetkili olduğunu düşündüğünü, müvekkilinin, kooperatif ile ilgili bilgilere yalnızca kendisi ve satış işlemi ile ilgili olarak görüşen kooperatif yetkilileri ve Türk Ticaret Sicili Gazetesi'ndeki ilanlar ile ulaşabildiğini, 26 Eylül 2012 tarihinde yayınlanan 8161 sayılı ilanda "Kooperatif adına kayıtlı 133/2 ve 131/6 parselin ve kooperatif adına kayıtlı diğer tüm parsellerin m2'si 500 TL'den aşağı olmamak üzere,

pazarlık usulü ile satılması hususunda yönetim kuruluna yetki verilmesi 13(on üç) red oyuna karşılık, 28 (yirmi sekiz) kabul oyu ile oy çokluğu ile kabul edildi" ifadesinin yer aldığını, bu ifadeden de anlaşılacağı üzere Yönetim kurulunun dava konusu taşınmazın satışı konusunda yetkili olduğu hususunun aleniyet kazandığını, kendi ticari işleri için arsalar alan ve inşaat yapan müvekkilinin davaya konu taşınmazı da bu sebeple aldığını, satılacağı duyurulan ve aleni olarak yönetim kurulunun taşınmazların satışı hakkında işlem yapmaya yetkili olduğu duyurulduğundan müvekkilinin TTSG'de yapılan ilana güvenerek alım işlemini gerçekleştirdiğini,

05.09.2012 tarihli olağan genel kurul toplantısının ardından davacıların kararların usulsüz olarak alındığını, toplantıda alınan kararları kabul etmediklerini belirterek tutanağı imza altına aldıklarını, ancak müvekkilinin yeri satın alıp parasını ödeyene kadar hiçbir hukuki müdahalede bulunmadıklarını, tedbir kararı almadıklarını, tespit yaptırmadıklarını, hukuki hiçbir işlem yapmadıklarını, müvekkilinin parasını ödeyip yeri teslim aldıktan sonra müvekkilini tuzağa düşürmek ondan para koparmak,

kooperatif içerisindeki gruplaşmanın sonucunda menfaat temin etmek adına müvekkilini tuzağa düşürdükleri ve 10 yıldan beri madur olmasına sebep olduklarını, bu davanın açılmasının tek sebebinin müvekkilini zor durumda bırakarak kendisinden menfaat temin etmek olduğunu, bu durumun hakkaniyete uygun olmadığını, konu hakkında hiçbir şekilde bilgilendirilmeyen müvekkilinin taşınmazı satın aldıktan sonra kendisine açılan dava ile zapt tehlikesi ile karşı karşıya bırakıldığını, bu durumun davacıların kötü niyetli olduklarını açık bir şekilde ortaya koyduğunu,

davalıların dava konusu arsayı kooperatif için değil kendi menfaatleri için istediklerini, davalıların müvekkilince arsanın ucuza satıldığını iddia etse de kendilerinin 2005 yılında davalı ...'e 2007 yılında m2si 20 TL olacak şekilde toplam 20.560 TL karşılığı davalı ...'in akrabalarından ...'e satılmasına çalışıldığını,

2007 yılında 20.560 TL karşılığı arsayı satmaya çalışılan arsanın 2012 yılında davalıların satmak istedikleri bedelin neredeyse 40 kat daha yüksek bir bedelle satılmasından sonra davalıların m2'si 500 TL'den az olmamak üzere arsanın satılması kararına ilişkin düşük bedel hatta sembolik denebilecek bir bedelle satılmasına karar verildiği tarzında iddiaları bulunmakta ve bu iddiaları kendilerinin kötü niyetli olduğunu açıkça gösterdiğini, alım işlemi gerçekleştikten sonra kendisine 27.11.2012 tarihinde davalılarca dava açıldığını,

müvekkiline dava açtıktan sonra 25 Aralık 2012 ise Türk Ticaret Sicil Gazetesinde 05.09.2012 tarihli olağan genel kurul toplantısında alınan kararların tamamının icrasının tedbiren durdurulduğu ilan edildiğini, TTSG ilanları ve tapu kayıtlarının sıradan bir vatandaşın ulaşabileceği kaynaklardan olduğunu ve bu kayıt ile ilanlara güvenerek işlem yapılmasının ticari hayatın gerçeklerine uygun olduğunu, bu sebeplerle 8222 sayılı TTSG ilanından önce taşınmazı satın alan müvekkilinin dava konusu taşınmazı satın almakta iyi niyetli olduğunu, İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesinde görülen davada,

Genel kurul kararı hakkındaki davadaki sonucun müvekkilin kendisini etkilemeyeceği açık olmasına rağmen iyi niyetli olmasından bahisle davanın reddedilmesi gerekirken 10 yıldır bekletici mesele sebebiyle davanın sonlandırılmayarak ihtiyati tedbirin devam ettirilmesi sebebiyle davaya konu taşınmaz üzerinde işlem yapılamadığını, ilgili taşınmazı ticari işleri için alan müvekkilinin, ihtiyati tedbir sebebiyle hem potansiyel kazancını elde edememekte hem de enflasyon nedeniyle her geçen gün yükselen maliyetler sebebiyle gerekli inşaatların yapılamamasının müvekkilini milyonlarca TL zarar etmesine sebebiyet verdiğini,

ilgili taşınmaz hakkında verilen ihtiyati tedbirin 10 yıldır devam etmesi nedeniyle taşınmazın kullanılmasının engellendiğini, müvekkilinin arsa üzerinde herhangi bir işlem yapamadığını, bu durumun müvekkilinin Anayasal haklarından biri olan mülkiyet hakkını kullanamamasına sebebiyet verdiğini, taşınmazın maliki olmasına rağmen 10 yıl kadar uzun ve makul olmayan bir süre mülkiyet hakkının kullanılmasının engellenmesinin anayasal haklar bakımından ağır bir ihlal niteliğinde olduğunu,

Anayasa Mahkemesinin de 5 yıl veya daha fazla süren tedbir kararlarının mülkiyet hakkını ihlal ettiği yönünde birçok kararı bulunduğunu belirterek 2019/769 esas sayılı İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesinde görülen dosyada 24.09.2023 tarihli duruşmada karar verilen ihtiyati tedbirin kaldırılması talebinin reddine ilişkin ara kararın iptal edilerek ihtiyati tedbirin kaldırılmasını, bu talebin kabul edilmemesi halinde müvekkilinin uğradığı zararları tazmin etme teminatı olmak kaydıyla dava konusu parselin güncel değerinin %100'ü teminatla tedbir ve/veya ihtiyati haciz karar verilmesini,

bunun da kabul edilmemesi halinde müvekkilinin alım işlemi sırasında ödediği meblağın bugünkü değeri kadar teminatla tedbir kararının devam edilmesine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.

DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE

Dava, 1163 sayılı Kooperatifler Kanununa dayanılarak bir kısım kooperatif ortakları tarafından kooperatif ve diğer davalı aleyhine açılan tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.İstanbul 9 Asliye Hukuk Mahkemesi 2012/498 E-2018/558 K sayılı kararı ile Kooperatifler Yasasının 98 ve 99 maddeleri uyarınca davaya ticaret mahkemelerince bakılması gerektiği gerekçesi ile davanın görev yönünden reddine karar verilmiş, kararın davalı tarafından istinaf edilmesi üzerine Dairemizin 2019/1035 E-2019/2158 K sayılı ilamı ile ilk derece Mahkemesi kararı usul ve yasaya uygun bulunarak davalı vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

Davanın görevsizlik sonrası görülmekte olduğu İstanbul 1 Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/769 E sayılı dosyasının 14.09.2023 tarihli duruşmasında ihtiyati tedbirin kaldırılması isteminin ve teminatın artırılması talebinin reddine ilişkin ara kararı davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.

Dosyada görevsizlik kararı öncesinde, İstanbul 9. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2012/498 Esas sayılı dosyasında verilen 30.11.2012 tarihli karar ile dava konusu İstanbul ili Eyüp ilçesi Kemerburgaz mevkii 133 ada 2 parsel sayılı taşınmazın davalı ... adına kayıtlı olması haline taşınmazın 3. kişilere devrinin önlenmesi için ihtiyati tedbir konulmasına karar verilmiştir. Geçici Hukuki Koruma tedbirlerinden olan “ihtiyati tedbir” HMK'nin 389-399. maddelerinde düzenlenmiştir.

HMK’nin 389. maddesinde ihtiyati tedbirin şartları, 391. maddesinde ihtiyati tedbir kararının kapsam ve içeriği, 393. maddesinde ihtiyati tedbir kararının uygulanması, 394. maddesinde ihtiyati tedbir kararına itiraz ve uygulanacak usûle yer verilmiştir. HMK’nin 391/3. maddesi uyarınca ihtiyati tedbir talebinin reddi kararına karşı ve HMK'nin 394/5. Maddesi uyarınca ihtiyati tedbir kararına itiraz hakkında verilen karar karşı kanun yoluna başvurma olanağı getirilmiştir.

HMK'nin "İhtiyati Tedbirin Şartları" kenar başlıklı 389. maddesinde “(1) Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir.

(2) Birinci fıkra hükmü niteliğine uygun düştüğü ölçüde çekişmesiz yargı işlerinde de uygulanır.” hükmü yer almaktadır. Söz konusu maddede ihtiyati tedbirin şartları düzenlenmiş olup, meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı ya da tamamen imkânsız hâle geleceği veya gecikmesinde sakınca bulunması yahut ciddi bir zararın ortaya çıkacağı endişesi bulunan hâller, ihtiyati tedbir sebebi ve şartı olarak kabul edilmiştir.

Mahkemece, ihtiyati tedbir yargılamasının gerektirdiği inceleme ve ispat kuralları dikkate alınarak, yapılan incelemeden sonra, bu sakınca veya zararı ortadan kaldıracak tedbire karar verilmesi mümkün olacaktır. İhtiyati tedbirde asıl olan ihtiyati tedbire esas hakkın bulunması ve bir ihtiyati tedbir sebebinin ortaya çıkmasıdır.

HMK'nin ihtiyati tedbirle ilgili 390. maddesinin gerekçesinde geçici hukuki korumalarda ispat hususu üzerinde durulmuş, "yaklaşık ispat" kavramından bahsedilerek kabul edilmiştir. Yaklaşık ispat durumunda hâkim, o iddianın ağırlıklı ihtimal olarak doğru olduğunu kabul etmekle birlikte, zayıf bir ihtimal de olsa, aksinin mümkün olduğunu göz ardı etmez. Yaklaşık ispatta tam ispat aranmamakla beraber basit bir iddia da yeterli kabul edilemez.

Karşı tarafı riskle karşı karşıya bırakacak veya onun ticari hayatını ya da yaşantısını zora sokacak nitelikte verilecek tedbir kararının amacına uygun düşeceğinin kabulüne olanak bulunmamaktadır.

Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir.

HMK'nin 392. maddesine göre; ihtiyati tedbir talep eden, haksız çıktığı takdirde karşı tarafın ve üçüncü kişilerin bu yüzden uğrayacakları muhtemel zararlara karşılık teminat göstermek zorundadır.

Tüm bu açıklamalar ışığında, Mahkemece verilen ihtiyati tedbir ara kararı, dosyadaki mevcut belge ve bilgiler ile birlikte değerlendirildiğinde; davacıların, kooperatif üyesi sıfatı ile haklarının ihlal edildiği ve zarar gördüklerini belirtilerek davalı kooperatifin, kooperatife üye kayıt ve taşınmaz satışına ilişkin kooperatif yönetimine yetki veren genel kurul kararlarının hukuka aykırı olduğu ve iptali gerektiğinden bahisle bu kararlara dayanarak kooperatifçe gayrimenkulün diğer davalı ...'e satışının Kooperatifler Kanunu hükümlerine göre yolsuz tescil oluştuğu iddiasına dayanarak tapu iptalinin talep edildiği,

anılan genel kurulun iptali için açılan Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2012/486 Esas sayılı dosyasında verilen kararın kesinleşmediği, HMK'nin 389. maddesinde düzenlendiği üzere, davacıların dava sonucunda haklı çıkması halinde, hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı yada tamamen imkânsız hâle geleceği veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâlinin söz konusu olduğu,

bu nedenle ihtiyati tedbire yapılan davalı itirazının reddine ilişkin mahkeme kararının ve belirlenen teminat tutarının yerinde olduğu anlaşılmakla yerinde görülmeyen davalı istinafının reddine karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜ M

Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere.

1-İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/769 Esas sayılı derdest dava dosyasında verilen 14/09/2023 tarihli ara karar usul ve yasaya uygun bulunduğundan davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 353/1b-1 bendi gereğince esastan REDDİNE, 2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 427,60 TL harçtan davalı tarafından peşin olarak yatırılan 269,85 TL harcın mahsubu ile bakiye 157,75 TL harcın davalıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA, 3-Davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,

SONUÇ / HÜKÜM

Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b/1 bendi ile aynı kanunun 362/1-f ve 394/5 maddeleri gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.25/01/2024

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, E. 2023/1631, K. 2024/130, 25 Ocak 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Gereği Düşünüldü
  4. Delillerin Tartışılması Ve Gerekçe
  5. Hükü M
  6. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/1631
Karar No
2024/130
Tarih
25 Ocak 2024

İlgili Kararlar

  • Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi E.2023/1632 K.2024/191
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 53. Hukuk Dairesi E.2023/1634 K.2024/95
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi E.2023/1635 K.2024/39
  • Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi E.2023/1637 K.2024/142
  • Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi E.2023/1639 K.2024/52
  • İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi E.2023/1641 K.2024/222

Tüm Arşiv

İstinaf (BAM) KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.