KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 31 Ekim 2024
- Dosya no
- 2024/1099 Esas
- Karar no
- 2024/1255
- İncelenen kararın mahkemesi
- BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 11/07/2024
- Numarası
- 2023/1184 Esas, 2024/748 Karar
- Davanın konusu
- İflas (Doğrudan Alacaklı Tarafından Talep Edilen İflas (İİK 177)
Karar Metni
1.474 kelime·7 dk okuma·3 bölüm
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle. Davalı şirket ve yetkilisinin ayrı ayrı borca batık durumda ve bu borçlarının tamamını da ödemekten aciz durumda olduklarını, davalıların müştereken ya da ayrı ayrı olmak üzere hiç bir şartta iflaslarını talep etmediği gibi müvekkilinden sonra dahi başka firmalarla ticaret yaparak onları da zarara uğratmaya devam ettiğini, davalılardan olan alacaklarının İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü ...
Esas sayılı icra dosyasından bugüne kadar tahsil edilemediğini, davalıların borçlarını ödememek adına adreslerini terk ettiklerini, bu durumun haciz tutanağı ile sabit olduğunu, davalı borçlulara daha önceleri adreslerinde yapılan menkul hacizlerinde de talimat dosyası içeriğinden de anlaşılacağı üzere haciz edilen taşınırlar yedi emin olarak bırakılmasına rağmen bu taşınır malları başka firmaya sattığı gerek haciz tutanağı ve gerekse de haciz mahallinde malları satın alan şirket tarafından faturası ibraz edilmekle anlaşıldığını, davalıların İİK 177/1 de düzenlenen kanun maddesini acıkça ihlal ettiklerini,
borçlular aleyhinde İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... E. Sayılı dosyasından ilamlı takip başlatıldığını ve takibin kesinleştiğini, borçlular vekiline ödeme emri tebliğ edilmesine ve yasal süresi geçmesine rağmen borcun tam anlamıyla ödenmediğini, bu durumda İİK 177/4 Maddesindeki şartın da oluştuğunu belirterek davalıların İİK 177/1 ve iik 177/4 uyarınca ayrı ayrı iflaslarına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle.
Davacı tarafça açılan davanın haksız ve kötü niyetli olduğunu, müvekkili şirketin borca batık olmadığını, müvekkili şirketin borcunu ödememe gayesinin bulunmadığını, müvekkili şirketin en basit tabir ile borcunu şuan için ödeyemediğini, müvekkili şirketin adresini terk etmediğini, adresini terk etmeye mecbur kaldığını çünkü kirasını ve aidatını ödeyemediği bir adreste işgalci konumuna düşmemek adına adresini tahliye ettiğini, mevcut ekonomik koşullardan anlaşılacağı üzere nakit para bulunması çok zor bir dönem yaşandığını ve bu durumun her geçen gün daha kötüye gittiğini,
hatta bu durumun alacaklı- davacı tarafça da bilindiğinden icra dosyasına yatırılmış olan teminat kullanılamadığından müvekkili ile geçtiğimiz yıl protokol yapılıp teminatın yarısının erken tahsil edilmesi için anlaşma yapıldığını, müvekkilinin borca batık olmadığından ve borçlarını karşılayacak menkul ve gayrimenkullerinin bulunduğunu, anılan tüm bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece. İİK m.177, f.1, bent. hükmünde, borçlunun malum yerleşim yerinin olmaması, taahhütlerinden kurtulmak maksadıyla kaçması, alacaklıların haklarını ihlal eden hileli muamelelerde bulunması veya bunlara teşebbüs etmesi yahut haciz yoluyla yapılan takip sırasında mallarını saklaması halinde borçlunun doğrudan doğruya iflasına karar verileceğinin düzenlendiği,
dosyada mevcut Emniyet Müdürlüğü yazısına ve Mahkemece çıkartılan tebligatların TK'nın 35.maddesine göre tebliğ edilmesi hususları değerlendirildiğinde şirketin malum yerleşim yerinin bulunmadığı sabit olduğundan, şirketin İİK m.177, 1 hükmüne göre iflasına karar verilebileceği, davacı vekili, davalı şirketin,İİK'nın 177/4.maddesi uyarıncada iflasına karar verilmesini istemiş ise de söz konusu icra takibine konu mahkeme kararının istinaf tarafından kaldırıldığı gözönüne alındığında bu yönden iflas koşulunun oluşmadığı ancak;
şirketin malum yerleşim yerinin bulunmamasına bağlı olarak İİK m.177, f.1, bent.hükmüne göre iflas koşullarının oluştuğu, davalı şirket aleyhine başlatılan takipler ile celp edilen beyannameler üzerinden tespit edilen verilerin, şirketin ödemelerini tatil ettiğinin emareleri olduğu, ayrıca davalı şirketin yerleşim yerinin bulunmadığı, davalı şirketin İİK m.177, f.1, bent 2. hükmüne göre iflas koşulları uyarınca iflasına, davalı ... aleyhine açtlan davanın ise İİK'nın 160.maddesi yollamasıyla HMK'nın 114/2 ve 115/2.maddeleri uyarınca iflas avansına ilişkin özel dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ Karar yasal süresinde davacı ve davalı ... Şirketi vekili tarafından istinaf edilmiştir. Mahkemenin 04.09.2024 tarihli istinaf başvurusuna ilişkin kararında. Davacı vekili tarafından yapılan istinaf başvurusunun muhtıraya rağmen bir haftalık kesin süre içerisinde yatırılması gereken istinaf harçları yatırılmadığından istinaf başvurusunun yapılmamış sayılmasına karar verilmiştir.Davalı ...
Yapı Ltd Şti vekili istinaf nedenleri olarak; mahkemece yeterli araştırma ve inceleme yapılmaksızın dayanaktan yoksun ve hukuka aykırı karar verildiğini, gerekçeli kararda belirtilen mevcut Emniyet Müdürlüğü yazısınınn yerinde tespit içermediğini, söz konusu araştırmanın sadece telefon ile bilgi alınıp yapıldığı yüzeysel bir araştırma olduğunu, sadece bu yazı cevabı doğrultusunda verilen kararın hukuka aykırı olduğunu, gerekçeli kararda Mahkemece çıkarılan tebligatların TK 35.maddesine göre tebliğ edildiğinin belirtilmesine rağmen dosyada TK 35.maddesine göre yapılmış bir tebligatın mevcut olmadığını,
gerçekte olmayan bir usul işleminin gerekçeli karara yazılmasının, yargılamanın aceleci ve üstünkörü yapıldığını gösterdiğini, kararın bu yönüyle de hukuka aykırı olduğunu, müvekkilinin yerleşim yerinin olmamasının kanısına sadece bu iki usulsüz ve gerçeğe aykırı tespit sonucunda varılmasının müvekkilinin telafi edilemeyecek zararına yol açtığını, yerleşim yerinin belli olmaması nedenine dayalı iflasın sadece gerçek kişiler için söz konusu olabileceğini, tüzelkişilerin adresinin ticaret sicil kayıtlarında belirli olması nedeniyle tüzel kişiler hakkında yerleşim yeri bulunmadığından bahisle iflas kararı verilmesinin mümkün olmadığını,
davacı tarafından iddia edilen borca batıklığa ilişkin bilirkişi incelemesinden yine davacının vazgeçmiş olmasına rağmen yerel mahkeme tarafından bu hususun göz ardı edilerek usulüne uygun olmayan yerleşim yeri tespiti üzerinden müvekkili hakkında iflas kararı verildiğini, müvekkilinin aktifinin pasiflerinden fazla olduğunu, müvekkilinin nakit krizi nedeni ile davacının alacağının ödenememesinin müvekkilinin planlanmadığı bir biçimde gerçekleştiğini,
müvekkilinin bu süreçte herhangi bir kurum veya kişiyi zarara uğratmaksızın tüm borçlarını ödeme gayesinde olduğunu belirterek kararın kaldırılması ve davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE
Dava, İİK'nun 177/1-4 maddesine dayalı doğrudan iflas istemine ilişkindir. İİK'nun 181. maddesi gereğince, usul başlığı ile "159, 160, 164 ve 166. maddelerinin bu fasıl hükmüne göre vuku gelen iflaslara da tatbik olunur." düzenlemesi ve diğer emredici kurallar kapsamında, işin esasına geçilmeksizin resen incelenmesi uygun görülen hususlar incelenmiştir.
Bu kapsamda, iflas davasının İİK'nun 154/3. fıkrası gereğince, borçlu şirketin muamele merkezinin bulunduğu mutlak yetkili yer ticaret mahkemesinde açıldığı, İİK'nun 166. maddesi gereğince iflas talebinin ilanlarının gerçekleştirildiği ve iflas avansının karşılanmış olduğu anlaşılmış olup işin esasının incelenmesine geçilmiştir.
Uyuşmazlığın, dayanılan iflas sebeplerinin gerçekleşip gerçekleşmediği, dolayısıyla davalının doğrudan doğruya iflasına ilişkin koşulların oluşup oluşmadığı noktalarında toplanmaktadır. Mahkemece, İİK'nun 177. madde hükmü uyarınca, davalı şirketin münferiden yetkilisi olduğu anlaşılan ...'e davetiye tebliğ edildiği, davalı şirket yetkilisinin duruşmada hazır olmadığı görülmüştür.
Dava tarihinde yürürlükte bulunan 2004 sayılı İİK'nın 177. maddesinde, "Doğrudan Doğruya İflas Halleri" üst başlığı altında, "Evvelce takibe hacet kalmaksızın İflas, Alacaklının talebi" düzenlenmiştir. 177/1. fıkrada, aşağıdaki hallerde alacaklının evvelce takibe hacet kalmaksızın iflasa tabi borçlunun iflasını isteyebileceği ifade edilmiştir. Yasada belirtilen 4 bent ise sırasıyla.
1-Borçlunun malum yerleşim yeri olmaz, taahhütlerinden kurtulmak maksadıyla kaçar, alacaklıların haklarını ihlal eden hileli muamelelerde bulunur veya bunlara teşebbüs eder yahut haciz yoluyla yapılan takip sırasında mallarını saklarsa;2-Borçlu ödemelerini tatil eylemiş bulunursa;3-308 inci maddede ki hal varsa. 4-İlama müstenit alacak icra emriyle istenildiği halde ödenmemişse,..” şeklinde sayılmıştır.
İş bu davada ileri sürülen doğrudan doğruya ( takipsiz ) iflas nedenleri, İİK ‘nın 177/1. fıkrasının 1 ve 4. Bentleridir. Davacı vekili, davalı şirketin, İİK'nın 177/4.maddesi uyarıncada iflasına karar verilmesini istemiş ise de, Mahkemece, söz konusu icra takibine konu mahkeme kararının istinaf tarafından kaldırıldığından bahisle bu yönden iflas koşulunun oluşmadığı belirtilmiştir.
Davacı vekili, diğer doğrudan doğruya iflas nedeni olarak İİK m.177/1 bendini ileri sürmüş, Mahkemece, şirketin malum yerleşim yerinin bulunmamasına bağlı olarak İİK m.177, f.1, bent.hükmüne göre iflas koşulları oluştuğu, davalı şirket aleyhine başlatılan takipler ile celp edilen beyannameler üzerinden tespit edilen verilerin, şirketin ödemelerini tatil ettiği emareleri olduğu İİK m 177, f 1, bent 2. Hükmüne göre iflas koşulları uyarınca iflasına karar verilmiştir.
Alacaklı, doğrudan doğruya iflas davasında alacağının varlığını ispat etmek zorundadır. Bundan Başka, alacaklı dayandığı doğrudan doğruya iflas sebebini de ispat etmekle yükümlüdür (Prof. Dr. BAKİ KURU, İcra ve İflas Hukuku El Kitabı, 2. Baskı, Ankara 2013, s.1153).
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2021/4776 Esas 2022/2445 Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere, İİK’nın 177/1. maddesine göre iflas isteyebilmek için davacının öncelikle muaccel bir alacak dolayısı ile alacaklı sıfatı ile alacağın varlık ve miktarını kanıtlaması gerekir.
Mahkeme kararının gerekçesinde, davacı tarafından, davalı şirketin, İİK'nın 177/4.maddesi uyarınca iflasına karar verilmesini istemiş ise de, söz konusu icra takibine konu mahkeme kararının istinaf tarafından kaldırıldığı gözönüne alındığında bu yönden iflas koşulunun oluşmadığı ancak; şirketin malum yerleşim yerinin bulunmamasına bağlı olarak İİK m.177, f.1, bent.hükmüne göre iflas koşulları oluştuğu belirtilmiştir.
Yukarıda değinilen Yargıtay kararında da belirtildiği üzere, Mahkemece, davacının dayandığı diğer iflas nedenlerine ilişkin şartların gerçekleşip gerçekleşmediği araştırılmadan önce, davacının alacaklı olup olmadığı tespit edilmelidir. Bu nedenle davacının davalıdan alacaklı olup olmadığı tespit edilmeden yazılı gerekçe ile iflas kararı verilmesi isabetli olmamıştır. Açıklanan sebeplerle davalı ...
Şirketi tarafın istinaf başvurusunun esasa ilişkin sebepler incelenmeksizin kabulü ile kararının HMK'nun 353/1a.6 maddesi uyarınca kaldırılmasına dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜ M
Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere. 1-Davalı ...
Şirketi tarafın istinaf başvurusunun esasa ilişkin sebepler incelenmeksizin KABULÜNE,2-Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2023/1184 Esas, 2024/748 Karar sayılı ve 11/07/2024 tarihli kararının HMK'nun 353/1a.6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, 3-Dosyanın, Dairemiz kararına uygun şekilde yargılama yapılmak ve yeniden bir karar verilmek üzere mahal Mahkemesine İADESİNE,4-Hüküm tarihinde yürürlükte bulanan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 427,60 TL harcın davalı ...
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, E. 2024/1099, K. 2024/1255, 31 Ekim 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama