KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 3 Ekim 2024
- Dosya no
- 2024/921
- Karar no
- 2024/1059
- İncelenen kararın mahkemesi
- İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas no
- 2023/845
- Karar no
- 2024/147
- Karar tarihi
- 23/02/2024
- Dava
- İflas (Adi Takipten Doğan İtirazın Kaldırılması Ve İflas (İİK 156)
Karar Metni
1.046 kelime·5 dk okuma·5 bölüm
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı şirketin işleteni olduğu aracın %100 kusurlu olduğu trafik kazasında müvekkiline ait ... plakalı araçta meydana gelen değer kaybının tahsili için açılan davada İstanbul Anadolu 25. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2021/692 Esas sayılı dosyasında değer kaybı tutarının 320.000,00 TL olarak belirlendiğini, alacağın tahsili için ... sayılı dosyası üzerinden başlatılan genel iflas yoluyla takibin davalının itirazı üzerine durduğunu, alacağını tahsil etmek isteyen alacaklının, elinde ilam olsa dahi ilamların icrası yoluna başvurmayıp iflas yoluyla takip başlatabileceğini belirterek iflas talebinin ilanına,
teminatsız olarak muhafaza tedbirlerinin alınmasına ve devamında takibe dayanak ilamın kesinleşmesinin beklenmesine, ilamın kesinleşmesinin akabinde ise davalı şirketin icra dosyasına yönelik itirazının iptaline ve depo emrine rağmen borcun ödenmemesi halinde iflasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının, elinde bir mahkeme ilamı bulunmasına rağmen iflas yolu ile ilamsız iflas takibi başlatmasında herhangi bir hukuki yararı bulunmadığından davanın bu sebeple reddi gerektiğini, takibe konu mahkeme kararına karşı taraflarınca istinaf kanun yoluna başvurulduğundan istinaf aşaması sonuçlanmadan huzurdaki davada herhangi bir değerlendirme yapılamayacağını, elinde mahkeme kararı bulunan davacının öncelikle ilamlı takip yoluna başvurarak alacağını talep etmesi, işbu talebin sonuçsuz kalması halinde iflas yolu ile takip veya doğrudan doğruya iflas talebi ile hukuki yollara başvurması gerektiğini belirterek davanın usulden ve esastan reddine karar verilmesini savunmuştur.
İLK DERECE MAHKEME KARARI
İlk derece mahkemesince; davacının, lehine olan ilamı icra emrine konu etmek yerine bu ilam ile adi iflâs yolu ile takip yapmakta hukuki yararının olmadığı, kanun koyucunun ilama dayalı alacağın icra emriyle talep edilmesine rağmen ödenmemesi halinde doğrudan ve ancak iflas yoluna başvurulabileceğini düzenlediği gerekçelerine istinaden davanın hukuki yarar yokluğu sebebiyle usulden reddine, 3.120,00 TL arabuluculuk ücretinin ileride Bakanlıkça ödenmesi durumunda 6183 sayılı AATUHK hükümleri gereği davacıdan alınarak hazineye irat kaydına karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ
Karar yasal süresinde davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.Davacı vekili istinaf dilekçesinde.
İcra ve İflas Kanununda, elinde ilam bulunan alacaklının iflas yoluyla takip başlatamayacağına dair bir yasak bulunmadığını, aksine böyle bir hakkın tanındığını, doktrin ve farklı Yargıtay daireleri tarafından da bunun kabul edildiğini, dava konusu takibin iptali için borçlu şirket tarafından şikayet yoluna başvurulması üzerine İstanbul Anadolu 18. İcra Hukuk Mahkemesinin 2023/588 Esas 2024/80 Karar sayılı kararı ile ilam alacaklısı olan müvekkilinin, hiç ilamlı icra takibi yapmadan da borçlusuna karşı genel iflas yoluyla adi takip yapabileceğine karar verdiğini,
gerekçeli kararda yer verilen içtihatların somut olaya tatbikinin mümkün olmadığını, itirazın iptali davasında verilen ilamlar dışındaki tüm ilamların iflas yoluyla adi takibe konu olabileceğini, mahkemenin, sürpriz karar verme yasağına aykırı davranarak müvekkilinin hukuki dinlenilme hakkını ihlal ettiğini, arabuluculuğa elverişli bir dava olmadığından bahisle müvekkili aleyhine arabuluculuk ücretine hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, zira İstanbul'da faaliyet gösteren bazı ticaret mahkemelerinin,
takibe dayalı iflas davalarında arabuluculuğun zorunlu olduğunu kabul ettiğini ve Mahkemelerin bu yöndeki yaklaşımının müvekkili tarafından bilinmesinin de beklenemeyeceğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir.Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde, istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE
Dava, iflas yoluyla yapılan takibe itirazın kaldırılması ve iflas istemine ilişkindir.2004 Sayılı İİK'nun 154 vd. maddelerinde iflas yoluyla takip düzenlenmiştir.
İİK'nun 156/4 fıkrasında, iflas istemek hakkının ödeme emrinin tebliğ tarihinden bir sene sonra düşeceğine yer verilmiş olup buna göre davanın yasal süresi içerisinde ve İİK'nun 154/3 fıkrası gereğince mutlak yetkili yer olan davalının muamele merkezinin bulunduğu yerdeki ticaret mahkemesinde açıldığı anlaşılmıştır.Mahkemece, davacının lehine olan ilamı icra emrine konu etmek yerine bu ilam ile adi iflâs yolu ile takip yapmakta hukuki yararı olmadığından bahisle davanın usulden reddine karar verilmiş olup hükmü istinaf eden davacı vekili,
elinde ilam bulunan alacaklının iflas yoluyla adi takip yapması yönünden bir engel bulunmadığını ileri sürerek istinaf başvurusunda bulunmuştur.Uyuşmazlık, lehine olan ilamı iflas yoluyla adi takibe konu ederek itiraz üzerine işbu itirazın kaldırılması ve iflas davasını açan davacının hukuki yararının bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır."...Belirteyim ki, ilam alacaklısı, iflasa tabi borçlusunun iflasını isteyebilmesi için, (yukarıda görüldüğü gibi) borçluya karşı ilamlı icra takibi (m.32) yapmak ve ondan sonra iflas talebinde bulunmak (doğrudan doğruya iflas davası açmak; m.37; m.177/4) zorunda değildir.
İlam alacaklısı, hiç ilamlı icra takibi yapmadan (ilamı icraya koymadan), ilam borçlusuna karşı genel iflas yolu ile takip (m.155 vd) yapabilir..." (Prof. Dr. BAKİ KURU, İcra ve İflas Hukuku, Tamamen Yeniden Yazılmış Üç Misli Genişletilmiş, Üçüncü Baskı, Cilt:3 Ankara 1993, s.2270)."...Alacak bir ilama veya ilam niteliğindeki belgeye bağlı ise, alacaklı doğrudan doğruya iflas yoluna başvurabilir (m.37. 177/4).
Fakat alacaklı, böyle bir ilama veya ilam niteliğindeki belgeye dayanarak, (özellikle m.32'ye göre bir ilamlı icra takibi yapmadan) genel iflas yoluna da başvurabilir... (Prof.
Dr. BAKİ KURU, İcra ve İflas Hukuku El Kitabı, 2. Baskı, Ankara 2013, s.1110).Somut olayda, davacının, davalı hakkında ....sayılı dosyasında, İstanbul Anadolu 25. Asliye Hukuk Mahkemesinin 16/06/2023 tarih ve 2021/692 Esas 2023/438 Karar sayılı ilamı ile hükmedilen 320.000,00 TL tazminat ile faiz ve yargılama giderlerine dayalı toplam 432.355,62 TL'nin tahsili amacıyla iflas yoluyla icra takibi başlattığı, ödeme emrine karşı davalının yasal süresinde itirazda bulunması üzerine icra takibinin durdurulduğu, davacı tarafından ise itirazın iptali ve iflas talebine ilişkin işbu davanın açıldığı anlaşılmıştır.
Buna göre davacının, lehine olan ilama dayanarak ilamlı icra takibi yapmadan genel iflas yoluna başvurabilmesine yasal olarak bir engel bulunmamaktadır. Kararın gerekçesine dayanak yapılan ilamların somut olayda uygulanma yeri olmadığından davacının hukuki yararının bulunduğu kabul edilerek yargılamaya devam edilmesi gerekirken Mahkemece hukuki yarar yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmesi isabetli olmamıştır.
Açıklanan sebeplerle, ilk derece mahkemesince yazılı olduğu şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğundan davacının istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, E. 2024/921, K. 2024/1059, 3 Ekim 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama