KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 6 Mart 2025
- Dosya no
- 2025/159
- Karar no
- 2025/362
- İncelenen kararın mahkemesi
- İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 25/11/2024
- Numarası
- 2024/502 Esas - 2024/792 Karar
- Davanın konusu
- Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan
Karar Metni
1.009 kelime·5 dk okuma·1 bölüm
İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesinin 25/11/2024 tarihli, 2024/502 Esas, 2024/792 Karar sayılı dosyasında verilen karar istinaf incelemesi için dairemize tevzi edilmekle Dairemiz yukarıda belirtilen esas sırasına kaydı yapıldı.Dosya incelendi.Davacı vekilinin Mahkememize tevzi edilen dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin perde ticareti yapmakta olup perde dükkanı bulunduğunu, müvekkilinin vefat eden eşi ...'ün maliki olduğu İstanbul İli, Zeytinburnu İlçesi, ...
Mah. ... ada, ... parselde bulunan arsası üzerine inşaat yaptığını, inşaatın bodrum katında bulunan dairenin davalıya satıldığını fakat tapu işlemleri davalının eşi ... adına yapıldığını, satılan dairenin fiili durumu ile Zeytinburnu Belediyesindeki projesindeki durum arasında farklılık olması nedeniyle taraflar arasında anlaşmazlık doğduğunu, problemlerin çözümlenmesi için ..., ... ve ...'in bir araya gelene 28.07.2010 tarihli protokol imzalandığını, protokol kapsamında davalıya ... adına senetler verildiğini, sonrasında davalı vekili ile ... arasında 19.01.2011 tarihli protokol tanzim edildiğini,
bu sefer davalıya 33.000-TL'lik senet verildiğini, söz konusu senetlerin davalı tarafından icraya konduğunu, icra işlemleri neticesinde ... tarafından davalıya bir kısım ödemeler yapıldığını, davalının o dönem polis olması ile ...'ü sıkıştırması neticesinde müvekkilinin imzasının eşi tarafından taklit edilerek dava konusu icra takibinin dayanağı olan 30.01.2013 tanzim tarihli 250.000,00-TL bedelli senedi verdiğini, senedin davalı tarafından İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ...
Esas sayılı dosyası ile 29.01.2016 tarihinde işleme konduğunu, müvekkili vekili ile davalı vekili arasında 26.10.2016 tarihli protokol imzalandığını, söz konusu protokol gereği davalıya ... tarafından 50.000,00-TL daha ödendiğini, müvekkilinin davalıya herhangi bir borcunun olmadığını, uyuşmazlığın konusu olan ve davalının eşine satılan ... Mah. ... Sk. No:...
D:... dairenin imardan kaynaklı sorununun giderildiğini, 2018 yılında çıkarılan af ile gerekli müracaatların yapıldığını ve davalıya satılan dairenin iskanlı ve kat mülkiyetli daire konumuna geldiğini, söz konusu daire satıldığı andaki fiili durum ile belediyedeki projesine uygun hale geldiğini ve hiçbir hukuki ayıp kalmadığını, arabuluculuk yoluna başvurulduğunu ancak anlaşma sağlanamadığını, bu nedenlerle davanın kabulü ile İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ...
Esas (eski esas 2016/3414) Esas sayılı dosyasında borçlu olmadıklarının tespitini, takibin iptalini, davalı aleyhine tazminata hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı üzerine bırakılmasına karar verilmesini arz ve talep etmiştir.Davalıya usulüne uygun tebligat yapılmış olup, davalı davaya cevap vermeyerek HMK. m. 128 uyarınca tüm iddiaları inkar etmiş sayılmıştır.
İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi 25/11/2024 tarih, 2024/502 Esas, 2024/792 Karar sayılı "Davanın HMK 114/1-i ve 115/2 maddeleri gereğince kesin hükme dayalı dava şartı yokluğu nedeniyle usulden Reddine," kararı davacı tarafından istinaf edilmiştir.
Davacı, ilk derece mahkemesi kararının eksik ve hatalı olduğu İstanbul 1. ATM 2016/803 Esas, 2018/638 Karar sayılı dosyanın dava konusu takip konusu senede ilişkin imzaya itiraz olup red edilen davanın konusunun ise 26/10/2016 tarihli protokol kapsamında borçlu olmadığının tespiti olduğu, her iki davanın konusunun farklı olduğu, ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılması gerektiği gerekçeleriyle istinaf talebinde bulunmuştur.
GEREKÇE
Dosya incelendiğinde, davanın davacı aleyhine davalı tarafından kambiyo senetlerine mahsus usulle takip başlatıldığını ancak 26.10.2016 tarihli protokol gereği borç ifa edildiğinden bahisle menfi tespit talebinden ibaret olduğu tespit edilmiştir.İlk derece mahkemesince "...Taraflar arasında İstanbul 1. ATM 2016/803 E. 2018/638 K. sayılı dosyasında aynı taraf sıfatlarıyla bulunduğu, davacının aynı takip ve kambiyo senedi kapsamında hukuki ilişki bulunmadığı iddiasıyla imza inkarını da içerecek şekilde menfi tespit isteminde bulunduğu,
ilk derece Mahkemesince imzanın davacıya ait olmadığından bahisle davanın kabulü kararı verilmiş ise de istinaf incelemesi ile davacının eşine ait olan imzada uyuşmazlık bulunmadığı, taraflar arasında senedi teyit eden protokol bulunup bunun ve ticari ilişkinin inkar edilmediği,
protokole göre alım satım ilişkisinden kaynaklı ticari ilişkinin varlığı karşısında senetten dolayı davacının borçlu olduğunun ispat edildiği kanaatiyle hükmün kaldırılarak davanın reddine karar verildiği ve bu kararın Yargıtay 11. HD. 2022/5575E., 2024/1728K sayılı ilamı ile onandığı görülmüştür.Davacı anılan dosya kapsamındaki aynı talep sonucunu içeren dava dilekçesiyle bu sefer de protokol gereğinin yerine getirildiğinden bahisle menfi tespit isteminde bulunmuştur.
Davacı bu suretle daha önceden ileri sürdüğü borçsuzluk iddiasını, borcunun bulunduğu kanun yolundan geçerek kesinleşen ilam ile tespit edilmesine rağmen, tarafları, konusu, sebebi aynı senede dayanacak şekilde yeniden ileri sürmüştür. Bu durumda aynı konuda daha önceden verilen karar, kesin hüküm etkisini gösterecektir. Zira protokol ve senedin borç doğurup doğurmadığı önceki ilamın içeriğine dahildir.
Her ne kadar davacı, ilk yargılamada ticari ilişki bulunmadığı iddiasıyla dava ikame etmiş ve bu dosyada ise protokol gereğinin yerine getirildiğinden bahsetmiş ise de şekil değiştiren uyuşmazlık noktasından ziyade dava sebebi yine senede dayalı borçsuzluk iddiasına dayanmaktadır. Diğer bir deyişle, uyuşmazlık dayanağının değiştirilmesi ile yeni dava ikame etmek önceki hükmün kesin hüküm etkisini ortadan kaldırmayacaktır.
Dolayısıyla hakkı kesin biçimde hükme bağlanmış olan davalının, hakkının inkar edilmemesi, yeniden tartışma konusu yapılmaması gerekir. Bu gerekçelerle davanın usulden reddine..." gerekçesiyle karar verildiği görülmüştür.
Bir davaya ait şekli anlamda kesinleşmiş hükmün diğer davada maddi anlamda kesin hüküm oluşturabilmesi için, her iki davanın taraflarının, dava sebeplerinin ve ilk davanın hüküm fıkrası ile ikinci davaya ait talep sonucunun aynı olması gereklidir (HMK m.303/1).Somut uyuşmazlıkta yapılan yargılama ve toplanan delillerden, kesin hüküm olarak kabul edilen İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/803 E., 2018/638 K., sayılı davanın konusu takip konusu senede ilişkin imzaya itiraz olduğu,
reddedilen davanın konusunun ise taraflar arasında imzalanan 26.10.2016 tarihli protokol gereği borçlu olmadığının tespiti hakkında olduğu dayanılan vakıala farklı olup, kesin hükümden bahsedilemeyeceği, mahkemece işin esasına girilerek bir karar verilmesi gerekirken, yerinde bulunmayan gerekçe ile davanın kesin hüküm nedeniyle reddi kararı yerinde görülmemiştir.
Bu nedenle davacının istinaf başvurusunun kabulü ile mahkemece verilen kararın kaldırılmasına ve belirtilen hususlarda yeniden yargılama yapmak üzere dosyanın mahkemesine iadesine karar vermek gerektiğine dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Hukuk Dairesi, E. 2025/159, K. 2025/362, 6 Mart 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama