KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 28 Şubat 2024
- Dosya no
- 2024/420
- Karar no
- 2024/614
- İncelenen kararın mahkemesi
- BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 19/09/2023
- Numarası
- 2023/890 Esas 2023/902 Karar
- Davanın konusu
- Tazminat (Taşınmaz Kira Sözleşmesinden Kaynaklanan
- Dava tarihi
- 18/09/2023
Karar Metni
980 kelime·5 dk okuma·5 bölüm
Tarafların iddia ve savunmalarının özeti
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle. Davalının 13/01/2022 başlangıç tarihli kira sözleşmelerine istinaden, davacıya ait ... Cad. ... Sok. No:... ... Stand No:..., ..., ...
Yenibosna Bahçelievler/İstanbul adresindeki stantlarda işgalci olarak bulunduğunu, müvekkili ile davalı tarafında imzalanan kira sözleşmelerinin Nisan 2022 tarihinde tahliye taahhütnamesi ile sona erdiğini, 13/01/2023 tarihinde sözleşme süresinin de bittiğini, davalı tarafından taahhüt edilen tarihte tahliyenin yapılmadığını, Bakırköy ...
İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası üzerinden tahliye talepli icra takibi başlatıldığını, davalının itiraz etmesi üzerine Bakırköy 4. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2022/531 esas sayılı dosyası üzerinden itirazın iptali ve tahliye davası açıldığını, bu sebeplerle taraflar arasındaki sözleşmelerin 13/04/2022 tarihinde tahliye taahhütnamesi ile sona ermiş olması nedeniyle 13/04/2022 tarihinden itibaren fuzuli işgal olduğu kiralanan ile ilgili ecrimisil bedelinin tespiti, aksi halde 13/01/2023 tarihinde adi kira sözleşmesinin sona ermesi nedeniyle ecrimisil bedelinin bu tarihten itibaren tespiti ve davalıdan tahsiline,
tahkikat sonucunda müvekkilinin ecrimisil alacak miktarı tam ve kesin olarak belirlenmesinin mümkün olduğu anda artırılmak üzere şimdilik 100.000,00 TL'nin fuzuli işgalinin başladığı tarihten itibaren avans faizi ile birlikte davalı şirketten alınarak müvekkiline ödenmesine, müvekkilinin mağduriyetinin önüne geçilmesi amacıyla davalının menkul, gayrimenkul ve banka hesaplarına öncelikle teminatsız, aksi takdirde teminat karşılığında ihtiyati haciz konulmasına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
Mahkemece; "..Somut olayda, taraflar arasındaki uyuşmazlık kira ilişkisinden kaynaklandığına göre görevli mahkeme Sulh Hukuk Mahkemesidir. Görev dava şartı olup yargılamanın her aşamasında resen nazara alınır. Mahkememizin görevli olmaması nedeniyle davanın dava şartı yokluğundan reddine, karar kesinleştiğinde ve talep halinde görevli Bakırköy Sulh Hukuk Mahkemesine gönderilmesine ..." gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; görevli mahkemenin asliye hukuk Mahkemeleri olması nedeniyle usul ve yasaya aykırı olduğundan, yasal süresi içerisinde istinaf kanun yoluna başvurmaktayız. Aşağıda izah edilecek nedenler çerçevesinde Yerel Mahkeme kararının kaldırılması gerektiğini beyan ederek İDM kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, davanın ticaret mahkemesinde görülmesi gerektiğini belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.
DELİLLER
Tüm dosya kapsamı.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
HMK'nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak, istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede. Dava el atmanın önlenmesi ve ecrimisil istemine ilişkin olup; dairemiz önüne gelen uyuşmazlık görevli mahkemenin belirlenmesi noktasında toplanmaktadır. Bu durumda davacının ileri sürdüğü maddi vakıaların ve dayandığı hakkın değerlendirilmesi gerekmiştir.
Davacı, dava dilekçesinde davanın dayanağını oluşturan tüm olayları (vakıaları) bildirmekle yükümlüdür .Hâkim davacının bildirdiği maddi olaylar ve son istekle bağlı ise de, HMK'nin 33. maddesi uyarınca ileri sürülen maddi olaylarda hangi hukuki sebebe göre karar vereceğini tayin ve takdir etmek durumundadır.
Başka bir anlatımla, maddi olgu ve olayları (vakıaları) bildirmek yanlara, bildirilen bu olay ve olgulara göre hukuki nitelendirmeyi yapmak, uyuşmazlığı çözüme ulaştıracak kanun hükmünü bulup uygulamak hakime aittir. Öyle ki, hukuki sebep yanlış gösterilmiş veya hiç gösterilmemiş olsa dahi hakim tarafından en uygun hukuki sebebin bulunması ve ona göre karar verilmesi gerekir. Bununla birlikte.
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun (HMK) 119/1-g maddesine göre, davada dayanılan hukuki sebeplerin davacı tarafından dava dilekçesinde gösterilmesi aynı zamanda yasal bir zorunluluktur. 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı HMK'nın 2. maddesi Asliye Hukuk Mahkemelerinin, 4. maddesi Sulh Hukuk Mahkemelerinin görev alanını belirlemiştir.
HMK'nın Sulh Hukuk Mahkemelerinin görevini düzenleyen 4. maddesinin 1/a bendi "kiralanan taşınmazların İcra ve İflas Kanunu'na göre ilamsız icra yolu ile tahliyesine ilişkin hükümler ayrık olmak üzere, kira ilişkisinden doğan alacak davaları da dahil tüm uyuşmazlıkları konu alan davalar ile bu davalara karşı açılan davalar Sulh Hukuk Mahkemesinin görevine girmektedir." şeklindedir. HMK'nin 2. maddesinde ise.
"Dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarla, şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesidir. Bu Kanunda ve diğer kanunlarda aksine düzenleme bulunmadıkça, asliye hukuk mahkemesi diğer dava ve işler bakımından da görevlidir" düzenlemesi getirilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince,taraflar arasındaki ilişkinin kira ilişkisi olduğu, kira ilişkisinden kaynaklanan her türlü davanın sulh hukuk mahkemelerince incelenmesi gerektiği belirtilmek suretiyle görevsizlik kararı verilmiştir.
Ne var ki eldeki dava, davalının çekişme konusu taşınmazı kira sözleşmesinin sona ermesine rağmen haksız olarak işgal ettiğinden bahisle açıldığına göre; anılan isteğin 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu hükümlerinden kaynaklandığı ve uyuşmazlığın çözümünün 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 2/1. maddesi uyarınca Asliye Hukuk Mahkemesinin görevinde bulunduğu kuşkusuzdur.
Hâl böyle olunca, Ticaret Mahkemesinin görevli bulunmadığına ilişkin tespit yerinde ise de görevli mahkemenin Sulh Hukuk Mahkemesi olarak belirlenmesi hatalı olmuştur.
Açıklanan nedenlerle sair itirazların bu aşamada incelenmesine gerek bulunmadığından kamu düzeni yönünden yapılan inceleme ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine, davalı vekilinin İstinaf başvurusunun kabulüne, İDM kararının kaldırılmasına ve dairemiz kararı doğrultusunda dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesi hususunda yeniden değerlendirme yapılarak bir karar verilmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine ilişkin HMK 353/1.a.3. maddesi gereğince kesin olmak üzere karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.
Açıklanan nedenlerle sair itirazların bu aşamada incelenmesine gerek bulunmadığından kamu düzeni yönünden yapılan inceleme ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İDM kararının kaldırılmasına ve dairemiz kararı doğrultusunda görevli mahkemenin belirlenmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine ilişkin HMK 353/1.a.3. maddesi gereğince kesin olarak aşağıdaki gibi karar verilmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi, E. 2024/420, K. 2024/614, 28 Şubat 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama