KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 24 Haziran 2025
- Dosya no
- 2025/1611
- Karar no
- 2025/1710
- İncelenen kararın mahkemesi
- BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 19/02/2025
- Numarası
- 2022/1069 Esas 2025/194 Karar
- Davanın konusu
- Tapu İptali Ve Tescil (Satın Almaya Dayalı
- Dava tarihi
- 28/11/2022
Karar Metni
1.494 kelime·7 dk okuma·4 bölüm
Tarafların iddia ve savunmalarının özeti
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin ortağı olduğu ...
Firması ile davalı şirket arasında mevcut kumaş alım-satımı ticari ilişkisi kapsamında teminat olarak Esenler ilçesi ... mahallesinde kain ... ada ... nolu parsel üzerinde bulunan 45/252 hisse payına sahip zemin katta yer alan 2 adet dükkanı teminat olarak bila bedel davalı şirkete inançlı işlem kapsamında devredildiğini, bilahere davalı şirket tarafından kendilerine kumaş verilmemeye başlandığını, bu bağlamda inançlı işlem ile tedarikçi firmaya devredilen taşınmazın davalı şirket adına olan tapu kaydının iptali ile müvekkili adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; öncelikle taşınmazın inançlı işlem ile bila bedel devredildiği hususunun doğru olmadığını, davalının ortağı olduğu ... firmasının müvekkili şirkete olan borcu ve ayrıca bankalara olan borcunun müvekkili şirket tarafından ödenmesi nedeniyle borcuna mahsuben taşınmazın devredildiğini, davacının ortağı olduğu şirketin halen müvekkili şirkete borcu bulunduğunu;
nitekim İstanbul 16. ATM'nin 2022/716 Esas sayılı dosyasında ... tarafından düzenlenen 15/08/2024 tarihli raporda da belirtildiği üzere söz konusu şirketin müvekkili şirkete halen 11.321.218-TL borcunun bulunduğunun sabit olduğunu, yargılama aşamasında tam ıslah olarak ileri sürülen irade bozukluğuna dayalı iddiaların doğru olmadığını ve tam ıslahın, karar aşamasında kötü niyetle yapıldığını bu nedenlerle tam ıslah talebinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
Mahkemece "1- Davacı tarafından tam ıslah kapsamında açılan davanın hak düşürücü süre yönünden REDDİNE, " karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili süresinde istinaf başvurusunda bulunmuştur.Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davacı tarafından gönderilen ihtarname tarihi ile taşınmazın iadesinin talep edildiği ve hak düşürücü süre içerisinde istendiğini, bunun yanında İstanbul 19. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2019/575 esas sayılı dosyası ile taşınmazın iadesinin talep edildiği ve iptal hakkının şekle bağlı olmadığını, söz konusu ceza dosyasının celp edilmeden karar verildiğini, davaya konu taşınmaz dahil devredilen taşınmazların davacı ve kardeşi tarafından kullanılarak hakimiyet alanında bulunduğunu, devirlerin bu halde dahi sahte olduğunun anlaşılabileceğini,
tanık anlatımları ve ceza dosyasında yer alan bilirkişi raporları ve tanık anlatımları ile durumun sabit olduğunu ve hak düşürücü süre içerisinde iade talep edildiğinin ispat edildiğini, tam ıslah dilekçesinin davalı tarafa tebliğ edilmeden yasaya aykırı olarak karar verildiğini, eldeki davanın ıslah tarihi itibari ile hak düşürücü sürede açıldığını belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
DELİLLER
Tüm dosya kapsamı.
DOSYADA YER ALAN DELİLLER VE DEĞERLENDİRME:HMK'nın 355.
Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak, istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede;Dava, inançlı işleme dayalı tapu iptal ve tescil olmaması halinde bedelin tahsili, tam ıslah dilekçesi ile irade fesadına dayalı tapu iptal ve tescil istemine ilişkindir.Aldatma(hile), genel olarak bir kimseyi irade beyanında bulunmaya, özellikle sözleşme yapmaya sevk etmek için onda kasten hatalı bir kanı uyandırmak veya esasen var olan hatalı bir kanıyı koruma yahut devamını sağlamak şeklinde tanımlanır.
Hata da yanılma, hilede ise yanıltma söz konusudur. TBK'nın 36/1. maddesinde açıklandığı üzere taraflardan biri diğer tarafın kasıtlı aldatmasıyla sözleşme yapmaya yöneltilmişse hata esaslı olmasa bile aldatılan taraf için sözleşme bağlayıcı sayılamaz.Değinilen koşulların varlığı halinde aldatılan taraf hakkını kullanmak suretiyle hukuki ilişkiyi geçmişe etkili olarak ortadan kaldırabilir ve verdiği şeyi geri isteyebilir.
Hilenin öğrenildiği tarihten itibaren bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde karşı tarafa yöneltilecek bir irade açıklaması, defi yahut dava yoluyla da kullanılabilir. Hile iddiası her türlü delil ile ispatlanabilir ve belli bir şekle tabi değildir. HMK 203/ç fıkrası hükmüne göre iradeyi sakatlayan nedenler tanık dahil her türlü delil ile ispatlanabilir. Dolayısı ile aynı yasanın 201. maddesinde yer alan senede karşı senet ile ispat kuralının da istisnasını teşkil eder.
Dosyanın incelenmesinde; dava dilekçesinde davacının inançlı işleme dayalı tapu iptal ve tescil olmaması halinde bedelin tahsili isteminde bulunulduğu, 27/01/2025 tarihli tam ıslah dilekçesi ile davaya konu taşınmazın hile, aldatma ve korkutmaya dayalı irade fesadı sebebiyle tapu iptal ve tescil istemi bakımından ıslah dilekçesi verildiği,
davaya konu edilen İstanbul ili Esenler ilçesi... mah. ... ada ... parsel arsa vasıflı taşınmazda 45/252 hisse davacı adına kayıtlı iken 05/04/2019 tarihinde 160.000,00 TL bedelle satış ile davalı şirket adına kayıt ve tescil edildiği tapu kayıtları ve resmi senetten anlaşılmaktadır.İstanbul 19. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2019/575 esas sayılı dosyasının UYAP üzerinden incelenmesinde; birden fazla sanık ve katılanın bulunduğu, eldeki dosya davacısının sanık olduğu, dava dışı ...'e yönelik nitelikli yağma suçuna azmettiren olarak ceza yargılamasının yapıldığı, CMK 223/2-e maddesi gereğinde beraat kararı verildiği,
vekalet ücretleri yönünden istinaf başvurusunda bulunulduğu henüz kesinleşmediği, karar içeriğinde eldeki dosya davacısı sanık ifadesi ve mahkeme gerekçesinde eldeki dosya davacısı tarafından ticari ilişki içerisinde olduğu ...'e borcuna karşılık taşınmazların devredildiğinin belirtildiği, ancak hangi taşınmazların olduğunun belli olmadığı, davacının bir kısım diğer sanıklara da borcu olması sebebiyle katılandan iadesinin talep edildiği, ancak bunun bedeli sonradan ödenmek ya da katılan tarafından borcun ödenmesi halinde yapılacağının belirtildiği anlaşılmaktadır.Bakırköy ...
Noterliği'nin 13/11/2019 tarih, ... yevmiye nolu ihtarnamesinde; dava dışı ... şirketi tarafından davalı şirket aleyhine davaya konu edilmeyen başkaca taşınmazlar yönünden aradaki ticari ilişkinin sona ermesi sebebiyle geçici süreliğine verilen taşınmazların iadesinin talep edildiği anlaşılmaktadır.Hukuk Genel Kurulu'nun 2014/11-21 esas ve 2015/2657 karar sayılı ilamında; "...Hukuk Genel Kurulunun 06.03.2013 gün ve E:2012/4-824, K:2013/305.
22.10.2014 gün ve E:2014/4-840, K:2014/837 sayılı ilamlarında da belirtildiği üzere, kavram olarak ıslah; taraflardan birinin yapmış olduğu usul işleminin tamamen veya kısmen düzeltilmesine denir (HUMK. m.83). (Baki, Kuru:Hukuk Muhakemeleri Usulü, 6.Baskı, C.IV, İstanbul 2001, s.3965) Islah müessesi, dava değiştirme, başka deyişle iddia ve müdafaanın değiştirilmesi veya genişletilmesi yasağını bertaraf eden bir imkandır.
Zira bu suretle, aslında yasal itiraz ile karşılaşılabilecek olan herhangi bir taraf muamelesi, ıslah kurumu yardımı ile artık bu itirazı davet etmeksizin yapılabilmektedir (Saim Üstündağ:Medeni Yargılama Hukuk, C.I-II, B.5, İstanbul 1992, s.534).Islahın konusunun tarafların yapmış oldukları usul işlemleri olduğu için, ıslahla düzeltilecek usul işlemlerinin neler olduğundan da söz etmek gerekir.Gerek öğreti, gerekse Yargıtay uygulaması davanın değiştirebileceğini ve genişletilebileceğini aynı şekilde savunmanın genişletilebileceğini ilke olarak kabul etmektedir.
Yine müddeabihin artırılıp artırılmayacağı hususu da bir usul işlemi olup, ıslahın konusudur (Baki, Kuru:age, s.4035).Islahın amacı, yargılama sürecinde, şekil ve süreye aykırılık sebebiyle ortaya çıkabilecek maddi hak kayıplarını ortadan kaldırmak olduğundan, hak ve alacağı bu sürecin dışında ortadan kaldırmış olan işlemlerin, yani maddi hukuk işlemlerinin ıslah yoluyla düzeltilebilmesi elbette ki mümkün değildir.
Bir başka deyişle, maddi hakkı sona erdiren maddi hukuk işlemleri, ıslahla düzeltilemez. Feragat, kabul, sulh gibi işlemler, velev ki dava içinde yapılsın, asıl hakkı ortadan kaldırdıklarından, usul işlemi olduğu kadar (davayı etkilediği için usul işlemidir) maddi hukuk işlemi mahiyetini de taşımaktadır ve bu sebeple, bu işlemlerin ıslah yoluyla düzeltilmesi imkansızdır.
Çünkü ıslah, yargılama hukukunun şekle ve süreye bağlılığından kaynaklanan zımni hak kayıplarının telafisi için öngörülmüş bir müessesedir.Açık bir irade beyanı ile terk edilen haklar, maddi gerçeğin şekle feda edilmesi gibi bir sonuç doğurmadığı için, ıslahın konusu olamaz....Davanın tamamen ıslahı durumunda, dava dilekçesinden itibaren bütün usul işlemlerinin yapılmamış sayılmasını gerektirir (HUMK.m.87).
Gerek öğretide, gerekse yerleşik yargısal kararlarda, davanın tamamen ıslahında yeni bir dava açılmamış sayılacak, tamamen ıslah edilen dava ilk açılan davanın devamı niteliğinde olduğundan, bunun doğal sonucu olarak, zamanaşımı, hak düşürücü süre ilk davanın açıldığı tarihteki duruma göre dikkate alınacaktır. Onun için davanın tamamen ıslahında ıslah olunan dava, ilk dava gününde açılmış sayılacaktır (Baki, Kuru:age., s.3998 vd; Sabri Şakir, Ansay.
Yargılama Usulleri, 1960 baskı sh:194 vd.. İlhan, Postacıoğlu:Medeni Usul Hukuku Dersleri, 1975 Baskı, s.460 vd,. Saim, Üstündağ:Medeni Yargılama Hukuku Esasları, 1973 Baskı, s.335 vd.; aynı yöndeki HGK’nun 18.12.1957 gün E:2/66, K:64. 30.1.2002 gün E:2002/2-63, K:23;3.7.2002 gün ve E:2002/9-564, K:572.
5.3.2003 gün ve E:2003/9-76, K:126;06.03.2013 gün ve E:2012/4-824, K:2013/305 sayılı ilamları)." şeklinde belirleme yapılmıştır.Somut olayda; tam ıslah dilekçesi ile irade fesadına dayalı tapu iptal ve tescil isteminde bulunulduğu, davaya konu taşınmazın 05/04/2019 tarihinde davalı şirkete devredildiği, davacının iradesinin fesada uğratıldığının 13/11/2019 tarihinde öğrenildiğinin iddia edildiği, davalı yanca daha önce öğrenildiğinin ispat edilemediği, irade fesadına dayalı istemlerde bir yıllık hak düşürücü sürenin re'sen nazara alınması gerektiği, eldeki davanın 15/06/2020 tarihinde inançlı işleme dayalı olarak ikame edildiği,
tam ıslah dilekçesi ile hukuki dayanağın irade fesadına dair olduğunun belirtildiği, söz konusu tam ıslah dilekçesinin HMK'da belirtildiği şekilde olduğu, davanın ilk açıldığı tarih ve davalı yanın davacının iradesinin fesada uğratıldığını belirttiği tarihten önce öğrendiğinin ispat edememiş olmasına göre ve yukarıda yazılı HGK kararı dikkate alındığında davanın açıldığı tarih itibari ile eldeki davanın hak düşürücü süre içerisinde açıldığından esası bakımından ve ıslah dilekçesi doğrultusunda delillerin toplanarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerektiğinden davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabul edilmesi gerektiği sonucuna
varılmıştır.Açıklanan nedenlerle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İDM kararının kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine ilişkin HMK 353/1.a.6. maddesi gereğince kesin olarak aşağıdaki gibi karar verilmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi, E. 2025/1611, K. 2025/1710, 24 Haziran 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama