KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 17 Ekim 2024
- Esas no
- 2023/3585
- Karar no
- 2024/2747
- İncelenen kararın mahkemesi
- İSTANBUL 21. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 10/11/2022
- Numarası
- 2019/831 E - 2022/747 K
- Davanın konusu
- İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan
Karar Metni
1.346 kelime·7 dk okuma·2 bölüm
Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak, ilk derece mahkemesince verilen kararın istinaf edilmesi sebebiyle, dava dosyası üzerinde yapılan inceleme sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin kendisine gönderilen birinci haciz ihbarnamesi uyarınca ödeme yapması gereken icra dosyasına değil de sehven başka bir icra dosyasına ödeme yapması sonucu sebepsiz zenginleşen davalı taraftan ödenen miktarın iadesi amacıyla İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ...
E. Sayılı dosyası üzerinden icra takibi başlatıldığını, söz konusu takibe itiraz edildiğini, müvekkili şirketin kendisine tebliğ edilen birinci haciz ihbarnamesi uyarınca ödeme yapması gereken icra dosyasına değil de sehven davalı tarafın borçlu olduğu başka bir icra dosyasına ödeme yaptığını, gönderilen birinci haciz ihbarnamesi uyarınca ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. Sayılı dosyası kapsamında karşı taraf ... San.
A.Ş'nin müvekkili şirkette bulunan 111.997,10 TL alacağına haciz konulduğunu, ancak söz konusu alacak miktarının gönderilen birinci haciz ihbarnamesi uyarınca ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. Sayılı dosyasına yaptırılması gerekirken yine karşı taraf ... San. A.Ş.'nin borçlu olduğu İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ...
E. Sayılı dosyasına sehven yatırdığını, müvekkili şirket tarafından sehven yapılan ödeme sonucu davalı tarafın sebepsiz zenginleştiğini, müvekkili şirket tarafından yapılan ödeme sonucu sebepsiz zenginleşen davalı tarafın ödenen miktarı iadesinin gerektiğini, haklı davalarının kabulü ile icra takibine yapılan haksız itirazın iptalini, davalı aleyhine %20'den az olmak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini, harç, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın reddi gerektiğini, takibin haksız, mesnetsiz ve kötü niyetli olarak yürütüldüğünü, müvekkili firmanın davacı şirkete herhangi bir borcu ya da taahhüdü bulunmadığını, davacı tarafın müvekkili şirketin borçlu olduğu İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... E ve ... İcra Müdürlüğünün ... E. Sayılı dosyalarından birinci haciz ihbarnamesi gönderildiğini, davacı tarafın İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ...
E. Sayılı dosyaya sunduğu dilekçede müvekkilinin davacı şirketten 111.997,10 TL alacağının olduğunu kabul ettiğini, söz konusu alacağın varlığının kabul edildiğini ve davacı tarafın yaptığı ödeme borcuna mahsup edildiğini, bu durumda müvekkilinin yapılan bu ödeme sonucu sebepsiz zenginleşmenin söz konusu dahi olmadığını, ayrıca takipte talep edilen ve tamamen fahiş olan faiz oranının da taraflarından kabul edilmesinin mümkün olmadığını, faiz oranının T.C Merkez Bankasından sorularak belirlenmesinin gerektiğini, aleyhe açılan itirazın iptaline yönelik davanın reddini,
davacının taraflarına alacağın %20'sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatı ödenmesini, yargılama masrafları ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonunda; "..Buna göre davalının davacıdan 111.997,10 TL alacağı varken davacının bu miktarı yanlış icra dosyasına ödediği ve sonrasında haciz ihbarnamesine süresinde itiraz etmemesi nedeniyle bu defa 95.313,00 TL daha ödemek zorunda kaldığı, ticari defterlerine göre de ilk ödeme miktarını aşan miktarda davalıya borcu bulunmadığı, davalının da daha fazla alacağı bulunduğunu ispat edemediği, ticari defterlerini de sunmaktan kaçındığı hususları birlikte değerlendirildiğinde davacının kabulü altındaki 111.997,10 TL dışında ödediği,
95.313,00 TL tutarında davalının sebepsiz zenginleştiği mahkememizce de sabit görüldüğünden davanın bu miktar üzerinden kısmen kabulü cihetine gidilmiştir.
Alacağın likit olması nedeni ile hükmolunan alacak miktarı üzerinden %20 oranında icra inkar tazminatına, davacının kötü niyeti ispat edilemediğinden davalının bu husustaki isteminin reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis etmek gerekmiştir. " gerekçeleriyle 1-Davacının davasının kısmen kabul kısmen reddi ile; davalının İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ...
E. Sayılı dosyasına yaptığı itirazın kısmen iptaline; takibin 95.313,00 ₺ asıl alacak üzerinden takip talebinde belirtilen şartlar ile aynen devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, 2-Hükmolunan alacağın %20'si nispetinde hesaplanacak icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 3-Davalının kötü niyet tazmiatı talebinin reddine, karar verilmiştir. Karara karşı davalı tarafça istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Davalı vekili istinaf başvurusunda önceki iddialarını tekrarla birlikte özet olarak; sebepsiz zenginleşme koşullarının oluşmadığını, o davacı tarafından, müvekkili şirketin borçlu olduğu icra dosyalarından kendisine gönderilen 89/1 haciz ihbarnameleri gereği ilgili dosyalara ödeme yapıldığını, sebepsiz zenginleşmenin kabulü için her şeyden evvel davacı tarafından haklı bir sebep olmaksızın ilgili icra dosyalarına ödeme yapılmış olmasının gerektiğini, davacının kendisine tebliğ olunan 89/1 haciz ihbarnameleri uyarınca yasanın emredici hükmü gereği ödeme yapmış olduğunu, haklı bir sebep bulunduğunu,
hükme esas alınan bilirkişi raporu hatalı tespitler barındırdığını, bilirkişi ek raporundaki hatanın salt yazım hatası olmadığını, rapor bütün olarak değerlendirildiğinde dahi açık ve net bir sonuca ulaşılamadığını, ek raporda yer alan tespitlerin kendi içinde çelişkili olmakla birlikte bilirkişi kök raporu ve davacı şirketin birinci haciz ihbarnamesine verdiği cevaplar ile de çelişkili olduğunu, dava konusu haciz ihbarnamelerinin davacı şirkete tebliğ tarihleri açık ve net olarak tespit edilmeksizin yapılan hesaplamalara itibar edilerek davanın kabulüne karar verilmesi hukuka aykırı olduğunu, bilirkişi raporunda 13.06.2018 tarihinde,
12.09.2018 tarihinde ve 16.10.2018 tarihinde cari hesap alacak-borç durumunun incelendiğini, hükme esas alınan bilirkişi raporunda 17.08.2018 tarihindeki alacak-borç bakiyesi hesaplanmadığını, icra inkar tazminat koşullarının oluşmadığını ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir. Dava, sebepsiz zenginleşmeye dayalı alacağın tahsili talebiyle başlatılan takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
Davacı, davalının iki ayrı icra dosyasında borçlu olduğunu, her iki dosyadan İİK'nın 89/1 haciz ihbarnamesi gönderildiğini, müvekkili tarafından sehven ikinci dosyaya ödeme yapıldığını ilk dosyanını haciz ihbarnamesinin kesinleşmesi nedeniyle ikinci kez ödeme yapıldığını, borçlunu davalının sebepsiz zenginleştiğin iileri sürmektedir. Taraflar arasında, davalının İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ve ...
İcra Müdürlüğünün dosyalarında borçlu sıfatı ile yer aldığı, dosyalarda davacıya dava dışı alacaklılar tarafından haciz ihbarnameleri gönderildiği, davacının her iki dosyaya da ayrı ayrı ödemede bulunduğu, davacının İstanbul ... İcra Müdürlüğü dosyasına ödeme yapacakken sehven ... İcra Müdürlüğü dosyasına ödeme yaptığı, akabinde ...
İcra Müdürlüğünce haciz ihbarnamesi uyarınca paranın dosyaya yatırılması, aksi halde borcun yedinde sayılacağı ihtarı üzerine bu defa anılan dosyaya da ödeme yaptığı hususlarında ihtilaf bulunmamaktadır. Mahkemece taraf delilleri toplanarak bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. 18.08.2021 tarihli kök raporu ile ek raporunda bilirkişi. "Davacının alacak bedelini ikinci bir kez İstanbul ... İcra Müdürlüğü dosyasına ödemesi söz konusu değildir.
Her ne kadar Davalının pasifinin azalması sağlanmış olsa da yapılan bu ödeme icra hukuku usul ve işlemlerinden kaynaklanmış ve buna Davalı yan sebep olmamıştır. Yarg. 19. HD, T. 01.06.1992, E. 1992/546 ve K. 1992/2480 ve İstanbul BAM 3. HD, T.
24.11.2020, E. 2018/2192 ve K. 2020/1611 sayılı kararlarında da belirtildiği gibi TBK 77 vd. maddeler gereğince sebepsiz zenginleşme şartlarının oluşmadığı dava konusu alacaktan Davalının sorumlu olmadığı kanaatindeyiz." şeklinde görüş bildirilmiştir. Mahkemece rapor yeterli bulunmayarak yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.14.04.2022 tarihli raporda bilirkişi.
"Davacı şirketin — davalı yana ...İcra Müdürlüğüne davalının kendisine haciz ihbarnamesi uyarınca haciz uygulandığı bildirilen tarih olan 16.03.2018 de 216.098,42 TL borçlu olduğu, ...İcra Müdürlüğü dosyasında davalının alacaklı olduğunu tarihinde davacı yanın davalı yana 111.997,10 TL borçlu olduğunu" belirtmiştir. Ek raporda ise bilirkişi.
"Davacı şirketin “davalı yana ...İcra Müdürlüğüne davalının kendisine haciz ihbarnamesi uyarınca haciz uygulandığı bildirilen tarih olan 13.06.2018 de 96.134,65 TL borçlu olduğu, 12.09.2018 tarihinde borç/alacak durumu olmadığı 0,00 TL bakiyesi olduğu ve 16.10.2018 tarihinde davacının davalı yandan 95.271,00 TL alacaklı olduğu görülmüştür. Davacının kendisine tebliğ edilen birinci haciz ihbarnamesi uyarınca İstanbul ...
İcra Md. ... sayılı dosyasına ödeme yapması gerekirken, ödeme yapması gereken dosyaya değil davalı tarafın borçlu olduğu İstanbul ... İcra Müdürlüğü ... esas sayılı dosyaya yapılan ödemenin sebepsiz zenginleştirme gerçekleştirip gerçekleştirmediği hususunun hukuki yorum gerektirdiğinden bu hususta taktirin mahkemede olduğunu" mütalaa etmiştir.
Şu halde, davacının ikinci ödeme yaptığı tarih itibariyle davalı şirkete borcunun bulunmadığı, borcu miktarınca davalının borçlu olduğu icra dosyasına ödeme yapmış olduğu, davalının bu ödeme nedeniyle borcundan kurtulmuş olduğu anlaşılmakla mahkemece kararda belirtilen gerekçelerle yazılı şekilde karar verilmesi isabetlidir.
Davalı tarafça ticari defterlerinden davacının borçlu olduğu miktar ile icra dosyalarına yapmış olduğu ödemeler karşılaştırıldığında alacağı hesaplayabileceği anlaşılmakla alacağın likit olduğu anlaşılmakla icra inkar tazminatına ilişkin istinaf itirazları da yerinde görülmemiştir.
Bu itibarla, ilk derece mahkemesince verilen kararda mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirilmesi bakımından usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, davalının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca reddine karar verilmesi gerekmiştir.
KARA R
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, E. 2023/3585, K. 2024/2747, 17 Ekim 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama