KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 23 Ocak 2025
- Esas no
- 2024/2214
- Karar no
- 2025/160
- İncelenen kararın mahkemesi
- İSTANBUL 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 08/05/2024
- Numarası
- 2024/36 E - 2024/303 K
- Davanın konusu
- Alacak
Karar Metni
1.386 kelime·7 dk okuma·2 bölüm
Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak, ilk derece mahkemesince verilen kararın istinaf edilmesi sebebiyle , dava dosyası üzerinde yapılan inceleme sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı şirket yetkilisi ... ile müvekkili şirket yetkilisinin kardeş olduğunu, tarafların davalı şirkette 2014 yılına kadar ortak olarak çalıştıklarını, müvekkilinin tüm yetkisini kardeşine devrederek şirket ortaklığından ayrıldığını, müvekkili şirket yetkilisi ...'ın davalının ortağı ve yetkilisi olduğu dönem de dahil olmak üzere uzun yıllardır dava dışı Nijerya uyruklu ...'ya inşaat malzemeleri satışı yaptığını, ... ile uzun yıllardır süregelen ticari ilişkileri olduğunu, davalı şirketten ayrıldıktan sonrada ticari ilişkinin devam ettiğini,
müvekkilinin Eylül 2014 ve sonraki dönemde ...'dan olan alacağı 2.000.000,00 USD'nin üzerine çıktığını, ...'ın birkaç ay öncesinde ... ile yaptığı görüşmede ... tarafından Nijerya'da bulunan ... aracılığıyla 19/03/2015 tarihinde ...'ya gönderilmek istenen 301.980,00-USD.'nin yanlışlıkla davalı ...'nın ... Bankası Şişli Şubesi'nde bulunan hesabına gittiğini öğrendiğini, ayrıca ... Bank'ın yanlışlığı düzeltmek için ...
Bankası ile yazışma yaptığını, yanlışlığın anlaşıldığını, ancak geçen sürede davalı ... hesabından paranın çekilmiş olması nedeniyle iadesinin yapılmadığının söylendiğini, davalının müvekkiline ait parayı haksız şekilde uhdesine almış olmasından dolayı müvekkiline borçlu olduğunu, müvekkiline ait 301.980,00 USD.'nin temerrüt tarihi olan 19/03/2015 tarihinden itibaren 3095 sy.
Yasanın 4/a maddesi uyarınca işleyecek Devlet Bankalarının o yabancı para ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı ile TBK.'nın 99.maddesine göre borcun ödeme tarihindeki rayici üzerinden öncelikle Türk Lirası karşılığının veya Amerikan doları olarak davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının kendisine ait olmayan ve kendisinin yapmadığı bir ödemeyi müvekkilinden istediğini, davacının aktif husumet ehliyetinin olmadığını, davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle reddini, davacının bu ödemeyi birkaç ay önce öğrendiğini iddia etmesinin doğru olmadığını, 2016 yılından beri bu ödemeyi bildiğini, bu hususun mahkeme kayıtları ile belgeli olduğunu, davanın zamanaşımı nedeniyle reddini, daha önce başkaca mahkemeler nezdinde görülen davalara konu olan iddia hakkında, hükme esas alınmış ve kesinleşmiş raporlar ile dar anlamda kesin hüküm teşkil eden mahkeme,
istinaf ve Yargıtay karar ve ilamları mevcut olan, ayrıca yargılama ile de haksız ve dayanaksız olduğu sabit olan haksız davanın tüm talepler yönünden reddini talep etmiştir.
Mahkeme;"Eldeki davanın hukuksal temelinin sebepsiz zenginleşme olduğu, sebepsiz zenginleşmeden kaynaklı istem haklarının, hak sahibinin geri isteme hakkını öğrendiği tarihten itibaren 2 yıl içinde zamanaşımına uğradığı, her ne kadar dava dilekçesinde bu öğrenmenin dava tarihinden birkaç ay önce olduğu beyan edilmiş ise de.
İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/168 Esas - 2018/1164 Karar sayılı dosyasına sunulan 08/02/2019 tarihli istinaf dilekçesinde dava dışı 3. kişi tarafından eldeki dosya davalısı lehine 19/03/2015 tarihinde yapılan ödemeden açıkça bahsedildiği,eldeki davaya ilişkin arabuluculuk işleminin ise 22/12/2023 tarihinde başladığı, hal böyle olunca 2 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu" gerekçesi ile. "Davanın REDDİNE" karar vermiştir.
Kararı davacı vekili istinaf etmiştir.İstinaf dilekçesinde; mahkeme gerekçesinin yerinde olmadığını, her ne kadar İstanbul 16. Asliye Ticaret dosyasında bu ödemeden söz edilmiş ise de paranın davacıya ait olduğunun huzurdaki davadan birkaç ay önce netleştiğini,dava dilekçesinde de buna ilişkin ayrıntılı açıklamalarda da bulunulduğunu,TBK. 82/1e göre 10 yıllık zamanaşımının dolmadığını, mahkemece ...
Bankası Şişli Şubesi'ne yeni bir müzekkere yazılarak 24.01.2024 tarihli müzekkerede talep edilen bilgi ve belgelerin (Zenith Bank PLC 'nin, 19.03.2015 davalı ... İthalat İhracat İnş. San. ve Tic. Ltd.
Şti.'ye gönderilen 301.942 USD hakkında paranın yanlış gönderildiğine ilişkin tüm bilgi, belge, yazışma, mail, faks gönderimlere ilişkin belgelerin) dosyaya sunulmasının istenilmesini talep ettiklerini,mahkemece deliller toplanmadan eksik inceleme sonucu karar verildiğini belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. 6100 sayılı HMK'nun 355 md gereğince, istinaf sebepleri ile sınırlı olarak yapılan incelemeye göre.
Dava,davacıya ait olduğu ileri sürülen havale bedelinin dava dışı kişi tarafından zuhulen davalıya gönderildiği iddiasıyla ,bedelin iadesi talebine ilişkindir. Bilindiği üzere sıfat, dava konusu sübjektif hak (dava hakkı) ile taraflar arasındaki ilişkidir.
Taraf ehliyeti, dava ehliyeti ve davayı takip yetkisi, davanın taraflarının kişilikleriyle ilgili olduğu halde, taraf sıfatı dava konusu sübjektif hakka ilişkindir (Kuru, Baki-Arslan, Ramazan-Yılmaz, Ejder: Medeni Usul Hukuku, Yetkin Yayınları, Ankara 1995, 7.baskı, sh.231). O halde,dava konusu şey üzerinde kim veya kimler hak sahibi ise,davayı da bu kişi veya kişilerin açması gerekir. Davayı açabilmek için gerekli sıfat, dava konusu şey üzerinde hak sahibi olan kişiye aittir.
Bir kimsenin davacı veya davalı sıfatına sahip olup olmadığı tıpkı hakkın mevcut olup olmadığının tayininde olduğu gibi maddi hukuka göre belirlenir (Kuru, Baki-Arslan, Ramazan-Yılmaz, Ejder:a.g.e., sh.231-232. Üstündağ, Saim:Medeni Yargılama Hukuku, Alfa Basım Yayım Dağıtım, İstanbul 1997, sh.307).
Görülmektedir ki, mahkemenin taraflar arasında dava konusu hakkın esası hakkında bir karar verebilmesi için, bu kişilerin o davada gerçekten davacı ve davalı sıfatlarına sahip olmaları gerekir. Bir davada taraf olarak gösterilen kişiler, taraf ve dava ehliyetine ve davayı takip yetkisine sahip olsalar bile, taraf- lardan birinin o davada gerçekten davacı ve davalı sıfatı yoksa, davanın esası hakkında bir karar verilemeyeceğinden, dava sıfat yokluğundan (husumetten) reddedilir.
Taraf sıfatı usul hukuku sorunu olmayıp, dava konusu sübjektif hakkın özüne ilişkin bir maddi hukuk sorunu olduğundan taraf sıfatının yokluğu, davada taraf olarak gözüken kişiler arasında dava konusu hakkın doğumuna engel olduğu için def'i değil, yargılamanın her aşamasında taraflarca ileri sürülmesi mümkün ve mahkemece de kendiliğinden nazara alınması zorunlu bir olgudur. Nitekim aynı ilkeler, Hukuk Genel Kurulu'nun 23.06.2004 gün ve E:2004/ 4- 371, K: 2004/375.
18.04.2007 gün ve E:2007/5-233, K:2007/221;04.03.2009 gün ve E:2009/10-34, K:2009/104. 04.11.2009 gün ve E:2009/2-402, K:2009/484;03.02.2010 gün ve E:2010/4-4 , K:2010/ 56; 22.12.2010 gün ve E:2010/19-638, K:2010/694. 09.02.2011 gün ve E:2010/15-657, K:2011/49 sayılı, 27.01.2016 gün E: 2014/13-684- K:2016/106, 21.12.2023 gün E: 2023/6-688, K:2023/1348 sayılı ilamlarında da benimsenmiştir. Buna göre.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 2023/5462 E. 2024/ 3653 K. nolu 18.11.2024 tarihli ilamında belirtildiği üzere. Bir hakkı dava etme yetkisi (dava hakkı) kural olarak o hakkın sahibine aittir. Bir hak- kın sahibinin kim olduğu, dolayısıyla o hakkı dava etme yetkisinin kime ait olduğu, (o davada davacı sıfatının kime ait olacağı) tamamen maddi hukuk kurallarına göre belirlenir.
Ancak, bir davanın davacısının o dava yönünden davacı sıfatına sahip bulunmadığının belirlenmesi halinde, mahkeme dava konusu hakkın mevcut olup olmadığını inceleyemeyeceği ve sıfat yokluğundan davanın reddine karar vermek zorunda olduğu için, taraf sıfatı usul hukukunun da düzenleme alanındadır. Eş söyle- yişle, sıfat, dava konusu sübjektif hak (dava hakkı) ile taraflar arasındaki ilişkidir.
Diğer taraftan, dava konusu sübjektif hak (dava hakkı) ile taraflar arasındaki ilişkinin varlığı medeni usul hukukumuzda "sıfat" olarak tanımlanmaktadır ve bir davada taraf olarak gösterilen kişilerin o dava ile ilgili kimseler olması zorunludur. Taraf ehliyeti, dava ehliyeti ve davayı takip yetkisi, davanın taraflarının kişilikleriyle ilgili olmasına karşın, taraf sıfatı dava konusu sübjektif hakka ilişkindir.
Sübjektif bir hakkı dava etme yetkisi (dava hakkı) kural olarak o hakkın sahibine ait olduğundan, anılan hakka ilişkin bir davada davacı olma sıfatı da hakkın sahibine aittir ve buna aktif husumet denilmektedir. Bir sübjektif hak kendisinden istenebilecek olan kişi ise, o hakka uymakla yükümlü olan kimsedir ve bu da pasif husumet (davalı sıfatı) olarak adlandırılmaktadır.
Sübjektif hakkın sahibi olan kimse ile o hakka uymakla yükümlü bulunan kişinin kimler olduğunun saptanması, bir başka anlatımla davada davacı ve davalı sıfatlarının kimlere ait olduğu hususu, dava konusu (sübjektif) hakkın özüne ilişkin maddi hukuk sorunudur.
Dava açan veya aleyhine dava açılan kişiler o davada davacı veya davalı olarak taraf sıfatına sahip değillerse, mahkemece dava konusu hakkın esası (var olup olmadığı) hakkında inceleme yapılmadan dava sıfat yokluğundan reddedilir.
Taraf sıfatı (husumet) ve sıfat yokluğu, davada taraf olarak görünen kişiler arasında dava konusu hakkın doğumuna engel olan bir itiraz niteliğindedir ve yargılamanın her aşamasında, isteme gerek kalmaksızın mahkemece kendiliğinden gözetilmesi zorunludur.Dava konusu davalıya gönderilen havale dava dışı 3.kişi Nijerya uyruklu ... tarafından davalı şirket banka hesabına Nijerya'da bulunan ... aracılığıyla 19/03/2015 tarihinde 301.980,00 USD şeklinde gönderilmiş olup,havale tutarı ve tarihi ile havaleyi gönderen dava dışı kişi açısından ihtilaf olmadığı açıktır.Davada davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiş isede,bu doğrultuda taraf
ehliyeti ve davacıya husumet düşüp düşmediğinin öncelikle kamu düzeni açısından değerlendirilmesi,daha sonra zamanaşımı definin incelenmesi gerektiği açıktır.Mahkemenin kararı usul ve hukuka uygun bulunmamıştır.Bu sebeplerle; davacının istinaf başvurusunun kabulü ile, kararın, HMK 355.madde ile HMK 353/1-a-4, 353/1a-6.maddeleri uyarınca kaldırılmasıyla, yeniden yargılama yapılıp bir karar verilmek üzere dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir.
KARA R
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, E. 2024/2214, K. 2025/160, 23 Ocak 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama