KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 30 Aralık 2024
- Esas no
- 2024/711
- Karar no
- 2024/3621
- İncelenen kararın mahkemesi
- İSTANBUL 19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 05/12/2023
- Numarası
- 2023/141 E - 2023/779 K
- Davanın konusu
- Menfi Tespit
Karar Metni
1.092 kelime·5 dk okuma·2 bölüm
Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak, ilk derece mahkemesince verilen kararın istinaf edilmesi sebebiyle , dava dosyası üzerinde yapılan inceleme sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili davalı ... hakkında açtığı davanın dava dilekçesinde özetle.
Müvekkil şirketin 5580 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu kapsamında kurulan ve Milli Eğitim Bakanlığına bağlı özel öğretim kurumu olduğunu ve elektrik enerji hizmeti sunan davalı şirket nezdindeki abonelik numarasının ... olduğunu, davalı şirketle 18.12.2018 tarihinde elektrik kullanma sözleşmesi yapıldığını, davalı tarafça sözleşmenin imzalandığı gün, son ödeme tarihi 28.12.2018 olan 95.382,66-TL bedelli elektrik faturası kesildiğini, fatura incelendiğinde endeks tüketim miktarlarının “0,000* olduğunun görüldüğünü, müvekkili şirketin hizmet almaya başladığı ilk günde elektrik faturası kesildiğini,
kullanmadığı halde müvekkil üzerine haksız ve hukuka aykırı şekilde 95.382,66-TL borç yüklendiğini, bu faturanın da son ödeme tarihinin 28.12.2018 olarak belirtildiğini, müvekkilinin hiçbir borcu ve tüketimi olmamasına rağmen kesilen bu haksız faturadan dolayı elektriğinin kesildiğini beyanla,
davalıya borçlu olmadığının tesbitine ve elektriğin yeniden bağlanması ve sayacın aktif hale getirilmesi için gerekli tedbirlerin alınmasına karar verilmesi talep edilmiştir.Davacı vekili 26/12/2018 tarihli dilekçesi ile ,tarafın maddi hata sebebyile yanlış gösterildiği beyan edilerek ,HMK 124. maddesi olarak davalının ... olarak değiştirilmesi istenmiştir.Davalı... vekili cevap dilekçesinde.
18.12.2018 tarihinde kurum kaçak ekipleri tarafından yapılan kontrolde “Kayıtsız (zati) sayaçtan elektrik kullanıldığı" şeklinde tespit yapılarak davacı yan adına ... seri no'lu kaçak tespit tutanağının düzenlendiğini, Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliği'nin 26. Maddesine göre, yasal şekilde tesis edilmemiş sayaçları geçirilerek mevzuata aykırı bir şekilde elektrik enerjisi tüketilmesinin kaçak elektrik enerjisi tüketimi olarak kabul edildiğini, Davacı yanın dava dilekçesinde belirtmiş olduğu Elektrik Tarifeleri Yönetmeliği” nin 50. Maddesinin Kaçak elektrik kullanımı halinde tahakkuk eden borca ilişkin bir hüküm olmadığı,
söz konusu hükmün normal tüketim tarifesi tahakkukuna yönelik olduğu, bu nedenle emsal teşkil etmediği, davacı yanın yönetmelik maddesinde belirtildiği gibi aboneliği bulunmadığı, kaçak tespiti sonrasında abonelik sözleşmesi yapıldığı, Davacının abonelik tesis ettirmeksizin kaçak elektrik kullanmış olduğunun usulüne uygun olarak tutulmuş tutanakla tespit edildiği,
zabıt ile sayaç üzerinden okunan 604,64 tüketim ile sayaç çarpanı (750/5-150) 150 dikkate alındığında 604.64 x 150- 90.696 kW/h elektrik tüketimi ile 95.382,66-TL tutarında fatura tahakkuk ettirildiğini, tespit ve tahakkukta herhangi bir hata bulunmadığı beyan edilerek , davanın reddine karar verilmesini istemiştir.Mahkemece yapılan yargılama sonunda ;
" Davacı tarafından davalı ... aleyhine açılan davanın kısmen kabulü ile;Davacının 25/12/2018 son ödeme tarihli, ... fatura numaralı ... hesap numaralı ... hizmet noktası numaralı 95.382,66 'lik elektrik faturasından kaynaklı, 69.511,51 TL yönünden borçlu olmadığının tespitine,Davacı tarafından davalı ... aleyhine açılan davanın HMK 124/3 Md. gereğince maddi hatadan kaynaklı taraf değişikliği olması sebebiyle karar verilmesine yer olmadığına" şeklinde karar verilmiştir.Mahkemece verilen kararı,davalı ... vekili ve hasım olmaktan çıkarılan ...vekili istinaf etmiştir.Dairemizce yapılan istinaf incelemesi sonunda.
"Her iki bilirkişinin de yaptığı hesaplamada esas aldığı tesbitler tutanak tarihinde yürürlükte bulunan EPTHY hükümlerine uygun bulunmamaktadır. Abonelik sonrası tüketimlerin ortalamasının alınması da kabil edilecek bir hesaplama şekli değildir.
Çünkü ,kayıtsız sayaç endeksinin kaçak kullanım hesabında kullanılacak bir veri olmadığı Yargıtay 3. HD'nin emsal kararlarında vurgulanmaktadrı.Kaçak kullanımım tesbiti,miktar ve süre yönünden hesaplamanın nasıl yapılacağı ilgili yönetmelik hükümlerinde açıkça belirtilmiştir.O halde ,yukarıda açıklanan sebepler ve raporlar arasındaki fark ve çelişki de dikkate alınarak ,
mahkemece 3 kişilik elektrik mühendislerinden oluşturulacak bilirkişi kurulundan denetime elverişli ve itirazları karşılar şekilde rapor alınması için" kararın kaldırılmasına karar verilmiştir. gerekmiştir Mahkemece yeniden yapılan yargılama sonunda ;"Davacı vekilince davanın 24/12/2018 tarihinde açıldığı, dosyanın 21/02/2022 tarihinde mahkememizce karar çıktığı, 04/03/2018 tarihinde Bölge Adliye Mahkemesince bozma kararı verilerek mahkememizde tekrar yargılamaya başlanarak, 02/05/2023 tarihinde ilk celse yapıldığı, ilk celsede dosya kapsamına göre bilirkişi tayin edilerek bilirkişi ücreti takdirinde bulunulduğu,
aynı celsede ücretin yatırılmadığı takdirde mevcut delil durumuna göre karar verileceği davacı vekilinin yüzüne karşı ihtaratı yapıldığı, 19/09/2023 tarihinde yapılan ikinci celsede ücretin yeniden yatırılmadığı anlaşılarak davacıya yeniden kesin süre verildiği, dosyanın 05/12/2023 tarihli üçüncü celsesinde bilirkişi ücretinin yeniden yatırılmadığı anlaşıldığından,
davalının ücret yatırılmadığından davanın reddine karar verilsin talebi doğrultusunda ve dosyanın gelmiş olduğu aşama ve usul ekonomisi ilkesi dikkate alınarak " şeklindeki gerekçe ile ;Davacı tarafından davalı aleyhine açılan delillendirilemeyen davanın REDDİNE, şeklinde hüküm kurulmuştur.Mahkemece verilen kararı, davalı ... vekili istinaf etmiştir.Davalı vekilince verilen istinaf dilekçesinde özetle ; davaya konu borca yönelik icra takibi mevcut olup, borçlu tarafından icra takibine haksız ve kötü niyetle itiraz edilmiş olması nedeniyle kötüniyet tazminatı taleplerinin bulunduğu,
işbu halde kanunun ilgili hükmüne göre lehlerine kötüniyet tazminatı hükmedilmesi gerekirken aksi yönde verilen kararın hatalı olduğu ileri sürülmüştür.HMK.nun 355. maddesi uyarınca, ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda; dava , İİK 72. maddesine dayalı menfi tespit talebine ilişkindir.
Borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tesbit davası açabilir (İİK 72/1)İcra takibinden sonra açılan menfi tesbit davasında ihtiyati tedbir yolu ile takibin durdurulmasına karar verilemez. Ancak, borçlu gecikmeden doğan zararları karşılamak ve alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere göstereceği teminat karşılığında, mahkemeden ihtiyati tedbir yoluyla icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesini isteyebilir.
(İİK 72/3) Dava alacaklı lehine neticelenirse ihtiyati tedbir kararı kalkar. Buna dair hükmün kesinleşmesi halinde alacaklı ihtiyati tedbir dolayısıyla alacağını geç almış bulunmaktan doğan zararlarını gösterilen teminattan alır. Alacaklının uğradığı zarar aynı davada takdir olunarak karara bağlanır. Bu zarar herhalde yüzde yirmiden aşağı tayin edilemez. (İİK 72/4) Dava borçlu lehine hükme bağlanırsa derhal takip durur.
İlamın kesinleşmesi üzerine münderecatına göre ve ayrıca hükme hacet kalmadan icra kısmen veya tamamen eski hale iade edilir. Borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırşa, talebi üzerine, borçlunun dava sebebi ile uğradığı zararın da alacaklıdan tahsiline karar verilir. Takdir edilecek zarar, haksızlığı anlaşılan takip konusu alacağın yüzde yirmisinden aşağı olamaz.
(İİK 72/5) Madde kapsamından da açıkça anlaşıldığı üzere menfi tespit davasının reddi halinde alacaklı lehine tazminata karar verilebilmesi için, icra veznesindeki paranın alacaklıya ödenmemesi için ihtiyati tedbir kararı alınmış, bu karar uygulanmış alacaklının bu nedenle alacağını geç almış olması koşullarının birlikte bulunması gerekir.Mahkemece yargılama sırasında, elektriğin kesilmemesi yönünden iptiyati tedbir kararı verilmiştir.Menfi tespit davası reddedilmiş ise de,
alacakılının alacağa zamanında kavuşmayı engelleyen İİK 72/3 maddesi kapsamında alınmış bir ihtiyati tedbir kararı bulunmadığından ,davalı -alacaklı lehine tazminata hükmedilmesi koşulları bulunmadığından, davalı lehine tazminata hükmedilmemesinde hukuka aykırılık bulunmamaktadır.Bu itibarla, ilk derece mahkemesince verilen kararın mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesi bakımından usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, davalının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca reddine karar verilmesi gerekmiştir.
KARA R
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, E. 2024/711, K. 2024/3621, 30 Aralık 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama