KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 30 Ekim 2025
- Esas no
- 2025/696
- Karar no
- 2025/2737
- İncelenen kararın mahkemesi
- İSTANBUL 15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 23/05/2023
- Numarası
- 2022/363 E - 2023/506 K
- Davanın konusu
- Menfi Tespit
Karar Metni
1.684 kelime·8 dk okuma·1 bölüm
Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak, ilk derece mahkemesince verilen kararın istinaf edilmesi sebebiyle , dava dosyası üzerinde yapılan inceleme sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili başlangıçta tüketici mahkemesine verdiği dava dilekçesinde özetle. Davalı ... 16.12.2020 tarihinde İstanbul 11. İcra Müdürlüğü'nün ....
Sayılı dosyasında takip talebinde alacağa dayanak herhangi bir belgeden bahsetmeksizin ve dosyasına ibraz etmeksizin davacılar aleyhine icra takibi başlattığını, başlatılan icra takibinin hukuki bir dayanağının bulunmadığını, davacılardan ...'in abonelik işlemlerinin yapıldığı yerde kiracı olarak bulunduğunu, mal sahibinin kira sözleşmesine binaen müvekkilleri aleyhine icra takibi başlattığını, ilgili yer hakkında tahliye kararı alınması neticesinde mecuru 30.04.2019 tarihinde tahliye ettiklerini, tahliye edildikten sonra mal sahibinin başka bir kiracı ile sözleşme akdettiğini,
bu nedenle 01.05.2019 tarihinden sonra ilgili abonelikten kaynaklı müvekkillerinin herhangi bir kullanım ve borçlarının bulunmadığını, davalının asıl borçluyu tespit etmeyerek davacılar aleyhine icra takibi başlatmasının haksız olduğunu, usulüne uygun tebligat yapılmadığından icra takibinin kesinleştiğini, müvekkilleri hakkında haciz işlemlerinin yapıldığını, bu nedenle de işbu davayı açmak zorunda kaldıklarını, müvekkillerinin bu haksız işlemler nedeniyle zarar gördüğünü beyanla fazlaya dair talep, dava ve sair hukuksal hakları saklı kalmak kaydıyla;
şimdilik, İİK 72/2 maddesi doğrultusunda icra takibinin durdurulması/iptali yönünde teminat mukabilinde yahut teminatsız olarak ihtiyati tedbir kararı verilmesine, icra veznesine girecek paranın davalıya ödenmemesine, söz konusu icra dosyası yönünden borçlu olmadıklarının, davalı alacaklı şirket ile müvekkili arasında mevcut ve geçerli bir (hukuki ilişkinin) bulunmadığının tespitine, haksız icra takibinin durdurulmasına,
fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, bu dava sebebiyle uğramış olduğumuz zararların yasa gereği alacağın yüzde yirmisinden (%20) az olmamak kaydıyla kötü niyetli davalıdan alınarak müvvekillere verilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın görevsiz mahkemede açılmış olduğunu, görev hususunun resen dikkate alınarak görevsizlik kararı verilmesinin gerektiğini, huzurdaki davanın ticarethanede kaçak elektrik kullanımı sebebi ile ikame edildiğini ancak dava açılmadan önce zorunlu arabuluculuk başvurusunun yapılmış olması gerektiğini ancak usulce zorunlu olan arabuluculuk başvurusunun yapılmamış olması nedeniyle dava şartı yokluğundan davanın reddini,
davacı adına tanzim edilen kaçak kullanım faturasının mevzuat hükümlerine uygun tahakkuk ettirildiğini ve davacının iddialarının mesnetsiz olduğunu belirterek ihtiyati tedbirin kaldırılmasını, davacının haksız ve mesnetsiz davasının reddine karar verilmesini talep etmiştir.İlk derece mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonunda;
" davalı yan cevap dilekçesinde dava konusu yere ilişkin olarak elektrik borcunun ödenmemesine bağlı olarak elektrik enerjisinin kesildiğini, enerji kesintisi yapıldıktan sonra davacı tarafın enerjiyi açarak kullandığını, buna bağlı olarak 18.09.2020-10.11.2020 ve 19.01.2021 tarihlerinde kaçak elektrik kullanımından kaynaklı faturaların tanzim edildiğini beyan etmiş olup, yapılan incelemede bizatihi davalı şirket tarafından sunulan 07.01.2022 kontrol tarihli çevre araştırılması bültenininde her ne kadar çevre araştırması yapıldığı beyan edilmiş ise de çevre araştırması yapıldığını gösterir hiç bir ibare yer almadığı,
kimlere sorulduğunun da yazılı olmadığı gibi yapılan incelemede bizatihi davalı tarafın personelleri tarafından söz konusu yerin 1-1.5 yıl kadar boş olduğu, öncesinde de davacılar ile dava dışı yabancı şahsın kullandığı yazılı olup, iş bu tespite göre de 07.01.2022 tarihinden geriye 1.5 yıl gidildiğinde davacı tarafın 2020 yılı haziran ayı sonrasına tekabül eden kullanımı olmayıp,
kaçak elektrik kullanımına konu faturaların ise bizatihi davalı teknik ekibin boş olduğunu söylediği tarihe denk geldiği bu durumda tutulan tutanaklara göre davacıların kaçak elektrik kullanımında bulunduğu hususu tespit edilememiş olup mahkememizce kendi içinde çelişki ihtiva eden davacıların kaçak elektrik kullanımında bulunduğu hususunda geçerli bir tespit içermeyen tutanaklar ile yetinilmeyerek kapsamlı araştırma yapılmış, dosya kapsamına sunulu İstanbul 19. İcra Hukuk Mahkemesi'nde görülen 2018/376 Esas sayılı dava ile davacı yanın dava konusu yerden tahliyesine karar verildiği, karar tarihinin 18/10/2018 olduğu,
kararın 03/11/2018 tarihinde kesinleştiği, kesinleşme şerhinin de dosya kapsamında bulunduğu ve yine kiracı ile kiralayan arasında 03/04/2019 tarihinde tahliye protokolü imzalandığı, 30/04/2019 tarihinde de söz konusu yerden davacı tarafın tahliye olduğu, bu durumun kesinleşmiş mahkeme kararı ile de sabit olduğu,
dolayısı ile tahliye işleminin hukuken yapıldığı sabit olmakla birlikte tanık olarak dinlenen dava konusu yeri kiralayan aynı zamanda dava konusu yere ilişkin tahliye davasını konu alan kesinleşmiş mahkeme kararında davacı sıfatı bulunan ... mahkememize tanık olarak yemin etmek suretiyle vermiş olduğu ifadesinde 2019 yılı Mart ayında tahliye işleminin gerçekleştiğini, dava konusu yerin 2019 yılı Nisan ayında başka bir kişinin devraldığını, 2019 yılı Nisan ayından sonra da dava konusu yeri yeni kiralayan kişinin kullandığını beyan etmiş olup,
yine dosya kapsamında tanık olarak ifade veren Mehmet ise söz konusu yeri davacılardan sonra kiralayan Mehri isimli kişinin mali müşaviri olduğunu, 2019 yılı Nisan ayından sonra söz konusu yeri bu kişinin kullandığını açıkça ifade etmiş olup, bir diğer tanık Mustafa ise söz konusu yerden 2019 yılı Nisan ayından itibaren davacıların hiçbir faaliyetinin olmadığını beyan etmiş olup, mahkememizce yapılan kolluk araştırmasında söz konusu yerin 2007 yılından bu yana bina görevlisi olan TC kimlik numarası ve imzası tutanakta yer alan ... vermiş olduğu yazılı beyanda 2019 yılı başlarında pandemiden önce davacı tarafın dava konusu yeri devrettiğini,
yabancı uyruklu bir şahsın ev yemekleri üzerine yer açtığını ve davacı tarafın dava konusu yere gelmediğini, faaliyette bulunmadığını beyan etmiş olup, dinlenen tüm tanık anlatımları ile davacı tarafın dava konusu edilen dönemden çok uzun zaman önce dava konusu yer ile bağlantısını kestiğini açık bir şekilde ifade etmiş olup,
tanıkların dava konusu kişileri ve dava konusu yeri yakınen bilen kişiler olması hasebiyle tanık olarak verdikleri ifadeler hükme esas alınmış ayrıca tanık ifadelerinin dosya kapsamına sunulu kesinleşmiş tahliye kararı ve icra dosyası ile de bağdaştığı gibi kolluk araştırması ile tespiti yapılan duruma da bire bir uyduğu, Vergi Dairesi'nden gelen yazı cevabında da davacı tarafın nakil işlemini 2020 yılı Ocak ayında gerçekleştirdiğinin yazılı olduğu,
dava konusu kaçak elektrik kullanımının ise bizatihi davalı beyanına göre 25.03.2020 tarihinden sonrasına ilişkin olduğuna göre (fatura ödenmemesine bağlı olarak 25/03/2020 tarihinde kesilen enerjinin sonrasında yeniden açıldığı iddiası) kaçak elektrik kullanımının esasını oluşturmaktadır.) olduğuna göre Vergi Dairesi'nden gelen yazı cevabı ile de davacı tarafın, davaya konu edilen dönemde dava konusu yer ile bağlantısının bulunmadığı bu durumda gerek kesinleşen tahliye dosyası ile bununla bağlantılı icra dosyası gerek dinlenen tanık anlatımları,
kolluk araştırma tutanağı ile bizatihi davalı tarafça sunulan davacı tarafın esasen kullanımda bulunmadığını gösteren tutanaklar nazara alındığında davacı tarafın dava konusu edilen dönemde kaçak elektrik kullanmadığı anlaşılmakla davacı şirket ... ...Organizasyon Eğlence Hizmetleri LTD. ŞTİ. tarafından ikame edilen davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle reddine, diğer davacılar yönünden ikame edilen davanın kabulü ile İstanbul 11. İcra Müdürlüğünün ...
E sayılı takibe konu alacak iddiaları sebebiyle davacıların davalıya borçlu olmadığının tespitine, yargılama devam ederken icra baskısı ile ödenen 49.262,52-TL'nin ödeme tarihi olan 16/02/2022( davacılar vekili en son sunmuş olduğu beyan dilekçesi ile yasal faiz talep etmiş olup taleple bağlı kalınarak) tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile bahsi geçen( davacı ... hariç) davacılara ödenmesine dair aşağıdaki hali ile hüküm tesis edilmiştir." gerekçeleriyle1-Davacı şirket ... ...Organizasyon Eğlence Hizmetleri LTD.
ŞTİ. tarafından ikame edilen davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle reddine,2-Diğer davacılar yönünden ikame edilen davanın kabulü ile İstanbul 11. İcra Müdürlüğünün ... E sayılı takibe konu alacak iddiaları sebebiyle davacıların davalıya borçlu olmadığının tespitine, karar verilmiştir.
Karara karşı davalı tarafça istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.Davalı vekil istinaf başvurusunda önceki iddialarını tekrarla birlikte özet olarak; usuli itirazlarının değerlendirilmediğini, davacı hakkında tutulan kaçak elektrik tutanaklarından da görüleceği üzere kaçak elektrik kullanımını gerçekleştiren işletme ''... Restaurant Turzm. San. Ve Tic.
A.Ş.'' olarak yer aldığını, yapılan çevre araştırmasında da ilgili mahalli ... ve yabancı uyruklu bir şahısın beraber kullandıklarının tespit edildiğini, aksi halde bile davacı tarafın ilgili yerde aboneliğini sonlandırmamış olup, bu durum dava dilekçesinde de açıkça ortaya konulduğunu, davacı ... tarafından 30.12.2021 tarihinde müvekkili şirkete gönderilen itiraz yazısında da görüleceği üzere ilgili işletmenin yöneticisi ve yetkilisi olduğunu, kaçak tespitinin aksini iddia eden davacının bu iddiasını ve tutanakların gerçeğe aykırı olduğunu ispatla mükellef olduğunu,
rapora itirazlarının değerlendirilmediğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir. Dava, kaçak elektrik tahakkukuna dayalı başlatılan takip nedeniyle menfi tespit ve istirdat talebine ilişkindir.Davacılar, dava konusu yeri tahliye davası sonucu 30.04.2019 tarihinde tahliye ettiklerini, bu tarihten sonra mecurun dava dışı kişilerce kiralanma suretiyle kullanıldığını,
adlarına kayıtlı olan aboneliğin belirttikleri tarihten sonrası için kapatılması ve buna ilişkin kullanım bedellerinin müvekkili şirket ve şahıslar adına silinerek kuruma ibraz ettikleri kira kontratında bilgileri mevcut yeni kiracı kişi/kurum adına yahut alacaklı kurumca tespit edilecek kullanıcı adına kayıt yapılarak borcun ve söz konusu icra dosyasının işletilmesini, bu bahsi geçen dönem borçlarından kaynaklı müvekkili şirket ve şahıslar adına mevcut icra takip ve davalarından taraf sıfatının müvekkil şirket ve şahıslar adına terkininin yapılmasını talep ettiklerini, davalı tarafından yeterli araştırma yapılmadığını ileri sürmüş,
davalı şirkete yazdıkları 30.12.2021 tarihli dilekçe örneğini dava dilekçesine eklemişlerdir.Davalı ise, çevre araştırmasına göre davacının dava konusu yeri kullandığını, davacıların aboneliği sonlandırmadıklarını savunmaktadır. Elektrik abonelik sözleşmesini imzalayan ve aboneliği devam eden abone, tesisatta kullanılan elektrik bakımından elektrik dağıtım şirketine karşı sözleşme gereği sorumlu olduğu gibi, elektrik sayacının muhafazası konusunda da sorumluluğu devam eder.
Buna göre, fiili kullanıcıya karşı rücu hakkı mevcut olan abonenin sözleşmesi iptal edilmediği sürece, fiili kullanıcı ile beraber elektrik dağıtım şirketine karşı kaçak elektrik kullanımı ve normal kullanım bedelinden dolayı müteselsil sorumluluğunun devam edeceği kuşkusuzdur.Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun ve Yüksek Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin istikrar kazanmış uygulamasına göre abonelik iptal ettirilmedikçe o abonelik üzerinden tüketilen su, elektrik ve doğalgaz bedelinden fiili kullanıcı ile birlikte abone de müteselsilen sorumludur.
Bu durumda, aboneliğini iptal ettirmeyen ve kaçak kullanıma sebebiyet veren abone davacının sözleşme nedeni ile sorumlu bulunduğunun kabulü gerekmektedir.
Nitekim, aynı ilkeler HGK 27.04.2011 tarih ve 2011/19-104 E.-239 K. sayılı kararında da benimsenmiştir.Somut olayda, davacı tarafça dava dilekçesinde aboneliğin sonlandırılması istemiyle davalı şirkete dilekçe verdikleri beyan edilmiş olmakla taraflar arasındaki abonelik sözleşmesi getirtilerek tutanak tarihinde abonelik ilişkisinin devam edip etmediği tespit edilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken davacıların fiili kullanıcı olmadığından bahisle yazılı şekilde karar verilmesi hatalıdır.
Açıklanan nedenlerle, davalının istinaf başvurusunun kabulüne, HMK 353/1-a.6 md gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına yukarıda belirtilen şekilde yargılama yapılarak hasıl olacak sonuca göre karar verilmek üzere dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, E. 2025/696, K. 2025/2737, 30 Ekim 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama