KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 2 Ocak 2025
- Dosya no
- 2024/1436
- Karar no
- 2025/3
- İncelenen kararın mahkemesi
- TEKİRDAĞ ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 28/02/2024
- Numarası
- 2023/778 2024/142
- Davanın konusu
- Menfi Tespit
Karar Metni
460 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki davada Tekirdağ Asliye Ticaret Mahkemesi ile Çorlu 4. Asliye Hukuk Mahkemelerince ayrı ayrı görevsizlik kararı verilmesi nedeni ile yargı yerinin belirlenmesi için gönderilen dosya içindeki tüm belgeler incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR Çorlu 4. Asliye Hukuk Mahkemesince, "...taraflar arasında (davacıların murisi ve davalı arasında) sigorta sigorta sözleşmesi bulunmaması ve taraflar arasında tüketici işlemi bulunmadığı, uyuşmazlığın taraflara arasındaki sözleşmeye dayalı olmadığı, davanın sigorta hukukuna dayalı olarak açıldığı, davanın ticaret mahkemesine hitaben açıldığı hususları da gözetilmek suretiyle iş bu davada Asliye Ticaret Mahkemesi görevli olduğu..." gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmiştir.
Tekirdağ Asliye Ticaret Mahkemesi ise, "...davacıların veya murisinin tacir sıfatının bulunmadığı, dava konusunun haksız fiilde destekten yoksun kalan davacılara zmm poliçesine göre ödeme yapan davalının, rücu ilişkisine dayanarak ve onlar yerine geçerek haksız fiil hükümlerine göre kazaya sebebiyet veren İlyaz Vardar'ın mirasçıları aleyhine başlattığı takip nedeniyle menfi tespit istemine ilişkin olduğu, dava konusu itibariyle mutlak ticari davalardan olmadığı, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bir dava bulunmadığı,
yukarıdaki içtihatlarda yapılan açıklama ve mevzuat değişikliği birlikte değerlendirildiğinde davaya bakmaya genel yetkili mahkemelerin görevli olduğu..." gerekçesiyle görevsizlik yönünde karar vermiştir. Dava menfi tespi istemine ilişkindir.
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulunun, 3 Temmuz 1944 tarih ve 5746 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan 22.3.1944 tarih ve 37 E.-9 K. sayılı kararında halefiyet "sigortacının sorumlu kişi aleyhine açacağı dava sigorta poliçesinden doğan bir dava değildir. Bu nedenle, halefiyet davası bir ticari dava sayılamaz. Bu dava, aynen sigortalı kimsenin sorumlu kişiye karşı açmış olduğu bir dava gibidir.
Sigortalının muhtelif mahkemelerde dava açma hakkı varsa aynı hak sigortacının halefiyet hakkına dayanan rücu davası için de söz konusudur" şeklinde vurgulanmaktadır.
Her ne kadar taraflar arasında sigorta sözleşmesi bulunmamakta ise de, davalı sigorta şirketi tarafından ZMMS sigortası kapsamında tazminat ödemesi yapılan, işleten karşısında zarar gören üçüncü kişi konumundaki davacıların, aynı zamanda kazaya sebebiyet veren alkollü sürücünün mirasçıları olması sebebiyle, ödenen işbu tazminatın, trafik sigortası genel şartları uyarınca davacılara rücusunda kaynaklı icra takibine karşı açılan eldeki menfi tespit davasının, halefiyete dayalı olarak açılan bir dava niteliğinde olmadığı, dolayısıyla, sözü geçen İBK'nın uygulama yerinin bulunmadığı,
davanın sebebinin sigorta sözleşmesine istinaden ödenen paranın kaza tarihinde yürürlükte bulunan sigorta genel şartların B.4. maddesinin "d" bendi uyarınca rücu isteminden kaynaklandığı, sorumluluk sigortası türünden olan bu sigorta sözleşmesinin, TK'nın 1473 ve devamı maddelerde düzenlendiği, dolayısıyla sigorta poliçesinden doğan davanın, TTK 4/1-(a) ve 5. maddeleri gereğince mutlak ticari dava niteliğinde olduğu, giderek, uyuşmazlığın asliye ticaret mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerektiği anlaşılmaktadır.
KANUN YOLU
Kesin olmak üzere
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi, E. 2024/1436, K. 2025/3, 2 Ocak 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama