KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 11 Ekim 2024
- Dosya no
- 2024/603
- Karar no
- 2024/2425
- İncelenen kararın mahkemesi
- İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 21/09/2023
- Numarası
- 2023/132 2023/590
- Davanın konusu
- İtirazın İptali
Karar Metni
739 kelime·4 dk okuma
Taraflar arasındaki davada İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi ile İstanbul 2. Tüketici Mahkemesi ve İstanbul 11.Asliye Hukuk Mahkemelerince ayrı ayrı görevsizlik kararı verilmesi nedeni ile yargı yerinin belirlenmesi için gönderilen dosya içindeki tüm belgeler incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR Dava, İtirazın İptali talebine ilişkindir. İstanbul 11.Asliye Hukuk Mahkemesince,"... 2 taraf da tacirdir ve uyuşmazlık her iki tarafın ticari işletmesini ilgilendiren sözleşmeden kaynaklanmaktadır. Dolayısıyla nispi ticari dava söz konusudur..." gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmiştir.
İstanbul 2. Tüketici Mahkemesince,"...Abonelik sözleşmesi konusu taşınmazın işyeri vasfında olup, taahhütnamenin "kurumsal 3 ay bedava kampanyası 27 aylık abonelik taahhütnamesi" ve "işyerim abonelerine taksitli modem kampanyası taahhütnamesi" olduğu, işlemin bu hali ile 6502 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanuna göre bir tüketici işlemi olmadığı gibi davacının da bu yönden tüketici olmadığı açıktır.
Bu nedenle uyuşmazlık konusu davada Tüketici Mahkemesi görevli değildir...." gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmiştir. İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesince,"... davalı ...'in ticaret sicil kaydı olmadığının belirtildiği göz önüne alınarak uyuşmazlığın çözümü genel mahkemelerin görevi içerisindedir. Görevle ilgili düzenlemeler kamu düzenine ilişkin olup taraflar ileri sürmese dahi yargılamanın her aşamasında resen gözetilir.
Bu sebeple mahkememizce uyuşmazlığın çözümünde Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olduğu..." gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmiştir. Türk Ticaret Kanununun 4. maddesinde, bu kanundan doğan hukuk davalarının ticari dava sayıldığı, aynı Kanunun 5. maddesinin ikinci fıkrasında, bir yerde ticaret mahkemesi varsa asliye hukuk mahkemesinin vazifesi içinde bulunan ve bu Kanunun 4. maddesi hükmünce ticari sayılan davalara ticaret mahkemesinde bakılacağı hususları düzenlenmiştir.
Türk Ticaret Kanununun 3. maddesinde, "Bu Kanunda düzenlenen hususlarla bir ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işlem ve fiiller ticari işlerdendir." düzenlemesi getirilmiştir.
TTK'nın 14. maddesine göre “Bir ticari işletmeyi kısmen dahi olsa kendi adına işleten kimseye tacir denir.” Aynı Kanunun 17. maddesi hükmünce de; “iktisadi faaliyeti nakdi sermayesinden ziyade bedeni çalışmasına dayanan ve kazancı ancak geçimini sağlamaya yetecek derecede az olan sanat ve ticaret sahipleri tacir değildir.” düzenlemesi yer almaktadır.
5362 sayılı Esnaf ve Sanatkarlar Meslek Kuruluşları Kanununun 3’üncü maddesinde, Esnaf ve sanatkâr, ister gezici ister sabit bir mekânda bulunsun, Esnaf ve Sanatkâr ile Tacir ve Sanayiciyi Belirleme Koordinasyon Kurulunca belirlenen esnaf ve sanatkâr meslek kollarına dahil olup, ekonomik faaliyetini sermayesi ile birlikte bedenî çalışmasına dayandıran ve kazancı tacir veya sanayici niteliğini kazandırmayacak miktarda olan, basit usûlde vergilendirilenler ve işletme hesabı esasına göre deftere tâbi olanlar ile vergiden muaf bulunan meslek ve sanat sahibi kimseler olarak ifade edilmiştir.
Ayrıca TTK’nın 1463. maddesinde de, önce 17. maddeye gönderme yapılarak, Bakanlar Kurulunun bu konuda kararname çıkarması halinde onlarda gösterilen miktardan aşağı gayrisafi geliri bulunan sanat ve ticaret erbabından başka hiç kimse kanunun 17. maddesinde tarif edilen esnaftan sayılamaz denmek suretiyle tacir veya esnafın hangi kriterlere göre saptanacağı açık bir biçimde gösterilmiştir.
19.02.1986 tarih ve 19024 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan 25.01.1986 tarihli Bakanlar Kurulu Kararı ile TTK'nın 1463. maddesine göre esnaf ve küçük sanatkar ile tacir ve sanayicinin ayrımına dair esaslar tespit edilmiştir. Buna göre.
1- Koordinasyon kurulunca tespit ve yayınlanacak esnaf ve küçük sanatkar kollarına dahil olup da gelir vergisinden muaf olanlar ile kazançları götürü usûlde vergilendirilenler ve işletme hesabına göre, defter tutanlardan iktisadi faaliyetleri nakdi sermayesinden ziyade, bedeni çalışmalarına dayanan ve kazançları ancak geçimlerini sağlamaya yetecek derecede az olan ve Vergi Usûl Kanununun 177. maddesinin birinci fıkrasının 1 ve 3 nolu bentlerinde yer alan limitlerin yarısını, iki numaralı bendinde yazılı nakdi limitin tamamını aşmayanların esnaf ve küçük sanatkar,
2- Vergi Usûl Kanununa istinaden birinci sınıf tacir sayılan ve bilanço esasına göre defter tutanlar ile işletme hesabına göre defter tutan ve birinci madde de belirtilenlerin dışında kalanların tacir ve sanayici sayılmaları kararlaştırılmıştır. Vergi Usûl Kanununun 177. maddesinde “Birinci Sınıf Tüccarlar” sayılmış olup bu maddedeki birinci sınıf tacirlerle ilgili şartları taşımayanlar ise ikinci sınıf tacir sayılırlar.
İkinci sınıf tacirler ise ticari işletme hesabına göre defter tutarlar. Bir hukukî işlemin veya fiilin TTK'nın kapsamında kaldığının kabul edilmesi için kanunun amacı içerisinde yukarıda tanımları verilen bu kanunda düzenlenen hususlar ile bir ticari işletmeyi ilgilendiren bir hukukî işlemin veya fiilin olması gerekir.
Dosya kapsamına göre somut olayda, davalının Ticaret Sicil Müdürlüğünden gelen kayıt ve belgelere göre tacir sıfatının bulunmadığı, faaliyetinin esnaf boyutunda olduğu ve aboneliğinin iş yerine ait olduğu anlaşılmakla, uyuşmazlığın genel hükümler uyarınca Asliye Hukuk Mahkemesinde görülüp çözümlenmesi gerekmektedir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi, E. 2024/603, K. 2024/2425, 11 Ekim 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama