KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 26 Haziran 2025
- Dosya no
- 2025/248
- Karar no
- 2025/1989
- İncelenen kararın mahkemesi
- TEKİRDAĞ ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 10/05/2024
- Numarası
- 2024/279 2024/332
- Davanın konusu
- Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan
Karar Metni
964 kelime·5 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki davada Tekirdağ Asliye Ticaret Mahkemesi ile Çerkezköy 1. Asliye Hukuk Mahkemelerince ayrı ayrı görevsizlik kararı verilmesi nedeni ile yargı yerinin belirlenmesi için gönderilen dosya içindeki tüm belgeler incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR Dava,Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) talebine ilişkindir. Çerkezköy 1.Asliye Hukuk Mahkemesince,"... Taraflar arasındaki uyuşmazlığın ticari olduğu, tarafların şirketlerinin olduğu, taraflar arasında doğan uyuşmazlığın aslında ... Ticaret ve ...
İnşaat arasında yapılan sözleşmeden kaynaklandığı, taraflar arasında yapılan arabuluculuk görüşmesinde de davanın ticaret hukukundan doğan uyuşmazlık olduğunun belirtildiği, taraflar arasında imzalanan sözleşmenin niteliği itibariyle şirketlerin ticari işletmesiyle ilgili olduğu, davacı ve davalı şirket yönünden ticari dava niteliğinde olması nedeniyle yargılamanın özel yetkili Ticaret Mahkemesinde yürütülmesi gerektiği, uyuşmazlığın çözümünde ticaret mahkemesi görevli olduğu,
Hakimler ve Savcılar Genel Kurulu'nun 07/07/2021 tarihli 608 numaralı kararı ile Tekirdağ mülki sınırlarının yargı çevresi olmak üzere Tekirdağ Asliye Ticaret Mahkemesi'nin kurulmasına ve kararın 01/09/2021 tarihinden itibaren uygulanmasına karar verildiği, bu nedenle görevli mahkemenin Tekirdağ Asliye Ticaret Mahkemesi olduğuna..." gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmiştir.
Tekirdağ Asliye Ticaret Mahkemesince,"... taraflar arasındaki uyuşmazlık eser sözleşmesinden kaynaklanmakta olup, bu tür davaların ticari dava olduğuna ya da asliye ticaret mahkemelerinde görüleceğine ilişkin bir yasal düzenleme bulunmamaktadır. O halde, eldeki davanın ticari dava olarak kabulü ve asliye ticaret mahkemesi'nin görevli olması için uyuşmazlık konusu işin her iki tarafın birden ticari işletmesi ile ilgili olması, tarafların her ikisinin de tacir olması zorunludur.
Beyazıt Vergi Dairesi Müdürlüğü'nün 14.02.2023 tarihli müzekkere cevabından anlaşıldığı üzere davacı ...'ün bilanço esasına göre defter tuttuğu, dolayısıyla tacir olduğu anlaşılmış ise de Bayrampaşa Vergi Dairesi Müdürlüğü'nün 08.02.2023 tarihli müzekkere cevabından davalılardan ...'nın 11.04.1985-31.12.1989 tarihleri ve 09/03/1994-30/11/1996 tarihleri arasında mükellefiyet kaydının olduğu, 2011-2021 tarihleri arasında mükellefiyetinin olmadığı, dolayısıyla davalı ...'nın dava tarihi itibariyle tacir olmadığı,
yine Çerkezköy Vergi Dairesi Müdürlüğü'nün 08.02.2023 tarihli müzekkere cevabından davalı ...'in de 13.01.2011-31.05.2013 tarihleri arasında mükellefiyet kadının olduğu, o tarihten sonra mükellefiyet kaydı bulunmadığı dolayısıyla dava tarihi itibariyle onunda tacir olmadığı sabit olduğundan davanın da nispi ticari dava niteliği taşımadığından davada Ticaret Mahkemesinin görevli olamayacağı anlaşıldığından,
mahkememizin görevsizliğine, görevli mahkemenin Çerkezköy 1. Asliye Hukuk Mahkemesi olduğunun tespitine, davanın görev nedeniyle usulden reddine, kararın kesinleşmesine mütakiben dosyadaki görev uyuşmazlığının giderilmesi için İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi'ne dava dosyasının tevdiine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur..." gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmiştir.Türk Ticaret Kanununun 3. maddesinde, "Bu Kanunda düzenlenen hususlarla bir ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işlem ve fiiller ticari işlerdendir.”,
6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 4/1. maddesinde her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işlerinin ticari dava ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayılacağı hüküm altına alınmış, maddenin (a) bendinde bu kanunda öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ile çekişmesiz yargı işlerinin ticari dava ve çekişmesiz yargı işi sayılacağı belirtilmiştir.
Türk Ticaret Kanununun 11/1.maddesinde, "Ticari işletme, esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletmedir.", Aynı Yasanın 12/1.maddesinde "Bir ticari işletmeyi, kısmen de olsa, kendi adına işleten kişiye tacir denir.", 2 ve 3.fıkrasında ise, "Bir ticari işletmeyi kurup açtığını, sirküler, gazete, radyo, televizyon ve diğer ilan araçlarıyla halka bildirmiş veya işletmesini ticaret siciline tescil ettirerek durumu ilan etmiş olan kimse, fiilen işletmeye başlamamış olsa bile tacir sayılır.
Bir ticari işletme açmış gibi, ister kendi adına, ister adi bir şirket veya her ne suretle olursa olsun hukuken var sayılmayan diğer bir şirket adına ortak sıfatıyla işlemlerde bulunan kimse, iyiniyetli üçüncü kişilere karşı tacir gibi sorumlu olur." Aynı Yasanın 39. maddesinde, "Her tacir, ticari işletmesine ilişkin işlemleri, ticaret unvanıyla yapmak ve işletmesiyle ilgili senetlerle diğer belgeleri bu unvan altında imzalamak zorundadır." şeklinde düzenlemeler mevcuttur.6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5. maddesi uyarınca ticari davalar Asliye Ticaret Mahkemelerince görülerek karara bağlanır.
Aynı Kanun'un TTK' nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın bu Kanunda öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava sayılır.5362 sayılı Esnaf ve Sanatkarlar Meslek Kuruluşları Kanununun 3'üncü maddesinde, Esnaf ve sanatkar, ister gezici ister sabit bir mekanda bulunsun, Esnaf ve Sanatkar ile Tacir ve Sanayiciyi Belirleme Koordinasyon Kurulunca belirlenen esnaf ve sanatkar meslek kollarına dahil olup,
ekonomik faaliyetini sermayesi ile birlikte bedeni çalışmasına dayandıran ve kazancı tacir veya sanayici niteliğini kazandırmayacak miktarda olan, basit usulde vergilendirilenler ve işletme hesabı esasına göre deftere tabi olanlar ile vergiden muaf bulunan meslek ve sanat sahibi kimseler olarak ifade edilmiştir.Vergi Usûl Kanununun 176. maddesinde, birinci sınıf tüccarların bilanço esasına göre defter tutacakları ve 178. maddesine göre de,
birinci sınıf tacirlerle ilgili şartları taşımayanların ikinci sınıf tacir sayılacağı ve ikinci sınıf tacirlerin ticari işletme hesabına göre defter tutacakları düzenlemiştir.Tarafların ticaret siciline kaydı veyahut vergi mükellefiyet kaydı olmaması , tacir olmadığını, esnaf olduğunu göstermediği gibi işletme hesabına göre defter tutuyor olması da esnaf olduğunu göstermemektedir.
Tarafların esnaf sayılabilmesi için kazanç unsuru yanında, iktisadi faaliyetlerinin nakdi sermayesinden ziyade bedeni çalışmalarına dayanması, kazançlarının ancak geçimlerini sağlamaya yetecek derecede az olması ve esnaf ve küçük sanatkar kollarına dahil(berber, terzi gibi) olması gerekmektedir.
Dosya kapsamında davacının talebi, eksik ve ayıplı ifa nedeni ile tazminat alacağının tahsili istemine ilişkin olup; davalıların ticaret sicil kaydı bulunup bulunmadığına yönelik yeterli araştırmanın yapılmadığı gibi vergi müdürlüğünden gelen yazıda ticari kazanç mükellefi oldukları beyan edilmiş, tarafların yaptığı anlaşma içeriği, davalıların müteahhit kişi ve davacının iş sahibi şahıs olması, sözleşmedeki edimlerin miktarı, tarafların nakdi sermayeye dayalı edimleri de dikkate alınarak,
tarafların tacir sıfatını haiz olduğunun kabulü gerekmekte olup, dava konusu sözleşmedeki edimler her iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirdiğine göre, tacirler arasındaki nisbi nitelikteki ticari davaya bakmak görevi Tekirdağ Asliye Ticaret Mahkemesine ait bulunmaktadır.
KANUN YOLU
Kesin olmak üzere
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi, E. 2025/248, K. 2025/1989, 26 Haziran 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama