KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 19 Şubat 2025
- Dosya no
- 2023/1467
- Karar no
- 2025/638
- İncelenen kararın mahkemesi
- İSTANBUL ANADOLU 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 13/10/2022
- Numarası
- 2020/19 Esas - 2022/740 Karar
- Davanın konusu
- Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan
- İstinaf karar tarihi
- 19/02/2025
Karar Metni
1.614 kelime·8 dk okuma·1 bölüm
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla HMK' nın 353. maddesi gereğince dosya incelendi,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde. İstanbul ... İcra Dairesi ... Esas sayılı icra dosyasında borçlu ... San. ve Tic. Ltd. Şti.'ne haciz talebi açıldığını, Konya ...İcra Dairesi ...Talimat sayılı dosyası ile müvekkili firma olan ... San ve Ltd. Şti.'nin Fevzi ... Mah. ... Sk. ... Karatay/Konya adresine gelinerek işyerinde haciz işlemi yapıldığını, müvekkili firma yetkilisinin bu adreste borçlu ... San. ve Tic. Ltd.
Şti nin bulunmadığını ve bu firma ile bir ilgisinin olmadığını beyan etmesine rağmen müvekkili şirket bilgisayarında “Borç-Alacak” başlıklı belgede muhtelif tarihlerde işlem türü satış faturası olan döküman olduğunun görüldüğü şeklinde hukuka aykırı bir gerekçeyle haciz işleminin gerçekleştirildiğini, müvekkili firma yetkilisinin borçlu şirket ile herhangi bir ilgisinin olmadığını belirtmesine rağmen müvekkili şirkete ait şahsi bilgileri, muhasebe kayıtlarını, hibe dosyalarını içeren bilgisayar (server) ile birlikte menkullerinin hukuka aykırı şekilde haczedildiğini,
haciz tutanağında da müvekkilinin kendisinin borçlu olmadığını beyan ettiğini, müvekkili firmanın borçlu firma ile sadece ticari ilişkisinin olmasının alacaklının müvekkili iş yerinde haciz yapmasını haklı kılmayacağını, yapılan haczin usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkilinin yapılan haksız işlem dolayısıyla ciddi zararlar gördüğünü, bilgisayarında kayıtlı olan 600'e yakın hibe dosyasını müşterilerine teslim edemediğini, hibe dosyalarındaki malları anlaştığı üzere müşterilerine satamadığını, haksız fill öncesinde düzenli şekilde devam eden kredi ödemelerinin aksadığını, gelir gider dengesinin bozulduğunu,
müvekkiline duyulan güvenin sarsıldığını, müvekkilinin maddi manevi zarar gördüğünü, müvekkilinin iş yerinde haczedilen mahcuzların kendisine ait olduğu gerekçesi ile İstanbul Anadolu 15. İcra Hukuk Mahkemesinde 2018/619 E. sayılı dosyasında istihkak iddiasında bulunulduğunu beyanla davalının haksız fiilinden kaynaklı zararların giderilmesine yönelik 15.000 TL manevi tazminat ve 1.000 TL maddi tazminatın (fazlaya dair tüm talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla) olay tarihi olan 13/02/2018'den itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tazminine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı cevap dilekçesi sunmamıştır. İlk Derece Mahkemesince; "... Dosya kapsamı incelendiğinde borçlu ve davacı şirketlerin ortaklarının Küçükertemiz soy isimlerini taşıdıkları ancak aynı kişiler olmadıkları anlaşıldığından bu anlamda şirketlerin ortaklık yapılarının ayniyetinde söz edilemeyecektir. Ticaret sicil kayıtlarına göre davacı şirket ve borçlu şirketin adreslerinin aynı adres olmadığı, talimat dosyası ile haciz tatbik edilen ... Mah. ... Sk. ...
Karatay/Konya adresinin davacı ... Tarım'a ait adres olduğu, aranan kriterlerden biri olan adreslerin aynı olması hususunun somut olayda gerçekleşmediği görülmektedir.
Haciz sırasında borçlu şirket yetkilisinin hazır bulunması veya aynı alanda(tarım) faaliyet gösterilmesi, davacı bilgisayarında bir takım belgelerin bulunması gibi hususların tek başına organik bağ iddiasını ispatlamadığı değerlendirilmiş, organik bağın varlığı için gerekli iktisadi ve ticari bağımlılığın ve kader birlikteliğinin somut olay bakımından gerçekleşmediği kanaatine varılmıştır.
Netice olarak somut olayda haczin haksız olduğu anlaşılmakla birlikte davacı yanca bankaca kredi notunun düşürülmesi ve hibe dosyalarını teslim edememesi sebebiyle uğradığını ileri sürdüğü maddi zararlarının ispatına yönelik somut bir delil getirilmemiş olup müzekkere cevaplarında da davacının iddialarını ispatlayacak bilgi ve belge gönderilmemiş, davacı, davalının haksız eylemleri neticesinde uğradığı zararları ispatlayamamıştır.
Davacı, bilirkişi raporu sonrası maddi tazminat istemi yönünden davasını talimat yolu ile haczedilen ürünlerin rayiç değeri olan 143.050,00 TL'ye ıslah etmiş ise de talebine konu haczedilen tüm menkullerini geri teslim aldığı anlaşılmış, belirtilen sebeplerle davacının haksız haciz ve muhafaza işlemi sebebiyle ispatlanamayan maddi zararlarının tazmini talebinin reddine karar verilmiştir.
Davacının manevi tazminat istemi yönünden, davacı dava dilekçesi ile, zararın haksız haciz ve muhafaza işlemlerinden kaynaklandığını ileri sürmekte ve haksız fiil hükümlerine dayanmaktadır. Manevi tazminat yönünden TBK 58, (eski BK’nın 49) maddesindeki koşulların oluşması gerekir. Bu maddeye dayalı sorumluluk ise, kusura dayalıdır. Bu itibarla, alacaklının kötüniyetli veya iyiniyetli olup olmadığı da sonuca etkili olup, kusurlu olması gerekmektedir.
Haksız yere bir kimsenin mallarının haczettirilmesi, o kimsenin ticari itibarına saldırı teşkil eder ve BK'nın 49'ncu maddesi gereğince manevi tazminat ile sorumlu tutulmayı gerektiren bir davranış olur. Somut olayda manevi tazminatı ticari itibarının sarsıldığını ve zarar gördüğünü iddia eden davacı şirket bir talepte bulunabilecek olup söz konusu haksız eylem davacı şirket şahsında sonuç doğurmakta, davacı şirketin ticari itibarı ve kişilik hakları zedelenmektedir.
Bu sebeple davacı şirketin ticari itibarının sarsıldığı ve kişilik haklarının çiğnendiği kanaatine varılarak manevi tazminat isteminin kabulüne. Davacının maddi tazminat davasının reddine, Davacının manevi tazminat davasının kabulü ile, 15.000 TL manevi tazminatın 13.02.2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, ..." karar verilmiştir.
Verilen karara karşı davacı vekili ve davalı vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. Davacı vekili istinaf dilekçesinde. Maddi tazminat yönünden davanın reddedilmesinin hukuka aykırı olduğunu belirterek maddi tazminatın reddi yönünden verilen kararın kaldırılmasını talep etmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde.
Borçlunun menkulleri üzerinde yapılan haciz işleminin iik 97 m gereğince yapılan haciz işleminin haksız olduğu iddiasının kabul edilemez olduğunu, haciz kararının yetki yönünden kaldırılması veya icra dosyasında borçlu hakkında yetkisizlik kararı verilmesinin istihkak iddiasında bulunan üçüncü şahsa tazminat hakkı vermeyeceğini, istihkak iddiası hakkında İstanbul 15. İcra Hukuk Mahkemesi 2018/174 E. 2018/135 K. Sayılı kararı ile takibin devamına karar verildiğini, icra mahkmesince verilen takibin devamına dair kararların kesin nitelikteki kararların kesin nitelikte olduğunu,
borçlu ile istihkak iddia eden davacı arasındaki organik bağı ispat eden bir husus ise haciz mahallinde davacıya ait bilgisayarda yapılan arama ile ortaya çıkmıştır. Borçlunun adı bilgisayarın arama kısmına yazıldığında.
"Alacak verecek son, Artım Tarım 2 19/08/2016, Artım Tarım 19/08/2016, Genel Borç Alacak ,Agrozone borç alacak cari ekstre 2016, Agrozone borç alacak çalışması 2016, Hüseyin Abi rehber ve Junior Fatura" gibi birçok evraka rastlanılmış olduğunu, somut olayda maddi ve manevi tazminat talebinin koşullarının oluşmadığını, yerel mahkemece ispatlanamayan maddi tazminat reddedilmiş ise de manevi tazminat bakımından kabul kararı verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi gereğince istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dava. Haksız haciz iddiasına dayalı maddi ve manevi tazminat talebine ilişkindir. Haksız takip ve haciz, haksız fiil niteliğindedir.
Uyuşmazlığa, olay tarihinde yürürlükte bulunan 6098 Sayılı TBK'nun 50. maddesi uygulanmalıdır. Belirtilen hükümler gereğince. Haksız fiilden kaynaklanan tazminat davalarında kural olarak gerçek zarar ilkesi geçerli olup zararın kanıtlanması davacı tarafa, hükmedilecek tazminatın miktarının belirlenmesi ise hakime aittir (Yargıtay 4 HD'nin 2021/17980 E. - 2022/9874 K. Sayılı ilamı).
Haciz isteminin dayanağının bir hak veya alacak olması ve haciz tarihinde mevcut bulunması gerekir. Aksi halde, haksız bir haciz ve buna bağlı olarak da sorumluluk söz konusudur. Eylem ile zararlı sonuç arasında uygun nedensellik bağının bulunması gerek ve yeterlidir. Haciz isteyen alacaklı haksız çıktığı takdirde, borçlunun ve üçüncü şahsın bu yüzden uğrayacakları bütün zararlardan kusursuz olarak sorumludur.
Ancak bu durumda dahi uğranılan maddi zararın ispatı zorunludur (Yargıtay 4 HD'nin 2016/14413 E. - 2019/483 K. Sayılı ilamı). Haksız icra takibi veya hacze dayalı manevi tazminat istemi ise, 818 sayılı BK.'nun 49. maddesinden (6098 sayılı TBK'nun 58. maddesi) kaynaklanan bir sorumluluk olup, kusura dayanan bir sorumluluk türüdür.
Bu sebeple de takip (haciz) yaptıran kişinin takipte veya haciz işleminde kötü niyetli ve kusurlu olduğu olgusu gerçekleşmedikçe ve ağır bir zarar da doğmadıkça manevi tazminatla sorumlu tutulamaz.
Somut olayda davacı tarafın istihkak talebiyle açılan davanın konusuz kaldığı, dava dışı borçlu şirketin yetkilisi olan Mehmet Yılmaz Küçükertemiz ile davacı şirket yetkilisinin akraba olmaları ve davacı şirketle dava dışı borçlu şirketin tarım alanında da faaliyet göstermeleri ve haczin haksız olduğu iddiasının ispat edilemediği anlaşıldığından davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmiş olması isabetli olmadığından davalı vekilinin istinaf isteminin kabulüne karar verilmesi gerekmektedir.Davalı vekilinin istinaf başvurusu kabul edildiğinden davacı vekilinin istinaf başvurusunun incelenmesine yer olmadığına
karar vermek gerekmiştir. Yukarıda açıklanan hususlar gereğince davacı vekilinin istinaf başvurusunun incelenmesine yer olmadığına, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/2. maddesi gereğince kaldırılmasına ancak bu yanılgının giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden davanın reddine, yönünde yeniden karar verilmesi gerektiği gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi, E. 2023/1467, K. 2025/638, 19 Şubat 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama