KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 22 Ekim 2025
- Dosya no
- 2024/1186
- Karar no
- 2025/3917
- İncelenen kararın mahkemesi
- İSTANBUL 15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 30/01/2024
- Numarası
- 2022/886 Esas - 2024/59 Karar
- Davanın konusu
- Tespit
- İstinaf karar tarihi
- 22/10/2025
Karar Metni
1.046 kelime·5 dk okuma·2 bölüm
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla HMK' nın 353.maddesi gereğince dosya incelendi,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacılar vekili dava dilekçesinde. Davalı şirketin müvekkillerinin kişilik haklarına, şeref ve haysiyetlerine saldırmakta, toplumu müvekkillerine karşı kin ve düşmanlığa tahrik etmekte olduğunu, davalı şirket tarafından 06/04/2018 tarihinde "..." logolu kanalda ve kanalın internet sitesinde "...
Neden Kara Popaganda Yapıyor, Hedefi Ne?" başlığıyla yayınlanan haberde ve habere ekli videoda, müvekkillerinin kişilik haklarına saldırı niteliği taşıyan bir video paylaştığını, iş bu haberde yapılan haberlerin, basın özgürlüğü sınırını aşmakta ve müvekkillerinin kişilik haklarına saldırmakta, dolayısıyla hukuka aykırılık yaratmakta olduğunu, haberlerin hiçbir gerçeklik yanının bulunmadığını, sadece karalama amaçlı yapıldığını belirterek, davanın kabulü ile, davaya konu haber ve yayınların durdurulmasına ve önlenmesine, davalı şirkete, davaya konu haberlere ilişkin düzeltme ve kınama yayınlatılmasına,
her bir müvekkili için 5.000,00'er TL olmak üzere toplam 15.000,00-TL manevi tazminat ödemesine hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde.
Davaya konu haberin basın ve yayın özgürlüğü kapsamında kaldığını beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.İlk Derece Mahkemesince; "... davacıların konumu gözetildiğinde kullanılan ifadelerin basın ve ifade özgürlüğü kapsamında kaldığı, davacılar ve benzeri konumda topluma mal olmuş kimselerin bu tür eleştirilere katlanma yükümlülüğünün, ifadelerin Anayasanın 28. maddesi anlamında basın özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılarak şartları oluşmayan tazminat talebinin reddine ..." karar verilmiştir.
Verilen karara karşı davacılar vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. Dairemizce verilen 23/03/2022 Tarih, 2020/1335 E. - 2022/833 K. sayılı ilamında; "... Eldeki dosyada. Taraflardan davacı ...ile davalı ... Haberleşme ve Yayıncılık A.Ş tacir olup, davaya konu zararın davalının yayın eylemi sebebiyle gerçekleştiği iddia olunmuştur. Bu durumda eylem her iki tarafın ticari işletmeleriyle ilgilidir.
Tarafları da tacir olan uyuşmazlığın ticari dava olarak Asliye Ticaret mahkemesinde görülüp çözülmesi gerekmektedir. (Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2017/454 E. 2019/5777 K.) Görev sorunu, kamu düzenine ilişkin olup açıkça veya hiç ileri sürülmese bile yargılamanını her aşamasında mahkemelerce kendiliğinden gözetilir.
Bu durumda İstanbul Adliyesinde müstakil Asliye Ticaret Mahkemesi bulunduğundan mahkemece, davanın görevsizlik sebebiyle usulden reddine karar verilmesi gerekirken işin esasına girilerek karar verilmesi doğru olmamıştır.Açıklanan sebeplerle davacılar vekilinin istinaf talebinin kabulü ile ilk derece mahkemesinin kararının HMK 353/1a-3 maddesi gereğince görev yönünden kaldırılmasına..." karar verilmiştir.
Dairemizin kaldırma kararı sonrasında ilk derece mahkemesince; "... yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda yapılan yayının basın özgürlüğü kapsamında kaldığı kanaati ile davacıyı aşağılayan, kişilik haklarını zedeleyen herhangi bir ifade kullanıldığının tespit edilemediğinden ve manevi tazminat koşullarının oluşmadığı anlaşıldığından davanın reddine ... " karar verilmiştir. Verilen karara karşı davacılar vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.
Davacılar vekili istinaf dilekçesinde. Dava dilekçesi ve aşamalardaki beyanlarını tekrarla, davalı tarafından yayımlanan davaya konu haberin basın ve ifade özgürlüğü sınırlarını aştığını, açmış oldukları davada tazminat koşullarının oluştuğunu beyanla Yerel Mahkeme kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi gereğince istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Dava.
Basın yoluyla kişilik haklarına saldırı iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkindir.Anayasa Mahkemesi'nin emsal nitelikte 17/12/2024 tarih 2022/109219 esas sayılı ilamı ve benzer nitelikteki davalarda vermiş olduğu kararlarında ".... kullanılan dil ve üslup muhatabı açısından rahatsız edici olabilir. Somut unsurlarla desteklenmiyorsa değer yargısı ölçüsüz olabilir.
Ancak Anayasa Mahkemesinin benimsediği gibi demokratik bir toplumun zorunlu temellerinden olan, toplumun ilerlemesi ve bireyin özgüveni için gerekli temel şartlardan birini teşkil eden ifade özgürlüğü, sadece kabul gören veya zararsız yahut kayıtsızlık içeren bilgiler ya da fikirler için değil aynı zamanda kırıcı, şok edici veya rahatsız edici olanlar için de geçerlidir (... (2), B. No: 2013/3178, 25/6/2015, § 35; ..., § 52).
Nitekim basın özgürlüğünün kapsamının demokrasi ile yakın ilişkisinin doğal sonucu olarak bir dereceye kadar abartıya ve provoke etmeye izin verecek şekilde geniş yorumlanması gerektiği kabul edilmelidir (..., B. No: 2013/1047, 15/4/2015, § 66; ... ve diğerleri, § 102).Taraflar arasında mevcut polemik de dikkate alındığında yayının tümüyle keyfî bir kişisel saldırı oluşturduğu söylenemez.
Üstelik davacının toplumsal konumu gereği, kendilerini hedef aldığını iddia ettikleri yazıya cevap verme ve bu cevabı geniş kitlelere ulaştırma imkânına sahip oldukları da gözardı edilmemelidir.
Kaldı ki kişilik haklarına saldırı teşkil ettiği öne sürülen ifadelerin başvurucu üzerinde kayda değer somut bir etki yarattığına dair herhangi bir iddia da bulunmamaktadır." gerekçesiyle Anayasa Mahkemesi'ne yapılan başvuruların reddine karar verdiği gibi, Yargıtay 4. Hukuk Dairesi de emsal nitelikteki pek çok ilamında, aynı şekilde basın ve ifade özgürlüğünün geniş yorumlanması gerektiğine karar vermiştir.
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, davaya konu söz ve ifadeler bir bütün olarak değerlendirildiğinde, yayında geçen ifadelerin ağır eleştiri niteliğinde olup hakaret niteliği taşımamasına,basının haber verme hakkı, toplumun da haber alma hakkının bulunmasına, güncel olan konuların yayıncılık tekniği gereği okuyucunun ilgisini çekmesi için çarpıcı başlıklara yer verilerek iddia kapsamında ve eleştiri sınırları içerisinde aktarılmış olmasına, basın ve ifade özgürlüğünün, sadece toplum tarafından kabul gören, zararsız veya ilgisiz kabul edilen bilgi ve fikirler için değil;
incitici, şoke edici ya da endişelendirici bilgi ve düşünceler için de geçerli olup, bu durumun demokratik toplumun gereği olmasına, açıklanan sebeplerle davaya konu beyanların basın ve ifade özgürlüğü kapsamında kalıp buna göre somut olayda Türk Borçlar Kanunu'nun 58. maddesindeki manevi tazminatın yasal koşullarının oluşmamasına,
İlk Derece Mahkemesi kararında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesi bakımından yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi, E. 2024/1186, K. 2025/3917, 22 Ekim 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama