KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 8 Nisan 2026
- Dosya no
- 2024/3761
- Karar no
- 2026/1739
- İncelenen kararın mahkemesi
- BAKIRKÖY 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 12/09/2022
- Numarası
- 2022/389 Esas-2022/730 Karar
- Davanın konusu
- Tazminat (Haksız İhtiyati Hacizden Kaynaklanan
- İstinaf karar tarihi
- 08/04/2026
- Karar yazım tarihi
- 08/04/2026
Karar Metni
747 kelime·4 dk okuma·2 bölüm
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla HMK' nın 353. maddesi gereğince dosya incelendi,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde. Davalı tarafın müvekillerinin taraf olmadığı....
İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyasından, dosya borçlusu ile müvekillerinin organik bağı olduğu asılsız iddiası ile kötü niyetli olarak haksız ve hukuksuz şekilde haciz yapıldığını, müvekillerinin istihkak iddiasında bulunduğunu, davalının bu yönde bir dava açmadığını, bu şekilde müvekillerinin ticari itibarlarının zedelendiğini belirterek 50.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsilini talep etmiştir.Davalı vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinde.
Müvekillerinin yasal mevzuat çerçevesinde hak arama hürriyetini kullandığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.İlk Derece Mahkemesince; "...Davaya konu.... İcra Müdürlüğü ...
E. Dosyasında işyeri merkezinde yapılan haciz esnasında borçluya ait cari hesap ekstresinin bulunduğu ve borçlunun üçüncü şahıs olan davacının damadı olması sebebiyle alacaklı vekilinin talebi üzerine hacze devam edilerek haczedilen malların yediemin olarak üçüncü şahıs olan davacıya bırakıldığı ve İstanbul .... İcra Dairesi ...
Talimat dosyasında da haciz esnasında borçlu şirket ve yetkilisine ait muhtelif evrak ve belgelerin bulunduğu veborçlunun üçüncü şahıs olan davacının damadı olması sebebiyle alacaklı vekilinin talebi üzerine hacze devam edilerek haczedilen malların yediemin olarak üçüncü şahıs olan davacıya bırakıldığı anlaşılmıştır.
Davalı alacaklı vekilinin talebi üzerine yapılan haczin kanunun verdiği yetkiye dayandığının ve bu yetkinin sınırları içinde kaldığı, zira adresinde haciz talep olunan davacı üçüncü kişi ile icra dosyasının borçlusu arasında organik bağ olduğu düşüncesi ile haciz uygulatılmasında hukuka aykırı bir yön bulunmayıp manevi tazminat yönünden kusur sorumluluğunun söz konusu olduğu,
haksız ihtiyati haciz sebebiyle manevi tazminata hükmedilebilmesi için öncelikle TBK 49.maddesindeki koşulların oluşması gerektiği, davalının kusurunun bulunmadığı davacının manevi tazminat talebinin yerinde olmadığı anlaşıldığından davanın reddine ..." karar verilmiştir. Verilen karara karşı davacı vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. Davacı vekili istinaf dilekçesinde.
Müvekkil şirket ile borçlu şirket arasında organik bağ kuracak herhangi bir belge bulunmadığını, "dosya borçlusuna ait 01/01/2022 tarihinde düzenlenmiş olan ve aradaki ticari bağı ispatlar nitelikteki cari hesap ekstrelerine rastlanmıştır" şeklindeki beyanla da, davalının, borçlu şirket ile müvekkil şirket arasındaki ilişkinin ticari bir ilişkiye dayalı olduğunu bildiği açıkça ikrar edildiğini, manevi tazminat koşullarının oluşması sebebiyle kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi gereğince istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Dava. Haksız haciz sebebiyle manevi tazminat talebine ilişkindir. Haksız icra takibi veya hacze dayalı manevi tazminat istemi, 818 sayılı BK.'nun 49. maddesinden (6098 sayılı TBK'nun 58. maddesi) kaynaklanan bir sorumluluk olup, kusura dayanan bir sorumluluk türüdür.
Bu sebeple de takip (haciz) yaptıran kişinin takipte veya haciz işleminde kötü niyetli ve ağır kusurlu olduğu olgusu gerçekleşmedikçe ve ağır bir zarar da doğmadıkça manevi tazminatla sorumlu tutulamaz.Somut olayda.
Haciz esnasında borçluya ait cari hesap ekstresinin bulunmasına göre davalının, kötü niyetli ve ağır kusurlu olduğu ispat edilemediğinden manevi tazminat talebinin reddine karar verilmesi isabetli olup davacı vekilinin istinaf isteminin reddine karar verilmesi gerekmiştir.
Dosyadaki belgelere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar ve gerekçe içeriğine göre, ilk derece mahkemesi kararında davanın esasıyla ilgili tarafların gösterdiği hükme etki edecek tüm delillerin toplandığı, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, kararın usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi, E. 2024/3761, K. 2026/1739, 8 Nisan 2026 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama