KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 28 Kasım 2019
- Dosya no
- 2019/134
- Karar no
- 2019/573
- İncelenen kararın mahkemesi
- BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 07/07/2017
Karar Metni
1.589 kelime·8 dk okuma
Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ Davacılar Vekili dava dilekçesinde özetle.
23/12/2012 tarihinde, davalı ...'nin ZMS sigortacısı, davalı ...'ın maliki-işleteni, davalı ...'ün sürücüsü olduğu ... plakalı aracın direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu sola kayarak yaya kaldırımında bulunan davacılara çarparak yaralanmalarına neden olduğunu, kaza sonucunda müvekkili ...'in hayati tehlike geçirdiğini, müvekkili ...'in 24/12/2012 tarihinden 30/12/2012 tarihine kadar çalışamaz hale geldiğini, davacıların maddi ve manevi zarara uğradıklarını iddia ederek,
fazlaya ilişkin haklarının saklı tutulması kaydı ile ... için 200,00 TL, ... için 200,00 TL, ... için 600,00 TL olmak üzere şimdilik toplam 1.000,00 TL maddi tazminatın davalılar ... ve ...'tan kaza tarihi olan 23/12/2012 tarihinden itibaren, davalı ...'den ise poliçe limiti kapsamında dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, ... için 3.000,00 TL, ... için 3.000,00 TL,
... için 9.000,00 TL olmak üzere toplam 15.000,00 TL manevi tazminatın davalılar ... ve ...'tan kaza tarihi olan 23/12/2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ...
Sigorta Şirketi Vekili cevap dilekçesinde özetle; kazaya karıştığı belirtilen ... plakalı aracın kaza tarihi itibariyle müvekkili nezdinde ZMSS poliçesi ile sigortalı bulunduğunu, müvekkilinin sorumluluğunun sadece daimi sakatlık nedeniyle uğranılan işgücü kaybı ile sınırlı olduğunu, geçici iş göremezilik tedavi gideri ve diğer maddi taleplerinin poliçe teminatı dışında olduğunu iddia ederek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalılar ... ve ...
Vekili cevap dilekçesinde özetle; davacıların dilekçelerinde belirttikleri üzere müvekkilinin %100 kusurlu olmadığını, kazanın akabinde sürücü ...'ün alkol testine tabi tutulduğunu, bulunan alkol oranının sınırın altında çıktığını, bu nedenle kazanın oluşumunu alkole bağlamanın yersiz olduğunu, davacıların yaya kaldırımından inip yol tarafından dikkatsiz bir şekilde geçmek istemeleri neticesinde bu kazanın meydana geldiğini iddia ederek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince; "davacıların davasının kabulü ile; davacı ... için 836,50-TL, ... için 836,50-TL ve ... için 165.130,11-TL olmak üzere toplam 166.803,11-TL maddi tazminatın davalılardan alınarak davacılara verilmesine, Davalılar ... ve ... yönünden 1.000,00-TL yönünden olay tarihi olan 23/12/2013 tarihinden, 165.803,11-TL yönünden ıslah tarihi olan 18/05/2016 tarihinden itibaren, davalı ... şirketi yönünden ise dava tarihi olan 28/01/2013 tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasına,
davacı ... ve ... için 3.000,00'er TL ... için 9.000,00-TL olmak üzere toplam 15.000,00-TL manevi tazminatın davalılar ... ve ...'tan alınarak davacılara verilmesine, kaza tarihi olan 20/12/2012 tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasına, davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden davacı yararına takdir edilen 15.898,15-TL vekalet ücretinin davalıdan(14.578,60-TL lik kısmından tüm davalıların bakiye 1.319,55-TL lik kısmından davalılar ... ve ...'ün sorumlu tutulmasına) alınarak davacıya verilmesine" karar verilmiştir.
Bu karara karşı davacılar vekili ve davalı ... vekili istinaf kanun yoluna başvurmuşlardır. Davacılar Vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava dilekçelerinde maddi tazminat için davalı ...
Şirketi yönünden dava tarihi olan 28/01/2013 tarihinden itibaren avans faizi, diğer davalılar yönünden ise maddi ve manevi tazminat için olay tarihinden itibaren yasal faiz ve davalılar arasında teselsül hükümlerinin uygulanmasını talep ettiklerini, ıslah dilekçesinde de aynı taleplerde bulunduklarını ancak Mahkemece hatalı karar verildiğini, alacağı doğuran sebebin esasen haksız eylemden kaynaklandığına göre, dava dilekçelerindeki talepleri doğrultusunda karar verilmesi gerektiğini, ıslah dilekçesi verilmesi ile dava dilekçesindeki faiz başlangıç tarihinin değiştirilemeyeceğini, Mahkemece 15.000,00 TL manevi tazminata hükmedildiğini,
kabul edilen manevi tazminatlar bakımından her bir davacı yararına ayrı ayrı nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini, kararın bu yönlerden usul ve yasaya aykırı olduğunu belirtmiştir. Davalı ...
Vekili istinaf dilekçesinde özetle; toplamda 15.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesinin hakkaniyete aykırı olduğunu, müvekkilini sıkıntıya sokacak ve davacıları sebepsiz şekilde zenginleştirecek nitelikte olduğunu, müvekkilinin kazaya karışan aracın işleteni olmadığını, söz konusu aracın 19/12/2012 ile 03/01/2013 tarihleri arasında ... üzerinden diğer davalıya verildiğini belirtmiştir.
HMK'nın 355. maddesi kapsamında istinaf itirazları ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda: Dava, TBK'nın 54. ve 56. maddeleri kapsamında trafik kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Dosya kapsamından. 23/12/2012 tarihinde, davalı ...
Sigorta Şirketi'nin ZMS sigortacısı, davalı ...'ın maliki-işleteni, davalı ...'ün sürücüsü olduğu ... plakalı aracın davacılara çarpması sonucu trafik kazasının meydana geldiği, kazanın meydana gelmesinde davalı sürücü ...'ün asli ve tam kusurlu olduğu,
bilinçli taksirden dolayı davalı sürücünün cezalandırılmasına karar verildiği ve kararın kesinleştiği, kaza sonucunda, Adli Tıp Kurumu 3.Adli Tıp İhtisas Kurulunun raporlarına göre davacı ...'in sürekli maluliyet tayinine mahal olmadığı ve iyileşme süresinin kaza tarihinden itibaren 3 haftaya kadar uzayabileceği, davacı ...'in sürekli maluliyet tayinine mahal olmadığı ve iyileşme süresinin kaza tarihinden itibaren 3 haftaya kadar uzayabileceği, davacı ...'in kaza nedeniyle %16.0 oranında meslekten kazanma gücünden kaybetmiş sayılacağı ve iyileşme süresinin kaza tarihinden itibaren 24 ay olduğunun mütalaa edildiği anlaşılmıştır.
Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun değerlendirilmesinde: Dava, trafik kazasından kaynaklanmıştır. Dolayısıyla maddi ve manevi tazminatlar yönünden, araç sürücüsü ve işleteni olan davalılar ... ile ... bakımından kazanın gerçekleştiği tarihte muacceliyet oluşmuştur. Bu durumda, davalılar ... ile ... yönünden faiz başlangıç tarihinin, dava dilekçesinde talep edilen ve ıslah ile talep edilen ayrımı yapılmaksızın tüm tazminatlar için kazanın gerçekleştiği tarih olmalıdır.
Davalı ... Şirketi yönünden ise yine dava dilekçesinde talep edilen ve ıslah ile talep edilen ayrımı yapılmaksızın maddi tazminat yönünden, davacılar vekilinin talebi doğrultusunda, faiz başlangıç tarihi, dava tarihi olmalıdır. Başka bir deyişle, davacılar vekilinin bu yöndeki istinaf iddia ve itirazı yerindedir. Davacılar vekili, dava dilekçesinde maddi ve manevi tazminat ayrımı yaparak sorumlu olan tüm davalılar hakkında teselsül hükümlerinin uygulanmasını talep etmiştir.
Davalılar birlikte zarara sebebiyet verdiklerinden TBK'nın 61.maddesine göre müteselsilen sorumludurlar. Dolayısıyla, davacılar vekilinin bu yöndeki istinaf iddia ve itirazı yerindedir. Davacılar arasında zorunlu dava arkadaşlığı değil, ihtiyari dava arkadaşlığı bulunmaktadır. Ayrıca maddi ve manevi tazminat davaları birbirinden bağımsız davalardır.
Bu nedenle davacıların her biri için hükmedilen maddi ve manevi tazminat miktarları yönünden ayrı ayrı nispi vekalet ücretlerine hükmedilmesi gerekmektedir. Başka bir deyişle, davacılar vekilinin bu yöndeki istinaf iddia ve itirazı da yerindedir.
Davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun değerlendirilmesinde: Olayın meydana geliş şekli, davalı sürücünün olayın meydana gelmesinde asli ve tam kusurlu olması, eyleminin, ceza mahkemesi kararıyla bilinçli taksir olarak nitelendirilmesi ve kararın kesinleşmesi, davacıların yaralanmalarına ilişkin Adli Tıp Kurumu raporları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesi birlikte değerlendirildiğinde; davacılar lehine hükmedilen manevi tazminat miktarlarının, manevi tazminat müessesesinin amacına ve hakkaniyete uygun olduğu kanısına varılmıştır.
Başka bir deyişle, davalı vekilinin, manevi tazminat miktarlarına yönelik istinaf iddia ve itirazı yerinde değildir. Kazaya karışan aracın kiraya verildiği iddiası, davalı vekilince cevap dilekçesinde ileri sürülmemiştir. Davalı vekili 30/06/2016 tarihli "ıslah dilekçesine karşı beyan ve itirazlarımızdan ibarettir" konulu dilekçesinde bu iddiayı ileri sürmüş, ancak iddiasını ispat için, taraflar arasında her zaman düzenlenmesi mümkün olan adi yazılı bir belge ibraz etmiştir.
İbraz edilen belge, davalı vekilinin bu iddiasını ispata yarar bir belge değildir. Dolayısıyla davalı vekilinin bu yöndeki istinaf iddia ve itirazı da yerinde değildir. Yukarıdaki açıklamalar ve tespitler çerçevesinde; davalı ...
Vekilinin istinaf başvurusunun, HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine, davacılar Vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, HMK'nın 353/1-b/2. maddesi gereğince İlk Derece Mahkemesi kararının düzeltilerek aşağıda yazılı olduğu şekilde esas hakkında yeniden hüküm kurulmasına karar verilmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesi, E. 2019/134, K. 2019/573, 28 Kasım 2019 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama